Dr. Lawrence Pratchett: Katılımcılık arttıkça şeffaflık da çoğalır

Demokrasi için yerel yönetim : LEYLA TAVŞANOĞLU

Son yıllarda dünyanın çeşitli ülkelerinde gündemin üst sıralarındaki maddelerden birisi de yerel yönetimlerle demokrasi arasındaki bağ. Geçen hafta sonunda İstanbul'da TÜSES Vakfı da ''Yerel Yönetimler ve Demokrasi'' konulu bir sempozyum düzenledi. Bu sempozyumda konuşmacılardan birisi De Montfrort Üniversitesi öğretim üyelerinden, yerel yönetim ve kamu siyaseti uzmanı olan Dr. Lawrence Pratchett' di. Dr. Pratchett'le, yerel yönetimlerde halkın katılımcılığı, yurttaş bağımlılığı ve demokrasiyi geliştirmek için yerel yönetim bilincinin nasıl arttırılabileceğini konuştuk:

- Gelişmiş üniter ülkelerle gelişmekte olan üniter ülkelerde yerel yönetimlerde demokrasi nasıl olmalı sizce?

PRATCHETT - Sorunların kalkınmış ve kalkınmakta olan ülkelerde hem birbirine çok benzediği, hem de farklılıklar gösterdiğini düşünüyorum. Örneğin İngiltere'de eğitim ve yaşam düzeyi epeyce yüksek. Ancak demokrasiye katılım kültürü öbür gelişmiş ülkelere kıyasla İngiltere'de oldukça düşük. Türkiye'yi çok iyi bildiğimi söyleyemem. Ama ülkede 600 tane yerel yönetim varsa bu yönetimler hiç kuşkusuz bölge halkına yakındır. Biz bugün İngiltere'de daha çok katılımcılığı sağlayacak bir kültür geliştirmeye çalışıyoruz. Bu da daha çok şeffaflık sağlayacaktır. Şimdiki halde yerel gazeteler yerel yönetimleri son derece eleştiren yayınlar yapıyorlar.

- Yerel yönetimlerdeki yolsuzluk olaylarını ortaya çıkarmayı mı amaçlıyorlar?

- Hayır, daha çok o yörede yaşayan küçük grupların, kendi çevrelerinde, kendilerine sorulmadan yapılmak istenenlere karşı çıkmaları haberlerine yer veriyorlar. Çünkü, politikacılar genelde kendi daha genel politikalarını uygulamak için bunu yapıyorlar. Halk da karşı çıkıyor. Demin söylediğim, yerel gazetelerin bu tür haberlere daha çok yer verdiği ve politikacıların eleştirildiği... İngiltere'de şimdi yerel politikacıların oluşturdukları yerel yönetimlerin çok yüksek düzeyli ve şeffaf olmaları isteniyor. Bunun için yerel yöneticilerin halkın daha çok katılımcı olmalarını sağlamaları amaçlanıyor. Esas hedef de hangi yurttaşların katılımcılığa eğilimli, hangilerin isteksiz olduklarını saptamak.

- Bildiğimiz kadarıyla İngiltere'de insanlar, hem genel seçimlerle özellikle de yerel yönetimler ve yerel seçimlerle çok fazla ilgili değiller. Bunun nedenlerini anlatabilir misiniz?

- Çünkü İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra yerel yönetimler hep yerel hizmetler götüren birimler olarak görülmüştür, bunların demokrasiye katkıda bulunabilecekleri hiç akla getirilmemiştir. Belediyelerde hizmet aksadığı zaman ancak halkın tepesi atıyor ve harekete geçiyor. Ama belediye hizmetleri iyiyse yöre halkı sesini çıkarmıyor, neler yapıldığıyla da fazlaca ilgilenmiyor. Nasıl örgütlenmeleri gerektiği konusunda hiç kaygıları yok. Ama buna karşılık bazı küçük gruplar bu kaygıyı duymaya başladı. Bunlar artık sıklıkla baskı grupları haline gelmeye başladılar. Ama genelde baktığınız zaman hâlâ geniş yurttaş kitlelerinin demokrasiye katılımları gibi bir kaygıları bulunmadığını görüyorsunuz.

- Bildiğimiz kadarıyla İngiltere'de yerel yönetimlerin sorumluluklarına geniş alanlar giriyor...

- Evet, size İngiltere'den Birmingham Belediyesi'ni örnek olarak gösterebilirim. Birmingham Belediyesi'nin altında başka bir belediye yok. Birmingham da oldukça büyük bir şehirdir. O nedenle de yörede yaşayan kişi, katılımcılığa özenmiyor ya da belki özendirilmiyor.

- Sizce 1992 yılında Rio'da düzenlenen BM Dünya Konferansı'nın (Earth Conference) çevreyi koruma ve demokratik katılımcılık bilinci üzerindeki etkileri neler oldu?

- Çevre konularına çok dikkatli eğilindi. Ama aynı şeyi yurttaş katılımcılığı için söyleyemem. Yerel yönetimlerin Dünya Konferansı'nın Gündem 21'inin uzantıları olan yerel Gündem 21'lerle ilgili büyük sorumlulukları var. Yerel çalışmalarda sürdürülebilirlik üzerinde çok önemle duruluyor. Şimdi İngiltere'de ''Yeşile Yöneliş'' (Going To Green) adı verilen bir proje başlatıldı. Bu da ''Yerel Gündem 21'' çerçevesinde yapılıyor. Bu, kendi yörelerinde yaşayan toplulukların çevrelerini koruma bilincini geliştirmelerini amaçlıyor. Gelişmiş ülkelerin sorunu, çevrelerini korumanın bilincinde olmak, ama insanların bunu yapmak için kendi yaşam standartlarından ödün vermekte isteksiz oluşları.

- Yurttaş bağımlılığının bu bağlamda önemi nedir?

- Çok önemli. Yurttaş bağımlılığı toplumu daha demokratik hale getirir. Bu, insanların, yerel bağımlılıklar yoluyla politikada eğitilmeleri anlamına geliyor. Bu yolla insanlar daha çok katılımcı olma bilincine varıyorlar; sadece kendi yörelerinde değil, bunu global anlamda da başarabiliyorlar. Sonunda sürdürülebilirlik sorunları da ortadan kendiliğinden kalkıyor.

- Demokrasiyi geliştirmek için yerel yönetim bilinci nasıl arttırılabilir? Yoksa bu bir ütopya mı?

- Hayır, bu bir ütopya değil hiç kuşkusuz. İngiltere'de demokratik yenilenmeyle ilgili bu tartışmalar sürüyor. Bunu başarmak için merkezi hükümet, yerel yönetimlerin merkeze olan bağımlılıklarını azaltması gerektiğini biliyor. Bu yolla yerel yönetimlerin daha demokratik hale geleceklerinin bilincinde. Ama yerel belediyelerin, kendi sorumluluklarını yöre toplumuyla paylaşmadaki isteksizliklerinin de farkında. Çünkü yerel belediyeler, seçilmiş eyalet yönetimleri gibi. Pek çok yerel yönetici ve yerel yönetimin demokratik yenilenme gündemini destekledikleri bir gerçek. Ama katılım ve yurttaş bağımlılığı ile öbür yanda siyasi liderlik arasında bağ kurmak da zor oluyor. Her yerel yönetimin bu yapıyı kendisinin oluşturması gerek.

 

©İsmaİl Güneş
e-Posta: İgunes@maİl.cu.edu.tr
Gsm: 0532 3937300 İş: 0 322 2249353