VERGİ
VE SÜBVANSİYONLARIN ETKİNLİĞİ
Vergi ve sübvansiyonların dışsallıkların
ortaya çıkardığı sorunların çözümüne hangi
koşullarda yardımcı olacağı veya olamayacağı konusunda Turvey ‘in çözümlemesi bize yardımcı
olmaktadır. Şekil-10 yardımı ile konuyu açıklamaya
çalışırsak,
Varsayımlarımız:
1.
X ve Y gibi iki üretici vardır,
2.
X’in üretim faaliyeti Y üzerinde negatif dışsallık yaratmaktadır,
3.
net kayıp ve kazançlar parasal olarak ifade edilebilmektedir,
4.
X üretimi sadece Y ‘yi etkilemektedir. Bu nedenle de X tarafından üretilen
miktar arttıkça Y ‘nin marjinal net kaybı
artmaktadır.
Şekil-10:
Vergi ve Sübvansiyonların etkinliği
Şekilde;
RB=
X’in üretim artışı ile elde edeceği marjinal
kazancı,
OC=
X’in üretim artışıyla Y’nin uğrayacağı
marjinal net kaybı,
ORB=Gerçekleştirilen
üretim düzeyine göre X’in toplam kazançlarını,
OCB=
Gerçekleştirilen üretim düzeyine göre Y'nin
toplam kayıbını göstermektedir.
Birinci
durumda X’in, OB
kadar üretim yaptığını düşünelim. OB üretim düzeyinde
X'in toplam net kazancı ORB alanı kadar olurken,
Y’nin toplam net kaybı OCB alanı kadar olacaktır.
Şekilde de görüldüğü gibi OCB>ORB alanıdır.
Bu durum da Y’nin
net kayıbı X’in
net kazancını aşmaktadır. Bu ise toplum açısından
kabul edilebilir bir durum değildir.
İkinci
durumda X’in OP
kadar üretim yapması durumunda ise X’in toplam net
kazancı=ORDP alanı kadar olurken Y’nin net toplam
kayıbı ise=ODP alanı kadar olacaktır. Bu durumda
toplumsal net kazanç = ORDP-ODP=ORD alanı kadardır.
P
noktasındaki üretim toplumsal kazancı maksimize
etmektedir. Ancak X’i OP kadar üretime zorlamak için
ODP kadar, yani Y’ye verdiği zarar kadar bir vergi
ödemesi gerekir. Böyle bir durumda bireysel
optimumla toplumsal optimum çakışmış olacaktır.
OB ve OC eğrileri kesiştiği sürece optimuma ulaşılabilecektir.
Ancak RB’nin artan seyir göstermesi durumunda, diğer
bir deyişle, X’in marjinal kazançlarının yukarı
doğru bir eğri olması durumunda OB ve OC eğrileri
kesişmeyeceğinden optimum vergi ya da sübvansiyon
miktarını belirleme olanağı da olamayacaktır (Türkkan,
1984:139-140).
Uygulanacak
vergi ve sübvansiyon politikalarının ekonomik
etkiyi arttırma konusunda başarısız olacağına
dair görüşler de vardır. Bu görüşün
savunucularının başında Coase gelmektedir. Coase göre
A tüketicisinin/üreticisinin B tüketicisine/üreticisine
zarar vermesi durumunda
genellikle sorulan soru A’nın faaliyetinin
nasıl kısıtlanabileceğidir.
Coase’a göre, bu yanlış bir yaklaşımdır.
Zira iki tarafı ilgilendiren bir sorun söz
konusudur. B’ye yönelik zarar kaldırılmak
istenirken A’ya yük yüklenmektedir. O halde sorun
şu şekilde ifade edilmelidir. A’nın B’yi rahatsız
etmesine mi, yoksa B’nin A’ya bir zarar vermesine
mi izin verilecektir? Dolayısıyla burada sorun zararın
daha büyük olanını önlemektir (Coase,1960: 2).
Dolayısıyla bu yaklaşımın doğal sonucu olarak dışsallıklar
konusunda kamusal düzenlemelerden çok özel tazmin yöntemlerinin
uygulanması ile
çözüme ulaşılması öngörülmektedir.
Coase,
vergilerin neden olabileceği dışsallıklardan
bahisle şu örneği vermektedir.
Duman ve gaz yayan fabrikanın yakınlarında
yaşayan insanların ve çalışanların artması
durumunda çevresel hasar artacaktır. Uygulanacak
vergi de bölgede yaşayan insan sayısına bağlı
olarak artacaktır. Fabrikanın maliyetleri artarken ,
fabrikanın bulunduğu bölgeye gönüllü taşınanların
ortaya çıkardığı dışsallıklar göz önüne
alınmamaktadır (Coase,1962). Baumaol ve Qates’in işaret
ettiği gibi Coase’ın burada bahsettiği dışsallık
parasal dışsallıktır ve bu nedenle de Paretocu
anlamda etkinlikten uzaklaşma anlamına gelmez
(Sonat, 1988:154).
Pigou
tipi vergilerin uygulanmasına yöneltilen eleştiriler
genellikle devlet müdahalesine karşı olan ortodoks
neoklasik görüş taraftarlarından gelmektedir. Bu görüşlere
göre, çevre konusunda karar verecek kamu
otoritesinin çevrenin korunmasından doğacak
marjinal faydayı hesaplaması olanaksızdır ve
devletinde böyle bir eğilimi yoktur. Vergiler de,
standartlar gibi, bürokratlarca belirleneceğinden bürokratların
yargılarını ifade edecektir. Devletin vergiyi alıp
yeniden dağıtması
kaynak dağılımını etkinlikten uzaklaştıracaktır
(Crandall, 1983:69)
Vergilerin
dışsallığı yaratan birimin kesin olarak
tespitinin olanaksız olduğu durumlarda uygulanması
diğer mali araçlara göre daha avantajlıdır.
Ancak bu noktada verginin matrahının, konusunun ve mükellefinin
belirlenmesi güçtür. Bunun yanı sıra karmaşık
üretim yöntemlerinde etkinlik bozucu etkisi de
olabilir (Martindale, 1979:195-198, aktaran Çolakoğlu,
1989:52).
Başka bir eleştiride, verginin sabit bir
oranda uygulanması ile ilgilidir. Sabit bir vergi
farklı üretim ölçeğindeki firmaları da farlı
bir şekilde etkileyecektir. Özelliklede küçük işletmeler
bundan olumsuz etkilenebilecektir (Royal Commision
Report,1976)
Düzenleme
amacı taşıyan vergilerin olası avantajlarından
birisi de kirliliğin firmaya olan vergi yükünü
azaltmak için firmanın yeni teknoloji kullanımı
arayışı içine girebilmesidir. Bunun yanı sıra
vergilerin bir başka avantajı da etkin uygulama sağlamasıdır.
Standart uygulamalarında çoğu kez firmaların sınırda
üretim yapması veya denetimsel boşlukları
kullanmaları nedeniyle arzu edilen sonuca ulaşılmayabilir.
Vergiler bu anlamda daha kesin uygulamalardır. |