MİLLİYET 20-07-2000

Kentte yaşamanın bedeli
Siyaset Kürsüsü

HİKMET ULUĞBAY
DSP Milletvekili


       Ülkemizin kent nüfusu, 1980 yılından bu yana gerek iç göç ve gerek doğal nüfus artışı ile nerede ise ikiye katlanmıştır. Önümüzdeki on beş, yılda olasıdır ki en az yüzde 50 oranında artacaktır. Kent nüfusu, bu tempo ile büyürken, kentliler de sunulan hizmetlerin kalite düşüklüğünden yakınmaktadır. Kent hizmetlerinin yeterli kalitede sunulamaması da genelde konsolide bütçeden belediyelere yeterli kaynak verilmemesine bağlanmaktadır. Önce bir kavramın altını çizmek gerekir: Konsolide bütçe giderleri tüm ülkeye adaletli olarak sunulacak hizmetleri kapsar; adalet, güvenlik, eğitim, savunma, ulaşım - iletişim altyapısı ve benzerleri gibi. Vergi de bu hizmetlerin ülke genelinde eşit ve dengeli dağılması için alınan toplumsal barışın sigorta primidir. Bu nedenle de kentsel hizmetler için genel bütçeden pay ayrılmaması gerekir. Zira kentte üretilen hizmetin tek yararlanıcısı o kentlidir. Bu nedenle de yararlandıkları hizmetlerin bedelini de o yerleşim biriminde oturanlar vermek durumundadır. Ülkemizde yıllardan beri bütçeden yerel yönetimlere pay verilegeldiği için politik bir kötü alışkanlık oluşmuştur. Bu tutum, aynı zamanda belediye olmak için büyük bir yarışa da yol açmaktadır. Aslında yerel yönetimlerin vatandaştan hizmetleri için gelir toplama yetkileri olmalıdır ve vardır. Ancak, belediyeler, seçmene hoş görünmek için kaynakları harekete geçirmekte isteksiz davrandıkları gibi bayramlarda otobüslere ücretsiz yolcu taşıtmak ve benzeri popülistlikler de yaparlar.
       Kentlerin en sağlıklı olarak gelir elde edebilecekleri bir alan, kent yerleşim rantından pay almaktır. Bir örnek; kentlerin süratle büyümesi sonucu, birçok tarım arazisi konut yapımına açılıyor. Söz gelimi 8 - 10 dönümlük bir alana yapılacak 70 - 80 daireli apartmanlar için arazi sahibine en az 20 daire verilmekte, ancak bu dairelerden 1 tanesinin bedeli bile kent için vergi olarak alınmıyor. Oysa, tarlanın apartmana dönüşmesi toprak sahibini bir anda mülti milyarder yapmıştır. Aynı şekilde, şehre göç eden, toplumun ortak malı olan kamu arazisine gecekondusunu yapıyor, bedelsiz tapusunu popülist politika ürünü olarak alıyor, kentsel altyapı hizmetlerinden yıllarca neredeyse ücretsiz yararlanıyor, yıllar geçiyor, yap - satçı, kondu arazisi için en az 4 - 5 daire veriyor. Kondu sahibi de bir anda loto milyarderi gibi oluyor ancak ondan da kayda değer bir bedel vergi olarak alınmıyor. Oysa, tarlanın veya tek kondunun apartman sitelerine dönüşmesi, okul, sağlık ocağı, yol, su, kanalizasyon, haberleşme, elektrik, güvenlik gibi birçok yerel ve genel giderlere yol açmıştır. Bu giderler için genel bütçeden kaynak ayırmak kamu eli ile gelir dağılımını bozuyor ve ayrıca, belediyelerin seçmen tarafından etkin denetlenmemesini de özendiriyor. İki örnek sundum. Örnekleri çoğaltmak mümkündür.
       Yerel yönetim yasasında yapılacak düzenlemelerin altın kuralı: "Hizmetten yararlanan, hizmete ait yatırımın da hizmetin de bedelini öderdir." Bu konuda gelişmiş ülkelerin yasalarından öğreneceğimiz çok şey var.

 




©İsmaİl Güneş
e-Posta: İgunes@maİl.cu.edu.tr
Gsm: 0532 3937300 İş: 0 322 2249353