|
KOLLEKTİF KARAR ALMA MEKANİZMASININ
GEREĞİ
Bugüne kadar ortaya çıkmış olan, varlığını sürdürsün
veya sürdürmesin bütün iktisadi doktrinlerin temel
tartışma konularından biri iktisadi, sosyal ve
siyasal düzende bireyin mi yoksa devletin mi esas alınacağı
ile olmuştur. Klasikler ve onların uzantısı olan
iktisadi doktrinler (Yeni Klasikler, Monetaristler,
Virginia Ekolü, Arz Yönlü İktisatçılar) bireyi
temel almışken , Keynezyen Yaklaşım bireyi esas
almamış, devletin ve sosyal adaletin üstün olduğunu,
devletin yönlendirici ve düzenleyici etkisini göz
önünde tutmuştur (Caplan,1999).
Hangi iktisadi doktrin savunulursa savunulsun,
devletin iktisadi hayattaki rolünü göz ardı etmek
mümkün değildir. Devletin sınırlı ve sorumlu bir
nitelik kazanmasını isteyen liberal görüş dahi
devletin saf kamusal mal sunumunun gerekli olduğunu
savunmuştur(Kılıçbay, 1994). O zaman, kamu sektörüne
iktisadi, sosyal ve siyasal hayatta ihtiyaç olduğu
kaçınılmaz bir gerçektir.
Saf kamusal malın iki temel
belirleyici özelliği vardır (Due ve Friedlaender,
1977, 22-23):
a) Tüketimde Rekabetin Olmaması (Non-rivalry
In Consumption): Bir bireyin saf kamusal malın tüketimine
katılması bu maldan yararlanan diğer bireylerin
faydasını düşürmez. Bu yüzden saf kamusal malın
tüketiminde tüketiciler birbirine rakip değildir.
Özel malda ise bir malın tüketimine ek bir bireyin
katılması bu maldan yararlanan diğer bireylerin
faydasını düşürür. Bu yüzden özel mal
durumunda bireyler tüketimde birbirine rakiptir.
b)Tüketimde Dışlamanın Olmaması (Non-exclusion
In Consumption): Bir bireyin saf kamusal malın tüketimine
katılması, bu maldan yararlanan diğer bireylerin
faydasını düşürmediği için bu bireyin saf kamu
malının tüketiminden dışlanması etkin olmaz. Her
birey, saf kamusal maldan eşit fayda sağlar. Özel
mallarda bireyin malın tüketimine katılması
sonucunda diğer bireylerin faydası düştüğü için
bedel ödemeyen dışlanır.
Bu iki kıstas saf kamusal malın iki
temel özelliğidir. Bireylerin saf kamusal malın
maliyetine katılımının vergilerle olduğu kabul
edildiğinde ve etkinlik koşulunun fiyatın marjinal
maliyete eşit olması durumunda (Fischer, 1996, 38)
ek bir bireyin saf kamusal malın tüketimine katılması
bu maldan yararlanan diğer bireylerin faydasını düşürmez.
Ek bir kullanıcının maliyeti sıfırdır. (MC=0)
Yukarıda belirtilen etkinlik koşulunu da hesaba
katarsak fiyat = marjinal maliyet = sıfır olacaktır
(P=MC=0) (Musgrave, 1989, 43). Bireyler saf kamusal
malın maliyetine vergilerle katılırılar . Fakat
saf kamusal malın yukarıda belirtilen karakteristik
özellikleri nedeniyle birey saf kamusal malın
maliyetine katılmasa bile, yani ödemesi gereken
vergiyi ödemese bile, tüketiminden dışlanamaz.
Bunu bilen birey maliyete katılmaktan yani üzerine düşen
vergiyi ödemekten, başka bir ifadeyle gerçek
tercihini açıklamaktan kaçınacak, fakat yine de bu
malın faydasından yararlanmaya devam edebilecektir.
Literatürde bu güdü Bedavacılık (Free-rider
problem) olarak adlandırılır (Atkinson, 1987, 309).
Piyasa mekanizmasında bireyler bir
mala olan taleplerini o malı satın alarak veya
almayarak açıklarlar (Stiglitz, 1994, 81). Fakat
yukarıda bahsedilen özellikler nedeniyle saf kamusal
mallara olan taleplerini açıklamazlar. Bireylerin
saf kamusal mallara olan taleplerini açıklayacak
mekanizma kollektif karar alma mekanizması'dır.
Bu çalışmanın konusunu oluşturan
Kollektif Karar Alma sorununu inceleyen Kamu Tercihi
Teorisi politika ve iktisat bilimlerini birleştirmeye
çalışır. Kamu tercihi teorisi, siyaset biliminin
iktisadi analizi olarak tanımlanabilir. Siyasal süreçte
alınan karar ve yapılan uygulamaların iktisadi
analizidir. Siyaset biliminin temel konuları iktisat
biliminin araç, yöntem ve varsayımlarıyla analiz
edilmektedir (Mueller, 1976, 395). Saf kamusal mal,
toplumun bütününe sunulur ve bu yüzden de saf
kamusal mal hakkındaki kararlar toplumun bütünü
tarafından alınmalıdır. Kollektif karar alma
mekanizması söz konusu bireylerin farklı
tercihlerini kollektif bir karara dönüştürecek şekilde
toplanması sürecini inceler.
|