Konular
Ana Sayfa
Kamunun Fonksiyonları
Pareto Optimumu
Dışsallıklar ve Dışsallık Türleri
Dışsallıklarda Kamusal Çözümler
Dışsallıklarda Piyasa Çözümleri
Kamunun Ekonomiye Müdahalesi 
Kamu Harcamaları: Türleri ve Analizi
Kamu Gelirleri: Türleri ve Analizi
Yerel Yönetimler
KİTLER
Sosyal Güvenlik Kuruluşları
Fonlar
Ögrenciler için
Yeniliklerden haberdar olmak için üye olunuz
Soru ve Önerileriniz
Sınav Sonuç
Derse Devam 
Proje Konuları
Ders İçeriği
spacer.gif (67 bytes) spacer.gif (67 bytes)
 YRD.DOÇ.DR. İSMAİL GÜNEŞ 
spacer.gif (67 bytes)KAMU MALİYESİ WEB SİTESİ
Ders İçeriği Konu Listesi Sınav Sonuç Projeler Sorularınız Kaynaklar Bağlantılar Ana Sayfa

Kaynak Dağılımında Etkinlikİstikrarın Sağlanması

GELİR DAĞILIMI 

Bir ekonomideki bütün kişiler yaşamları boyunca üretim sürecine emek,sermaye veya servetleriyle katılarak yaşamlarını sürdürmek için yeterli bir gelir sağlamak durumunda olmayabilirler. Hastalık, sakatlık, yaşlılık, işsizlik vb. nedenlerle yeterli bir gelir elde edilemeyebilir ve yeterli servet stoklarına sahip olunamayabilir. Bu nedenle devlet kendi kusurları olmaksızın geçimlerini tamamen ya da kısmen sağlayamayanların yeterli bir gelire kavuşmalarını mümkün kılan yeniden dağılım tedbirlerini almak zorundadır.(Heller,1974:288-299 aktaran Turhan, 1975, 265).

Gelir Dağılımı ve yoksulluk sorununa verilen önem siyasal koşullara bağlı olarak değişme göstermiştir. Keynes, Alvin,Hansen, Abba Lerner gibi ekonomistler 1930-1950 yılları arasında özellikle istikrar politikasına ilişkin görüşlere ağırlık vermelerine karşılık, 1950 den sonra gelişme ekonomisi yazını 1960'lı yılların ortalarına kadar sermaye birikimi, büyüme konularına önem verirken gelir dağılımı ve yoksulluk sorununun hızlı büyüme sonucu zaman içinde çözüleceğini ileri sürmüştür.1970 yıllarında gelir dağılımına ilişkin sorunlar birinci plana geçmeye başlamıştır (Şenses,1991:51; Turhan,1975:265). Az gelişmiş ülkelerde hızlı büyümeye karşın gelir dağılımının giderek bozulduğu ve yoksulluğun artığı anlaşıldıktan sonra gelir dağılımı konusuna olan bu yönelim fazla sürmeyerek istikrar politikaları ve programları ön plana çıkarılmıştır. Piyasa ekonomi anlayışı sonucunda sosyal devlet anlayışının zayıflaması gelir dağılımı sorununu geri planlara itmiştir (Şenses,1991:51).

Gelirin yeniden dağılımı iki şekilde gerekçelenmiştir. Bunlardan birincisi, refah ekonomisi ile ilgilidir. Buna göre bir kişinin geliri ne kadar artarsa artsın, gelirin son birimine atfettiği değer de o oranda azalacaktır. Azalan marjinal fayda teorisinden hareketle, yüksek gelir gruplarından düşük gelir grupları lehine yapılacak gelir transferleri ekonominin toplam refahını artırır. Bu şekildeki transferlerin sosyal faydası sosyal maliyetinden daha yüksek olacaktır (Wessel,1963:886 aktaran Turan,1975:266).

İkinci gerekçe Keynes’in tezine dayanmaktadır. Buna göre tasarruf eğilimi gelirdeki artışa paralel olarak artar. Böyle bir gelişme sürecinde özel tüketim talebi azalır ve ekonomideki efektif talep tam istihdamı gerçekleştirmeye yeterli olmaz. Gelişmiş ekonomilerde ortaya çıkabilecek durgunluğa engel olabilmek için, piyasa ekonomisinde oluşan kişisel gelir dağılımının tüketim eğilimi düşük gelir gruplarından  tüketim eğilimi yüksek gelir gruplarına yeniden dağıtılması gerekir. Bunun sonucu olarak tasarruf eğilimi düşer, fiyat istikrarı korunur ve tam istihdam gerçekleşir(Turhan,1975:267).

 Gelir dağılımı ile ilgili olarak ekonomik yönelimleri ve gerekçelendirmeleri ele aldıktan sonra gelir dağılımını kavramsal çerçeve içerisinde ele alırsak, gelir dağılımı ekonomik bir kavram olarak ulusal gelirin dağılımı anlamına gelir. Ekonomik açıdan, coğrafi gelir dağılımı, sektörel gelir dağılımı, fonksiyonel gelir dağılımı, kişisel gelir dağılımı gibi bölümlemelere gidilebilir (Türk, 1989:280). 

 Ekonomik süreç içerisinde fonksiyonel gelir dağılımı ile ilk olarak ortaya çıkan gelir brüt gelirdir. Ekonomi teorisi brüt gelirle ilgilenir, buna faktör gelirlerinin dağılımı, birincil dağılım adı da verilmektedir.  İkincil dağıtım ise, gelirin doğuşu ile kullanışı arasında geçen yeniden dağılımı ile ilgili konuları kapsamaktadır. Bu nedenle ikincil dağıtım devletin araya girerek sosyal ve etik nedenlerle birincil dağılımı düzenlemesi anlamına gelir. Böylece devletin müdahalesi sonucu ortaya çıkan gelir dağılımı ikincil gelir dağılımı olarak adlandırılır ve birincil dağılıma göre daha eşitçi olduğu kabul edilir. Bir anlamda da  devletin gelirleri daha eşitlikçi bir düzeye sokma çabalarını   gelirin yeniden dağılımı olarak ele alabiliriz. Bu amacı gerçekleştirmek için devletin elinde gelir dağılımının fonksiyonunu ve büyüklüğünü etkileyebilecek çok sayıda araç bulunmaktadır. Mali olmayan politika araçlarının başlıcaları: istihdam, ücret ve fiyat kontrolleridir. Temel maliye politikası araçları ise; vergi  ve kamu harcamalarıdır (Hemming, Hewitt ,1991:119). Gelirlerin daha eşit duruma getirilebilmesi için temel maliye politikası araçlarından biri olan vergiler, kişi ve kurumların gelirlerine göre farklı uygulanabilir. Bunun yanı sıra kamu harcamalarından değişik kesimlerin farklı oranlarda faydalanması yoluyla da oransal bir dengeye ulaşılmaya çalışılabilir (Aksu,1993:82).  

 Gelir dağılımının farklılaştırılmasında başvurulan bir yöntem de mevcut ekonomik sistem içindeki bir sosyal ve mali politika tercihi olmaktadır. Gelirin oluşumundan sonra yapılan müdahalelerle "gelirin yeniden dağılımı" sağlanmaktadır. Kavram olarak gelirin yeniden dağılımı faktör gelirleriyle, harcanabilir gelirler arasındaki farklılığı belirlemektedir. Bu ise üretimden elde edilen faktör gelirlerine devletçe müdahale edilerek bu gelirlerin, bir kısmının vergi yoluyla alınması ve harcanabilir gelire dönüştürülmesidir (Parasız, 1995 ; 195). Kamusal hizmetlerin belirlenmesindeki özellik ve kamusal gelirlerde, özellikle vergilerde yer alan zorlayıcılık unsuru kaynak dağılımı ve gelir dağılımında önemli bir yeniden dağıtım sonucunu da ortaya çıkarmaktadır. Genel olarak farklı gelir düzeylerine yönelik vergiler kişisel harcamalar ve tasarruflar üzerinde etkili olurlar. Artan oranlı gelir vergileri  kaynak ve gelir dağılımındaki  dengesizliğin engellenmesinde araç olarak kullanılabilir. Transfer harcamalarındaki amaç, farklı sosyal tabakaların satın alma güçlerinin korunması veya belirli bir gelir düzeyine kavuşturulmalarıdır. Kişilerin yanı sıra ekonomide değişik sektörler arasında adil bir kaynak  kullanımının sağlanmasına yönelmiş transfer harcamaları da söz konusudur (Eker, Altay, Sakar, 1997 ;42).

 Düşük ve yüksek gelir grupları arasında yeniden dağılımın etkisi beklenenden az olabilir. Çünkü önce yeniden dağıtılan kısmın önemli bir bölümü faydalanılanların bizzat kendilerinin ödedikleri paylardır.  İkinci olarak yüksek gelir gruplarının mutlak vergi gelirleri, büyük bir kitlenin ödediği vergi gelirlerine göre daha düşüktür. Bu nedenle gelirin yeniden dağılımı  ile sosyal politika veya  servetin yaygınlaştırılması , politikası açısından üzerinde titizlikle durulan büyük servet gruplarından, alt gelir gruplarına gelir transferi şeklindeki bir düşünce uygulamada görülememektedir (Aksu,1993:83).

 Gelirin oluşumu sürecine müdahale daha çok uygulanmakta olan ekonomik sistemin yapısıyla yakından ilişkili bir konudur. Gelir dağılımındaki farklılıkları azaltmak amacıyla devlet , öncelikle gelirin elde edilme sürecinde aldığı önlemler ile, dengesizliğe neden olan koşulları değiştirmeye ya da ortadan kaldırmaya  yönelebilir. Bu anlamda devletin yapabileceği müdahalelerden başlıcaları şunlardır; ücret farklılıklarını azaltmaya yönelik önlemler, asgari ücret uygulamaları,  rekabeti engelleyici uygulamaları yasaklayan yasal düzenlemeler, üretici ve tüketiciyi korumak amacıyla tarımsal ürün fiyatlarına müdahale, bölgeler arası gelişmişlik farklılıklarını azaltıcı tedbirler, enflasyonla mücadele, toprak reformu (Dinler,1995:  264-265).