Konular
Ana Sayfa
Kamunun Fonksiyonları
Pareto Optimumu
Dışsallıklar ve Dışsallık Türleri
Dışsallıklarda Kamusal Çözümler
Kollektif Karar Alma Mekanizması
Kamunun Ekonomiye Müdahalesi 
Kamu Harcamaları: Türleri ve Analizi
Kamu Gelirleri: Türleri ve Analizi
Yerel Yönetimler
KİTLER
Sosyal Güvenlik Kuruluşları
Fonlar
Ögrenciler için
Yeniliklerden haberdar olmak için üye olunuz
Soru ve Önerileriniz
Sınav Sonuç
Derse Devam 
Proje Konuları
Ders İçeriği
spacer.gif (67 bytes) spacer.gif (67 bytes)
 YRD.DOÇ.DR. İSMAİL GÜNEŞ 
spacer.gif (67 bytes)KAMU MALİYESİ WEB SİTESİ
Ders İçeriği Konu Listesi Sınav Sonuç Projeler Sorularınız Kaynaklar Bağlantılar Ana Sayfa

Teori1 Teori2 Türler Pozitif Negatif Üretim Tüketim Marjinal Parasal
 

DIŞSALLIKLAR TEORİSİ

 Marshall, dışsallıklar konusunda teoriyi ilk olarak oluşturan ekonomisttir. Marshall, İngiltere ve diğer sanayileşmiş ülkelerdeki ekonomik büyümeyi incelemiş, kişi başına üretkenlikle kaydedilen artışı açıklamaya çalışmıştır. İçsel ekonomiler yanında dışsal ekonomiler üzerinde de durmuştur. Marshall’a göre “sanayileşme ortamında kaydedilen genel ilerlemeden kaynaklanan dışsal ekonomilerle karşılaştırıldığında, her kuruluşun kendi başına gerçekleştirdiği içsel ekonomiler çok zayıf kalmaktadır”, ve “bilgi artışına ve teknik ilerlemeye bağlı ekonomiler medeni toplumların tümünde temel olarak üretimin toplam hacmine bağlıdır”(Sönmez, 1987:123-124). Marshall, çalışmalarında dışsal ekonomileri endüstri içindeki gelişme koşullarına bağlı olarak firmaların elde ettikleri fayda olarak ele alırken, dışsal ekonomilere de firmalar arasındaki rekabet koşullarını bozup bozmamaları açısından yaklaşmıştır (Manisalıoğlu,1971:5). Marshal dışsal faydayı ise “Herhangi bir mal veya hizmet piyasasında endüstri yoğunlaşması sonucunda,endüstriye giren firma önceki firmaların ortalama üretim maliyetlerinin de azalmasına neden olması” durumunda ortaya çıkan fayda olarak tanımlamaktadır (Üstünel, 1988:102).

 Marshall’ın sadece dışsal ekonomileri ele alarak dışsal maliyetleri göz ardı etmiştir. Bunun nedeni, Marshall’ın ekonomik büyüme, sanayileşme ve azalan maliyetleri açıklama çabasıdır. Marshall çalışmalarında; endüstri içinde meydana gelen dışsal ekonomilerin, firmalara farklı derecelerde fayda sağladığı durumda rekabet koşullarının bozulabileceğini belirtirken  böylesi bir durumun gerçekleşmeyerek ortaya çıkan faydaların eşit dağıldığı ve bu nedenle de rekabet koşullarını bozmadığı sonucuna varmıştır (Çolakoğlu, 1989:12).

Marshall dışsallıkları kısmi denge analizi çerçevesinde ele alırken daha sonraki ekonomistler  statik denge analizi çerçevesinde ve firmaların üretim fonksiyonlarının, piyasa dışı bağlantılarını göz önüne alarak oluşan bu durumun tam rekabet koşullarında ekonominin optimizasyonu üzerindeki etkisini tartışmışlardır (Çolakoğlu, 1989:12-13).

 Marshall’ın ortaya koyduğu dışsallık kavramını  Pigou yeniden ele almıştır. Pigou (1962),  refah ekonomisi ile dışsal ekonomi arasındaki bağı kurmuştur. Pigou’nun en önemli vurgusu,  eksik rekabet piyasasında refah artışı için devlet müdahalesinin gerekliliğidir.

 Pigou , Marshall’dan farklı olarak sadece olumlu dışsallıkları ele almamış, bunun yanında dışsal kayıplar (External diseconomies) üzerinde de durmuştur. Bu anlamda Pigou’nun dışsallıklar teorisine asıl katkısı, dışsallıkları toplumsal refah ve etkinlik açısından ortaya koymasıdır (Sonat, 1988:125).

 Refah ekonomisine önemli katkılarda bulunan klasik ekonomist Pareto’nun ünlü optimum kavramı, dışsallığı ve dolayısıyla toplumsal fayda/maliyet unsurlarını içermez. Oysa Pigou’ya göre etkinlik; toplumsal marjinal fayda  ve toplumsal marjinal maliyet eşitlenmesi sonucunda gerçekleşebilmektedir (Özgan 1992:64). Pigou, dışsallıkların olması durumunda ya da kendi terimleri ile sosyal marjinal maliyet ile özel marjinal maliyet (sosyal marjinal fayda/özel marjinal fayda) arasında fark bulunması durumunda refahın maksimize edilemeyeceğini vurgulamaktadır. Şu ana kadar ele alınan Marshall ve Pigou yaklaşımlarında farkta ortaya çıkmaktadır: Marshall dışsallık kavramını yalnızca ölçek ekonomileri ve firma teorisi ile ilgili olarak ele alırken  Pigou piyasa mekanizmasının etkinliğini sağlamadaki başarısızlığı (Market Failure) bağlamında incelemektedir. 

 Bu önemli farklılığı vurguladıktan sonra Pigou’nun yaklaşımı daha ayrıntılı olarak ele alalım. Pigou yaklaşımını açıklayabilmek için öncelikle marjinal sosyal hasıla ve marjinal özel hasıla kavramlarını açıklama gereksinimi vardır. Pigou’ya göre marjinal sosyal hasıla (MSP) herhangi bir kullanım alanına tahsis edilmiş kaynaklarda marjinal bir artış sonrası ortaya çıkan bütün fiziki mal ve hizmetlerin safi bir toplamıdır. Bu üretim maliyetlerinin bir kısmı doğrudan doğruya onunla ilgili olmayan kimselere yüklenmiş olabilir. Bu durumda marjinal sosyal hasılanın negatif kısmı söz konusu olabilmektedir. Bütün dış etkiler ister pozitif  ister negatif olsun sosyal marjinal hasıla hesabına dahil edilmelidir. Marjinal özel hasıla (MPP) bir kullanım alanına tahsis edilen kaynaklarda meydana gelen artış sonucu o artışı yapan kimseye düşen marjinal hasıla kısmıdır. Gerçekte bu kişi kullandığı kaynakları , bu hasılayı elde edebilmek amacıyla artırmıştır. (Colakoğlu,1989:13).

 MSP<MPP olması durumunda optimum düzeydeki miktardan daha fazla üretim yapılmaktadır. Bu durumda MSP=MPP eşitliğini sağlamak için Pigou devletin vergi yoluyla müdahalesini öngörmektedir. MSP>MPP durumunda ise üretilen miktar optimum miktarın altındadır. Etkinliğin sağlanabilmesi için Pigou sübvansiyona başvurulmasını önermiştir.

 Pigou’ya yöneltilen eleştirilerin başında Ellis ve Fellner’den gelen ve dışsallığın tanımında bir dizi hata yapıldığı görüşü yer alır. Pigou’nun yaklaşımının aksine, bir sanayi kolundan diğerine bir üretim faktörü  transferi, üretim faktörünün elde ettiği gelirin azalmasına yol açıyorsa dışsallık doğmamaktadır. Bu olgu piyasa işleyişinin doğal sonucudur (Sönmez,1987:124).

 Bu eleştiri ile bağıntılı olarak Viner teknolojik ve parasal dışsallıkları ortaya koymuştur. Bazı ekonomik faaliyetler diğer karar birimleri üzerinde fayda ya da kayıplara yol açtıkları ve bu nedenlerle dışsallık kavramı içinde yer aldıkları halde kaynak dağılımı ve etkinliği üzerinde etki yapmazlar. Konu etkinlik açısından ele alındığında bu ayırım önem kazanmaktadır. Viner bu noktadan hareketle dışsallıkları parasal (Pecuniary) ve teknolojik (Technological) olarak ikiye ayırmıştır.

 Parasal dışsallıklar, diğer ekonomik birimler üzerindeki etkilerini piyasa mekanizmasından geçerek gösteririler. Teknolojik dışsallıklar ise üretim ya da fayda fonksiyonlarında kaymalara yol açarak, reel etkiler meydana getirirler. Parasal ve teknolojik dışsallıklar arasındaki fark; birinin fiyat sisteminden geçmesi, diğerinin ise doğrudan etkili olmasından kaynaklanmaz. Çünkü teknolojik dışsallığın ortaya çıkması durumunda da tüketiciler ya da firmalar maksimizasyon davranışlarında yeni ayarlamalar yapacaklardır ve yine sonuçta fiyatlarda değişiklik ortaya çıkacaktır (Sonat,199:127-128). Parasal ve teknolojik dışsallıklar, dışsallık türleri adlı başlık altında daha ayrıntılı olarak ele alınacaktır.

 Meade ve Scitovsky parasal ve teknolojik dışsallık kategorisine açıklık getirmişlerdir ve dışsallık türüne göre sonuçlarının farklı olacağını belirtmişlerdir. Buna göre parasal dışsallıklar Pigou yaklaşımına uygun olarak yorumlandığında tüm piyasa faaliyetlerinin sistematik olarak vergilendirilmesi veya sübvansiyonlarla desteklenmesi gerekmektedir. Zira tüm faaliyetler parasal dışsallık olarak yorumlanabilmektedir.(Meade 1962 54-67, Scitovsky  1954:143-151 aktaran Sönmez 1989, 124).

 Parasal dışsallıkların toplam refah ve etkinlik üzerinde etkisinin olmadığı düşüncesi, özellikle refah ekonomistlerinin parasal dışsallıkları, dışssallık kavramı dışında tutmalarına neden olmuştur. Örneğin Boumol-Qates parasal dışsallıkları “yalancı dışssallık” (Psuedoexternality) olarak nitelemektedir. (Boumol, Oates, 1975:25)

 Nath’a “mevcut sosyal ve ekonomik kurumların niteliği nedeniyle, karşılığı ödenmeden başkalarına maliyet yüklendiğinde ya da karşılığı alınmadan başkalarına fayda sağlandığında bir dışsallık olayı ile karşı karşıyayız” demektedir. (Victor,1978:26). Nath, dışsallıkların iki temel özelliğinden hareketle  bu tanımı yapmaktadır. Nath’a göre ;

a) herhangi bir karar birimi tarafından bir diğerine faydanın veya maliyetin yüklenmesi gerekir,

b) oluşan bu fayda veya maliyet karşılığında bedelin alınabileceği ya da tazminatın ödeneceği piyasa bulunmamalı ve bir müdahale olmaksızın ödemede bulunulmamalıdır (Nath,1981:43).

 Bir başka deyimle, "dışsallık; üretici ya da tüketiciler, davranışlarının bütün sonuçlarına katlanmadıkları ve ne üreteceklerine ya da tüketeceklerine karar verirken, başkaları üzerindeki etkileri hesaba katmadıkları zaman ortaya çıkar”.Bu noktada Mishan’ın bu konuyu tamamlayıcı görüşüne göre ise dışsallığın bir başka özelliği de bir bireyin davranışının diğer birey üzerindeki etkisinin “meşru bir faaliyetin” daha önceden düşünülmeyen ya da olağanüstü bir yan ürünü olmasıdır. Nath’ın bu tanımına karşı ileri sürülen itirazların temel çıkış noktasını “dışsallığın olup olmadığını, bir bireyin faydasının , ya da bir firmanın karının; diğer bir firma ya da bireyin denetiminde olan faaliyetlere bağlı olması ile anlaşılır” görüşü yer alır. Buchanan ve Stubblebine bu görüşün savunucuları olarak, diğer faktörler düşünülmezse, bu karşılıklı bağımlılığın dışsallık için yeterli olduğu görüşündedirler (Victor, 1978:27).