HICK
KALDOR ÖLÇÜTÜ: TAZMİNAT ÇÖZÜMÜ
Pareto kriterini kullanabilme olanağı kalmadığı
durumlarda öncelikle Kaldor tarafından öne sürülen
ve sonrasında Hicks’in benimsediği zararı karşılama
ya da tazmin ilkesine başvurmak Pareto kriterlerine
adeta bir uzantı kazandırmakta ve tekrar bu kriteri
kullanma olanağı sağlamaktadır. Hicks-Kaldor ölçütü
bireyler arası yarar karşılaştırmasını dolaylı
olarak gerçekleştirmektedir.
Meydana
gelen herhangi bir değişim sonucunda bazı kişi
veya gruplar diğerlerine oranla daha fazla fayda elde
ederken bu durum diğerlerinin aleyhine gelişmiş
olabilir. Değişmeden fayda elde eden kişiler zarar
eden kişiler, kayıplarını karşıladıkları
halde, yine de, kazançlı durumda iseler, toplumun
refahında bir artış olduğunu kabul etmek gerekir.
Şekil-12:
Hicks Kaldor Ölçütü
Şeklin
a panelinde gösterilen bu duruma göre, toplum açısından
E durumu A durumuna tercih edilebilir ancak ;E
durumundan yararlanmış olanlar, bu durumdan zarar görenlerin
kayıplarını tazmin edeceklerdir fakat, bu zararı
karşılamalarına rağmen yine de eski durumlarına
oranla kazançlı
olacaklardır. Kaldora’a göre A’dan E durumuna geçişin
refah artışı doğurması toplam kazancın toplam
kayıptan büyük olmasına bağlıdır.
Şeklin
b panelini yardımıyla Kaldor kriterlerini
incelersek, T –T1 refah sınırını göstermektedir
(Ülken,1972:168). Refah sınırlarıyla orijin arasındaki
alanda A noktasından
refah sınırı üzerindeki E noktasına geçildiğinde
birinci bireyinin tatmin düzeyinde azalma
meydana gelirken ikinci bireyinin tatmininde artış
olmaktadır. E noktasındaki
test koşullarının gerçekleşebilmesi için
ikinci bireyin birinci bireye tazminat ödemesi
gerekmektedir. Böyle bir uygulama sonucu iki birey başlangıçtaki
tatmin düzeylerini artırma olanağı bulacaklardır(
Özakman,1995:47).
Hicks'e
göre E durumunun ilk duruma oranla sosyal açıdan
tercih edilmesi için, E noktasında avantajları
olmayanlar, avantajı olanları ikna edebilmek olanağına
sahip değildir. .Kaldor’da ise Pareto kriterlerinin
uygulanamayacağı bir durumda dahi, teklif edilen bir
politikanın kabul edilmemesi için, kazançlıların
kaybedenlere bu teklifi kabul ettirmesi olanağı vardır.
Kaldor yaklaşımında kaybeden değişme için bir
izin verme durumundadır, Hicks
yaklaşımında ise
kazançlı çıkma umudunu taşıyanlar
kaybedenlerin iznini almaksızın değişmeyi başlatabilir.
Teorik alanda kalsa bile Kaldor ve Hicks'in zararı
karşılama ilkesinden her zaman doğru sonuçlar çıkarmak
mümkün değildir.
Ekonomik
faaliyetlerin yaratacağı bir negatif dışsallık
olayının nasıl içselleştirileceği konusundaki
tazminat çözümü yaklaşımını bir örnekle ele
alalım. Bu örneğimizi Şekil-13 yardımıyla açıklamaya
çalışacağız. Şekildeki varsayımlarımız ise şunlardır;
·
Çimento fabrikası (A) üretim sonucunda negatif dışsallığa neden
olmaktadır.
·
Çimento fabrikasının üretiminden fabrikanın yanındaki tarım
arazisi sahibi çiftçi B olumsuz olarak
etkilenmektedir.
·
KK =A’nın her ilave üretim miktarından elde ettiği marjinal kazanç
eğrisidir
·
ZZ= B’nin her ilave üretim miktarı sonucu uğradığı marjinal
zarar eğrisidir.
·
B’nin zarar gören tarım ürünleri üzerinde mülkiyet hakkı olduğundan
A’dan tazminat isteme hakkı vardır. Bu nedenle de
B’nin marjinal zarar eğrisi aynı zamanda tazminat
hak etme eğrisidir.
Şekil-13:
Tazminat Çözümü
Çimento
üreticisi (A) ve Tarım Arazisi sahibi(B) bir araya
gelerek her ikisinin net kazancını en yüksek düzeye
ulaştıracak üretim miktarı üzerinde anlaşma
yapabilirler. A, üretimin kendine sağladığı
marjinal kazancın, B’ye verdiği zarara eşit olduğu
noktaya kadar üretim yapabilir. Şeklimizde bu nokta
0-M ile gösterilmiştir. Bu noktada A, B’ye
verdiği zararı tazmin eder. Şekilde
tazmin edilen zarar LM kadardır. Buna göre;
LM= Tazmin edilen zarar
LM*0M Alanı =A’nın B’ye ödediği
tazminat
KKL= A’nın tazminat sonrasındaki sağladığı
marjinal kazanç (Mavi alan)
KL0=B’nin B’nin aldığı tazminat sonucu
sağladığı net kazanç(Sarı alan) ‘ı ifade
etmektedir.
Örneğimizde
negatif dışsallıktan etkilenenin sadece bir birey
olduğu varsayılmıştır. Ancak çoğu kez çimento
fabrikası örneğinde olduğu gibi negatif dışsallıktan
etkilenen birden fazla kişi olabilir. Bu durumda ise
zarar gören kişilerin tazminat isteme hakkı vardır.
Böyle bir durumda negatif dışsallık yaratan üretim,
toplum açısından net faydasının sıfıra indiği
ve net zarara dönüşebileceği en uygun noktada
tutulmaya çalışılır. Bir başka olası durum da
kirlilik kaynağının birden fazla olması ve
etkilenen birimin
tek kişi olmasıdır. Buna da verilebilecek klasik örnek,
bir avcının avlanma ruhsatını almış olduğu
gölün; çevredeki pek çok tarım arazisinin ilaçlanması
faaliyeti sonucunda göle ve gölde yaşayan canlılara zarar vermesidir. Bu
durumda kirliliğe neden olan birimlerin tek tek
saptanması ve bu zararın tazmininin istenmesi çoğu
kez maliyeti yüksek bir işlem olarak değerlendirilebilir
(Bulutoğlu, 1981,331-335),
( Özakman,1995:47), (Çolakoğlu,1989:36-37).
|