MİLLİYET 20-04-1998Yerel yönetimlerin sorumluluğu
Orhan TOKATLI
DOĞA'nın uyanışını Ege kıyı bandında
yaşamanın zevki bir başka oluyor. İmbatın hafif esintileri vücudunuzun bahar
ateşini bir nebze olsun yatıştırmaya yetiyor.
Ağaçların renk değiştirmeleri ressamların
fırça darbeleriyle adeta yarışıyor. Yeşilin tüm tonlarını sabah akşam
farklılıklarıyla görebilmenin huzuru insanı rahatlatıyor.
Topraktan yeşil fışkırıyor, ellerinde naylon
torbalar ve bıçaklarla çoluk çocuk, erkek kadın yemeğini ya da salatasını yapmak
için yol kenarlarında, yeşil alanlarda ot toplamanın tadına varıyorlar. Her şey o
kadar çabuk değişiyor ki, bugün teneffüs edilen hoşluğu ertesi günü bulamamanın
ezikliği hissediliyor. Ancak bu burukluk fazla sürmüyor, karşılaşılan görüntü
sizi çok daha ferahlatıcı biçimde etkiliyor. Balıkçı tekneleri az da olsa yine de "baharcı
konuklarını" balıksız bırakmamak için fonksiyonlarını sürdürüyorlar.
Uygarlıkların buluştuğu bu topraklar üzerinde
tabiatın tüm nimetlerinden yararlanarak kısa bir tatil yapmanızı ne yazık ki "uygar
bürokratlar" engellemekte gecikmiyorlar. Belde ismi vermek gerekmiyor, örneğin
telefon mu arızalandı? Yandınız... Telekom'un örgütlenmesi gereği zorunlu olarak 30
- 40 kilometre ötedeki ilçeden gelecek hat bakıcıları bekleniyor. Bu gidip gelmeler
de onbeş günde bir yineleniyor, sorunun kesin çözümüne kimse yanaşmıyor. Ankara'da
babalar TV'lerde iletişimdeki süper gelişmeleri anlatırlarken vergi mükellefi
borçsuz, takıntısız vatandaşlar telefonları ile maalesef konuşamıyorlar. Elektrik
kesintileri ise evlere şenlik durmadan, duraksamadan almış başını gidiyor. Yerel
yöneticiler, enerji sıkıntısı mı var? Kısıntı mı yapılıyor, sorularına
muhatap olmak dahi istemiyorlar. Arıza nedeniyle kesildiğini açıklamakla yetiniyorlar,
ancak bu arızaların da günde 3 - 5 saat arayla tekrarlandığı gözleniyor.
* * *
ANKARA'daki merkezi otoriteden uzaklaştıkça devlet
hizmetlerinde ağırlık, savsaklama, başıboşluk hemen kendini hissettiriyor. İlçe
veya il yerli yöneticileri, yabancıları çoğunlukla yadırgıyorlar. Devlet
dairelerine genellikle yöre insanları atandığından öncelikle sözü geçen tanıdık
kişilerin işleri görülüyor, zaman kalırsa sizlere de sıra gelebiliyor. Bunu normal
karşılamak gerekiyor. Bu alaturkalık hemen hemen tüm yerleşim bölgelerinde aynen
uygulanıyor.
Yerel yönetimler yasa tasarısının Meclis
gündemine gelmesi nedeniyle konu üzerinde hassasiyetle durulması icap ediyor.
Gerçekte bugün yerel yönetimler çok kötü
işliyor. Demokratik olmaktan uzak olan bu yönetimler aslında partilerin iş kapıları
olarak kullanılıyor.
İktidar olan partilerin hazırladıkları yerel
yönetim tasarılarında, yargı, savunma ve dışişleri dışında kalan tüm devlet
işlevleri, valilere, kaymakamlara, bir bölümü de belediye başkanlarına
bırakılıyor.
Düşünülebiliyor mu? Yerel yöneticiler asayişten
sorumlu oluyorlar, ilk ve orta eğitimi üstleniyorlar, karayolu, demiryolu ile birlikte
baraj ve köprü yapımına soyunuyorlar, devletin büyük bütçelerle başedemediği
sağlık hizmetlerine çözüm getiriyorlar.
Türkiye'nin yerel yönetim refomuyla
kalkınacağına, merkezi sistemdeki hantallığın da bu şekilde yok edileceğine
inanılıyor.
Bu tarz bir yönetim biçiminin ülke gerçeklerine
tamamen ters düşeceği kültür ve eğitim düzeyinin sistemi kaldıramayacağı, tam
aksine yönetimi zaafa uğratacağı vurgulanıyor.
Bütün bakanlıkların icraatlarını ilgilendiren
yasa tasarısının aceleye getirilmeden üzerinde çok daha fazla çalışılmasında
yarar görülüyor.
75 yıllık Cumhuriyet rejimi yönetim düzeninde
sarsıntısız kabuk değişikliğinin gerçekleşmesinde çok daha dikkatli
davranılması isteniyor.
|