Konular
Ana Sayfa
Kamunun Fonksiyonları
Kamunun Ekonomiye Müdahalesi 
Pareto Optimumu
Dışsallıklar ve Dışsallık Türleri
Dışsallıklarda Piyasa/Kamu Çözümleri
Kollektif Karar Alma Mekanizması
Kamu Harcamaları: Türleri ve Analizi
Kamu Gelirleri: Türleri ve Analizi
Yerel Yönetimler
KİTLER
Parafiskal
Sosyal Güvenlik Kuruluşları
Fonlar
Ögrenciler için
spacer.gif (67 bytes) spacer.gif (67 bytes)
 YRD.DOÇ.DR. İSMAİL GÜNEŞ 
spacer.gif (67 bytes)KAMU MALİYESİ WEB SİTESİ
Ders İçeriği Konu Listesi Sınav Sonuç Projeler Sorularınız Kaynaklar Bağlantılar Ana Sayfa

Gelir Vergisi  Kurumlar Vergisi Harcama Üzerinden Alınan Vergiler KDV Servet Vergisi      

SERVET ÜZERİNDEN ALINAN VERGİLER

Olağanüstü Servet Vergisi

            Olağanüstü servet vergisi, kişilerin servetinin tümü üzerinden, önceden belirlenmemiş bir tarihte alınan ve gelecekte tekrarlanmayacağı umulan bir vergi türüdür. Genellikle savaş gibi olağanüstü dönemlerde ya da bunu izleyen tarihlerde alınan bir vergidir.

            Olağanüstü servet vergisi, kamu oyunda fazla bekleyiş yaratmadan uygulamaya konulabilmişse ve mükelleflere gelecek dönemde tekrarlanmayacağı hususunda güven sağlanmışsa bu durumda verginin bir ikame etkisinden bahsetmek mümkün olmaz ve tüm etkisi gelir etkisinden ibaret kalır. Yani, vergi iktisadi sistemin işleyişini fazla değiştirmeden özel kesimden kamu kesimine gelir aktaran bir vergi niteliği taşır.

Olağan (sürekli) Servet Vergisi

            Olağan servet vergileri vergi sisteminin içine, sürekli olarak uygulanmak üzere sokulmuştur. Servete yönelen bir verginin sürekli uygulanabilmesi için, uzun dönemde servet farklarını bir ölçüde azaltsa bile, kişisel serveti yok etmemesi zorunluluğu vardır. Şu halde, böyle bir vergi, servet üzerinden alınsa, diğer deyişle matrahını servet teşkil etse bile, esas olarak, kişilerin gelirinden ödenebilmelidir. Dolayısıyla, olağan bir servet vergisi oranının buna imkan verecek kadar düşük tutulması gerekir (Uluatam, 1991: 288).

Emlak Vergisi

            Bir kimsenin malvarlığı içinde bulunan değerler o kimsenin vergi ödeme gücünün bulunduğuna da karinedir. Emlak Vergisi Kanunu başlıca üç kısımdan oluşmuştur. Birinci kısımda, bina vergisi, ikinci kısımda arazi vergisi ve üçüncü kısımda her iki vergiye ilişkin hükümler yer almıştır.

            Emlak Vergisi Kanunu, malikin bulunması halinde dahi, bina üzerinde eğer intifa hakkı varsa, verginin bu hak sahibi tarafından ödenmesini, yani onu mükellef olarak kabul etmiştir. Gerçi bina vergisini doğuran olay mülkiyettir. Bu anlamda, terk edilmiş olup maliki bulunmayan bir bina için de vergi borcu doğmaz. Bu bakımdan aslında bina vergisinin, binanın maliki adına doğmuş olması gerekirse de, kanun koyucu, üzerinde intifa hakkı bulunan bir binanın vergisinin, kuru mülkiyete sahip bulunan maliki tarafından ödenmesini uygun görmemiş, verginin intifa hakkı sahibince ödeneceğini hükme bağlamıştır.

            Arazi ve bina vergilerinde tarh, tahakkuk ve tahsil işlemleri 1936 yılından beri, il özel idarelerince yürütülür ve belediyelere belirli bir pay verilirdi. Emlak Vergisi Kanunu bu vergileri devlete devretmiş ve idaresini Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerine vermişti. Son olarak da 3239 sayılı kanunla bu vergi Belediyelere devredilmiştir. Ancak bu kanun değişik 38. maddesine göre, Belediyeler tarafından tahsil edilen Emlak Vergisinin % 15 özel idareler payı, bu pay ayrıldıktan sonra kalan miktarın % 20’si büyükşehir belediyesi payı olarak ayrılır (Erginay, 1995: 258,259,267).

 Motorlu Taşıtlar Vergisi

            Yurdumuzda ilk kez 1957 yılında 6906 sayılı kanunla yalnız kara taşıtlarına ilişkin Hususi Otomobil Vergisi Kanunu ile böyle bir servet vergisi konulmuştu. Bu kanun daha sonra 1963 yılında kaldırılarak yerine 197 sayılı “Motorlu Kara Taşıtları Vergisi Kanunu” kabul edilmiştir. Bu son kanun isminden de anlaşıldığı üzere yalnız motorlu kara taşıtlarını vergi mevzuuna almışken yeni çıkarılan 1980 tarih ve 2348 sayılı kanunla, verginin mevzuuna uçaklar, helikopterler ve deniz taşıtları da alındığı için, kanunun başlığı “Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu” şeklinde değiştirilmiş ve 15 maddesi de yeniden düzenlenmiştir.

            Motorlu Taşıtlar Vergisinin Mevzuunu kısaca maddeler halinde özetlersek;

            a.) Karayolları Trafik Kanununa göre trafik şube veya bürolarını kayıt ve tescil edilmiş bulunan motorlu kara taşıtları,

            b.) Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüne kayıt ve tescil edilmiş olan uçak ve helikopterler,

            c.) Liman veya belediye siciline kayıt ve tescil edilmiş olan motorlu deniz taşıtlarıdır (Erginay, 1995: 268,269).

 Veraset ve İntikal Vergisi

            Bu vergi, yurdumuzda, Osmanlı İmparatorluğu zamanında uygulanan ilk şekline göre, gayrimenkullerden, bunların veraset yoluyla mülkiyetinin intikali sırasında ferağ harcı, ivazsız intikali sırasında intikal harcı ve menkullerden de bunların maliklerinin ölümü halinde idarece tahriri sırasında tahrir harcı alınırdı. Cumhuriyet döneminde, gerek veraset gerekse bağış yoluyla olsun, gayrimenkul ve menkul malların ivazsız intikalleri 1926 tarih 797 sayılı Veraset ve İntikal Kanunu kapsamına alınmıştı.

            Bankalar, sigorta şirketleri, mahkeme ve icra daireleri gibi kanunun 17. maddesinde sayılan kuruluşlar, Veraset ve İntikal Vergisinin mevzuuna giren herhangi bir para veya senet verebilmek için, önceden, verginin ödenmiş olduğuna dair vergi dairesinden verilmiş bir tasdikname isterler. Tasdikname getirmeyen hak sahiplerine ödeme yapmadan önce vergi oranlarının bulunduğu cetvele göre % 10, % 15 ve % 20 oranlarında tevkifat yapmak zorundadırlar. Kesilen vergiler en geç bir hafta içinde, ilgili vergi dairesine yatırılır. Örneğin, ölenin bir banka mevduatına mirasçı olarak hak kazanan bir kişiye vergi ilişiğinin kesilmiş olduğu tespit edilmedikçe % 20 kesilmek suretiyle bu mevduat ödenebilir. Gaiplik halinde ise mirasçının veya murisin zuhurunda tarh, tahakkuk ve tahsil edilen veraset ve intikal vergisinin ya düzeltilmesi veya ölüm kaydının silinmesi halinde verginin iade edilmesi gerekir (Erginay, 1995: 273, 280).

Taşıt Alım Vergisi

            1970 yılında çıkarılan 1318 sayılı Finansman Kanununda yer alan Taşıt Alım Vergisi de menkul bir mal olarak taşıtın bedel karşılığı veya başka bir şekilde intikali nedeniyle alındığı için, servet transferi üzerinden alınan vergiler grubuna girmektedir.

            Taşıt Alım Vergisinin Mevzuu kısaca taşıtların;

            a.) Her ne şekilde olursa olsun iktisap edilmesi,

            b.) Yurt dışında iktisap edilerek Türkiye’ye ithal edilmesi,

            c.) Vekaletname ile tasarruf hakkının devralınmasıdır.