Konular
Ana Sayfa
Kamunun Fonksiyonları
Pareto Optimumu
Dışsallıklar ve Dışsallık Türleri
Dışsallıklarda Kamusal Çözümler
Dışsallıklarda Piyasa Çözümleri
Kamunun Ekonomiye Müdahalesi 
Kamu Harcamaları: Türleri ve Analizi
Kamu Gelirleri: Türleri ve Analizi
Yerel Yönetimler
KİTLER
Sosyal Güvenlik Kuruluşları
Fonlar
Ögrenciler için
Yeniliklerden haberdar olmak için üye olunuz
Soru ve Önerileriniz
Sınav Sonuç
Derse Devam 
Proje Konuları
Ders İçeriği
spacer.gif (67 bytes) spacer.gif (67 bytes)
 YRD.DOÇ.DR. İSMAİL GÜNEŞ 
spacer.gif (67 bytes)KAMU MALİYESİ WEB SİTESİ
Ders İçeriği Konu Listesi Sınav Sonuç Projeler Sorularınız Kaynaklar Bağlantılar Ana Sayfa

 
Vergiler Pigou Tipi Vergi Ürün ve Atık Vergisi

Differansiyel Vergi

Sübvansiyon

Vergi/Sübvansiyon

Harçlar Standartlar Kirlilik İzni Coase Hicks Kaldor Ana Sayfa

VERGİ VE SÜBVANSİYONLARIN ETKİNLİĞİ

 Vergi ve sübvansiyonların dışsallıkların ortaya çıkardığı sorunların çözümüne hangi  koşullarda yardımcı olacağı veya olamayacağı  konusunda Turvey ‘in çözümlemesi bize yardımcı olmaktadır. Şekil-10 yardımı ile konuyu açıklamaya çalışırsak,

Varsayımlarımız:

1.      X ve Y gibi iki üretici vardır,

2.      X’in üretim faaliyeti Y üzerinde negatif dışsallık yaratmaktadır,

3.      net kayıp ve kazançlar parasal olarak ifade edilebilmektedir,

4.      X üretimi sadece Y ‘yi etkilemektedir. Bu nedenle de X tarafından üretilen miktar arttıkça Y ‘nin marjinal net kaybı artmaktadır.

Şekil-10: Vergi ve Sübvansiyonların etkinliği

 


Şekilde;

RB= X’in üretim artışı ile elde edeceği marjinal kazancı,

OC=  X’in üretim artışıyla Y’nin uğrayacağı marjinal net kaybı,

ORB=Gerçekleştirilen üretim düzeyine göre X’in toplam kazançlarını,

OCB= Gerçekleştirilen üretim düzeyine göre Y'nin toplam kayıbını göstermektedir.

 Birinci durumda X’in,  OB kadar üretim yaptığını düşünelim. OB üretim düzeyinde X'in toplam net kazancı ORB alanı kadar olurken, Y’nin toplam net kaybı OCB alanı kadar olacaktır. Şekilde de görüldüğü gibi OCB>ORB alanıdır. Bu durum da  Y’nin net kayıbı  X’in net kazancını aşmaktadır. Bu ise toplum açısından kabul edilebilir bir durum değildir.

 İkinci durumda X’in  OP kadar üretim yapması durumunda ise X’in toplam net kazancı=ORDP alanı kadar olurken Y’nin net toplam kayıbı ise=ODP alanı kadar olacaktır. Bu durumda toplumsal net kazanç = ORDP-ODP=ORD alanı kadardır.

 P noktasındaki üretim toplumsal kazancı maksimize etmektedir. Ancak X’i OP kadar üretime zorlamak için ODP kadar, yani Y’ye verdiği zarar kadar bir vergi ödemesi gerekir. Böyle bir durumda bireysel optimumla toplumsal optimum çakışmış olacaktır. OB ve OC eğrileri kesiştiği sürece optimuma ulaşılabilecektir. Ancak RB’nin artan seyir göstermesi durumunda, diğer bir deyişle, X’in marjinal kazançlarının yukarı doğru bir eğri olması durumunda OB ve OC eğrileri kesişmeyeceğinden optimum vergi ya da sübvansiyon miktarını belirleme olanağı da olamayacaktır (Türkkan, 1984:139-140).

 Uygulanacak vergi ve sübvansiyon politikalarının ekonomik etkiyi arttırma konusunda başarısız olacağına dair görüşler de vardır. Bu görüşün savunucularının başında Coase gelmektedir. Coase göre A tüketicisinin/üreticisinin B tüketicisine/üreticisine zarar vermesi durumunda  genellikle sorulan soru A’nın faaliyetinin nasıl kısıtlanabileceğidir.   Coase’a göre, bu yanlış bir yaklaşımdır. Zira iki tarafı ilgilendiren bir sorun söz konusudur. B’ye yönelik zarar kaldırılmak istenirken A’ya yük yüklenmektedir. O halde sorun şu şekilde ifade edilmelidir. A’nın B’yi rahatsız etmesine mi, yoksa B’nin A’ya bir zarar vermesine mi izin verilecektir? Dolayısıyla burada sorun zararın daha büyük olanını önlemektir (Coase,1960: 2). Dolayısıyla bu yaklaşımın doğal sonucu olarak dışsallıklar konusunda kamusal düzenlemelerden çok özel tazmin yöntemlerinin uygulanması  ile çözüme ulaşılması öngörülmektedir.

 Coase, vergilerin neden olabileceği dışsallıklardan bahisle şu örneği vermektedir.  Duman ve gaz yayan fabrikanın yakınlarında yaşayan insanların ve çalışanların artması durumunda çevresel hasar artacaktır. Uygulanacak vergi de bölgede yaşayan insan sayısına bağlı olarak artacaktır. Fabrikanın maliyetleri artarken , fabrikanın bulunduğu bölgeye gönüllü taşınanların  ortaya çıkardığı dışsallıklar göz önüne alınmamaktadır (Coase,1962). Baumaol ve Qates’in işaret ettiği gibi Coase’ın burada bahsettiği dışsallık parasal dışsallıktır ve bu nedenle de Paretocu anlamda etkinlikten uzaklaşma anlamına gelmez (Sonat, 1988:154).

 Pigou tipi vergilerin uygulanmasına yöneltilen eleştiriler genellikle devlet müdahalesine karşı olan ortodoks neoklasik görüş taraftarlarından gelmektedir. Bu görüşlere göre, çevre konusunda karar verecek kamu otoritesinin çevrenin korunmasından doğacak marjinal faydayı hesaplaması olanaksızdır ve devletinde böyle bir eğilimi yoktur. Vergiler de, standartlar gibi, bürokratlarca belirleneceğinden bürokratların yargılarını ifade edecektir. Devletin vergiyi alıp yeniden dağıtması  kaynak dağılımını etkinlikten uzaklaştıracaktır (Crandall, 1983:69)

 Vergilerin dışsallığı yaratan birimin kesin olarak tespitinin olanaksız olduğu durumlarda uygulanması  diğer mali araçlara göre daha avantajlıdır. Ancak bu noktada verginin matrahının, konusunun ve mükellefinin belirlenmesi güçtür. Bunun yanı sıra karmaşık üretim yöntemlerinde etkinlik bozucu etkisi de olabilir (Martindale, 1979:195-198, aktaran Çolakoğlu, 1989:52). 

            Başka bir eleştiride, verginin sabit bir oranda uygulanması ile ilgilidir. Sabit bir vergi farklı üretim ölçeğindeki firmaları da farlı bir şekilde etkileyecektir. Özelliklede küçük işletmeler bundan olumsuz etkilenebilecektir (Royal Commision Report,1976)

Düzenleme amacı taşıyan vergilerin olası avantajlarından birisi de kirliliğin firmaya olan vergi yükünü azaltmak için firmanın yeni teknoloji kullanımı arayışı içine girebilmesidir. Bunun yanı sıra vergilerin bir başka avantajı da etkin uygulama sağlamasıdır. Standart uygulamalarında çoğu kez firmaların sınırda üretim yapması veya denetimsel boşlukları kullanmaları nedeniyle arzu edilen sonuca ulaşılmayabilir. Vergiler bu anlamda daha kesin uygulamalardır.