SÜBVANSİYONLAR
Sübvansiyon
devletin kişi ve kurumlara para, mal veya hizmet şeklinde
yaptığı karşılıksız yardımları ifade eder (Seyitoğlu,
1992:799).
Sübvansiyonlar
izlenen kamu politikalarının sonucu olarak bir malın
tüketici tarafından normalde ödenmesi gereken
fiyattan daha düşük, üreticiler tarafından alınan
fiyattan ise daha yüksek belirlenmesi durumunda
ortaya çıkmaktadır (Mc Kenzie, 1995: 60-61). Sübvansiyonların
uygulanma nedeni ; etkin kaynak dağılımını sağlamaktır.
Sübvansiyonları bir gereklilik haline getiren
ise dışsallıkların yaygın olmasıdır. Zira dışsal
etkiler yaratan bir kararın alınmasında yasaların
yaptırımı olmaması durumunda ; dışsallıkların
dikkate alınmaması , sosyal faydası olan mal ve
hizmetlerin yetersiz düzeyde üretilmesine neden
olurken , sosyal maliyeti olan bazı mal ve
hizmetlerin ise aşırı üretimine neden olabilir (Çolakoğlu,1989:59).
Ölçümün ekonomik olarak olası olduğu durumlarda,
çevre ile ilgili olarak getirilen sübvansiyonların
etkinlik yönünden önemli avantajlara sahip olduğunu
görmekteyiz. Bu tür tedbirlerin kaynak tahsisi
kararlarını etkileme potansiyeli vardır.
Genel olarak sübvansiyonlarla ilgili olarak
iki temel gerekçe öne sürülmektedir. Bunlardan
birincisi; sübvansiyonların gelir dağılımının
yeniden düzenlenmesinde araç olmasıdır. İkincisi
ise sübvansiyonların değişik şekillerde piyasa
mekanizmasının aksaklıklarını gidermede kullanılmasıdır.
Sübvansiyon programlarının kaynak dağılımı üzerindeki
etkisinin anlaşılması sübvansiyonların ekonomi üzerindeki
toplam etkisinin ölçülebilmesi ya da anlaşılabilmesi
için gereklilik ifade etmektedir. Sübvansiyonların
kaynak dağılımına etkisinin ölçümü ,
etkilerinin diğer mal gruplarına ya da piyasalara sıçrayacak
kadar büyük olduğu durumlarda sorun yaratmaktadır
(Mc Kenzie ,1995:60-61). Bunların dışında çevre
kirliliği ile mücadelede sübvansiyonların kullanılmasının
diğer bir gerekçesi de
, çevre kalitesinde meydana gelebilecek bir
olumlu iyileşmenin pozitif dışsallık olduğu düşüncesidir.
Bu nedenle de sübvansiyonlar kirlenme vergilerine
alternatif araçlar olarak görülmektedir (Oates ve
Baumol, 1975: 98-101)
Negatif
dışsallıkların içselleştirilmesi amacıyla
uygulanabilecek sübvansiyonlar, hem dışsallığa
neden olan üreticilere hem de bu dışsallıktan
etkilenen üretici veya tüketicilere verilebilir. Sübvansiyonun
hangi tarafa verildiğine bağlı olarak sonuçları
da değişebilmektedir (Çolakoğlu,1989:59). Çoğu
kez kirliliğin kontrolünü amaçlayan sübvansiyon
uygulaması ile kirlilik yaratan firmaların arıtım
tesislerini kurması için kredi sağlanması veya arıtma
giderlerinin vergiden indirilebilmesi gibi politikaları
kapsayabilir. Bu yöntemin etkin bir şekilde işleyebilmesi
için, arıtma tesislerinin kurulduktan sonra da
denetiminin etkin yapılması gerekir. Ayrıca sübvansiyon
ya da kredi alanların yaratılan kirliliğe en etkili
yollarla çözüm üretebileceği yönünde garanti de
yoktur (Özgan, 1992:71). Bu yöntemin kullanılmasında
firmalara sağlanacak olan araştırma ve geliştirme
yönündeki destekler uzun dönemde daha etkin sonuçlar
sağlayabilir. Ancak gerek firmaların gerekse kamunun
yaklaşımın çok olumlu olduğunu iddia etmek ve var
olan araştırma geliştirme faaliyetlerinin de
istenilen doğrultuda sonuçlar yarattığını söyleyebilmek
mümkün değildir.
Kirlenme
sonucu ortaya çıkan dışsallıklarda, kirlenmeye
konu olan firma kirlenmenin azaltılmasından ihmal
edilebilir ölçüde doğrudan fayda elde edebilir. Bu
nedenle de kirlenmeyi azaltma konusunda harcama
yapmaya gönülsüz olabilir. Kirlenmeyi vergilemek
yerine devletin kirlenmeyi azaltma harcamalarını sübvanse
etmesi bir yöntem olarak kullanılabilir. Kirlenmeyi
azaltmanın marjinal sosyal faydası ile firmanın
marjinal özel faydası arasındaki farka eşit bir sübvansiyon
verilmesi yoluyla , etkin bir harcamayı azaltma
harcama düzeyine ulaşılabilir. Bu durum Şekil-8
'de gösterilmiştir.
Şekil-8: Dışsallığı Azaltıcı Sübvansiyonlar
Kaynak:
Stiglitz,1994:274
Bununla
beraber bu çözüm arayışı sosyal bakımdan etkin
kaynak dağılımına ulaştırmaz. Bunun nedeni
kirliliğe neden olan üretimin toplam marjinal sosyal
maliyeti, kirlenmeyi
azaltma konusunda verilecek devlet sübvansiyonlarını
da içermesidir. Firmalar, üretim düzeyi konusunda
karar verirlerken , buna dikkat etmeme yanılgısına
düşerler. Dolayısıyla, kirliliğe neden olan üretimin
marjinal sosyal maliyeti, marjinal özel maliyetini aşar.
Kirlenmeyi azaltma sübvansiyonu , üretimin marjinal
sosyal maliyetini azaltır. Fakat aynı zamanda
marjinal özel maliyetleri de azaltır. Şekil-9'da gösterildiği
gibi Qs noktasında sübvansiyon uygulamasına rağmen
hala aşırı üretim
söz konusu olabilir ( Stiglitz,1994: 275-276).
Şekil-9: Dışsallığı Azaltıcı Sübvansiyonlar
ve Piyasa Dengesi
Kaynak:
Stiglitz, 1994: 275
Şekilde,
MSC(1)
Sübvansiyon öncesi marjinal sosyal maliyetleri,
MSC(2)
Sübvansiyon sonrası marjinal sosyal
maliyetleri,
MPC(1)
Sübvansiyon öncesi marjinal özel maliyetleri,
MPC(2)
Sübvansiyon sonrası marjinal özel maliyetleri,
MU=D:
Marjinal fayda = talebi
Q=Sübvansiyonsuz
etkin üretim düzeyini,
Q0=
Sübvansiyonlu etkin üretim düzeyini,
Qm=
Sübvansiyon öncesi üretim
Qs=
Sübvansiyon sonrası üretimi göstermektedir.
|