Sayfa 1 Sayfa 2 Sayfa 3 Sayfa 4 Sayfa 5 Sayfa 6 Sayfa 7 Sayfa 8

Piyasa mekanizması ve şirketler için önemli sonuçlar çıkarabiliriz. Belediyeler dünyasında piyasada toplam 172 şirketin etkinlik gösterdiğini saptadık; ancak 172 şirket dünyasında bir tekelleşme eğilimi olduğunu da saptadık. Şirketlerden en büyük ilk 10’u, belediyelerin yüzde 78’ine hizmet veriyor ve şirketlerden ilk 5’i, yüzde 60’ına hizmet veriyor. Geriye kalan belediyelerde, yani geriye kalan 341 belediyede 162 ayrı şirket faaliyet gösteriyor; bunlar anlaşıldığı kadarıyla son derece yerel, belediyenin bulunduğu yerde faaliyet gösteren şirketlerdir.

Internet kullanımı bakımından, yani bizim bu yaptığımız sıralamada üçüncü aşama bakımından belediyelerin durumuna gelince; ülke genelinde tüm belediyelerin yalnızca yüzde 15’i Internet kullanıcısı. Bilgisayara sahip olan belediyeler itibariyle bakıldığında, Internet bağlantısı sağlamış olan belediye yüzde 22 düzeyinde, oranlar bu sıralama itibariyle giderek düşüyor.

Bölgeler itibariyle dağılım, nüfus büyüklüğü itibariyle dağılım ve yönetsel türler bakımından dağılım, son olarak da belediye başkanının seçildiği partiye göre dağılım üzerine bazı küçük bilgiler vermek isterim: Bölgeler itibariyle bilgisayarlaşma düzeyi, otomasyon düzeyi, şirketten destek alma, ınternet kullanma düzeyi, tüm değişkenler itibariyle en yüksek değerler Marmara Bölgesi belediyelerinde, en düşük değerler Güneydoğu Anadolu Bölgesi belediyeleri ile Doğu Anadolu Bölgesindeki belediyelerde.

SALONDAN- Belediyelerin yüzde 15’inin Internet kullanması çok ilginç, bence çok büyük bir rakam. Acaba bu Internet kullanımı deyince ne anlaşılıyor, o çok önemli. Mesela biz dailap bağlantıyla Internet kullanmayı Internet kullanıyor olarak algılamıyoruz; kurumsal bağlantı var mı, yok mu diye algılıyoruz. Öyle bir sorunuz var mıydı?

OTURUM BAŞKANI- Hayır o ayrım yok, o zaman çok düşerdi.

SALONDAN- Yani “Bugün bir okulu Internet’e bağladık” deyince hemen onu soruyoruz; “Nasıl bağlandınız? “Dailop.” O zaman o bağlantı değil, biz ona bir bağlantı olarak bakmıyoruz; kurumsal bir bağlantı, o kurumdaki hepsinin e-mail adresi falan olduğu takdirde Internet’i bunlar gerçekten kullanıyor diye algılıyoruz. Dolayısıyla belediyeler için de bu çok önemli bir fark; yani belediye başkanı, “Benim sekreterim dailap bağlanır” diye düşünüyordur, Internet’i kullanıyor; hayır.

OTURUM BAŞKANI- Gözlemlerimizden söyleyebiliriz ki bunların büyük çoğunluğu dailop’tır, kurumsal bağlantı son derece düşük; ama bunu da ayrıştırmak üzere çalışabiliriz demek ki, katkı olarak kabul edelim.

SALONDAN- Yani elimizde öyle bilgi var; yani dailop veya diğer...

OTURUM BAŞKANI- Teşekkürler.

Marmara Bölgesi belediyelerinde bilgisayarlaşma oranı yüzde 90 düzeyindeyken, Güneydoğu Anadolu Bölgesi belediyelerinde yüzde 43 düzeyinde.

Bilgiyi bu kadar verip, nüfus ayrımına göre belediyelerde bilgisayarlaşma ya da bilgisayar altyapısı durumuna bakıyoruz. Nüfus dilimleri itibariyle, yine tahmin edileceği gibi büyük nüfusa sahip belediyelerde bütün bu değerlerin oranları yüksek, küçük nüfusa sahip belediyelerde oranlar düzenli bir şekilde düşük. Ama “bir kırılma var mı” diye baktığınızda rakamlara, hani “nüfusu 5 bine kadar olanlarda yüzde 15’tir, nüfus 5 bini aşınca bu yüzde 50’ye fırlar” hayır, böyle bir şey yok, bir kırılma noktası saptamak mümkün değil. Bilgisayar altyapısı bu durumda tüm nüfus büyüklüklerindeki belediyeler için bir gerçekliktir demek gerekiyor, yüksek ya da düşük oranlarda.

Yönetsel türler bakımından elbette büyükşehir belediyeleri çok iyi bir profil çiziyorlar, büyükşehire bağlı belediyelerde durum da son derece iyi; il merkezi, ilçe merkezi ve kasaba belediyelerine gittikçe değerler aşağıya doğru düşüyor. Belediye

Başkanının seçildiği parti itibariyle bakıldığında, bilgisayarlaşma oranın en yüksek olduğu partinin yüzde 88 ile HADEP olduğu görülüyor; bilgisayarlaşma oranı bakımından en düşük değer, yüzde 48 ile Büyük Birlik Partili belediyelerde. Ancak burada şu uyarıyı yapmak gerekir: Partinin bilgisayar altyapısına ilgisini göstermeye yeter mi; yetmez, belediyenin nüfus büyüklüğüne göre de değişen bir özelliktir. Büyük Birlik Partili belediyeler büyük ölçüde düşük nüfuslu yerlerdedir, dolayısıyla orada kendiliğinden oranlar düşük çıkar.

Internet erişimi bakımından en yüksek oran yüzde 32 düzeyiyle DSP’li belediyelerde, bir şirketten destek alma bakımından da en yüksek oran DSP’li belediyelerde, oran yüzde 86 düzeyinde seyrediyor. Bilgisayarlaşma, otomasyon ve Internet erişimi değerleri genel görünümü ana hatlarıyla böyle.

Web site kurma girişimine bakılınca, bizim saptayabildiğimiz 150’ye yakın belediyenin kendi web sitesini kurduğu. Bunlar genellikle Bld.@gow.tr. uzantısıyla Türkiye tescilli; ama içlerinde, bu sistemin içinde değil, “com” uzantılı ya da “tr” uzantısı olmayan herhangi bir siteye kuyruk olarak eklenmiş kimi sitelerin olduğunu da görüyorsunuz.

Bir genel inceleme yapıldığında, web siteler genellikle âdeta bir tanıtım broşürü niteliğinde; bir tür güncelleme yapılıyorsa eğer, e-reklam, e-bülten görünümünde. Genel olarak insansız siteler, insan unsuru yok, insan unsuruna ait belediye başkanının âdeta bir kürsüden yükselttiği nutuk, “Merhaba hemşehrilerim, sizin için şunları yapıyorum” türünde bir seslenişi var. Onun dışında ne belediye personeli insan figürü olarak var, ne kentliler, yurttaşlar insan figürü olarak var. Belki e-reklam, e-bülten, e-broşür olduğu için çok donuk yapıları var; ama daha önemlisi, web siteler, hiçbir şekilde kentlinin belediye yönetimine katılımını, belediye yönetimini denetlemesini sağlayacak unsurları içermiyor.

Belediye meclis kararları, belediye encümen kararları, bunların gündemleri, 1580 sayılı Yasaya göre ilan edilmelidir, halka açıklık esas ilkedir; bunları hemen hemen hiçbir belediyede, eğer gözümüzden kaçan belediye yoksa, görmedik, kendini denetletmeye dönük bütçe rakamlarını anlaşılabilir bir tarzda veren belediyeye rastlamadık. Dolayısıyla web site, yönetimi Internet’e taşımak aşamasından zaten çok uzak; ama halkla ilişkiler aracı olmaktan da çok uzak, işin oldukça başında ve belediyeler dünyasında buna ilişkin modeller de geliştirilmemiş durumda. Yüzdesini söyleyeyim: Web site kurma oranı belediyeler genelinde yüzde 5’in altında bir değer.

Yönetimi Internet’e taşımaya gelince, biz bu çalışmaya, bu sunuşa özellikle hazırlanırken, grup olarak yaptığımız tartışmada, aklımıza takılan soruya şu cevabı bulduk: Soru şuydu: “Internet’e taşınan nedir; Internet’e taşınan hizmetler midir, yoksa Internet’e yönetim mi taşınıyor?” Bu tartışmayı yapmaktan memnun kaldık; çünkü hiç farkına varmadığımız bir ayrım çıktı: Hep hizmetleri Internet’e taşımak diye konuşuyorduk, tebliğimizi de öyle hazırlamıştık; “Hayır, taşınan hizmetler değil, Internet’e taşınan yönetimdir, yönetim süreçleridir” dedik. Bu ayrımı net bir şekilde ortaya koymak gerekir. Belediyeler açısından tek somut örnek vererek geçeceğim: Hizmet, görevler temelinde yapılan şeydir, yönetim süreci ise yetki temelinde yapılan şeydir, idare hukuku terimleriyle eğer açıklanacak olursa. Örneğin su sağlamak hizmettir, 1580 sayılı Yasa bunu bir görev olarak vermiştir; ama su sağlama sonunda tahsil edilen su ücreti, su ücretinin tahsil edilme işlemi yönetsel süreçtir. Ücretin tahsilatı, verginin Internet üzerinden tahsilatı, bunlar belediyenin hizmetleri değildir, belediyenin hizmeti sonunda kullandığı yetkiye ilişkin yönetim sürecinin kendisidir. Dolayısıyla yerel yönetimler ya da devlet düzeyinde -belki Milli Eğitim Bakanlığı ve saire değişik hizmetler sunan birimler için tartışma başka boyutlara açılabilir, ama- taşınan hizmet değil, yönetim süreçlerinin kendisi. Bunu bu şekilde tanımlarsak, belediyeler dünyası için geçerli olan terim, kent bilgi sistemi terimi de daha kolay algılanabilir, buna ilişkin beklentiler daha net formüle edilebilir hale geliyor. Yerel bilgi ve yerel net projeleri temelinde yaptığımız çalışmaların ilk genel sonuçları bunlar.