Konular
Ana Sayfa
Kamunun Fonksiyonları
Pareto Optimumu
Dışsallıklar ve Dışsallık Türleri
Dışsallıklarda Kamusal Çözümler
Dışsallıklarda Piyasa Çözümleri
Kamunun Ekonomiye Müdahalesi 
Kamu Harcamaları: Türleri ve Analizi
Kamu Gelirleri: Türleri ve Analizi
Yerel Yönetimler
KİTLER
Sosyal Güvenlik Kuruluşları
Fonlar
Ögrenciler için
Yeniliklerden haberdar olmak için üye olunuz
Soru ve Önerileriniz
Sınav Sonuç
Derse Devam 
Proje Konuları
Ders İçeriği
spacer.gif (67 bytes) spacer.gif (67 bytes)
 YRD.DOÇ.DR. İSMAİL GÜNEŞ 
spacer.gif (67 bytes)KAMU MALİYESİ WEB SİTESİ
Ders İçeriği Konu Listesi Sınav Sonuç Projeler Sorularınız Kaynaklar Bağlantılar Ana Sayfa

 
Vergiler Pigou Tipi Vergi Ürün ve Atık Vergisi

Differansiyel Vergi

Sübvansiyon

Vergi/Sübvansiyon

Harçlar Standartlar Kirlilik İzni Coase Hicks Kaldor Ana Sayfa

SÜBVANSİYONLAR

 Sübvansiyon devletin kişi ve kurumlara para, mal veya hizmet şeklinde yaptığı karşılıksız yardımları ifade eder (Seyitoğlu, 1992:799).

 Sübvansiyonlar izlenen kamu politikalarının sonucu olarak bir malın tüketici tarafından normalde ödenmesi gereken fiyattan daha düşük, üreticiler tarafından alınan fiyattan ise daha yüksek belirlenmesi durumunda ortaya çıkmaktadır (Mc Kenzie, 1995: 60-61). Sübvansiyonların uygulanma nedeni ; etkin kaynak dağılımını sağlamaktır.  Sübvansiyonları bir gereklilik haline getiren ise dışsallıkların yaygın olmasıdır. Zira dışsal etkiler yaratan bir kararın alınmasında yasaların yaptırımı olmaması durumunda ; dışsallıkların dikkate alınmaması , sosyal faydası olan mal ve hizmetlerin yetersiz düzeyde üretilmesine neden olurken , sosyal maliyeti olan bazı mal ve hizmetlerin ise aşırı üretimine neden olabilir (Çolakoğlu,1989:59). Ölçümün ekonomik olarak olası olduğu durumlarda, çevre ile ilgili olarak getirilen sübvansiyonların etkinlik yönünden önemli avantajlara sahip olduğunu görmekteyiz. Bu tür tedbirlerin kaynak tahsisi kararlarını etkileme potansiyeli vardır.

             Genel olarak sübvansiyonlarla ilgili olarak iki temel gerekçe öne sürülmektedir. Bunlardan birincisi; sübvansiyonların gelir dağılımının yeniden düzenlenmesinde araç olmasıdır. İkincisi ise sübvansiyonların değişik şekillerde piyasa mekanizmasının aksaklıklarını gidermede kullanılmasıdır. Sübvansiyon programlarının kaynak dağılımı üzerindeki etkisinin anlaşılması sübvansiyonların ekonomi üzerindeki toplam etkisinin ölçülebilmesi ya da anlaşılabilmesi için gereklilik ifade etmektedir. Sübvansiyonların kaynak dağılımına etkisinin ölçümü , etkilerinin diğer mal gruplarına ya da piyasalara sıçrayacak kadar büyük olduğu durumlarda sorun yaratmaktadır (Mc Kenzie ,1995:60-61). Bunların dışında çevre kirliliği ile mücadelede sübvansiyonların kullanılmasının diğer bir gerekçesi de  , çevre kalitesinde meydana gelebilecek bir olumlu iyileşmenin pozitif dışsallık olduğu düşüncesidir. Bu nedenle de sübvansiyonlar kirlenme vergilerine alternatif araçlar olarak görülmektedir (Oates ve Baumol, 1975: 98-101)

Negatif dışsallıkların içselleştirilmesi amacıyla uygulanabilecek sübvansiyonlar, hem dışsallığa neden olan üreticilere hem de bu dışsallıktan etkilenen üretici veya tüketicilere verilebilir. Sübvansiyonun hangi tarafa verildiğine bağlı olarak sonuçları da değişebilmektedir (Çolakoğlu,1989:59). Çoğu kez kirliliğin kontrolünü amaçlayan sübvansiyon uygulaması ile kirlilik yaratan firmaların arıtım tesislerini kurması için kredi sağlanması veya arıtma giderlerinin vergiden indirilebilmesi gibi politikaları kapsayabilir. Bu yöntemin etkin bir şekilde işleyebilmesi için, arıtma tesislerinin kurulduktan sonra da denetiminin etkin yapılması gerekir. Ayrıca sübvansiyon ya da kredi alanların yaratılan kirliliğe en etkili yollarla çözüm üretebileceği yönünde garanti de yoktur (Özgan, 1992:71). Bu yöntemin kullanılmasında firmalara sağlanacak olan araştırma ve geliştirme yönündeki destekler uzun dönemde daha etkin sonuçlar sağlayabilir. Ancak gerek firmaların gerekse kamunun yaklaşımın çok olumlu olduğunu iddia etmek ve var olan araştırma geliştirme faaliyetlerinin de istenilen doğrultuda sonuçlar yarattığını söyleyebilmek mümkün değildir.

Kirlenme sonucu ortaya çıkan dışsallıklarda, kirlenmeye konu olan firma kirlenmenin azaltılmasından ihmal edilebilir ölçüde doğrudan fayda elde edebilir. Bu nedenle de kirlenmeyi azaltma konusunda harcama yapmaya gönülsüz olabilir. Kirlenmeyi vergilemek yerine devletin kirlenmeyi azaltma harcamalarını sübvanse etmesi bir yöntem olarak kullanılabilir. Kirlenmeyi azaltmanın marjinal sosyal faydası ile firmanın marjinal özel faydası arasındaki farka eşit bir sübvansiyon verilmesi yoluyla , etkin bir harcamayı azaltma harcama düzeyine ulaşılabilir. Bu durum Şekil-8 'de gösterilmiştir.


Şekil-8: Dışsallığı Azaltıcı Sübvansiyonlar

Kaynak: Stiglitz,1994:274

 Bununla beraber bu çözüm arayışı sosyal bakımdan etkin kaynak dağılımına ulaştırmaz. Bunun nedeni kirliliğe neden olan üretimin toplam marjinal sosyal maliyeti, kirlenmeyi  azaltma konusunda verilecek devlet sübvansiyonlarını da içermesidir. Firmalar, üretim düzeyi konusunda karar verirlerken , buna dikkat etmeme yanılgısına düşerler. Dolayısıyla, kirliliğe neden olan üretimin marjinal sosyal maliyeti, marjinal özel maliyetini aşar. Kirlenmeyi azaltma sübvansiyonu , üretimin marjinal sosyal maliyetini azaltır. Fakat aynı zamanda marjinal özel maliyetleri de azaltır. Şekil-9'da gösterildiği gibi Qs noktasında sübvansiyon uygulamasına rağmen hala aşırı  üretim söz konusu olabilir ( Stiglitz,1994: 275-276).


Şekil-9: Dışsallığı Azaltıcı Sübvansiyonlar ve Piyasa Dengesi

Kaynak: Stiglitz, 1994: 275

Şekilde,

MSC(1) Sübvansiyon öncesi marjinal sosyal maliyetleri,

MSC(2)  Sübvansiyon sonrası marjinal sosyal maliyetleri,

MPC(1) Sübvansiyon öncesi marjinal özel maliyetleri,

MPC(2) Sübvansiyon sonrası marjinal özel maliyetleri,

MU=D: Marjinal fayda = talebi

Q=Sübvansiyonsuz etkin üretim düzeyini,

Q0= Sübvansiyonlu etkin üretim düzeyini,

Qm= Sübvansiyon öncesi üretim

Qs= Sübvansiyon sonrası üretimi göstermektedir.