Sayfa 1 Sayfa 2 Sayfa 3 Sayfa 4 Sayfa 5 Sayfa 6 Sayfa 7 Sayfa 8
İÇERİK

 1.1980 SONRASINDA YEREL YÖNETİMLERİN FİNANSMAN AÇIĞI            SORUNU ve TÜRKİYE

  1.1.Yerel Yönetimlerin Borçlanması

  1.2.Türkiye’de Yerel Yönetimlerin Borçlanması

 2.YEREL YÖNETİMLERİN BORÇLANMA YETKİSİ

 3.YEREL YÖNETİMLERİN BORÇLANMA GEREKSİNİMİ ve       NEDENLERİ

  3.1.Yerel Yönetimlerin Dış Borçlanma Nedenleri

  3.2.Yerel Yönetimlerin İç Borçlanma Nedenleri

 4.YEREL YÖNETİMLERİN İÇ BORÇLANMASI

  4.1.İller Bankası ve Yerel Yönetimler

    4.1.1.İller Bankasının Kredi Yardımları

    4.1.2.İller Bankası Gerekli mi ?

    4.1.3.İller Bankasının Yerel Yönetim Bankası Olma Özelliği

    4.1.4. İller Bankasının Yerel Yönetim Reformu İle İlişkisi

 5.YEREL YÖNETİMLERİN DIŞ BORÇLANMASI

  5.1.Dış Borcun Yapısı

  5.2.Dış Borcun Kreditör Yapısı

    5.2.1.Uluslararası Para Piyasaları

    5.2.2.Uluslararası Kuruluşlar

    5.2.3.Devletler

5.3.Dış Borcun Sektörel Yapısı

 6.DIŞ BORÇLANMANIN ÖNEMİ

 7.GENEL DEĞERLENDİRME

 GİRİŞ:

 Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin metropol belediyeleri, gelişmiş ülkelerdeki benzerlerinde olmayan, kendilerine özgü sorunlarla karşı karşıyadır. Hızlı göç ve bunun yol açtığı çarpık kentleşmeyi önlemek için yeni yerleşim alanlarının geliştirilmesi, altyapının zamanında ve yeterli şekilde yapılabilmesi, bu tür sorunlardandır. Bu sorunları giderecek ve kentlerdeki yeterli hizmet kalitesi ile kentlileri konfora kavuşturacak, gerçekleşmesi uzun zaman alan büyük yatırımlara ihtiyaç vardır. Özellikle büyük şehir belediyelerinin klasik gelirlerinden yatırıma ayrılabilen payların yetersiz kaldığı bir gerçektir. Bu nedenle yapılması gerekli görülen ve uzun zaman dilimine yayılmadan belli bir sürede tamamlanması düşünülen yatırımların gerçekleştirilmesi için “ kredi ’’ ile finanse edilmesi bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.

 Türkiye’de 1986 yılına kadar yerel yönetimler, bu tür yatırımlarını İller Bankası’nca açılan orta ve uzun vadeli, düşük faizli “ kamu kredileri ’’ ile finanse etmişlerdir. Ancak, küreselleşme çerçevesinde 1980’li yıllardan itibaren Türkiye’de gerçekleştirilen uyarlamalarla birlikte 1986 yılında kamu kredileri (tüm kamu sektörü ölçeğinde ) kısıldığından yerel yönetimler de kamu dışı iç ve dış finansman kaynaklarından borçlanmaya başlamışlardır. Bu çerçevede dış kredi kullanımı ön plana çıkmış ve büyük boyutlara ulaşmıştır. 1991-1995 yılları arasında geçen 5 yılda 3 milyar dolar gibi, geçmiş 10 yılda kullanılan yerli krediden 3 kat fazla büyüklükte olmuştur. Yerel yönetimlerin bu dış kredi kullanımları, 1993 yılına kadar tedarik ve ikraz safhasında hiçbir kamu kurumunun ön izin ve denetimine bağlı olmamıştır. İller Bankası mekanizmaları tamamen devre dışı kalmış; Hazine Müsteşarlığı  yatırım, proje kredi temini ve anlaşma evrelerinde öz işlevini yerine getirme konusunda rahat bırakılmamıştır.

 1996 yılına kadar bir kısım kamu kuruluşlarının, özellikle yerel yönetimlerin kendilerinin tedarik ettikleri            dış kredilerin bir bölümü, genellikle geri ödeme sırasında Hazine Müsteşarlığı dış borç rakamları içine girebilmekteydi. Ancak Dünya Bankası proje kredileriyle Hazinenin borçlanıp kamu kuruluşlarına devrederek kullandırdığı krediler, Hazine kayıtlarında daha sağlıklı izlenmekteydi. 1997 yılından itibaren Hazine Müsteşarlığı yeni dış borç kayıt ve izleme programı ile bu konudaki denetimini arttırmış ve rakamlar daha sağlıklı hale gelmiştir. Bundan sonra Hazine, politik müdahalelerin minimum olduğu ortamda öz işlevini daha etkili olarak yerine getirme olanağı bulabilecektir. (Esen, 1998,s: 3-4 )