Belediye başkanlıklarında iki turlu seçim sistemi uygulamasının siyasal yelpazeye
nasıl yansıyacağını tahmin edebilmek için başvurabileceğimiz en taze örnek, 27
Mart 1994 yerel seçimleridir. Bu seçimlerde büyükşehir, il ve ilçe belediyelerinde
alınan sonuçlara, iki turlu sistem -hükümet tasarısında önerilen biçimiyle-
uygulandığında, aşağıdaki temel bulgularla karşılaşıyoruz.
1) 919 belediyenin
59’unda ANAP’ın, 41’inde DYP’nin, 14’ünde SHP’nin, 11’inde RP’nin,
3’ünde CHP’nin, 1’inde MHP’nin adayları ve 13 Bağımsız aday, % 50’nin
üzerinde oy alabildikleri için, birinci turda belediye başkanı seçilebilmekte, geriye
kalan 777 belediye başkanlığının belirlenmesi ise ikinci tura kalmaktadır.
2) İkinci tura
geçebilme açısından, merkez sağ partilerin birinci, merkez sol partilerin ikinci,
RP’nin üçüncü sırada yer aldığı görülmektedir. Bu bağlamda merkez sağ (ANAP
/ DYP) 848, merkez sol ( SHP / CHP / DSP ) 350, RP 206 yerde ikinci tura kalabileceklerdi.
3) Sonucu etkileyen önemli bir faktör
, ikinci turda birbirleriyle yarışacak olan partilerin siyasal yelpazedeki
konumlarıdır.Bu açıdan bakıldığında ,1994 seçimlerinde ortaya çıkan durum
çarpıcıdır.
* ANAP ve DYP
adayları, 185 belediye başkanlığı için, ikinci turda kendi aralarında
yarışacaklardı. Bunun anlamı, bu 185 belediye başkanlığının kesinlikle merkez
sağ partilerden biri tarafından kazanılacak olmasıdır.
* SHP, DSP, CHP
adayları ise ancak 6 belediyede aynı anda ikinci tura geçebiliyorlar.Yani merkez solun,
ikinci turda kesin güvenceye alabildiği belediye başkanlığı sayısı, sadece 6’da
kalmaktadır.
* 259 belediyede (
merkez sağ ve merkez sol partili ), 139 belediyede ( merkez sağ ve Refah Partili ) 41
belediyede ise ( merkez sola mensup adaylarla Refah Partili) adayların yarışması
sözkonusu olacaktı.
Bulgular, o günkü
koşullarda,iki turlu seçim uygulamasından en avantajlı çıkacak olan grubun merkez
sağ partiler olacağını, merkez solun ve RP’nin böyle bir uygulama esnasında
önemli ölçüde kayıp vermek durumunda kalacağını göstermektedir.
***
1994’ten bu yana
oyları en fazla gerilemiş görünen parti DYP’dir. Merkez solda parti sayısı ikiye
inmiş olmakla birlikte ,toplam oy potansiyeli açısından kayda değer bir değişiklik
olmamıştır.Aynı şekilde oy düzeyi değişmemiş olan RP’nin ( şimdi FP’nin )
durumu, merkez sağ partilerle -özellikle DYP ile- ilişkilerinin, önümüzdeki
seçimlere kadar geçecek süre içerisinde alacağı biçimle yakından ilişkilidir.
Uygulama, partileri
ittifak arayışlarına yöneltecek ve yerel seçimlerde esasen önem taşıyan aday
kimliğini daha da öne çıkaracaktır.
Böyle bir sistem
değişikliği, özellikle merkez sol partilerin sorumluluğunu arttırmaktadır. Bu
partiler -bu sistemdeki kayıplarını önlemek üzere- bir yandan merkez solu büyütmek,
bir yandan da aralarındaki işbirliğini geliştirecek ortamı şimdiden hazırlamak
zorundadırlar. Aksi davranışlar, büyük hayal kırıklıklarına yol açabilir. |