YEREL YÖNETİMLER VE İKİ TURLU SEÇİMLER (III)

Erol TUNCER

RADİKAL - 25.04.1998


Başbakan ile CHP lideri, yerel ve genel seçimlerin birlikte yapılması konusunda mutabakata varmış bulunuyorlar. Bu arada Yüksek Seçim Kurulu’nun 1999 Mart’ında yapılacak seçimlerde -teknik nedenlerle- iki turlu seçim uygulamasının imkansızlığını belirten yaklaşımını da öğrenmiş bulunuyoruz. Ne var ki, siyasal gündemimizdeki yerini almış olan iki turlu seçimler üzerindeki tartışmaların sürdürüleceğinde kuşku yoktur. O nedenle, Belediye Başkanlarının iki turlu sistemle seçilmesi konusunu incelemeye devam ediyoruz.

Seçimlerde en çok oyu alan iki adayın ikinci tura kalmalarını ve başkanın bu iki aday arasındaki yarışma sonucunda belirlenmesini öngören sistemin son yerel seçimlerde uygulanması halinde, siyasal yelpazede ortaya çıkabilecek biçimlenmeleri gözden geçirmiş idik.

İki turlu sistem için bir başka uygulama biçimi de, belirlenmiş bir oy sınırını aşan adayların ikinci tura kalmalarıdır.

Bu kez de, 27 Mart 1994 yerel seçimlerinde ( Büyükşehir, İl ve İlçeleri içeren ) 919 belediyede % 12.5 oranının üzerinde oy alan adayların ikinci tura geçmeleri halinde elde edilecek temel sonuçları gözden geçirelim.

1. İkinci tura kalan 777 belediyenin 117’sinde 2 aday, 377’sinde 3 aday, 242’sinde 4 aday, 39’unda 5 aday, 2’sinde de 6 aday yarışacaklardı. Oysa hükümet tasarısında öngörülen biçimiyle bu belediyelerin tümünde yarışma iki aday arasında geçecekti.

2. Partilerin ikinci tura kalan adaylarının sayılarında da -birinci seçeneğe göre- azımsanmayacak ölçüde artış görülüyor. İkinci tura geçebilen merkez sağ partili ( ANAP / DYP ) adayların sayısı 848’den 1287’ye, merkez sol partili ( SHP / CHP / DSP ) adayların sayısı ise 350’den 619’a yükselmektedir.

3. Merkez sağ partilerden hiçbirinin ikinci turda yarışamayacağı belediye sayısı 114’ten 20’ye, merkez solun ikinci tura katılamayacağı belediyelerin sayısı ise 433’ten 237’ye düşüyor.

Görüldüğü gibi, ikinci tur için belirli bir oy sınırı uygulanması halinde, ikinci tura kalacak adayların sayısı artmakta, bu turda iki partiden daha çok sayıda partinin yarışması olanağı sağlanmakta, iki turlu sistemde merkez sol aleyhinde gelişen koşullar, birinci seçeneğe göre yumuşamaktadır. Uygulama bu haliyle, siyasal yelpazedeki dengelerin korunabilmesi açısından daha avantajlı görünmektedir.

***

Belediye başkanının ve belediye meclisinin, doğrudan halkın oyuyla, ayrı ayrı seçilmelerini, başkanlık sisteminin yerel yönetimlerde uygulanması olarak tanımlamak yanlış olmaz. Bu açıdan bakılınca başkanlık seçiminde mutlak çoğunluk aranması, bu sağlanamıyorsa başkanın ikinci turda belirlenmesi isteklerini yadırgamamak gerekir.

İki turlu uygulama için asıl düşündürücü olan husus, siyasal yelpazede merkez sol aleyhine var olan dengesizliktir. Bütün bulgular, bugünkü koşullarda, iki turlu seçim sisteminin uç partilerle birlikte merkez solun kaybını arttırıcı yönde etki yaptığını göstermektedir.

Sistemin bu ve benzeri sakıncalarını en aza indirebilmek, yararlarını arttırabilmek için, ikinci tura geçiş koşulu, belirli oy sınırına bağlanmalıdır.