Kamu hizmetlerinin genişlemesi ve sosyal
refah devleti kavramıyla birlikte, geleneksel
vergilerin yanı sıra, yeni gelir kaynaklarına
ihtiyaç duyulmuştur. Parafiskal (vergi benzeri)
gelirler, belirli amaçların gerçekleştirilmesi için
kurulmuş sosyal güvenlik kuruluşları ile mesleki
kamu kurumlarına, bu amaçlarında kullanılmak üzere
gelir toplama yetkisinin verilmesiyle ortaya çıkan bütçe
dışı bir kamu geliridir.
Ülkemizde, sosyal güvenlik kuruluşlarından
T.C. Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur
ile, Türkiye Ticaret ve Sanayi Odaları, Ziraat
Odaları, Ziraat Odaları, Barolar, Tabipler birliği
ve diğer kamu meslek kurumları kendi mensuplarından
kanunla belirtilen miktarlarda kesinti, prim, aidat
gibi adlarla gelir elde ederler. Söz konusu kuruluşlara
mensup olan memur, işçi, esnaf ve meslek erbabı
kanunla öngörülen bu gelirleri ödemek zorundadır.
Bir kişi devlet memuru olduğunda rızasına bakılmaksızın
Emekli Sandığı ile irtibatlandırılır. Her ay
vergiler gibi, emekli kesintileri ile aylığından
kesilerek dairesince Emekli Sandığına gönderilir.
Aynı şekilde bir tüccar da mensup olduğu ticaret
ve sanayi odasına her yıl aidatını ödemek
zorundadır.
Parafiskal Gelirler, kanunla alınmaları ve
zorunlu olmaları nedeniyle vergiye benzerler. Harçtaki
ihtiyarilik bu gelirlerde söz konusu değildir.
Ancak, vergide karşılık olmadığı halde, harç
gibi parafiskal gelirlerde de bir karşılık vardır.
Gerçekten yukarıda anılan kamu kurumları, kendi
mensuplarından sağladıkları gelirlerini yine kendi
mensuplarına harcarlar. Parafiskal gelirler devlet bütçesi
ile ilgilendirilmez, hangi kurum tarafından tahsil
ediliyorsa o kurumun bütçesinde yer alırlar.
Kurumun hizmetlerinden de (emeklilik, sağlık yardımı
vb.) yalnız kendi mensupları yararlanır.
Günümüzde
Parafiskal Gelirler
büyük bir önem kazanmıştır. Özellikle,
devletlerin memurlar ve işverenlerin işçiler için
ilgili sosyal güvenlik kuruluşlarına yatırdıkları
paralar GSMH’nın %10’unu aşan miktarlara ulaşmıştır.
Ülkeler iç,in yapılan vergi yükü hesaplarında da
vergiler ile vergi benzerleri birlikte dikkate alınmaktadır.Topluma,
sosyal güvenliğin götürülmesi, sosyo-ekonomik yaşamın
kişi refahını maksimize edecek şekilde düzenlemesi,
devletlerin anayasalarında belirlenmiş görevlerindendir.
Tüm toplumu ilgilendiren yani, kamu yararına yönelik
hizmetlerin vergi ve benzeri mali yükümlülük
uygulamaları yoluyla gerçekleştirilmesi söz
konusudur. Sosyal, mali ve ekonomik nedenlerle devlet,
piyasa konusu olabilecek bir kısım mal ve hizmetin
üretimi bakımından da fonksiyon görebilmektedir.
Ancak, bazı hizmetler vardır ki, esas yapısı
itibariyle devletin anayasal görevleri arasında yer
almakla birlikte, bu hizmetlerin bütçe içerisinde
finansmanının sağlanmasının
doğru olmayacağı düşüncesinden hareketle,
özel finansman yöntemlerinin uygulanması yoluna
gidilmektedir. Söz konusu hizmetlere örnek olarak,
sosyal güvenlik kuruluşları, mesleki kuruluşlar ve
bazı ekonomik nitelikteki kuruluşların gerçekleştirdiği
hizmetler gösterilebilir. Genel anlamda kamu yararı
fonksiyonu bulunan
bu kuruluşların yarattığı faydalar, ilk
planda kendi üye ve mensuplarına yöneliktir.
Hizmetlerin bütçe içerisinde finansmanının gerçekleştirilmesi,
vergi ödeme gücü farklı düzeylerde bulunan mükelleflerden
sağlanan kamu fonlarının, söz konusu hizmetlerden
yararlananlara dolaylı bir şekilde aktarılması
sonucunu yaratır. Keza, bu faaliyetler nedeniyle yapılması
gereken giderlerin, bütçe içerisinde düşünülmesi
de, devletin finansal ihtiyaçlarının düzeyini yükseltici
etki yaratır. Bir taraftan; üretilen hizmetlerden
direkt olarak yararlananların bu hizmetlerin
finansmanında katlanmasının sağlanması, bir
taraftan devletin finanse etmek durumunda bulunduğu
kamu giderlerinin, bu hizmetler nedeniyle yükselmesinin
engellenmesi amacıyla, finansmanını kendi
gelirleriyle sağlayan kuruluşlar oluşturmuştur.
Kamu kuruluşu niteliğindeki bu örgütler, yüklendikleri
görevleri gerçekleştirmek üzere prim, aidat gibi
adlarla gelir elde etmektedirler. Ödenen prim ya da
aidat ve üyelik dolayısıyla, kuruluşların
hizmetlerinden yararlanılmaktadır ve prim ve aidatın
ödenmesi bakımından zorunluluk vardır. Başka bir
deyişle; vergiye benzer şekilde cebrilik ve yapılan
ödeme dolayısıyla da bir karşılık vardır.
Literatürde, söz konusu ödemeleri; vergi benzeri
harç, harç benzeri, harç benzeri ödemeler, vergiye
benzer harçlar olarak adlandıran yazarlar bulunmakla
birlikte , günümüzde; “Parafiskal gelirler”
deyiminin genelleştiği görülmektedir. Parafiskal
gelir;”sosyo-ekonomik alanda devlet müdahaleciliğinin
genişlemesi dolayısıyla artan kamu harcamalarının
bir bölümünü karşılamak suretiyle, belirli amaçların
gerçekleştirilmesi için kurulan, kamu veya yarı-kamu
niteliğinde olan ekonomik, sosyal veya mesleki kuruluşlara;
bu amaçlarının finansmanına tahsis edilmek üzere,
kamu otoritesince gelir toplama yetkisinin
verilmesiyle ortaya çıkan ve bütçe dışı bir
kamu geliridir” şeklinde tanımlanabilir.
1950’lerden itibaren hemen hemen bütün ülkelerde,
kendini önemi artan bir şekilde hissettiren
parafiskalite; esas itibariyle sosyal güvenliğin
devlet görevi olması ve sosyal güvenlikle ilgili
harcamaların, kamu harcaması düşüncesinden
kaynaklanmakta olup, söz konusu harcamaların
finansmanı; devlet bütçesi dışında ve cebre
dayanan kaynaklardan sağlanmaktadır.
|