MİLLİYET 21-01-1999Reform!
Hasan CEMAL
Yerel yönetim reformu ülkeyi
parçalayacak mı? Şu sıralar İngiltere'nin en sıcak tartışma konularından biri bu.
Kimine göre, ülke parçalanmanın eşiğine geliyor. Başbakan Blair ise anayasal
reformun ülkenin birliğini güçlendireceğini, yeni yüzyıla hazırlayacağını
savunuyor. Peki, biz ne zaman reformun lafını bırakıp kendisini yapacağız?
Yerel yönetim reformu ülkeyi parçalayacak mı?
Yerel yönetim reformu ülkeyi
parçalayacak mı? Şu sıralar İngiltere'nin en sıcak tartışma konularından biri bu.
Kimine göre ülke parçalanmanın eşiğinde. Başbakan Blair ise aksi kanıda.
Ülkenin birliğini yok eden değil, güçlendiren bir devlet adamı olarak tarihe
geçeceğini belirtiyor.
Konu şu:
Bizim genellikle İngiltere dediğimiz Birleşik
Krallık, İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda'dan oluşur. Birleşik
Krallık belki de Avrupa'nın en eski, en merkezi devletlerinin başında gelir.
Merkeziyetçilik öylesine güçlüdür ki, örneğin başkent Londra'nın belediye
başkanı hala halk oyuyla seçilmez. Belediye meclisi doğrudan seçimlerle kurulmaz.
Ve bu durumdan yıllardır şikayet edilir, halka
hizmeti olumsuz etkilediği için...
İşçi Partisi lideri Blair, iktidar yolculuğuna
"önce partimi sonra ülkemi yenileyeceğim" diye çıkmıştı. Ülkeyi
yenilemenin ismini de anayasa reformu olarak koymuştu.
Şimdi bu reform gerçekleşiyor:
(1) Yeni İskoçya parlamentosu ve Galler
meclisi için seçimler 6 Mayıs'ta yapılacak.
(2) Kuzey İrlanda meclisine merkezden yetki
devri baharda tamamlanacak.
(3) İngiltere'nin idari bölgeleri, dolaylı
seçimlerle oluşturulan meclisler tarafından denetlenecek yerel kalkınma örgütlerine
sahip olacaklar.
(4) Ve gelecek yıl Londra tarihinde ilk kez
belediye başkanıyla, belediye meclisi seçim sandığından çıkacak.
(5) Bu arada birey - devlet ilişkileriyle
Lordlar Kamarası da anayasal reformdan kendilerine düşen payı alacaklar.
Ayrılıkçılık...
Başbakan Blair, anayasal reformu demokrasinin
ikinci çağı diye niteliyor.
Kimileri de kuşkulu!
Diyorlar ki:
"Ülke parçalanmanın eşiğinde. Yerel
yönetim reformu ve merkezi devletin bazı yetkilerinden vazgeçmesi, ayrılıkçılık
hayaletini şişeden çıkarır. Buna karşı da İngiliz milliyetçiliğinin kötü
yüzü sahnede belirir."
Tedirginlik daha çok İskoç milliyetçiliği konusunda
düğümleniyor. İskoçya'da ayrılıkçılık, yani bağımsız İskoçya ateşi hiç
sönmüş değil. İskoç milli partisi bayağı güçlü ve öteden beri bağımsızlık
davası güdüyor.
O yüzden, anayasal reform sayesinde İskoçya'nın
en çok on beş yıl içinde Birleşik Krallık'tan ayrılarak bağımsız bir devlet
haline geleceğini öne sürenler var.
Blair farklı düşünüyor:
"Anayasal değişimin temelinde yatan anlayış,
ülkenin kurumlarını modernleştirmek ve onu 21'inci yüzyıla hazır hale getirmektir.
İskoçların nihai tercihlerini bağımsızlıktan yana yapacaklarına kesinlikle
inanmıyorum. Bağımsızlık İskoçya için her bakımdan felaket olur. Bunu aklı
başında bütün İskoçlar biliyor. İngiltere ve İskoçya'nın birlikte çok daha
güçlü bir bütün oluşturacaklarını herkes yüreğinin derinliğinde hissediyor,
biliyor."
Blair'in vurguladığı bir başka nokta:
Değişimin gücü... Blair, ülkenin birlik
ve bütünlüğünün ancak değişim sayesinde devam edeceğine inanıyor. Anayasal
reform olmaz, merkezi devlet bazı yetkilerinden vazgeçip yerel yönetimler
güçlendirilmezse, işte o zaman ayrılıkçılığın değirmenine su taşınacağını
düşünüyor.
Yeni parti, yeni ülke!
İngiliz İşçi Partisi'nin genç lideri, partisini
değiştirdikten sonra, kabaran iktidar dalgasının üstünde ülkesini değiştirmeye,
modernleştirmeye soyunuyor, onu yeni yüzyıla hazırlıyor.
Türkiye'de reform
Bu yazıyı yazmama, geçenlerde Financial Times
gazetesinde çıkan bir Başbakan Blair mülakatı yol açtı (14 Ocak 1999, sayfa 10).
Okurken kendi ülkemi düşündüm. Türkiye'de
partilerimiz bunca yıldır yerel yönetim reformu derler. Her seçim öncesinde halka
yaptıkları vaatlerin başında yerel yönetimlerin, belediyelerin güçlendirilmesi
gelir. Türkiye'nin artık Ankara'dan yönetilemeyecek kadar büyük bir ülke olduğu,
onun için katı merkeziyetçilikten vazgeçmeden halka daha iyi hizmet veren yerel
yönetimlerin kurulamayacağı vurgulanır.
Ama değişen bir şey olmaz.
Nitekim son hükümet döneminde de yerel
yönetimlerde sınırlı bir reformu öngören tasarı yine Meclis'te takıldı kaldı.
Bakalım, ne zaman reformun lafını etmekten bıkıp
kendisini yapacağız? Ne zaman partilerimizi yenileyip sonra da ülkemizi yenilemeye
koyulacağız?
|