KAR AMAÇSIZ KURULUŞLAR OLARAK YEREL YÖNETİMLERDE AHLAKİ SORUMLULUK

Yrd.Doç.Dr. Ömer TORLAK

Kırıkkale Üniversitesi İİBF. Öğretim Üyesi

ÖZET

Artan ve çeşitlenen kamu hizmetleri yerel yönetimlerin önemi ve ağırlığını artırmıştır. Ancak, yerel yönetimlerin gelişmesinde değişik faktörlerin etkisiyle, arzu edilen etkinlik sağlanamamıştır. Bu noktada merkezi yönetimlerin kısıtlamaları önemli bir faktördür. Bununla birlikte, yerel yönetimlerin etkinliğini azaltan bir diğer önemli unsur ise, yönetimde değişik sorumlulukların yerine getirilmemesidir. Yerel yönetimlerde değişik açılardan sorumluluk anlayışlarının gözden geçirilmesine ihtiyaç vardır. Bu çalışmada, önemli bir hizmet organizasyonu olan yerel yönetimlerde değişik açılardan sorumluluk alanları tanımlanmaya çalışılmaktadır. 

ABSTRACT

Importance of local management has been increased by increased and diversified public services. But, in development of local management could not been required desired efficiency for several causes. At this point, central governments’ limitations are an important element. However, another important element, which decreasing efficiency of local management, is that there are not their diverse responsibilities. Local management’ responsibility approaches might be reviewed. This article tries to define responsibility areas of local management, which has important service organizations, from different perspectives.

ANAHTAR KELİMELER ( KEYWORDS)

Kar amaçsız organizasyonlar - nonprofit organizations

Yerel yönetimler - local management

Yerel hizmetler - local services

Yönetim ahlakı - management ethics

Ahlaki sorumluluk - ethical responsibility

Sosyal sorumluluk - social responsibility

Siyasi sorumluluk - political responsibility

Ekonomik sorumluluk - economic responsibility

KAR AMAÇSIZ KURULUŞLAR OLARAK YEREL YÖNETİMLERDE AHLAKİ SORUMLULUK

I.GİRİŞ

20. yüzyılın başlarında ortaya çıkan ulus-devletlerin büyük bir çoğunluğunda hantal bir yapıda gelişen merkezi devlet yapıları, gelişen ve çeşitlenen insan ihtiyaçlarının karşılanmasında ve gerekli hizmetlerin sunulmasında fazlasıyla yetersiz kalmışlardır. Çünkü bu şekilde ortaya çıkan ulus-devletlerin birçoğu, tarihsel bir süreç içerisinde devlet ve dolayısıyla yönetim geleneğine sahip olmamışlardır. Tarihsel süreç içinde belirli bir devlet geleneğine sahip olanlarda ise, devlet ve yönetim geleneklerini tamamen dışlayıcı bir batılılaşma, modernleşme fırtınası yaşanmış, bu gelenekle gelecek arasındaki kopukluk sonucunda ise, hizmetlerin karşılanmasında hayli yetersiz kalınmıştır.

Bu yetersizlikte, yeterli yönetim tecrübesine sahip yönetici eksikliği de etkili olmuştur. Zira ihtiyaçları çoğalan bir toplumun iyi idare edilmesi, ilerlemesi, o milletin saadet içinde yaşaması, maharet ve vukuf sahibi olan devlet adamlarının dikkat ve ihtimamına bağlıdır(Meriç Yazan; 1992,55). Ayrıca, yöneticilerdeki aşırı batılılaşma sevdasının onları salt taklitçiliğe sevk etmiş olması, insanlara sunulacak hizmetlerde toplumlararası farklılıkların dikkate alınmaması, dolayısıyla toplumsal hizmetlerde yetersizliklere sebep olmuştur. Bu noktada yönetimlerdeki ahlaki problem, en azından, halkın problemlerine yabancılaşma ve gerekli hizmetlere eğilememe olarak ifade edilebilir. Bu yabancılaşma ve hizmetlerde yeterli olamamada, birçok sayıda yöneticinin Osmanlı’nın zayıf ve hastalıklı döneminde, toplumsal menfaatleri dikkate almayıp kendi masraflarını çıkarmaya yönelik halkın emlak ve hayvanlarını satmaları, dolayısıyla idari bozuklukla, iktisadi sıkıntının içiçe geçmesi, merkezin taşradan, taşranın merkezden kopması ve taşrada şer’i ve kanun dairesinde terbiye edilmesi gereken bir zorba güruhunun ortaya çıkmış olmasının da etkileri olduğu açıktır(Meriç Yazan; 1992,119-121).

Esas olarak belirtmeye çalıştığımız sebepler ve benzeri yetersizlikler, insanlara sunulması gereken hizmetlerin yerelleştirilmesi ihtiyacını açıkça ortaya çıkarmıştır. Böyle bir gereklilikle ortaya çıkan yerel yönetimler, gelişme seyri içerisinde hizmet ve siyasi yönleri yanında, esas itibariyle, kar amaçsız kuruluşlar olarak görülmelidirler. Bu şekildeki bakış açısı, yerel yönetimlerin hizmet yönlerini siyasi yönlerinin önüne geçirecek ve yöneticilerinin ahlaki sorumluluklarını açık bir şekilde ortaya çıkaracaktır.

II.KAR AMAÇSIZ KURULUŞLAR OLARAK YEREL YÖNETİMLER

Yerel yönetimler, sorumlu oldukları belde halkına sunmak durumunda oldukları hizmetler itibariyle dikkate alındıklarında, bazı hizmetler karşılığı ücret almış olsalar da, asıl olarak kar amaçsız kuruluşlar şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Diğer taraftan, yerel yönetimleri iyice kavrayabilmek için bunların hizmet yönleri ile siyasi yönlerine de değinmekte fayda olacaktır. Bu bölümde yerel yönetimler bu üç yönden kısaca incelenmeye çalışılmıştır.

A. Yerel Yönetimlerin Kar Amaçsız Yönleri

Yerel yönetimler, merkezi yönetim adına topluma verilmesi gereken hizmetleri yerine getirme amacına yönelik olarak ortaya çıkmış kuruluşlardır. Dolayısıyla bu kuruluşların temel özelliği, kar amaçsız olmalarıdır.

Kar amaçsız kuruluşlar olarak yerel yönetimlerin bazı hizmetlerden ücret almış olmaları, onların kar amaçsız olmalarına engel değildir. Ancak yerel yönetimleri kar amaçsız kuruluşlar olarak mevzuat sınırlamaları ve merkezi yönetimlerin baskıları daha çok zorlamaktadır. Bu çerçevede kar amaçsız kuruluşlar olarak yerel yönetimleri zorlayan unsurlar şöylece sıralanabilir:

1- Ortak sistemler, politikalar azdır ve geliştirmek güçtür,

2- Yöneticiler mevzuatla çok sınırlıdır,

3- “Beşeri unsur” sorunu fazladır,

4- Gerekli örgüt değişikliğine gitmek zordur.

Ayrıca bu tür kuruluşlarda değerleme süreci, dış ve iç uyarıcılara tepki şeklinde olmaz. Genellikle mutat denetimlerle sorun ortaya çıktıkça yapılır(Oba Furman; 1987,48-49). 

Diğer taraftan, yerel yönetimlerin kar amaçsız olmaları onlara sosyal pazarlama yönüyle de yaklaşılabileceği, dolayısıyla yerel yönetimlerin kar amaçsız politikalarını belirlemede zorluklarla karşılaşabilecekleri de unutulmamalıdır. Böylesi bir yaklaşımla kar amaçsız kuruluşlar olarak yerel yönetimleri bekleyen güçlükler şöylece sıralanabilir(Fox and Kotler; 1980,31-32):

1- Tüketiciler (hizmet bekleyenler) hakkında pazarı analiz etmek genellikle güçtür,

2- Hizmetle için hedef pazarı belirlemek zordur,

3- Hizmet stratejileri formüle etmek güçtür,

4- Hizmetlerin fiyatlandırılması daha çok el yordamıyla yapılır,

5- Dağıtım kanallarının daha sıkı kontrol edilme ihtiyacı vardır,

6- Tutundurma ve haberleşmede daha farklı sistemler geçerlidir,

7- Sosyal pazarlama yaklaşımı için yeterli yönetsel altyapı yoktur,

8- Sosyal pazarlama çabalarının sonuçlarını değerlendirme çok daha güç olmaktadır.

İfade etmeye çalıştığımız, kar amaçsız kuruluşlarda strateji geliştirme güçlükleri ve yine kar amaçsız kuruluşlarda sosyal pazarlama yaklaşımının güçlükleri dikkate alındığında, yerel yönetimlere bu açıdan bakmanın zor olduğu anlaşılmaktadır. Ancak her halükarda, kar amaçsız kuruluşlar olmaları bakımından, yerel yönetimlerde bu güçlükleri aşmaya çalışmak gerekmektedir. Böylece, yerel yönetimlerin hizmet yönleri ile siyasi yönlerinin de daha anlamlı olacağını ifade edebiliriz.

B. Yerel Yönetimlerin Hizmet Yönü

Yerel yönetimlerin kar amaçsız olmaları yanında, sunmak durumunda oldukları hizmetler itibariyle, hizmet yönlerine de kısaca değinmek, yerel yönetimlerde ahlaki problemleri anlayabilmek açısından yararlı olacaktır.

Yerel yönetimler bir taraftan mevzuat gereği zorunlu olan hizmetleri sunmakla mükellef iken, diğer taraftan mecburi olmayan ancak insan ihtiyaçlarına yönelik birtakım hizmetleri de sunmak durumunda kalırlar. Çünkü yerine getirilmesi gereken hizmetler, mevzuatın çok ötesine taşmıştır. Bu genişleyen ve çeşitlenen hizmetleri sunmak, yerel yönetimlerin imkanları çerçevesinde adeta, ahlaki ve sosyal sorumluluk gereği olmuştur.

Diğer yandan yerel yönetimler, yine sosyal sorumluluklarının bir gereği olarak, insanlara sundukları hizmetlerin kalitesinin de arttırılmasını sağlamak durumundadırlar. Bu çerçevede hizmetlerin istenilen kalitede, istenilen zamanda, gerekli yerde ve en uygun fiyatlarla sunulması, yerel yönetimlerin sorumluluk sahası içerisinde dikkate alınması ve yerine getirilmesi gereken fonksiyonlar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yine yerel yönetimlerin hizmet yönleri açısından dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da, hangi hizmetlere öncelik verileceği, hangi hizmetlerin mevcut imkanlar çerçevesinde öncelikli olarak yerine getirileceği ile ilgili kararlardır. Bu noktada yerel yönetimlerin bir başka yönü olan, siyasi yönünün devreye girebildiğini görmekteyiz. Zira, yerel yönetimlerin hizmet dışında ikinci boyutları hangi hizmetlere öncelik verileceğini tesbittir ki, bu da yerel yönetimlerin siyasi boyutunu öne çıkarır(Eryılmaz; 1995,30). Siyasi boyutun hizmet boyutunun önüne çıkması ise, yerel yönetim hizmetlerinde hem aksamalara hem de kalite düşüklüğüne sebep olur. Nitekim, Osmanlı’da batının tavsiye ve baskıları sonucu kurulan ilk belediye teşkilatı, Kadı’nın denetiminden alınan ve çeşitli kuruluşlara verilen beledi hizmetler büyük oranda yerine getirilememiş ve şehremaneti adı altında bu hizmetleri yerine getirmeye çalışan kurumlar, Kadı’nın geleneksel olarak yürüttüğü belediye hizmetlerini üstlenmiş olmakla beraber, kendisinden bekleneni verememiş ve eski ismi olan ihtisab nezaretinden farklı bir etkinlik ortaya koyamamıştır(Eryılmaz; 1992,200-202). Dolayısıyla, yerel yönetimlerde kar amaçsız ve hizmet yönleri ile birlikte siyasi yönün de dikkate alınması gerektiği açıkça ortaya çıkmaktadır.

C. Yerel Yönetimlerin Siyasi Yönü

Yerel yönetimler her şeyden önce, seçilmiş bir başkan tarafından yönetiliyor olmak bakımından siyasi yönlü kuruluşlardır. Ancak, ülkemizdeki gelişmeleri bakımından yerel yönetimler, siyaset kültüründen ziyade idare kültürünün egemen olduğu yönetim anlayışı çerçevesinde siyasi kurum olarak değil, daha çok idari organlar olarak nitelendirilmektedirler(Eryılmaz; 1995,31). Bu gelişme seyrinde merkezi yönetimlerin yerel yönetimler üzerindeki, özellikle siyasi ve ekonomik baskılarının ve yerel hizmetlerdeki partizanlıklarının fazlasıyla etkili olduğunu söylemek, yanlış olmasa gerektir.

Yerel yönetimlerde siyasal davranma ile partizanlık sıkça birbirine karıştırılmış ve partizanlık, siyasi yön olarak kabul edilmeye ve ettirilmeye çalışılmıştır. Halbuki, elbette ki yalnız belediye başkanları değil, belediyenin öteki organları ve hatta belediye örgütü, siyasal süreçlerin içinde ve siyasallaşmış durumdadırlar. Burada söz konusu olan politika, partizanlık değildir. Geniş anlamda politikadır. Çünkü siyasal partiler, her konuda olduğu gibi, kentleşme, yerleşim, kent yönetimi ve belediyecilik konularında da belirli görüşlere sahip olmak zorundadırlar(Keleş; 1994,335-336).

Yerel yönetimlerin siyasi yönlerine ait bir başka açmaz, yönetilenlerin siyasi katılımcılık açısından pek fazla dikkate alınmamasıdır. Bunun sonucu veya bir bakıma buna sebep olarak, belediye yönetimlerinin denetim işlevi bakımından tüketicinin değil, esnafın yanında yer almasını, dolayısıyla siyasal gücü zenginlik elde etmek için kullanmayı zenginliği siyasal güce dönüştürmekten daha kolay kabul ederek yerel siyasetin esnaflaşmış olmasını gösterebiliriz. Belirtilen olumsuzluğu, siyasete katılma kültürlerinin yeterince gelişmemiş veya geliştirilmemiş olması şüphesiz büyük ölçüde etkilemektedir(Toprak Karaman; 1996,250). Yani, yerel yönetimlerde siyasi katılımın yetersizliği ve belirli grupların siyasi katılımdaki etkinlikleri, yerel yönetimlerin hizmetlerinde verimliliği etkilemekte ve adaletsizliklere sebep olmaktadır.

III.YEREL YÖNETİMLERDE AHLAKİ SORUMLULUK ALANLARI

İşte, yerel yönetimlere tüm bu yönleri ile baktığımızda, birçok ahlaki problemin yaşanabileceği gerçeği de ortaya çıkmaktadır. Yerel yönetimlerde ortaya çıkabilecek ahlaki problemler karşısında yerel yönetimlerin ahlaki sorumluluk alanlarını aşağıdaki gibi belirtmek mümkündür.

A. Yönetimde Ahlakilik

Yönetimde ahlakiliği sağlayabilmenin ilk ve temel şartı, ehliyetli ve yeterli yöneticileri seçme ve görevlendirmedir. Yukarıda ifade etmeye çalıştığımız, siyasi katılım kültürü yeterince gelişmemiş ya da geliştirilmemiş toplumlarda yerel yöneticileri seçme ve görevlendirmede ehliyet, liyakat ve yeterlik şartları yerine getirilememekte, dolayısıyla bizzat yöneticilerin kendileri yerel yönetimlerde ahlaki sorumluluk alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Zira böylesi yöneticiler, yönetimlerinde ehil, liyakatli ve yeterli olmadıklarından, adil olamayacak, yeterli verimliliği gösteremeyecek ve muhtemelen genellikle partizanca hareket etmiş olacaktır. Bunun neticesi olarak, yerel yönetimleri elde etmiş yöneticiler, yönetimi altındakileri kontrol edemeyecek ve böylece yönetimden kaynaklanan birçok ahlaki problemler ortaya çıkacaktır.

Oysa yöneticiler, emirleri altındakileri sürekli kontrol etmek ve memleketin yıkımına çalışanlar, haram iş işleyenler, devlet sırrını korumayanlar ile dili ile yönetime dalkavukluk ederken kalbi ile muhaliflerle anlaşanları cezalandırmadıkları taktirde zulümlerin önlenemeyeceği ve adaletin tesis edilemeyeceği bilinci ile hareket etmek durumundadırlar(Nizamülmülk; 1987,46-57). Ancak bu bilinç ile, yönetimde ahlakilik sağlanabilir.

Diğer taraftan, yönetimde ahlakiliği sağlamak ve haksızlıkları önlemek için, yöneticiler mutat toplantılar düzenlemeli ve asgari olarak şu beş sınıf insanın bu toplantılara katılmalarını sağlamalıdırlar(Sühreverdi; 1974,174):

1-Fetva ehli olanlar,

2-Kadı ve hakimler,

3-Beldenin tecrübeli ve dürüst kişileri,

4-Katipler,

5-Yönetimde bulunan ileri gelenler, yardımcılar vb.

Yönetimde ahlakilik açısından yerel yönetimlerdeki bürokratik unsurlardan kaynaklanan yönetim problemleri de, çözümlenmesi gereken sorunlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü, yönetim sistemimizin gelişiminde bürokrasiden kaynaklanan yapısal özellikler de oldukça önemli rol oynamaktadır(Köktaş; 1995,95-96). İşte ahlaki açıdan yönetim problemleri üzerinde bürokrasinin etkinliğini azaltmak ve yerel yönetimlerin hizmetlerle daha etkin uğraşmasını, dolayısıyla daha ahlaki yönetim ortaya koymasını kolaylaştırmak için gönüllü kuruluşların katkıları ve önemini vurgulamak gerekmektedir(Toprak Karaman; 1996,251). Bu şekilde, “halka güvenmeme, halktan gelecek tepkilere karşı rejimi koruma” anlayışı üzerine kurulmuş sistemin kurucusu bürokratların, halkı yönetim mekanizması dışında tutmaya yönelik olan ve tek taraflı iletişimle halk üzerinde yönetimin üstünlüğüne dayanan mevcut yönetim sistemi’ndeki(Karatepe; 1996,221) temel zihniyet çarpıklığını önlemek mümkün olabilir.

Yönetim ahlakı açısından böylesi zihniyet çarpıklığını ortadan kaldırabilmek için yönetime düşen diğer bir görev de, insanları doğru yola yöneltme konusunda hukukun, ahlakın, dinin ve eğitimin sağladığı olanaklardan yararlanmayı ihmal etmemek ve insanı her tür kötülükten koruyan vicdan geliştirici bir eğitim sisteminin gerçekleştirilmesini ihmal etmemektir(Tosun; 1979; 7-8). 

B. Siyasi Ahlak

Yerel yönetimlerde ahlaki sorumluluk alanlarından bir ikincisi olara siyasi ahlakla ilgili problemler incelenebilir.

Siyasi ahlakla ilgili en önemli problemlerden biri, yerel yönetimlerde seçilen başkanların partizanlığı ön plana alan yönetim anlayış ve uygulamalarıdır. Yerel yönetimlerde siyasi tercihten ziyade partizanca uygulamalarla ehliyetsiz kişilere görev verilmesi, hizmet önceliklerinin değiştirilmesi, politik rüşvetler dağıtılması ve benzeri uygulamalar, partizanlığı ön plana çıkaran yönetim anlayış ve uygulamalarına birer örnektir. Bu tür uygulamalar sonucu yerel yönetimlerin kaynakları gereksiz alanlara kaydırılmak suretiyle heba edilmiş, dolayısıyla belde halkına sunulacak hizmetlerin nitelik ve nicelik olarak azalmasına sebep olunmuş olacaktır.

Yerel yönetimlerde siyasi ahlak problemlerinden bir diğeri de, diğer siyasi görüşleri yok saymak ve dikkate almamaktır. Oysa toplumun geneline ait dini ve ahlaki değer yargıları çerçevesinde, bütün siyasi görüşleri dikkate almak ve saygı göstermek, siyasi ahlak açısından asgari gerekliliktir.

Bu probleme paralel olarak, yerel yönetimlerin siyasi görüş farklılığından ötürü bazı sivil kuruluşları ön plana çıkarıp, bazı sivil kuruluşları dikkate almaması da bir başka siyasi ahlak problemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Halbuki, önemli birer sivil kuruluş olarak vakıfların, yerel yönetimlere hizmetlerinde önemli destek sağladıklarını görmekteyiz. Yine, esnaf birlikleri de birer sivil kuruluş olarak yerel yönetim hizmetlerine katkıda bulunmuş ve halen bulunmaya devam etmektedirler. Örneğin, bir esnaf ve sanatkarlar örgütü olan ahi birliklerinin görev ve faaliyetleri, iktisadi ve ticari hayatın şekillenmesinde yoğunlaşmakla birlikte, bugün belediyelerce yerine getirilen (veya getirilmesi gereken) bazı kent hizmetlerini de üstlendikleri görülmektedir(Aykaç; 1996,257).

Yerel yönetimlerde bir diğer siyasi ahlak problemi de, merkezi yönetimin siyasi yetersizliklerini örtbas etme çabalarıdır. Bu örtbas çabaları ile yerel halkın hakları, merkezi idarenin siyasi yetersizlikleri karşısında savunulmamakta, hatta gizlenmeye çalışılmaktadır. Böylece, belde halkının siyasi tercihleri gözardı adilmiş ve siyasi ahlak çiğnenmiş olmaktadır.

C. Sosyal Ahlak

Yerel yönetimlerde ahlaki sorumluluk alanlarından bir başkası, sosyal konularla ilgilidir. Yerel yönetimler, her şeyden önce kar amaçsız kuruluşlar olarak, sosyal yönleri olan ve dolayısıyla sosyal konularda ahlaki sorumlulukları olan kuruluşlardır. Bu çerçevede, yerel yönetimlerde yöneticilerin yönetim ve siyasi ahlak dışında sosyal ahlak sahibi olmaları ve sosyal sorumluluk taşımaları da bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yerel yönetimlerdeki sosyal ahlak ve sosyal sorumluluk gereği, yönetimlerin insanlar için olduğu gerçeğinin tam anlamıyla kabullenilmiş olması gereklidir. Fakat, mevcut görüntüleri itibariyle, yönetimlerin bu anlayışın aksine geliştiği ve sosyal sorumluluklarını yerine getirmediği gözlenmektedir. Oysa devlet ve yöneticiler, hizmet için olması gereken unsurlardır. Yoksa, kendine hizmet ettirecek devlet ve yöneticiler, zalim durumunda olurlar. Böylesi yöneticiler ve bunların idaresinde olan devlet, hem merkezi hem de yerel yönetimler olarak, hizmet götüren değil hizmet isteyen duruma gelir(Torlak; 1995,25). Bu durum ise, sosyal ahlak açısından yönetimlerde zaafa sebebiyet verir.

Yerel yönetimlerdeki sosyal sorumluluk bilincini geliştirmenin ve sosyal ahlak problemlerini önlemenin yolu ise, sosyal ahlak ve sorumluluk bilinci açısından toplumsal eğitimden geçer. Bu şekilde, toplumda sosyal sorumluluk ve etik (ahlaki ve moral) standartların geliştirilmesi, yöneticilere uygulamalarının sapma seviyesini de gösterebilecektir(Karabulut; 1988,127).

Böylesi bir toplumsal ve sosyal kontrol mekanizması sayesinde, yerel yönetimler açısından yeni bir mahalli idare üslubu inşa etmek mümkün olacak ve böylece sosyal ahlakı yerleştirme bakımından, yönetenle yönetilen arasında ezici bir cüsse farkının olmadığı, şehir sakinlerinin şehir yönetimi karşısında atıl, pasif ve sadece itaatkar kalmadığı, karşılıklı haber ve bilgi akışının sağlanabildiği, çözüm yolları ortaya çıkacaktır(Alkan; 1995,39). Bu çözüm yollarının ortaya çıkması, yerel yönetimlerde sosyal sorumluluğun ve sosyal ahlakın gelişmesine katkıda bulunacaktır.

D. Ekonomik Ahlak

Kar amaçsız kuruluşlar olmakla beraber, yerel yönetimlerde bir başka ahlaki sorumluluk alanı, ekonomik konularla ilgili ahlaki problemleri kapsamaktadır. Zira yerel yönetim hizmetlerinin sunulmasında ve bu hizmetlerle ilgili tedarik işlemleri sırasında ekonomik ilişkilerden kaçınmak mümkün olmadığından, her halükarda yerel yönetimlerde de ekonomik ilişkilerden kaynaklanan ahlaki problemler söz konusu olabilmektedir.

Yerel yönetimlerde ekonomik ahlakla ilgili problemlerin belli başlıları; rüşvet, ekonomik verimliliğe dikkat etmeme, piyasa düzenini koruyamama, çarşı denetimini sağlayamama, haksız rekabeti önleyememe vb. olarak sıralanabilir.

Ekonomik ahlakla ilgili problemlerden en belirgini olan rüşvetin yönetim açısından başlıca örnekleri olarak; türlü armağanlar, pahalı eğlenceler, kişisel, toplumsal ve ekonomik ilişkilerden doğan suistimaller ile mevcut bilgilerin eski veya yeni yönetimlere karşı nüfuz ticareti yapmayı gösterebiliriz(Tosun; 1979,23-24).

Yerel ve genel olarak yönetimde ekonomik ahlak problemlerinin ortaya çıkmasında asıl neden, yönetim ahlakından uzaklaşma ve yönetenler ile toplumun dini ve ahlaki değerlerinden uzaklaşmış olmalarıdır. Bu çerçevede, toplumu ve dolayısıyla yönetenleri kontrol edebilecek ilim sahipleri sindirilmiş ve bürokrasi kendi halkına yabancılaşarak lükse dalmışlardır(Eryılmaz; 1992,172). Bu lüks zevk ve ihtiraslarını tatmin için harcamalarını devletin makam ve kaynakları ile karşılamaya kalkan bürokratları engelleyecek mekanizmaların sindirilmiş olması onları, yönetimde ekonomik ahlak problemi haline getirmiştir.

Yerel yönetimlerde ekonomik sorumluluk ve ahlak gereği, yöneticilerin kendilerinin ekonomik ilişkilerde ahlaklı olmaları, tek başına yeterli olmayan bir durumdur. Önemli olan, yöneticilerin idaresi altında olan bütün kuruluşu ve personeli de ekonomik ilişkilerinde kontrol altında tutabilmektir. Bu işlev yöneticiler tarafından yerine getirilemediği taktirde, söz konusu yönetimin ekonomik olarak ahlaklı olduğunu söylemek mümkün olmaz. Çünkü, kontrolsuzluk sonucu oluşacak boşluk, her konuda olduğu gibi ekonomik konularda da ahlaksız ve sorumsuz uygulamalara sebep olabilecektir.

IV.SONUÇ

Hantallaşan merkezi yönetimin insanlara hizmet sunmada yetersiz kalması sonucu gelişen yerel yönetimler, esas itibariyle kar amaçsız kuruluşlardır. Şehir halkına sundukları mevzuat gereği ve onun dışındaki hizmetlerde yerel yönetimler, bir taraftan bu hizmetlerde etkinliği arttırmak, bir taraftan bu hizmetleri asgari maliyetle sunmak ve bir taraftan da siyasi yönlerinde partizanlıktan kaçınmak durumunda bulunmaktadırlar

Diğer yandan, geçmişten bugüne ve geleceğe doğru, yerel yönetimlerde ahlaki problemler olmuş ve olacaktır. Çünkü olayın özünde, yöneten-yönetilen olarak, insan ilişkileri bulunmaktadır. İnsanlar arası bu tür ilişkilerde de insanlık tarihi boyunca çatışma olmuştur. Bu çatışmaların ortadan kalkması da mümkün değildir.

Yerel yönetimlerin geleceği ve yöneticilerde ahlaki sorumlulukların gelişimi açısından bu çalışmanın amacı, yerel yönetimlerdeki ahlaki sorumluluk alanlarını sistematik olarak ortaya koymak ve yöneticilerde sosyal sorumluluk bilinci oluşturmaya, mevcut bilinci geliştirmeye çalışmaktır.

İnanıyoruz ki, problemlerden kaçmak veya problemleri örtbas etmek yerel yönetimleri temize çıkarmayacak, aksine problemleri açıkça ortaya koymak yerel yönetimlerde yönetim, siyasal, sosyal ve ekonomik açıdan ahlaklı ve sorumlu yönetim anlayışının yerleşmesine katkıda bulunacaktır. 

KAYNAKLAR

Ahmet Turan ALKAN (1995), “Şehir ve şehirli Kavramlarını Yeniden Yorumlamada belediyelerin Yeni Rolü Üzerine Düşünceler”, Yerel Yönetimler ve Siyaset Sempozyumu, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları, Kayseri.

Mustafa AYKAÇ (1996), “Ahilik ve Yerel Yönetimler”, İslam Geleneğinden Günümüze Şehir ve Yerel Yönetimler, İlke Yayınları, İstanbul, Cilt 1.

Bilal ERYILMAZ (1992), Tanzimat ve Modernleşme, İşaret Yayınları, İstanbul.

Bilal ERYILMAZ (1995), “Yerel Yönetimler ve Siyasi Çoğulculuk”, Yerel Yönetimler ve Siyaset Sempozyumu, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları, Kayseri.

Karen A. FOX and Philip KOTLER (1980), “The Marketing of Social Causes: The First 10 Years"” Journal of Marketing, Vol.44, Fall.

Muhittin KARABULUT (1988), “Pazarlama ve Ethics”, Pazarlama Yönetimi ve Stratejileri, Eds., Muhittin Karabulut ve İsmail Kaya, içinde, İÜ. İşletme Fakültesi yayın No.198, İstanbul.

Şükrü KARATEPE (1996), “Türkiye’nin Yönetim Sorunları”, İslam Geleneğinden Günümüze Şehir ve Yerel Yönetimler, İlke Yayınları, İstanbul, Cilt 2.

Ruşen KELEŞ (1994), Yerinden Yönetim ve Siyaset, Genişletilmiş 2.Basım, Cem Yayınevi, İstanbul.

M. Emin KÖKTAŞ (1995), “Prens Sebahattin ve Yerinden Yönetim Düşüncesinin Sosyolojik Temelleri”, Yerel Yönetimler ve Siyaset Sempozyumu, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları, Kayseri.

Ümit MERİÇ YAZAN (1992), Cevdet Paşa’nın Toplum ve Devlet Görüşü, İnsan Yayınları, İstanbul.

NİZAMÜLMÜLK (1987), Siyasetname, Çev. Nurettin Bayburtlugil, İkinci Baskı, dergah Yayınları, İstanbul.

Beyza OBA FURMAN (1987), “Kar Amacı Gütmeyen Kuruluşlarda Stratejik Yönetim: Kavramsal Bir Çerçeve”, İÜ. İşletme Fakültesi Dergisi, Cilt 16 sayı 1, Nisan.

Ebu’nnecib SÜHREVERDİ (1974), Yönetenlerin Yönetimi, Çev. Hanifi Mehmet Efendi, Tercüman 1001 Temel Eser 80, İstanbul.

Zerrin TOPRAK KARAMAN (1996), Yerel Yönetimler, 3. Baskı, Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları, İzmir.

Ömer TORLAK (1995), “Yerel Yönetim Hizmetleri ve Devlet Anlayışı”, Nehir, Aralık.

Kemal TOSUN (1979), “İşletme ve Kamu Yönetiminde Ahlak ve Zihniyet Sorunu”, Yönetim, Yıl 1 Sayı 4.