|
V.BÖLÜM
4. BELLEME ÇERÇEVESİ
Tanımı: Belleme okuma esnasında edinilen bilginin
istenildiğinde çağrılabilecek şekilde hafızaya yerleştirilmesi
sürecidir. Hafıza konusu son bölümde daha ayrıntılı olarak
ele alınacaktır.
Bu güne kadar yüzlerce kitap okuduğumuzu biliyoruz. Eğer bu
kitapların içeriklerini hafızamızda tutabilseydik şimdi
profesyonel bilgi uzmanları olurduk. Oysa belki de yüzlerce kitap
okuduk ve metinleri okurken kavramıştık, öğrendiğimizi sanmıştık.
Hala kitap okumaya devam ediyoruz. Ama kitap okuduktan 48 saat sonra
hafızamızı yokladığımızda kitaptan aldığımız bilginin en
az % 80’inin kaybolduğunu görüyoruz. Neden?
Nedeni: Bu sorunun temel nedeni belleme yeteneğimizi,
bellemenin çalışma kurallarına uygun olarak kullanmıyor olmamızdır.
Zihnimizde herhangi bir hastalığın tedavisine uğraşmayacağız.
Veya zihnimizi değiştirmeyeceğiz. Sadece temel bir kısım hafıza
kurallarını kullanacağız. Hafıza sisteminin geliştirilmesi ayrı
bir sorundur. Her insan sahip olduğundan çok daha güçlü bir hafıza
geliştirebilir. Biz burada bellemeden bahsederken mevcut hafıza
yeteneğimizi etkin kullanmaktan söz etmiş oluyoruz.
Yapılan araştırmalar bazı şartlar altında bilginin hafızaya
daha kolay ve daha doğru olarak yerleşebildiğini göstermektedir.
Unutmayalım. Her bilgi hafızamızda kaydedilmektedir. Sorun bu
bilgileri çağırabilecek şekilde kaydetmemektir. Belleme genel
hayat akışımızı çok fazla etkiler.
Çözümü:
1. SQRRR/İSOHT Kuralına Uygun Okuyun
Çok iyi bir belleme düzeyi kazandıran okuma, 5 aşamadan oluşur.
Bunların ikisi etkin kavrama için okuma öncesi ve ikisi de etkin
kavrama için okuma sonrasıdır. Baş harfleri yukarıda verilen bu
kuralı açalım: İngilizce kelimeleriyle; Survey, Question, Read,
Remember, Repeat, Türkçe kelimeleriyle; İncele, Sorgula, Oku, Hatırla,
Tekrarla... Bu aşamalarda hangi çalışmaları yapacağız:
a)İnceleme: Bu aşama soru sorabilmeye temel olabilecek
tespitlere ulaşmamızı sağlar. Kitap okuyacaksınız: yazarını,
kitabın adını, yayınevini, yayın yılını inceliyorsunuz. Ardından
içindekiler, önsöz, son söz bölümlerini okuyorsunuz. Bu arada
varsa kitabın her bölümünün sonundaki özetleri okuyorsunuz; tüm
sayfaları çevirerek her bölümde yazılanların genel görünümünü
inceliyorsunuz. 300 sayfalık normal ebatlarda bir kitap için
gerekli asgari inceleme süresi 30 dakika olabilmelidir. Hatta İngiliz
yazar Rowntree bu konuda daha da ileri giderek bir saatte okunacak
kitabın 30 dakika incelenmesi gerektiğini ileri sürmektedir.
b)Sorgulama: İncelerken edineceğiniz bilgilere dayalı
olarak devamlı sorular soracaksınız. Şurası kesindir; sevap
bulmamızı garanti eden sır soru sormuş olmamızdır. Okumadan önce
ne kadar çok soru sorabilirseniz, okuduktan sonra o kadar çok
cevap alacağınız kesindir. Sorularınız ne kadar anlamlı, önemli
ve derinse, cevaplar da o kadar anlamlı, önemli ve derin olacaktır.
Sürekli sormak suretiyle sorabilme yeteneğimizi geliştirebiliriz.
Herhangi bir kitap okuyacaksınız: Yazarını tanıyor musunuz?
Yazar, konusu hakkında ne kadar güvenilir olabilir? Yayınevi ne tür
eserler yayınlıyor, ciddiyet derecesi nedir? Yayın tarihine göre
bilgiler ne derece taze olabilir?
Kitabın konusu nedir? Olay hangi açıdan sınırlandırılmaktadır
ve anlatılmaktadır? Anlatılan konuda neler biliyorsunuz?
Bildiklerinizi ne zaman nasıl öğrendiniz? Bildiklerinizle kitabın
konusu arasında nasıl ilişki kurabilirsiniz? Kitabın bölümleri
arasındaki bağ ne derece mantıklı ve bu bağlar ne derece kitabın
adına bağlanabiliyor.
Bunlara benzer yüzlerce soru sorabilmelisiniz. Bu aşamanın en
önemli yanı sistemli çalışmanın kapısını açmasıdır.
Unutmayalım: Dimmet, “Sistemli düşünmeyi alışanlık haline
getirmedikçe tahsilin hiç bir kıymeti yoktur” der. Sistemli düşünmek
sistemli çalışmakla mümkündür.
c)Okuma: Okumanın kendisi yukarıda anlatılmıştır.
Burada üzerinde ayrıca durulmayacaktır.
d)Hatırlama: Eğer bilgiyi edindikten sonra kendi
ifadelerimizle zihnimizden canlandırmazsak o bilgiyi hiçbir zaman
kullanmamız mümkün olmaz. Kullandığımız tüm bilgiler
edindikten sonra mutlaka en az bir defa hatırladığımız ve içimizden
ifade ettiğimiz bilgilerdir. Bunlar arasında en çok hatırladıklarımız
en çok kullanabileceğimiz bilgilerdir. Bir diğer deyişle hatırladığımız
her bilgi dokunduğumuz, gördüğümüz, konuştuğumuz bilgidir.
Bilgiyi bir defa sahiplendik mi tüm hayat boyunca bizim olması için
kapı açılmış olur.
Hatırlama çalışması okuma esnasında her sayfanın veya her
bölümün sonunda yapılabilir. Hatırlamanın nerede yapılması
gerektiği okunan metnin içerik ağırlığına göre değişebilir.
Çok ağır metinlerde her paragrafın sonunda biraz duraklayıp hatırlama
yapılmalıdır. Profesyonel okuyucular, duraklama sayısını
azaltarak bu işi okuma esnasında da yapabilme yeteneğini geliştirebilir.
Hatırlama’da iki önemli kavram: İşaret taşları ve hatırlama
duraklarıdır. Okuma esnasında önemli fikir taşıyan cümlenin
en önemli kelimesine bir işaret koymalısınız. Bu tür kelimeler
işaret taşlarıdır. Ardından çok ağır metinlerde paragraf
sonlarında, hafif metinlerde sayfa veya küçük bölüm sonlarında
duraklama yapılacaktır. Tam bu esnada tüm fikirler arasındaki
ilişki kurulacaktır.
e)Tekrarlama: Bilgiyi ilk hatırlamakla ona sahip olmanın
kapısını açmış oluruz ama onu tekrarlamazsak hayatımızın
sonuna dek bizim olmasını sağlayamayız. Bir saat boyunca kitap
okudunuz veya ders çalıştınız. Bu sürenin son 5-10 dakikasını
tekrarlama çalışmasına ayırmalısınız. O ana kadar ne
okudunuz? Okuduklarınız arasında nasıl bir bağ kurabilirsiniz?
Simdi hafızanızda hangi bilgiler kaldı? Bu ilk hatırlama çalışması
son derece önemlidir. Okuma bittikten ve çalışma ortamından ayrıldıktan
sonra, bilgiyi ömür boyu korumak için gerekli olan sistemli
tekrar biçimi üzerinde durulmalıdır.
2.Bilgiyi Sistemli Tekrar Edin
Tekrarlama olmadan bilgi uzun süreli hafızaya
kaydedilmeyecektir. Yapılan araştırmalar bu tekrarın sistemli
yapılması halinde daha az emekle ve daha hızlı şekilde uzun süreli
hafızaya kaydolabildiğini göstermektedir. Amerika’da bir
kolejin internet sayfaları arasında dolaşırken okuduğum, tekrar
konusundaki şu sözü çok doğru buldum: “Öğrendikten 24 saat
geçtikten sonra tekrar ettiğiniz bilgi tekrar ettiğiniz değil
yeniden çalıştığınız bilgidir.” Çünkü 24 saat içinde
bilginin en az %80’i kaybolmakta ve o süre sonunda ancak yeniden
okuma veya yeniden öğrenme amacıyla çalışmak gerekmektedir.
Kalıcı belleme şu süreci takip eder:
Duyulardan gelenler görüntü, ses, koku, tat, dokunma, duygular
vs. Çok kısa süreli hafıza; 20-30 saniye kalıcılık; bilgi
elektriksel yapıda Kısa süreli hafıza; 20 dakika-1 gün; bilgi
elektrokimyasal yapıda Uzun süreli hafıza; beyin-nöron yaşadığı
sürece; bilgi kimyasal yapıda Bilgi önce duyular yoluyla
elekriksel olarak alınır, çok kısa süreli hafızaya taşınır;
burada 30-30 saniye kadar kalabilir; buradan ayrılan bilgi ya yok
olur ya da kısa süreli hafızaya taşınır. Elektro kimyasal yapıda
bulunan bilgi burada, alınma gücüne göre 20 dakika ile bir gün
arasında bekler. Buradan ayrılan bilgi ya yok olur ya da uzun süreli
hafızaya taşınır. İşte bilginin ikinci aşamadan üçüncü aşamaya
taşınması ancak henüz tam haliyle orada iken elektrikle uyarılması
ve böylece kalıcı hafızaya taşınması için yeterli enerjiye
sahip olmasıyla mümkündür. Bu işi yapan çözüm yolu
tekrarlama yapmaktır. En az maliyetli tekrarlama ise şu şekilde
yapılmalıdır : Bir saat içinde alınan bilgi tekrar sistemi ;
- 1. tekrar: 10 dakika geçtikten sonra 10 dakika süreyle
2. tekrar: 24 saat geçtikten sonra 5 dakika süreyle
3. tekrar: 1 hafta geçtikten sonra 3 dakika süreyle
4. tekrar. 1 ay geçtikten sonra 3 dakika
5. tekrar: 6 ay geçtikten sonra 3 dakika
6.tekrar 1 yıl geçtikten sonra 3 dakika şeklinde olmalıdır.
Böyle bir tekrar sistemi sayesinde bilgi ömür boyunca bizim
malımız olacaktır.
3.Beyin Haritalaması Tekniğini Kullanın:
Amerika Birleşik Devletleri California üniversitesinden Prof.
Robert Ornstein’in araştırmaları insan beyninin sağ ve sol
loblarının farklı çalıştıklarını ortaya koymaktadır. Sol
lob ayrıntı , matematik, soyut gibi alanların merkezi iken sağ
lob şekil boyut, renk, müzik gibi alanların merkezi olarak çalışmaktadır.
Bu bulgudan hareketle İngiliz beyin uzmanı Tony Buzan “Mind
Mapping” olarak bilinen beyin haritalaması tekniğini geliştirmiş
ve eğitimin hizmetine sunmuştur. Bu tekniğin temel mantığı,
soyut bilgilerle görüntünün bir araya getirilmesi ve böylece sağ
ve sol beyin loblarının aynı bilgi üzerinde birlikte çalışmalarının
sağlanmasıdır. Zira Ornstein’in araştırmaları her iki beyin
loblarını birlikte kullanan kişilerin beyin etkinliklerinin 10-15
kat artabildiğini göstermektedir. Tony Buzan bu bulgu paralelinde
bilginin şekil ve grafklerle not edilmesini sağlayan bir sistem
geliştirmiş ve bu sisteme Mindmapping- Beyin Haritalaması Tekniği
denilmiştir.
4.Bilgiyi Yerleşik Bilgilere Bağlayın:
Bilgiyi bellemenin en kolay yolu onu hafızada yerleşik bir başka
bilgi ile ilişkilendirmektir. Bu yapılırken aradaki bağlantının
mantıklı olması şart değildir. Eğer bağlantıyı mantıklı
kurmuşsanız sol lobunuzu, mantıksız kurmuşsanız sağ lobunuzu
kullanmış olursunuz. Bol bol bağlama çalışmaları yaparak bu
yeteneğinizi geliştirebilirsiniz.
5.Diğer Belleme Tekniklerini Kullanın
-
- a)Bilgiyi Abartın:
b)Önemli Bilgiyi Çalışma Başında ve Sonunda Alın:
c)Bilgiyi farklılaştırın:
d)Bilgiye Duyularınızı Katın:
e)Bilgiye Duygularınızı Katın:
f)Duyuları Filme Çevirin:
Hızlı
Okuma İlk Sayfaya Dönüş
|