MİLLİYET14-10-1997"İdarede reform" mu?
Şahin ALPAY
"Yerel yönetimler güçlendirilmelidir! Bu laftan bıktık... Artık lafı
bırakıp gereğini yapmak lazım. Ama ne yazık ki Türkiye'de idari reform yapılamaz.
Yapılır da inşallah mahçup oluruz!" Sözünü esirgememekle maruf Erzincan
Valisi Recep Yazıcıoğlu, TÜSİAD 'ın geçen cuma günü düzenlediği "Yerel
Yönetimler" konulu toplantıda böyle diyordu.
Yazıcıoğlu'na göre: Türkiye'de idari reform yapılamaz, çünkü siyasileri ve
bürokratlarıyla Ankara, elinde tuttuğu yetkilerden ve getirdiği rantlardan
vazgeçemez. Oysa devletin yargı, güvenlik, savunma, dış politika gibi temel işlevler
dışında kalan yetkileri yerel yönetimlere devredilecek olursa, Türkiye'nin sorunları
hal yoluna girer. Enflasyon da biter; "bitti denilen" terörün çaresi
de bulunur. Çünkü bünyeyi güçlendirecek olan yerel yönetim reformudur. "Halkı
sisteme ortak etmeden hiç bir soruna çare bulamazsınız!"
Toplantıda Yazıcıoğlu yanısıra TÜSİAD'ın "Yerel Yönetimler Yasa
Taslağı" nı (Ocak 1997) hazırlayan Dr. Selçuk Yanardağ, Trabzon
Valisi İsmet G. Civelek, Gaziantep ve İstanbul belediye başkanları Celal
Doğan ve Recep T. Erdoğan 'ın katıldıkları paneli izledim. Hiç birinin,
Başbakan Mesut Yılmaz 'ın "idarede devrim" olarak nitelediği
bildirilen "Mahalli İdareler Yasa Tasarısı" ndan umutlandığı
izlenimini edinmedim. Aksine Celal Doğan, basına yansıdığı haliyle, söz konusu
tasarıdan fevkalade kaygılıydı.
Basına yansıdığı kadarıyla, yerel yönetim reformu olarak yapılmak istenen kısaca
şu: Merkezi yönetimin temel işlevler dışındaki yetkileri, bugün hemen hemen tamamen
işlevsiz durumda olan il özel idarelerine devredilecek. İl özel idarelerinin
bütçeden alacağı pay yüzde 2'nin altından yüzde 20'ye çıkacak; belediyelerin
bütçeden aldığı pay da yüzde 5 - 6 dolayından yüzde 15'e.
Celal Doğan'a göre böyle bir tasarının yasalaşması halinde bu yerel yönetimde bir "karşı
devrim," bir geriye gidiş olur. Çünkü bu tasarının yasalaşması halinde
halkın yönetime katılımında esas unsur olan belediyeler geri plana itilecek.
Merkezden atanan ve il genel meclislerine karşı hiç bir şekilde sorumlu olmayan
valiler güçlendirilecek; bunun adı da yerel yönetim reformu olacak...
Doğan'a göre tasarı, yerel yönetimlerde RP var diye bu şekli alıyor. Oysa, bir
sistem şu veya bu partinin iktidar olup olmayacağı hesabı üzerine kurulamaz.
Celal Doğan konuşmasında, yerel yönetimde çok başlılığa, yetki çatışmalarına
yol açan büyükşehir belediyelerinden de yakındı. Bütün ülkenin, çeşitli
şartlar dikkate alınarak saptanacak optimum büyüklükteki belediyelere ayrılmasını;
devletin temel işlevleri dışındaki bütün yetkilerin belediyelerce üstlenilmesini
savundu. Görebildiğim kadarıyla, halen İsveç 'te uygulanan yerel yönetim
sistemine benzer bir sistemin getirilmesini istiyor. Eğer belediyelerin üzerinde bir ara
kademe olarak, Fransa 'dakine benzer bölge meclisleri kurulursa "buna bir
itirazımız olmaz" diyor.
Doğan sözlerini, "Ülkeyi yönetenler halktan korkuyor; halkın belediyeler
aracılığıyla yönetime katılmasından çekiniyor. Bu anlayış mutlaka
değişmeli..." diyerek bitirdi.
Doğrusu Recep Yazıcıoğlu ve Celal Doğan 'ın sözlerine ekleyecek bir
şey yok. Onların aktardığım görüşleri, şiddetle ihtiyaç duyduğumuz idareyi
bugünkü aşırı merkeziyetçilikten kurtaracak yerel yönetim reformunun dayanması
gereken ilkeleri yansıtıyor.
Evet, hükümetin seçimden çok reformları düşünmeye başlaması hayırlı. Ama
reformların da, uygulanabilecek olup olmamaları bir yana, gerçekten reform olması
gerekmez mi?
|