Konular
Ana Sayfa
Kamunun Fonksiyonları
Pareto Optimumu
Dışsallıklar ve Dışsallık Türleri
Dışsallıklarda Kamusal Çözümler
Dışsallıklarda Piyasa Çözümleri
Kamunun Ekonomiye Müdahalesi 
Kamu Harcamaları: Türleri ve Analizi
Kamu Gelirleri: Türleri ve Analizi
Yerel Yönetimler
KİTLER
Sosyal Güvenlik Kuruluşları
Fonlar
Ögrenciler için
Yeniliklerden haberdar olmak için üye olunuz
Soru ve Önerileriniz
Sınav Sonuç
Derse Devam 
Proje Konuları
Ders İçeriği
spacer.gif (67 bytes) spacer.gif (67 bytes)
 YRD.DOÇ.DR. İSMAİL GÜNEŞ 
spacer.gif (67 bytes)KAMU MALİYESİ WEB SİTESİ
Ders İçeriği Konu Listesi Sınav Sonuç Projeler Sorularınız Kaynaklar Bağlantılar Ana Sayfa

 
Vergiler Pigou Tipi Vergi Ürün ve Atık Vergisi

Differansiyel Vergi

Sübvansiyon

Vergi/Sübvansiyon

Harçlar Standartlar Kirlilik İzni Coase Hicks Kaldor Ana Sayfa

HICK KALDOR ÖLÇÜTÜ: TAZMİNAT ÇÖZÜMÜ

 Pareto kriterini kullanabilme olanağı kalmadığı durumlarda öncelikle Kaldor tarafından öne sürülen ve sonrasında Hicks’in benimsediği zararı karşılama ya da tazmin ilkesine başvurmak Pareto kriterlerine adeta bir uzantı kazandırmakta ve tekrar bu kriteri kullanma olanağı sağlamaktadır. Hicks-Kaldor ölçütü bireyler arası yarar karşılaştırmasını dolaylı olarak gerçekleştirmektedir. 

 Meydana gelen herhangi bir değişim sonucunda bazı kişi veya gruplar diğerlerine oranla daha fazla fayda elde ederken bu durum diğerlerinin aleyhine gelişmiş olabilir. Değişmeden fayda elde eden kişiler zarar eden kişiler, kayıplarını karşıladıkları halde, yine de, kazançlı durumda iseler, toplumun refahında bir artış olduğunu kabul etmek gerekir.

 Şekil-12: Hicks Kaldor Ölçütü

 


                 

Şeklin a panelinde gösterilen bu duruma göre, toplum açısından  E durumu A durumuna tercih edilebilir ancak ;E durumundan yararlanmış olanlar, bu durumdan zarar görenlerin kayıplarını tazmin edeceklerdir fakat, bu zararı karşılamalarına rağmen yine de eski durumlarına oranla  kazançlı olacaklardır. Kaldora’a göre A’dan E durumuna geçişin refah artışı doğurması toplam kazancın toplam kayıptan büyük olmasına bağlıdır.

Şeklin b panelini yardımıyla Kaldor kriterlerini incelersek, T –T1 refah sınırını göstermektedir (Ülken,1972:168). Refah sınırlarıyla orijin arasındaki alanda A noktasından  refah sınırı üzerindeki E noktasına geçildiğinde  birinci bireyinin tatmin düzeyinde azalma meydana gelirken ikinci bireyinin tatmininde artış olmaktadır. E noktasındaki  test koşullarının gerçekleşebilmesi için ikinci bireyin birinci bireye tazminat ödemesi gerekmektedir. Böyle bir uygulama sonucu iki birey başlangıçtaki tatmin düzeylerini artırma olanağı bulacaklardır( Özakman,1995:47).

            Hicks'e göre E durumunun ilk duruma oranla sosyal açıdan tercih edilmesi için, E noktasında avantajları olmayanlar, avantajı olanları ikna edebilmek olanağına sahip değildir. .Kaldor’da ise Pareto kriterlerinin uygulanamayacağı bir durumda dahi, teklif edilen bir politikanın kabul edilmemesi için, kazançlıların kaybedenlere bu teklifi kabul ettirmesi olanağı vardır. Kaldor yaklaşımında kaybeden değişme için bir izin verme durumundadır, Hicks  yaklaşımında ise  kazançlı çıkma umudunu taşıyanlar kaybedenlerin iznini almaksızın değişmeyi başlatabilir. Teorik alanda kalsa bile Kaldor ve Hicks'in zararı karşılama ilkesinden her zaman doğru sonuçlar çıkarmak mümkün değildir.

            Ekonomik faaliyetlerin yaratacağı bir negatif dışsallık olayının nasıl içselleştirileceği konusundaki tazminat çözümü yaklaşımını bir örnekle ele alalım. Bu örneğimizi Şekil-13 yardımıyla açıklamaya çalışacağız. Şekildeki varsayımlarımız ise şunlardır;

·        Çimento fabrikası (A) üretim sonucunda negatif dışsallığa neden olmaktadır.

·        Çimento fabrikasının üretiminden fabrikanın yanındaki tarım arazisi sahibi çiftçi B olumsuz olarak etkilenmektedir.

·        KK =A’nın her ilave üretim miktarından elde ettiği marjinal kazanç eğrisidir

·        ZZ= B’nin her ilave üretim miktarı sonucu uğradığı marjinal zarar eğrisidir.

·        B’nin zarar gören tarım ürünleri üzerinde mülkiyet hakkı olduğundan A’dan tazminat isteme hakkı vardır. Bu nedenle de B’nin marjinal zarar eğrisi aynı zamanda tazminat hak etme eğrisidir.

 Şekil-13: Tazminat Çözümü

 
 Çimento üreticisi (A) ve Tarım Arazisi sahibi(B) bir araya gelerek her ikisinin net kazancını en yüksek düzeye ulaştıracak üretim miktarı üzerinde anlaşma yapabilirler. A, üretimin kendine sağladığı marjinal kazancın, B’ye verdiği zarara eşit olduğu noktaya kadar üretim yapabilir. Şeklimizde bu nokta  0-M ile gösterilmiştir. Bu noktada A, B’ye verdiği zararı tazmin eder. Şekilde tazmin edilen zarar LM kadardır. Buna göre;

LM= Tazmin edilen zarar

LM*0M Alanı =A’nın B’ye ödediği tazminat

KKL= A’nın tazminat sonrasındaki sağladığı marjinal kazanç (Mavi alan)

KL0=B’nin B’nin aldığı tazminat sonucu sağladığı net kazanç(Sarı alan) ‘ı ifade etmektedir.

  Örneğimizde negatif dışsallıktan etkilenenin sadece bir birey olduğu varsayılmıştır. Ancak çoğu kez çimento fabrikası örneğinde olduğu gibi negatif dışsallıktan etkilenen birden fazla kişi olabilir. Bu durumda ise zarar gören kişilerin tazminat isteme hakkı vardır. Böyle bir durumda negatif dışsallık yaratan üretim, toplum açısından net faydasının sıfıra indiği ve net zarara dönüşebileceği en uygun noktada tutulmaya çalışılır. Bir başka olası durum da kirlilik kaynağının birden fazla olması ve etkilenen  birimin tek kişi olmasıdır. Buna da verilebilecek klasik örnek,  bir avcının avlanma ruhsatını almış olduğu gölün; çevredeki pek çok tarım arazisinin ilaçlanması faaliyeti sonucunda  göle ve gölde yaşayan canlılara zarar vermesidir. Bu durumda kirliliğe neden olan birimlerin tek tek saptanması ve bu zararın tazmininin istenmesi çoğu kez maliyeti yüksek bir işlem olarak değerlendirilebilir (Bulutoğlu, 1981,331-335),  ( Özakman,1995:47), (Çolakoğlu,1989:36-37).