Konular
Ana Sayfa
Kamunun Fonksiyonları
Pareto Optimumu
Dışsallıklar ve Dışsallık Türleri
Dışsallıklarda Kamusal Çözümler
Dışsallıklarda Piyasa Çözümleri
Kamunun Ekonomiye Müdahalesi 
Kamu Harcamaları: Türleri ve Analizi
Kamu Gelirleri: Türleri ve Analizi
Yerel Yönetimler
KİTLER
Sosyal Güvenlik Kuruluşları
Fonlar
Ögrenciler için
Yeniliklerden haberdar olmak için üye olunuz
Soru ve Önerileriniz
Sınav Sonuç
Derse Devam 
Proje Konuları
Ders İçeriği
spacer.gif (67 bytes) spacer.gif (67 bytes)
 YRD.DOÇ.DR. İSMAİL GÜNEŞ 
spacer.gif (67 bytes)KAMU MALİYESİ WEB SİTESİ
Ders İçeriği Konu Listesi Sınav Sonuç Projeler Sorularınız Kaynaklar Bağlantılar Ana Sayfa

 
Devlet Bilgi Kamusal Mal

Tam Kamusal

Yarı Kamusal

Erdemli

D.tekel Dışsallık

 DEVLET KAVRAMI:

 Devlet, insanların toplum yaşamında başvurdukları bir örgütlenme biçimidir ve siyasal bir organizasyondur (Tanilli,1993:9). Ulusal sınırlar içerisinde yaşayan insanların ortak nitelikteki gereksinimlerini karşılamak devletin temel amacıdır (Nadaroğlu,1994:3). Bu temel amacı gerçekleştirecek devleti dar ve geniş anlamda tanımlamak mümkündür. Dar anlamda devlet, kamu tüzel kişilerinin yalnızca merkezi ve siyasal nitelikte olanlarını kapsar.  Geniş anlamı ile devlet, örgütlü kamu gücünün bütününü ya da kamu tüzel kişilerinin hepsini içerir (Örnek,1988:82). Devleti diğer kurumlardan ayıran başlıca özellikleri ise devletin en geniş hacimli örgütlenme biçimi olması, ileri düzeyde işbölümü sonucu devletin faaliyetlerinin gerçekleşmesi ve tüm bunları yapabilecek erke sahip olmasıdır. Devletin bu erki elinde bulundurması ise egemenlik kavramı ile tanımını bulur.

Devlet her şeyden önce sosyal bir gerçeklik olarak karşımıza çıkmaktadır.  Bunun yanı sıra devlet kavramındaki tanımsal ve işlevsel farklılaşma devletin   tarihsel bir gerçeklik olarak da ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Çünkü devlet, insanlık tarihinin belli aşamalarında ortaya çıkmıştır ve bu aşamalar içinde şekillenmiştir. Tarihin değişik dönemlerinde devletin tanımlanmasında farklılıkların olması da devletin tarihsel bir gerçeklik olmasındandır (Tanilli,1993;9). Günümüz çağdaş devlet tanımı bu tarihsel süreç içerisinde anlamını kazanmıştır. Zira devlet tanımlaması yaşanan çağın özelliklerine, siyasi ve idari yapısına, ideolojik yaklaşımlara göre farklı şekillerde yapılmıştır.

M.Ö. V.  yüzyılda Atina'da ortaya çıkan sofistler,devleti insan yapısı ve insanların güven içerisinde yaşayabilmeleri için az zahmetle çok iş başarabilmelerinin aracısı olan kurum olarak tanımlarlar(Göze,1986:1).  Platon ise devleti, toplumun oluşum nedeni, insanlar arasındaki işbirliği yapma zorunluluğunun sonucu olarak görür. Platon'a göre bu işbölümü ve uzmanlaşma toplumu giderek büyüterek beraberinde ütenler ve toplumu yönetenler olmak üzere iki sınıf oluşacaktır (Eflatun,çev:Eyüboğlu 1962:552).

Ortaçağda ise sosyal, siyasal, ekonomik ve yasal düzeni belirleyen sistem feodalite ve feodal düzende sosyal yapıyı belirleyen topraktır. Toprağı elinde bulunduranlar aynı zamanda siyasal iktidarın da sahibidir.  J. Bodin, devleti; “birçok ailenin ve onların ortak mallarının egemen güç tarafından yönetilmesidir” şeklinde tanımlar. Hobbes'a göre; devletin varlık nedeni, barış ve güvenliğin sağlanması, adaletin eşit dağılımı, muhtaç durumda olanlara yardım etmek ve toplumun mutluluğu için gerekli yasaları yapmaktır. J.J. Rousseau toplumsal sözleşme sonucunda sözleşmeye katılan kişilerin varlığı dışında sözleşme ile manevi ve kolektif bir gücün oluştuğunu, bu kolektif kişiliğin ise devlet olduğunu söyler. Saint Simon ise devletin siyasal ve hukuki kurumun ötesinde ekonomik bir kurum olduğunu ileri sürer.  Marx'a göre sınıflara bölünmüş bir toplumda devlet, ekonomik bakımdan egemen olan sınıfın siyasal gücünü ifade etmektedir (Göze,1986:24‑320).

Tüm bu değişik tanımlamalar  tarihsel süreç içerisinde, devlete bakış açısındaki değişimleri göstermektedir. Günümüzde de farklı tanımlamalar yapılmaktadır. Bu tanımlamalardan bazıları şunlardır:

1. ülke, insan topluluğu, iktidar ve hukuk düzeni gibi devletin ana unsurlarını içeren tanımlamaya göre devlet; belli bir ülke sınırları içerisinde yerleşmiş, zorlayıcı yetkiye sahip, bir üstün iktidar tarafından yönetilen insan topluluğunun meydana getirdiği siyasal kuruluştur (Kapani,1989:35).

2. Kurumsal örgütlenmeyi ön plana çıkaran başka bir tanıma göre ise devlet, kurumsallaşmış bir siyasal iktidar;kendine bağlı insanların güvenliğini sağlamak üzere kurulmuş etkin bir sosyal örgütlenme biçimi;en yüksek düzeyde ve değerleri kapsayan bir egemenliğe bağlı, sivil toplumun kendi kendisinin bilincine varmasını ifade eden belirli bir toprakla sınırlı siyasal iktidardır (Çam,1990:305).

3. Ekonomik yanı ağır basan devlet tanımında ise devlet;vergi koyma ve toplama,para basma ve toplum adına borçlanma tekelini elinde tutan , bu yolla topladığı gelirleri cari, transfer ve yatırım harcaması şeklinde harcayan, yurttaşlar arası sorunların çözümünde hakem rolü üstlenen ve bu yolda kuvvet kullanabilen, hak ve özgürlükleri güvence altına alan organize bir güçtür (Demir,1997:2).

KAMU SEKTÖRÜ VE EKONOMİYE MÜDAHALESİ

 Tüm toplumlarda, en kapsayıcı ve yetkili örgüt devlettir. Devlet, toplum bireylerinin bir arada yaşamaktan doğan ortak gereksinimleri ve isteklerinin teminini amaçlar. Devlet, yetkisi dahilindeki çok çeşitli araç ve mekanizmalarla, toplumun tüm alanları üzerinde etkili olur. Devletinin siyasal karar alma ve bunun somutlaşmış görüntüsü olan kanun, kararname vb. yapma ve yürürlüğe koyma yetkisi vardır. Bu tür kararlar, emredici, yasaklayıcı ve düzenleyici yönleriyle ekonomide gelir ve kaynak dağılımını ciddi olarak etkiler. Toplumun ve toplumu oluşturan bireylerin ayrı ayrı ya da bir kaçının bir araya gelmesiyle sağlayamayacakları gereksinim ve isteklerin gerçekleştirilmesi amacıyla , görevli bir örgüt olup , devletin sağlamak durumunda bulunduğu bu ihtiyaçlara “kamusal gereksinimler” denilmektedir. Devlet adı verilen örgütün almış olduğu siyasal kararları uygulayan ve böylece topluma hizmet sunan yanını “kamu sektörü” oluşturmaktadır. Kamu sektörü, hizmetlerin topluma ücretsiz veya çok küçük bedellerle sunulduğu ve maliyetin vergi ya da vergi benzeri gelir kaynaklarıyla karşılandığı alandır (Önder,Oktar,Ekinci Vd.,1993:11; Akdoğan,1996: 2).

Aynı zamanda siyasal bir organizasyon olan devletin merkezi idareyi kurmasının temelinde ise " herhangi bir ülkede yaşayan insanların ortak nitelikteki iç ve dış güvenlik, adalet, toplumsal refah ve kalkınmanın sağlanması, sosyal güvenliğin etkin bir biçimde gerçekleştirilmesi gibi amaçlar yatar" (Nadaroğlu,1994:3-15). Sayılan bu amaçların gerçekleştirilebilmesi için devlete ekonomik alanda da gereksinim duyulmaktadır. Gereksinimler kişiden kişiye, toplumdan topluma ve zamanla değiştiği için onları tek-tek sıralamak çoğu kez olası değildir. İlkel devleti doğuran ihtiyaç, düzen sağlama, hak ve özgürlüklerin sınırlarını belirleme ve herkesi buna uymaya zorlama, diğer gruplarla olan ilişkilerini sürdürme gibi nedenler olabilir (Demir,1997:10). Çağdaş devlet, geleneksel bu görevlerinin yanında,  piyasanın başarısız olduğu hallerde çözümler üretme, haksız rekabeti önleme, eğitim, sağlık, kültür,adalet,savunma , çevre gibi pek çok alanda toplum adına görevler üstlenmiştir.  Devletin ekonomiye müdahalesinin gerekçeleri değişik şekillerde ele alınabilir. Ancak daha çok devletin ekonomiye müdahalesinin gerekçeleri piyasa başarısızlıkları çerçevesinde ele alınmaktadır.