DIŞSALLIKLAR
TEORİSİ
Marshall,
dışsallıklar konusunda teoriyi ilk olarak oluşturan
ekonomisttir. Marshall, İngiltere ve diğer sanayileşmiş
ülkelerdeki ekonomik büyümeyi incelemiş, kişi başına
üretkenlikle kaydedilen artışı açıklamaya çalışmıştır.
İçsel ekonomiler yanında dışsal ekonomiler üzerinde
de durmuştur. Marshall’a göre “sanayileşme
ortamında kaydedilen genel ilerlemeden kaynaklanan dışsal
ekonomilerle karşılaştırıldığında, her kuruluşun
kendi başına gerçekleştirdiği içsel ekonomiler
çok zayıf kalmaktadır”, ve “bilgi artışına
ve teknik ilerlemeye bağlı ekonomiler medeni
toplumların tümünde temel olarak üretimin toplam
hacmine bağlıdır”(Sönmez, 1987:123-124).
Marshall, çalışmalarında dışsal ekonomileri endüstri
içindeki gelişme koşullarına bağlı olarak
firmaların elde ettikleri fayda olarak ele alırken,
dışsal ekonomilere de firmalar arasındaki rekabet
koşullarını bozup bozmamaları açısından yaklaşmıştır
(Manisalıoğlu,1971:5). Marshal dışsal faydayı ise
“Herhangi bir mal veya hizmet piyasasında endüstri
yoğunlaşması sonucunda,endüstriye giren firma önceki
firmaların ortalama üretim maliyetlerinin de azalmasına
neden olması” durumunda ortaya çıkan fayda olarak
tanımlamaktadır (Üstünel, 1988:102).
Marshall’ın
sadece dışsal ekonomileri ele alarak dışsal
maliyetleri göz ardı etmiştir. Bunun nedeni,
Marshall’ın ekonomik büyüme, sanayileşme ve
azalan maliyetleri açıklama çabasıdır. Marshall
çalışmalarında; endüstri içinde meydana gelen dışsal
ekonomilerin, firmalara farklı derecelerde fayda sağladığı
durumda rekabet koşullarının bozulabileceğini
belirtirken böylesi
bir durumun gerçekleşmeyerek ortaya çıkan faydaların
eşit dağıldığı ve bu nedenle de rekabet koşullarını
bozmadığı sonucuna varmıştır (Çolakoğlu,
1989:12).
Marshall
dışsallıkları kısmi denge analizi çerçevesinde
ele alırken daha sonraki ekonomistler
statik denge analizi çerçevesinde ve firmaların
üretim fonksiyonlarının, piyasa dışı bağlantılarını
göz önüne alarak oluşan bu durumun tam rekabet koşullarında
ekonominin optimizasyonu üzerindeki etkisini tartışmışlardır
(Çolakoğlu, 1989:12-13).
Marshall’ın
ortaya koyduğu dışsallık kavramını
Pigou yeniden ele almıştır. Pigou (1962),
refah ekonomisi ile dışsal ekonomi arasındaki
bağı kurmuştur. Pigou’nun en önemli vurgusu,
eksik rekabet piyasasında refah artışı için
devlet müdahalesinin gerekliliğidir.
Pigou
, Marshall’dan farklı olarak sadece olumlu dışsallıkları
ele almamış, bunun yanında dışsal kayıplar (External
diseconomies) üzerinde de durmuştur. Bu anlamda
Pigou’nun dışsallıklar teorisine asıl katkısı,
dışsallıkları toplumsal refah ve etkinlik açısından
ortaya koymasıdır (Sonat, 1988:125).
Refah
ekonomisine önemli katkılarda bulunan klasik
ekonomist Pareto’nun ünlü optimum kavramı, dışsallığı
ve dolayısıyla toplumsal fayda/maliyet unsurlarını
içermez. Oysa Pigou’ya göre etkinlik; toplumsal
marjinal fayda ve
toplumsal marjinal maliyet eşitlenmesi sonucunda gerçekleşebilmektedir
(Özgan 1992:64). Pigou, dışsallıkların olması
durumunda ya da kendi terimleri ile sosyal marjinal
maliyet ile özel marjinal maliyet (sosyal marjinal
fayda/özel marjinal fayda) arasında fark bulunması
durumunda refahın maksimize edilemeyeceğini
vurgulamaktadır. Şu ana kadar ele alınan Marshall
ve Pigou yaklaşımlarında farkta ortaya çıkmaktadır:
Marshall dışsallık kavramını yalnızca ölçek
ekonomileri ve firma teorisi ile ilgili olarak ele alırken
Pigou piyasa mekanizmasının etkinliğini sağlamadaki
başarısızlığı (Market Failure) bağlamında
incelemektedir.
Bu
önemli farklılığı vurguladıktan sonra
Pigou’nun yaklaşımı daha ayrıntılı olarak ele
alalım. Pigou yaklaşımını açıklayabilmek için
öncelikle marjinal sosyal hasıla ve marjinal özel
hasıla kavramlarını açıklama gereksinimi vardır.
Pigou’ya göre marjinal sosyal hasıla (MSP)
herhangi bir kullanım alanına tahsis edilmiş
kaynaklarda marjinal bir artış sonrası ortaya çıkan
bütün fiziki mal ve hizmetlerin safi bir toplamıdır.
Bu üretim maliyetlerinin bir kısmı doğrudan doğruya
onunla ilgili olmayan kimselere yüklenmiş olabilir.
Bu durumda marjinal sosyal hasılanın negatif kısmı
söz konusu olabilmektedir. Bütün dış etkiler
ister pozitif ister
negatif olsun sosyal marjinal hasıla hesabına dahil
edilmelidir. Marjinal özel hasıla (MPP) bir kullanım
alanına tahsis edilen kaynaklarda meydana gelen artış
sonucu o artışı yapan kimseye düşen marjinal hasıla
kısmıdır. Gerçekte bu kişi kullandığı
kaynakları , bu hasılayı elde edebilmek amacıyla
artırmıştır. (Colakoğlu,1989:13).
MSP<MPP
olması durumunda optimum düzeydeki miktardan daha
fazla üretim yapılmaktadır. Bu durumda MSP=MPP eşitliğini
sağlamak için Pigou devletin vergi yoluyla müdahalesini
öngörmektedir. MSP>MPP durumunda ise üretilen
miktar optimum miktarın altındadır. Etkinliğin sağlanabilmesi
için Pigou sübvansiyona başvurulmasını önermiştir.
Pigou’ya
yöneltilen eleştirilerin başında Ellis ve
Fellner’den gelen ve dışsallığın tanımında
bir dizi hata yapıldığı görüşü yer alır.
Pigou’nun yaklaşımının aksine, bir sanayi
kolundan diğerine bir üretim faktörü
transferi, üretim faktörünün elde ettiği
gelirin azalmasına yol açıyorsa dışsallık doğmamaktadır.
Bu olgu piyasa işleyişinin doğal sonucudur (Sönmez,1987:124).
Bu
eleştiri ile bağıntılı olarak Viner teknolojik ve
parasal dışsallıkları ortaya koymuştur. Bazı
ekonomik faaliyetler diğer karar birimleri üzerinde
fayda ya da kayıplara yol açtıkları ve bu
nedenlerle dışsallık kavramı içinde yer aldıkları
halde kaynak dağılımı ve etkinliği üzerinde etki
yapmazlar. Konu etkinlik açısından ele alındığında
bu ayırım önem kazanmaktadır. Viner bu noktadan
hareketle dışsallıkları parasal (Pecuniary) ve
teknolojik (Technological) olarak ikiye ayırmıştır.
Parasal dışsallıklar, diğer ekonomik birimler üzerindeki etkilerini
piyasa mekanizmasından geçerek gösteririler.
Teknolojik dışsallıklar ise üretim ya da fayda
fonksiyonlarında kaymalara yol açarak, reel etkiler
meydana getirirler. Parasal ve teknolojik dışsallıklar
arasındaki fark; birinin fiyat sisteminden geçmesi,
diğerinin ise doğrudan etkili olmasından
kaynaklanmaz. Çünkü teknolojik dışsallığın
ortaya çıkması durumunda da tüketiciler ya da
firmalar maksimizasyon davranışlarında yeni
ayarlamalar yapacaklardır ve yine sonuçta fiyatlarda
değişiklik ortaya çıkacaktır (Sonat,199:127-128).
Parasal ve teknolojik dışsallıklar, dışsallık türleri
adlı başlık altında daha ayrıntılı olarak ele
alınacaktır.
Meade
ve Scitovsky parasal ve teknolojik dışsallık
kategorisine açıklık getirmişlerdir ve dışsallık
türüne göre sonuçlarının farklı olacağını
belirtmişlerdir. Buna göre parasal dışsallıklar
Pigou yaklaşımına uygun olarak yorumlandığında tüm
piyasa faaliyetlerinin sistematik olarak
vergilendirilmesi veya sübvansiyonlarla desteklenmesi
gerekmektedir. Zira tüm faaliyetler parasal dışsallık
olarak yorumlanabilmektedir.(Meade 1962 54-67,
Scitovsky 1954:143-151 aktaran Sönmez 1989, 124).
Parasal
dışsallıkların toplam refah ve etkinlik üzerinde
etkisinin olmadığı düşüncesi, özellikle refah
ekonomistlerinin parasal dışsallıkları, dışssallık
kavramı dışında tutmalarına neden olmuştur. Örneğin
Boumol-Qates parasal dışsallıkları “yalancı dışssallık”
(Psuedoexternality) olarak nitelemektedir. (Boumol,
Oates, 1975:25)
Nath’a
“mevcut sosyal ve ekonomik kurumların niteliği
nedeniyle, karşılığı ödenmeden başkalarına
maliyet yüklendiğinde ya da karşılığı alınmadan
başkalarına fayda sağlandığında bir dışsallık
olayı ile karşı karşıyayız” demektedir. (Victor,1978:26).
Nath, dışsallıkların iki temel özelliğinden
hareketle bu
tanımı yapmaktadır. Nath’a göre ;
a)
herhangi bir karar birimi tarafından bir diğerine
faydanın veya maliyetin yüklenmesi gerekir,
b)
oluşan bu fayda veya maliyet karşılığında
bedelin alınabileceği ya da tazminatın ödeneceği
piyasa bulunmamalı ve bir müdahale olmaksızın ödemede
bulunulmamalıdır (Nath,1981:43).
Bir başka deyimle, "dışsallık; üretici ya da tüketiciler,
davranışlarının bütün sonuçlarına katlanmadıkları
ve ne üreteceklerine ya da tüketeceklerine karar
verirken, başkaları üzerindeki etkileri hesaba
katmadıkları zaman ortaya çıkar”.Bu noktada
Mishan’ın bu konuyu tamamlayıcı görüşüne göre
ise dışsallığın bir başka özelliği de bir
bireyin davranışının diğer birey üzerindeki
etkisinin “meşru bir faaliyetin” daha önceden düşünülmeyen
ya da olağanüstü bir yan ürünü olmasıdır.
Nath’ın bu tanımına karşı ileri sürülen
itirazların temel çıkış noktasını “dışsallığın
olup olmadığını, bir bireyin faydasının , ya da
bir firmanın karının; diğer bir firma ya da
bireyin denetiminde olan faaliyetlere bağlı olması
ile anlaşılır” görüşü yer alır. Buchanan ve
Stubblebine bu görüşün savunucuları olarak, diğer
faktörler düşünülmezse, bu karşılıklı bağımlılığın
dışsallık için yeterli olduğu görüşündedirler
(Victor, 1978:27).
|