|
1.1.
Yerel
Yönetimlerin Borçlanması
Merkezi yönetimler ile yerel yönetimlerin
borçlanması bazı farklı nitelikler taşır. Şöyle ki, merkezi yönetimin
borçlanması, daha çok genel bütçenin açıklarının karşılanmasıyla
ilişkilidir. Yerel yönetimlerin borçlanması da yine bütçe açığını
kapatılmasına yöneliktir, fakat merkezi ve yerel yönetimlerin mali
sermaye ile ilişkisini daha çok yansıtır. Çünkü, yerel yönetim
düzeyinde bankalar ve yerel mali kurumlar, sağlanacak fonların
nerede ve nasıl kullanılacağını kontrolleri altında tutmayı
ve belli şartlar altında borç vermeyi gözetirler.
Önce;sağlayacakları fonların özel sermaye ile rekabeti doğuracak
alanlarda kullanılmasını istemezler.
Bunun bir nedeni, bu kredi kurumlarının sahiplerinin aynı
zamanda o bölgede mal ve hizmet üreten özel kuruluşları da
ellerinde bulundurmalarıdır. Bir diğer neden, bunların yerel yönetim
birimlerinin daha önce çıkardıkları hisse senetlerini ve borç
senetlerini ellerinde tutuyor olmalarıdır.
Sonra ; özel yerel sermaye sahipleri , verecekleri borçların,
özel yatırımların ve iktisadi faaliyetlerin teşvikine ve genişlemesine
yönelik olarak kullanılmasını isterler.
Elbette ki, yerel yönetimler üzerindeki
bu mali kontrol süreci şekil ve miktar olarak farklı ve değişik
olabilir. Unutulmaması gerekir ki, çok sayıda yerel birimin borç
senedi çıkarıyor olmasına karşın, gerek yerel gerekse ülke düzeyinde
bu senetleri alabilecek yani borç verebilecek az sayıda kurum ve
aracılar vardır, buda borç verenlerin monopsonik bir güce sahip
olduklarını gösterir. Bu
özellikler merkezi yönetimde olduğu gibi yerel yönetimler düzeyinde
de bir başka paradoksu ortaya çıkarmaktadır: yerel yönetimler düzeyinde
harcamaların artışı daha fazla vergi hasılatını gerektirir, bu
da borç alarak verilebilecek gelir kalemlerini ve potansiyelini
daraltacak ve yerel birimlerin giderek daha çok borç almasını
uyaracaktır ve bu açıdan yerel yönetimler açısından farklılıklar
doğacaktır.
Tüm bu hususların geçerli olması yanında
, yerel borç finansmanının ve servisinin süreceği ve artacağı,
çünkü sosyal-fiziksel sermaye harcamalarına gereksinim duyulacağı
açıktır. Dahası, yerel yönetim harcamalarının artması
sonucunda yerel bütçe açığı ortaya çıkacaktır. Bu da yerel
birimlerin ya merkezi yönetimin öngöreceği mevzuat düzenlemesine
ve mali yardımına bağlı olması , ya da bütçe açığını borçlanma
ile karşılaması demektir. Yerel borçlanma, yerel mal ve hizmet
talep ihtiyacının artması yanında enflasyon , faiz haddinin yükselmesi
ve borçların ana para ve faiz ödemelerinin yapılması nedenlerine
bağlı olarak sürecektir.
Açıktır ki, yerel yönetim borçlarının
merkezi yönetimce finanse edilmesi, yerel birikimlerin ve yerel
projelerin giderek merkezi yönetimin kontrolü altına daha çok
girmesi sonucunu yaratacaktır. Diğer değimle , yerel vergi
gelirlerinin ve vergi gayretinin azalması , merkezi yönetimin yardımlarının
artışı ile ters bir ilişki halindedir. (ege: 215-216)
1.2.
Türkiye’de
Yerel Yönetimlerin Borçlanması
Yerel yönetimlerin mali yapısı , borçlanmayı ve
bu kanalla kamu kaynaklarının mali sermaye kurumlarıyla yakın ilişkisini
gündeme getirmiştir. Çünkü yerel yönetimler giderek daha fazla iç
ve dış özel ve ticari sermaye kurumlarından borçlanır hale
gelmektedir.
1980 sonrasında ve özellikle ikinci
yarısında yerel yönetimlerin finansmanında borçlanma yeni ve önemli
bir finansman unsuru olarak göze çarpmaktadır. Bu da gelişmiş
kapitalist ülkelerde ortaya çıkan bir uygulamanın uzantısıdır.
Çünkü uluslar arası mali sermaye , 1980‘lerin ikinci yarısında
ve 1990’larda azgelişmiş ülkelerin merkezi ve yerel yönetimlerinin
mali sorunlarını çözmeye yönelik genel programını belirlemiştir
ve bu yöndeki uygulamaları destekler görüşler yaymaktadır. Buna
göre yerel yönetimlerin , özellikle belediyelerin alt yapı yatırımlarının
finansmanında ulusal ve uluslararası mali sermaye ile daha yakın
bir ilişki kurmaları söz konusudur. Belediyelerin artan harcama
gereksinimi ve kapasitesi, merkezi yönetim yerine özel ulusal ve
uluslar arası mali sermaye kaynaklarına başvurmayı
gerektirmektedir. Böylece, özel kaynaklı ihale ve kredi uygulaması
yaygınlaşmaktadır.
Belediyelerin kaynak ihtiyacını karşılamanın
, daha önce değinilen İller Bankası yerine özel ticari
kurumlardan sağlanan kredilerle ancak mümkün olduğunu aşağıdaki
veriler de göstermektedir.
Tablodan anlaşılan; belediyelerin yıllık
kredi taleplerini artık çoğunlukla , İller Bankası yerine , özel
mali sermaye kurumlarında karşılamak durumunda kalması , hatta
tercih etmesidir. Gerçi İller Bankası’nca sağlanan krediler bu dönemde
yıldan yıla artışlar göstermişse de ( özellikle 1991 yılında),
sağladığı krediler toplam krediler içinde ortalama
%25’in altında kalmıştır.
TABLO-1
Belediyelerin
Kredilerinin Kaynakları(milyar
TL)
|
Yıllar
|
İller Bankası
|
Ulusal Bankalar
|
U.Arası Bankalar
|
Toplam
|
|
1986
|
30,7
|
40,7
|
44,8
|
116,2
|
|
1987
|
78,9
|
119,6
|
84,8
|
283,3
|
|
1988
|
93,4
|
103,6
|
100,8
|
297,8
|
|
1989
|
64,2
|
152,4
|
85,2
|
301,8
|
|
1990
|
52,4
|
193,3
|
54,5
|
300,2
|
|
1991
|
147,5
|
501,4
|
68,5
|
717,4
|
KAYNAK:İller
Bankası:1991 Yılı Faaliyet Raporu. S.32,35
Belediyelerin
ve il özel idarelerinin yerel yatırımlarının tamamlanması için
, İller Bankası’nca dağıtılan paylar karşılığında kısa
vadeli kredi taleplerinin son yıllarda büyük boyutlara ulaşması
ve bu taleplerin tümüyle karşılanması halinde Bankanın yatırımlarına
ayrılan kaynağın azalmasına ve yatırımlarının gerçekleşmemesine
neden olacağı gerekçesi ileri sürülerek , İller Bankası’nca
diğer özel finans kuruluşlarından sağlanan ve belediyelere ve il
özel idarelerine açılan kredilerin dökümü ve maliyeti aşağıda
görülmektedir:
TABLO-2
Ticari Kredilerin Maliyeti
|
YILLAR
|
(1)
Açılan krediler
|
(2)Faiz
|
(2)
/ (1) %
|
(3)Ödenen
krediler
|
(3)
/ (1) %
|
Ertesi
yıla devreden
|
|
1986
|
40.6
|
7.5
|
19
|
11.5
|
28
|
36.9
|
|
1987
|
119.2
|
40.8
|
34
|
65.5
|
55
|
133.0
|
|
1988
|
103.6
|
105.2
|
102
|
188.9
|
182
|
155.8
|
|
1989
|
41.3
|
95.2
|
231
|
187.9
|
455
|
106.9
|
|
1990
|
193.3
|
79.5
|
41
|
194.1
|
100.3
|
187.0
|
|
1991
|
501.4
|
159.6
|
32
|
474.3
|
95
|
379.1
|
|
Toplam
|
999.5
|
487.8
|
(ort.48)
|
1122.2
|
148
|
|
KAYNAK:İller Bankası:1991 Yılı Faaliyet
Raporu .s.34
Tablodan , özel ticari bankalardan alınan
kısa vadeli kredilerin,gerek faiz gerekse ödeme yükü açısından
bir sonraki yılda oluşturduğu yükün ağır olduğu görülür .
çünkü , sağlanan kredi karşılığında ödenen faiz ve ödenen
kredinin alınan krediye kıyaslanması yapılırsa, belediyelerin
ticari kredi maliyeti yüksektir. 1986 ve 1991 yılları arasında
1 trilyon TL.’lik kredi alınmış , 1. 1 trilyon TL. ödeme
yapılmış ve 1992 yılına devreden daha 379 milyar TL’lik borç yükü
mevcuttur. Özellikle 1987 yılından itibaren yerel yönetimlerin
ticari bankalardan kredi almasında görülen sıçrama, Merkez Bankası’nın
kredi verme politikasını değiştirdiği ve daralttığı aynı dönemle
çakışmaktadır.
Kamu kurumlarının özel kesimden borçlanması,
gelecek yıllarda toplanacak vergilerin zamanından önce toplanması
anlamına gelir. Çünkü yerel yönetimlerce alınan bu borçlar,
gelecek yıllarda toplanacak ve yerel yönetimlerin pay alacağı
vergilerden, özellikle belediyelere ayrılacak olan paylardan kesinti
yapılarak ödenmektedir. Bu da belediyelerin daha az vergi payı
alması demektir .
Gerek belediyelerin öz kaynaklarının gerekse diğer paylarının
kullanımının ve 1980 ortalarından itibaren önem kazanan borçlanmanın
ortaya koyduğu sonuç: belediyeler eliyle özel sermayenin birikim sürecine
katkıda bulunulduğu ve gelecek yıl vergi gelirlerine, borçlanma
yoluyla ve önceden el konulmasıyla da bu sürecin hızlandırıldığıdır.(age:
216-218)
|