|
KİRLİLİK İZNİ (PAZARLANABİLİR
KİRLİLİK HAKKI)
Kirlilik izni, belirlenen maksimum bir
düzeye kadar çevrenin kirletilmesine müdahale
edilemeyeceğini ifade eder. Kirlilik izinleri
firmalara bedelleri karşılığında verilir.
Pazarlanabilir oldukları ölçüde söz konusu
izinlerin ekonomik açıdan etkin olduğu söylenebilir.
Ancak kirlilik izninin bedel karşılığında
verilmesi politik açıdan popüler bir yöntem olarak
görülmeyebilir (Hemming, Miranda ,1995:52). Kirletme
hakkının doğal bir sonucu olarak ortaya çıkan bu
kavram "kabarcık" (buble theory) teoremi
yardımı ile açıklanmaktadır. Buna göre, herhangi
bir yerleşim yerini çevreleyen atmosfer tek bir hava
kabarcığı olarak kabul edilmektedir. Bu hava kabarcığında
(atmosferinde) kendine özgü özellikleri ve
nitelikleri vardır. Kent içindeki pek çok etkinlik
sonucu kentin hava kalitesi belirli bir değere ulaşmaktadır.
Bu aşamada, kent yönetimi kentin hava kabarcığı içindeki
hava kalitesini insan ve çevre sağlığı açısından
uygun bulduğu takdirde, kirletici kaynaklarına
yapabilecekleri en fazla emisyonu gösteren bir izin
belgesi vermekte ve bu limitin aşılmasını
yasaklamaktadır. Hava kalitesinin güvence altına alındığı
bu noktadan sonra hiç bir işletmeye yeni izin
belgesi verilmeyecektir. Bu yöntem "kirletici
izni" ya da "pazarlanabilir kirletici
izni" olarak anılır (Yaşamış,1995:165).
Kabarcık kuramından hareketle
herhangi bir bölgede belirlenmiş olan kirlilik tavanına
ulaşıldığında, yeni kurulacak tesislerin yaratacağı
kirlilik belirlenen sınırların aşılması anlamına
geleceğinden bu bölgeye yeni tesislerin kurulması mümkün
olamayacaktır. Bunun gerçekleşebilmesi için firmanın
kuracağı tesisin bölgede kirlilik yaratmaması
gerekir. Çoğu kez teknik ve ekonomik nedenlerden ötürü
bu mümkün değildir. Bu veri koşullar altında bölgede
yeni tesis kurmak isteyen firmalar, daha önceden bu bölgeye
yerleşmiş olan tesislerden "Kirlilik Hakkı"veya
"Ruhsatı" almak zorundadır. Bu hakkı
satan firma açısından olaya baktığımızda ise
yeni tesisin neden olacağı kirlilik miktarı kadar
kendi yarattığı kirlilik miktarını düşürmek
zorundadır.
Buradan kirlilik ruhsatlarının değişiminin ;
1. kirliliğe karşı mücadelede maliyetleri düşürmek,
2. ekonomik gelişme ve çevre korumasını bir arada
gerçekleştirme,
3. net bir kirlilik azalımı ile çevre kalitesinin
iyileştirmek, gibi amaçlara hizmet etmesi beklenir (Barde
J.P. ,1989,158'den aktaran Özgan,1992:14).
Ancak bu olumlu beklentiler her zaman
gerçekleşmeyebilir. Uygulamada olumsuzluk yaratacak
aşağıdaki durumların ortaya çıkması da olasıdır,
1. Firmaların izni kötüye kullanması: Yeterli
miktarda firma rekabet halinde değilse pazarlanabilir
kirlilik izinleri monopolistik davranışlara neden
olabilir. Bu izni alan firmalar pazara yeni firmaların
girmesini engellemek amacıyla bu hakkı kullanabilir
2. Kamusal kötüye kullanım: Bu izni vermek
durumunda olan ilgili kamu otoritesi bu yetkiyi daha
fazla gelir sağlamak amacıyla kötüye kullanabilir.
Eğer bu izinlerin maliyeti emisyonu azaltacak yeni
bir teknoloji geliştirmenin maliyetinden daha düşükse
firma bu izini satın almayı kirliliği azaltmaya
tercih edecektir. Sonuç olarak kamunun sadece gelir
elde etme isteği toplam kirliliğin artmasına neden
olabilir. (E.Law,1994:4)
|