Sayfa 1 Sayfa 2 Sayfa 3 Sayfa 4 Sayfa 5 Sayfa 6 Sayfa 7 Sayfa 8

1.1.  Yerel Yönetimlerin Borçlanması

 

Merkezi yönetimler ile yerel yönetimlerin borçlanması bazı farklı nitelikler taşır. Şöyle ki, merkezi yönetimin borçlanması, daha çok genel bütçenin açıklarının karşılanmasıyla ilişkilidir. Yerel yönetimlerin borçlanması da yine bütçe açığını kapatılmasına yöneliktir, fakat merkezi ve yerel yönetimlerin mali sermaye ile ilişkisini daha çok yansıtır. Çünkü, yerel yönetim düzeyinde bankalar ve yerel mali kurumlar, sağlanacak fonların nerede ve nasıl kullanılacağını kontrolleri altında tutmayı  ve belli şartlar altında borç vermeyi gözetirler.

 Önce;sağlayacakları fonların özel sermaye ile rekabeti doğuracak alanlarda kullanılmasını istemezler.  Bunun bir nedeni, bu kredi kurumlarının sahiplerinin aynı zamanda o bölgede mal ve hizmet üreten özel kuruluşları da ellerinde bulundurmalarıdır. Bir diğer neden, bunların yerel yönetim birimlerinin daha önce çıkardıkları hisse senetlerini ve borç senetlerini ellerinde tutuyor olmalarıdır.

 Sonra ; özel yerel sermaye sahipleri , verecekleri borçların, özel yatırımların ve iktisadi faaliyetlerin teşvikine ve genişlemesine yönelik olarak kullanılmasını isterler.

Elbette ki, yerel yönetimler üzerindeki bu mali kontrol süreci şekil ve miktar olarak farklı ve değişik olabilir. Unutulmaması gerekir ki, çok sayıda yerel birimin borç senedi çıkarıyor olmasına karşın, gerek yerel gerekse ülke düzeyinde bu senetleri alabilecek yani borç verebilecek az sayıda kurum ve aracılar vardır, buda borç verenlerin monopsonik bir güce sahip olduklarını gösterir.  Bu özellikler merkezi yönetimde olduğu gibi yerel yönetimler düzeyinde de bir başka paradoksu ortaya çıkarmaktadır: yerel yönetimler düzeyinde harcamaların artışı daha fazla vergi hasılatını gerektirir, bu da borç alarak verilebilecek gelir kalemlerini ve potansiyelini daraltacak ve yerel birimlerin giderek daha çok borç almasını uyaracaktır ve bu açıdan yerel yönetimler açısından farklılıklar doğacaktır.

 

Tüm bu hususların geçerli olması yanında , yerel borç finansmanının ve servisinin süreceği ve artacağı, çünkü sosyal-fiziksel sermaye harcamalarına gereksinim duyulacağı açıktır. Dahası, yerel yönetim harcamalarının artması sonucunda yerel bütçe açığı ortaya çıkacaktır. Bu da yerel birimlerin ya merkezi yönetimin öngöreceği mevzuat düzenlemesine ve mali yardımına bağlı olması , ya da bütçe açığını borçlanma ile karşılaması demektir. Yerel borçlanma, yerel mal ve hizmet talep ihtiyacının artması yanında enflasyon , faiz haddinin yükselmesi ve borçların ana para ve faiz ödemelerinin yapılması nedenlerine bağlı olarak sürecektir.  

Açıktır ki, yerel yönetim borçlarının merkezi yönetimce finanse edilmesi, yerel birikimlerin ve yerel projelerin giderek merkezi yönetimin kontrolü altına daha çok girmesi sonucunu yaratacaktır. Diğer değimle , yerel vergi gelirlerinin ve vergi gayretinin azalması , merkezi yönetimin yardımlarının artışı ile ters bir ilişki halindedir. (ege: 215-216)

 1.2.  Türkiye’de Yerel Yönetimlerin Borçlanması

 Yerel yönetimlerin mali yapısı , borçlanmayı ve bu kanalla kamu kaynaklarının mali sermaye kurumlarıyla yakın ilişkisini gündeme getirmiştir. Çünkü yerel yönetimler giderek daha fazla iç ve dış özel ve ticari sermaye kurumlarından borçlanır hale gelmektedir.

 

1980 sonrasında ve özellikle ikinci yarısında yerel yönetimlerin finansmanında borçlanma yeni ve önemli bir finansman unsuru olarak göze çarpmaktadır. Bu da gelişmiş kapitalist ülkelerde ortaya çıkan bir uygulamanın uzantısıdır. Çünkü uluslar arası mali sermaye , 1980‘lerin ikinci yarısında ve 1990’larda azgelişmiş ülkelerin merkezi ve yerel yönetimlerinin mali sorunlarını çözmeye yönelik genel programını belirlemiştir ve bu yöndeki uygulamaları destekler görüşler yaymaktadır. Buna göre yerel yönetimlerin , özellikle belediyelerin alt yapı yatırımlarının finansmanında ulusal ve uluslararası mali sermaye ile daha yakın bir ilişki kurmaları söz konusudur. Belediyelerin artan harcama gereksinimi ve kapasitesi, merkezi yönetim yerine özel ulusal ve uluslar arası mali sermaye kaynaklarına başvurmayı gerektirmektedir. Böylece, özel kaynaklı ihale ve kredi uygulaması yaygınlaşmaktadır.

 

Belediyelerin kaynak ihtiyacını karşılamanın , daha önce değinilen İller Bankası yerine özel ticari kurumlardan sağlanan kredilerle ancak mümkün olduğunu aşağıdaki  veriler de  göstermektedir.

 

Tablodan anlaşılan; belediyelerin yıllık kredi taleplerini artık çoğunlukla , İller Bankası yerine , özel mali sermaye kurumlarında karşılamak durumunda kalması , hatta tercih etmesidir. Gerçi İller Bankası’nca sağlanan krediler bu dönemde yıldan yıla artışlar göstermişse de ( özellikle 1991 yılında), sağladığı krediler toplam krediler içinde ortalama  %25’in altında kalmıştır.

TABLO-1

Belediyelerin  Kredilerinin  Kaynakları(milyar TL)

Yıllar

İller Bankası

Ulusal Bankalar

U.Arası Bankalar

Toplam

1986

30,7

40,7

44,8

116,2

1987

78,9

119,6

84,8

283,3

1988

93,4

103,6

100,8

297,8

1989

64,2

152,4

85,2

301,8

1990

52,4

193,3

54,5

300,2

1991

147,5

501,4

68,5

717,4

KAYNAK:İller Bankası:1991 Yılı Faaliyet Raporu. S.32,35

 

            Belediyelerin ve il özel idarelerinin yerel yatırımlarının tamamlanması için , İller Bankası’nca dağıtılan paylar karşılığında kısa vadeli kredi taleplerinin son yıllarda büyük boyutlara ulaşması ve bu taleplerin tümüyle karşılanması halinde Bankanın yatırımlarına ayrılan kaynağın azalmasına ve yatırımlarının gerçekleşmemesine neden olacağı gerekçesi ileri sürülerek , İller Bankası’nca diğer özel finans kuruluşlarından sağlanan ve belediyelere ve il özel idarelerine açılan kredilerin dökümü ve maliyeti aşağıda görülmektedir:

 

TABLO-2

Ticari Kredilerin Maliyeti

 

YILLAR

(1) Açılan krediler

(2)Faiz

(2) / (1)  %

(3)Ödenen krediler

(3) / (1) %

Ertesi yıla devreden

1986

40.6

7.5

19

11.5

28

36.9

1987

119.2

40.8

34

65.5

55

133.0

1988

103.6

105.2

102

188.9

182

155.8

1989

41.3

95.2

231

187.9

455

106.9

1990

193.3

79.5

41

194.1

100.3

187.0

1991

501.4

159.6

32

474.3

95

379.1

Toplam

999.5

487.8

(ort.48)

1122.2

148

 

KAYNAK:İller Bankası:1991 Yılı Faaliyet  Raporu .s.34

Tablodan , özel ticari bankalardan alınan kısa vadeli kredilerin,gerek faiz gerekse ödeme yükü açısından bir sonraki yılda oluşturduğu yükün ağır olduğu görülür . çünkü , sağlanan kredi karşılığında ödenen faiz ve ödenen kredinin alınan krediye kıyaslanması yapılırsa, belediyelerin ticari kredi maliyeti yüksektir. 1986 ve 1991 yılları arasında  1 trilyon TL.’lik kredi alınmış , 1. 1 trilyon TL. ödeme yapılmış ve 1992 yılına devreden daha 379 milyar TL’lik borç yükü mevcuttur. Özellikle 1987 yılından itibaren yerel yönetimlerin ticari bankalardan kredi almasında görülen sıçrama, Merkez Bankası’nın kredi verme politikasını değiştirdiği ve daralttığı aynı dönemle çakışmaktadır.

Kamu kurumlarının özel kesimden borçlanması, gelecek yıllarda toplanacak vergilerin zamanından önce toplanması anlamına gelir. Çünkü yerel yönetimlerce alınan bu borçlar, gelecek yıllarda toplanacak ve yerel yönetimlerin pay alacağı vergilerden, özellikle belediyelere ayrılacak olan paylardan kesinti yapılarak ödenmektedir. Bu da belediyelerin daha az vergi payı alması demektir .

 Gerek belediyelerin öz kaynaklarının gerekse diğer paylarının kullanımının ve 1980 ortalarından itibaren önem kazanan borçlanmanın ortaya koyduğu sonuç: belediyeler eliyle özel sermayenin birikim sürecine katkıda bulunulduğu ve gelecek yıl vergi gelirlerine, borçlanma yoluyla ve önceden el konulmasıyla da bu sürecin hızlandırıldığıdır.(age: 216-218)