|
YEREL
YÖNETİMLER VE SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI
Günlük hayatımızı yakından etkileyen hizmetleri yerine
getiren kuruluşlar, genelde, yerel yönetim kuruluşlarıdır. Yerel
yönetim kuruluşları, kendilerine sağlanan yasal, mali ve teknik
olanaklarla bu hizmetleri yerine getirmeye çalışırlar. Yönetimi,
hem kamusal mal ve hizmetleri temin eden hem de teminini kolaylaştıran
bir araç olarak değerlendirebiliriz. Bu anlamda, topluma yönelik
bazı hizmetler, yerel yönetim dışında bireyler veya gönüllü
kuruluşlar (Sivil Toplum Kuruluşları), ile özel topluluklar tarafından
da yerine getirilebilmektedir.
Demokrasi
anlayışının gelişmesi ve demokratik bilincin kökleşmesiyle
birlikte yerel yönetimlerin önemi artmıştır. Günümüzde iki tür
demokrasi vardır: doğrudan demokrasi ve temsili demokrasi. İnsanların
toplu yaşama gereksinimlerinden dolayı şehirleşme artmış ve artık
tamamen temsili demokrasiye geçilmiştir. Temsili demokrasilerde yönetim
üzerinde halkın sesini duyuracak, baskı oluşturacak bir kuruma
ihtiyaç duyulmuştur. Sivil toplum kuruluşları bu nedenle ortaya çıkmıştır.
Sivil toplum kuruluşlarının kuruluş amacı, yönetim üzerinde
halk arasında bir denetim mekanizması oluşturmaktır. Yerel yönetimlerde
demokrasiyi sağlayan sivil toplum kuruluşlarıdır. Böylelikle,
kent yönetimi üzerinde sistemli ve sürekli etki, örgütlü yurttaş
girişimleri aracılığı ile daha kolaylıkla sağlanmaktadır.
Yerel yönetimler, ülke yönetimi ile kalkınmasında merkezi
genel yönetimle beraber işlev gören yönetsel ve siyasal bir sivil
toplum kurumu olmaktadır. Yerel yönetimlerin en büyük sivil toplum
kuruluşları olarak kabul edilmesine karşın, merkeziyetçi yapının
etkisiyle daha çok yönetsel birim olma özelliği ön plana çıkmaktadır..
bu çalışmanın amacı, yerel yönetimler ile sivil toplum kuruluşları
arasındaki ilişkilerin incelenmesidir.
Çalışmada ilk önce yerel yönetim kavramı ele alınacak,
ekonomik-siyasal-hukuksal faktörlerle yerel yönetimlerin varoluş
sebepleri incelenecektir. Yerel yönetim kurumlarının görevlerine
değindikten sonra, yerel yönetimlerin öneminin demokrasiyle
birlikte geliştiği üzerinde durulacaktır. Yerel yönetimlerde
demokrasiyi sağlayanın STK'lar (Sivil Toplum Kuruluşları) olması
nedeniyle STK'lar incelenecek ve yerel yönetimler ile bunlar arasında
ki ilişkiler ortaya konulacaktır. Daha sonra bu kuruluşların
birbirlerinden beklentileri ve varolan yapı içinde yaşanan sorunlar
ele alınacaktır.
1-YEREL YÖNETİMLERİN
TANIMI
Evrensel bir tanım ile yerel yönetimler, belirli bir coğrafi
alanda (köy, kent, kasaba, il, v.b) yaşayan yerel topluluğun
bireylerine, bir arada yaşamak nedeniyle kendilerini en çok
ilgilendiren konularda hizmet üretmek amacıyla kurulan, karar
organları (kimi durumlarda yürütme organları) yerel toplulukça seçilerek
göreve getirilen, yasalarla belirlenmiş görevlere ve yetkilere, özel
gelirlere, bütçeye ve personele sahip, merkezi yönetimle olan ilişkilerinde
yönetsel özerklikten yararlanan kamu tüzel kişileridir. (Coşkun,1999,syf:99)
Yerel yönetim anlayışı ve uygulaması, yalnızca yerel
topluluğun ortak gereksinimlerin karşılanması değil, aynı
zamanda merkezi devlet anlayışının sakıncalarına karşı
demokratik sivil toplum yönetim ve uygulamasının geliştirilerek sürdürülmesi
ve her şeye karşı yaşatılması olmalıdır. Bunun sonucu olarak
yerel yönetim içinde, özellikle belediyeler, halka dayalı kurumlar
olmak durumundadır. Ancak ülkemizde bunu ileri sürmek oldukça
zordur. Çünkü belediyeler ile halkın en yakın etkileşimi ile
yalnızca seçim dönemlerinde olmaktadır. Oysa yerel yönetimlerin işleyişi
ve çalışması sırasında denetlenmesi, belirli bir grubun
tekelinden çıkarak, kentte yaşayan her kesimden gelen kişiler aracılığıyla
gerçekleştirmeye çalışmalı ve bunun için gerekli koşullar sağlanmalıdır.
(Çevikbaş,1995,syf:76)
2-YEREL YÖNETİMLERİN
VAROLUŞ SEBEPLERİ
Günümüzde yerel yönetimlerin varoluş sebepleri açıklanırken
genellikle ya faktöre yer verilmektedir. Bunlar: Ekonomik,hukuksal,
ve siyasal faktörlerdir.
2.1. Ekonomik
faktörler:
Yerel yönetimlerin var oluşları ekonomik gerekçelerle
temellendirenler özellikle şu noktalara
dikkati çekmektedirler. (Coşkun,1999,syf:97)
·
Yerel yönetimler, kendi bölgelerindeki
ihtiyaçların neler olduklarını ve miktarlarını merkezi idareye
oranla daha akılcı bir biçimde saptayabilme olanaklarına
sahiptirler. Bu durum, kaynakların israf edilmesini azaltır.
·
Aynı hizmetlerin üretilmesi
halinde; yerel yönetim, merkezi idareye oranla daha fazla verim elde
eder.
·
Kitlelerin ekonomik taleplerini
iletmeleri ve bu konuda etkinlikte bulunmaları açısından, yerel yönetimler,
merkeziyetçi otoriteye daha fazla avantajlı konumdadırlar.
Kısacası, yerel yönetimler ekonomik açıdan aynı verimi,
merkezi idareye oranla daha az kaynakla sağlamaktadırlar. Bu
nedenle, merkezi idarenin yanında birde yerel bir yönetimin bulunması
ekonomik açıdan zorunluluğu olarak ortaya çıkmaktadır. (a.g.e,syf:97)
2.2.
Siyasal Faktörler:
Yerel yönetimlerin varoluşunun, siyasal gerekçesinin özünde
demokrasi inancı ve yerel demokratik değerler yatmaktadır. Günümüzde
demokrasi anlayışının gelişmesi ve yerleşmesine koşut olarak,
yerel yönetimlerin önemi de giderek artmış ve toplumsal yapı yaşamın
demokratik bir şekilde düzenlenmesinde yerel yönetimler vazgeçilmez
siyasal enstrümanlar haline gelmişlerdir. Toplumsal yaşama ilişkin
bütün karaları merkezden almak rasyonel bir tutum değildir. Çünkü,
merkezi idare ne kadar iyi niyetli olursa olsun, ne kadar özverili çalışırsa
çalışsın , o bölgenin yerel koşullarını o bölgede yaşayan
insanlar kadar iyi bilemez, değerlendiremez. Bu nedenle bu konuda yapılması
gereken şey, bölgesel sınırlar içerisinde insanların kendi seçtikleri
temsilcileri aracılığı ile ihtiyaçlarını belirlemeleri ve bu
belirlemeler doğrultusunda yürütmede bulunmalarını sağlayacak
hukuksal zemini oluşturmaktadır. (a.g.e,syf:98)
2.3.
Hukuksal Faktörler:
Yerel
yönetimlerin varoluş nedenlerinin hukuksal dayanaklarını
belirtirken merkezi yönetim ve yerinden yönetim kavramlarının açıklanması
gerekir.
Merkezden yönetim, bir ülkede merkez memurlarının daha geniş
yetkilere sahip olduğu ve alt kademe memurlarının yetkilerinin ve
takdir haklarının azaldığı bir yönetim biçimidir. Yerinden yönetim
ise, kamusal güçlerden bir kısmının merkezi otoriteden alınarak
daha az yetkili bir otoriteye aktarılmasıdır. Yerel yönetimlerin
niçin varolması gerekçesini savunan
görüşlerin hukuki dayanağı da, yerinden yönetim kavramıdır.
Buna göre, merkezi otoriteden alınıp yerel otoriteye aktarılan
yetkiler eğer yürütmeye ilişkin yetkiler ise idari bir adem-i
merkeziyet esası, bir bölgenin sakinlerine o bölgedeki topluluğun
ortak ve genel yararlarını gereğince saptamak ve gereğini yerine
getirmek hususunda özerklik verilmesidir. (a.g.e.,syf:99)
Ekonomik,
siyasal ve hukuksal nedenlerden ötürü yerel yönetimler, bugünkü
toplumsal yaşamın vazgeçilmez kurumlarından birini oluşturmakta
ve önemi her geçen gün artmaktadır.
4-YEREL
YÖNETİMLERDE DEMOKRASİ KAVRAMI
Bireylerin kamu yönetiminin yetki ve görev alanına giren
konularda söz sahibi olmalarını amaçlayan katılım anlayışına
ilişkin iki yaklaşım söz
konusu olabilmektedir:bunlardan birincisi, yurttaşların yasaları doğrudan
demokrasi anlayışına göre bizzat katılacakları toplantılarda
kabul etmeleri ve yönetimle ilgili kararları gene bu toplantılarda
vermeleri yönetsel mevkileri de belli sürelerle nöbetleşe üslenmeleri
anlayışıdır. Diğeri ise, kamu hizmetlerinin yürütülmesinde
yurttaşın rolünü belli aralıklarla yapılan seçimlerde oy
kullanma etkinliği ile sınırlı tutmayı öngören yaklaşım vardır.
Günümüzde seçimlere dayalı temsil edici kurumların varlığı,
sağlıklı işleyen bir demokrasi için zorunlu olsa da yeterli kabul
edilmemekte ve "katılımcı demokrasi"den söz
edilmektedir.
Çağımızda doğrudan demokrasi ile temsilci demokrasi arasında
denge sağlamayı amaçlayan katılımcı demokrasi anlayışı her
iki aşırı yaklaşımın sakıncalarına karşı bir çözüm olarak
görülmektedir. Katılım, bireylerde demokrasi duygusunu geliştirmektedir.
Bu yolla yurttaşlar seçilmiş ve atanmış kamu görevlilerini daha
etkili biçimde denetleyebilmekte, karar ve uygulamalarını değerlendirebilmektedirler.
(Yalçındağ,1999,syf:50)
Demokrasi anlayışının gelişmesiyle, yerel yönetimlerin önemi
artmıştır. Yerel nitelikteki hizmetlerin yerine getirilmesinde başvurulan
örgütlenme biçimlerinden biri olan yerel yönetimler; diğer örgütlenme
biçimlerinden genel olarak, karar ve yürütme organlarının oluşumundaki
farklılık ile ayrılmaktadır. Bu organlar ilke olarak, yöre halkı
tarafından seçimle belirlenmektedir. Bu çerçevede yerel yönetim,
yerel nitelikli hizmetlerin yönetiminden daha ,ileri bir anlam
kazanmakta ve demokrasi ile ilişkilendirilmektedir. (Coşkun,1999,syf:100)
Demokratik bir yerel yönetimin temel esaslarından biri de, yönetimin
kararları ve uygulamaları üzerinde yerel halkın sürekli etkili
olması ve halk denetiminin sağlanmasıdır. Halk denetimini (-ki teşkilatlanmış
kamuoyu ve baskı gruplarının denetimidir) etkin kılmak için,
bireylerin etkin bir örgütlenme bilincine sahip olmaları ve baskı
grupları oluşturmaları gerekmektedir. (a.g.e., syf:105)
Yerel yönetimler, yerel hizmetleri yerine getirirken,özerk,
demokratik ve katılımcı bir siyasal yapı içinde, hizmetlerin yürütülmesinde
etkinlik ön planda tutularak, STK'lar ile ortak çalışmalar yaparak
işlevlerini sürdürmelidirler. (Çevikbaş,1995, syf:80)
5-SİVİL
TOPLUM KURULUŞLARININ TANIMI
ve İŞLEVLERİ
STK'lar toplum yararına çalışan, demokrasinin gelişmesine
katkıda bulunan, kar amacı gütmeyen, devletten ayrı hareket
edebilen, bireylerin ortak amaç ve hedeflerine bakıldığında ise;
siyasal idareyi ve yönetimi kamuoyu oluşturmak suretiyle
etkileyebilen bir örgütlenme türüdür. (Merhaba Sivil Toplum,ÇYDD
yayınları)
STK'lar demokrasinin egemen olduğu gelişmiş toplumlarda endüstrileşmiş
ülkelerde karşılaşılan önemli kuruluşlardır. Böyle
toplumlarda yaşayan siyasal, sosyal ilişkilerin ve gelişmelerin kaçınılmaz
sonucudurlar. Çağdaş toplumların hepsinde bu kuruluşlar vardır
ve giderek ağırlıklarını daha fazla hissettirmektedirler.
Kamu yönetiminin örgüt yapısı dışında kalmış, resmi
ve resmi olmayan yurttaş örgütlenmeleri aracılığı ile yerel yönetimler
üzerinde sistemli ve sürekli etki kolaylıkla sağlanmaktadır. (Yalçındağ,
1999,syf:57)
Bu kuruluşların kapsamına meslek kuruluşları, sendikalar,
vakıflar, dernekler ve buna benzerlerinin girdiği kabul
edilmektedir.
STK'lar hangi görüşten olursa olsunlar tüm insanların
ortak ilkelerde bulunabilecekleri varsayımından yola çıkarlar. Bu
anlamda, STK'ların üstlendikleri işlevleri birkaç başlık altında
toplayabiliriz.
·
Kamuoyu oluşturmak yolu ile,
bireylerin taleplerinin dile getirilmesine yardımcı olmak.
·
Çoğulcu bir toplum yapısının oluşmasını
sağlamak suretiyle piyasadaki metalaşmaya ve egemen piyasa değerlerine
karşı dengeleyici bir unsur olmak.
·
Kendi içlerinde oluşturacakları
katılımcı ve çoğulcu bir kültürle beslenmiş ve aynı zamanda yönetim
deneyimi de edinmiş bireylerin yetişmesini sağlamak.
·
Pilot projeler üretmek, bu projelere
kaynak bulmak ve bu projeleri uygulamaya geçirmek yoluyla eğitim,
sosyal refah ve istihdam konularında hükümet politikalarına
paralel ya da alternatif sorumluluklar alabilmek. (Merhaba Sivil
Toplum, ÇYDD yayınları)
STK'lar
bu işlevleri yerine getirirken bir takım etik değerlere bağlı
kalmalıdır:
a)
Dürüstlük ve tutarlılık: Amaç,
niyet ve eğilimlerle, davranışlar arasındaki veya vaadedilenle
eylemler arasında tutarlılık ve bütünlük olmalıdır. STK'lara güven
sağlayan ve beklentilerin yerine getirilip getirilmediğini ortaya
koyan temel değer olarak dikkat çekmektedir.
b)
Açıklık ve saydamlık: Bir STK
gerçekleştirdiği çalışmaları toplum çıkarına olup olmadığını,
bunların neden ve nasıl yapıldığını ve sonuçlarının ne olduğunu
topluma yansıtmak istemelidir. STK'lara tanınan bazı ayrıcalıkların
ve sağlanan kaynakların yerinde kullanıp kullanılmadığını dış
ortama açıklaması da bu bağlamda algılanmalıdır.
c)
Hizmet anlayışı: Bu değerin
temelinde halk ile STK arasında söz konusu olabilecek hiyerarşiden
ve onları yönetme ve denetleme niyetinden arınma bulunmaktadır.
Dolayısıyla, gayretleri diğerleri için yardım, yarar sağlama...
şeklinde gerçekleştirilen görevlere adamayı ön plana alma yönetmek
ve denetlemekten çok topluma hizmet etmek yaklaşımı temel alınmaktadır.
d)
Yardımseverlik: Bu değer ihtiyacı
olana vermekle yakından ilgilidir. Ancak bundan öte, diğerlerinin gönenç
düzeyini kendimizle aynı düzeye çıkartmak üzere yardımlaşmayı
içermektedir. STK'lar eldeki belirli kaynakları topluma aktarmada
köprü görevi yapmaktadırlar. (Geray,2000,syf:3)
6-
YEREL YÖNETİMLER ve STK'lar ARALASINDAKİ İLİŞKİLER
Yerel yönetimler,belirli hizmetlerin sağlanmasını STK'lar
aracılığıyla gerçekleştirilebilmektedir. Bazı alanlarda halkın
bilgi, deneyim ve becerisinin harekete geçirilmesi, STK'ların desteğinin
sağlanması çok önemli yaralar sağlamaktadır. Bu kapsamda yerel yönetimler,
çeşitli meslek kuruluşları, sendikalar, kooperatif birlikleri,
dernekler ve diğer gönüllü kuruluşlarla çeşitli alanlarda işbirliği
ve ortak yürütebilmektedir. STK'ların katkılarıyla sağlanabilecek
hizmetlerin sınırı yoktur. Günümüzde bu hizmetler, çevre koruma
ve çevresel etki değerlendirmesi çalışmaları, bilgisayar yazılım
programlarının hazırlanması, büyük çaplı kamu projelerinde danışmanlık,
v.b alanlarda yayılmış bulunmaktadır. Gönüllülerin yerel yönetim
personelleri ile birlikte çalışarak başarılı olmaları büyük
ölçüde onların istekliliğine, becerisine katkılarına bağlı
olduğu kadar, yerel yönetim personelinin de gönüllü kişi ve
kuruluşları kendileri açısından bir tehdit olarak görmeyerek,
uyumlu bir ortak çalışma yaratmalarına bağlıdır. (Zengin,1999,syf:113)
STK'ların yerel kalkınmada en büyük katkıları özellikle
yerel yönetimlerin müdahalesinin yetersiz olduğu ya da hiç olmadığı
veya müdahalenin yerel halkı tatmin etmekten uzak bir tarzda yapıldığı
durumlarda gerçekleşmektedir.
Halk katılımı sağlamak açısından belediye girişimi ile
gerçekleştirilmesi mümkün olan programlardan bir başkası, belli
konularda kampanyalar düzenlemektedir. Belediyeler, STK'ların katkılarıyla
tüm kent halkına dönük ağaçlandırma, mahallelere/semtlere park,
spor alanı kazandırma, atık kağıt, cam/şişe toplama, temiz
kent, ilaç toplama gibi kampanyalara sık sık başvurmakta ve bunları
başarı ile uygulamaktadır. (Yalçındağ,1999,syf:66)
Bu çalışma için yapılan araştırmalarda, Seyhan
Belediyesinin STK'lar ile iş birliğine önem verdiği, ancak, daha
çok şehrin imarlı yapılanması, şehir planlaması ve kaçak yapının
önlenmesi v.b alanlarında iş birliğini sürdürdüğü ortaya çıkmaktadır.
Bu hizmetleri sürdürürken STK'lardan daha çok Mimarlar Odası ve
Peyzaj Mimarları Odası ile işbirliği içerisine girmektedir. Bu
anlamda kendi alanlarına ilişkin çalışma grupları oluşturmaktadır.
Bu çalışma gruplarından başlıcaları; çevre temizlik, eğitim,
kültür, sanat, tüketicinin korunması, imar ve iskan, doğal
afetler ve trafik alanlarıdır.
Bu anlamda Seyhan Belediyesi, çevre koruma ve ağaçlandırma
konularında ÇETKO, TEMA ve Peyzaj Mimarları Odası gibi kuruluşlarla
çalışmalarını sürdürmektedir.
Alt yapı düzenleme ve imar planlarında Makine Mühendisleri
Odasının katkılarıyla hazırlanan projeleri değerlendirmektedir.
Tüketicinin korunması alanında ise, YY ve STK'ların ortak
bir çalışması bulunmaktadır.Buna göre Türkiye'de 1995 tarihinde
çıkartılan yeni yasa ile kamu kuruluşları, STK ve Sendika
temsilcilerinden ve yine yasada belirtilen görevleri yerine getirmek
üzere reklam kurulu ve tüketicinin sorunlarını çözmek, gereken
önlemleri almak üzere, merkezde bir Tüketici Konseyi ile il ve ilçe
merkezlerinde Tüketici
Sorunları Hakem Heyetleri'nin kurulması öngörülmüştür.Tüketici
Sorunları Hakem Heyeti'nin,mülki idare amirlerinin ve belediyelerin
etkinliğini arttırdığı görülmektedir.Bu heyet bakanlık,il ,ilçe
merkezlerinde,tüketiciler ve satıcılar arasında çıkan uyuşmazlıklara
çözüm bulmak amacıyla belediyelerle koordineli olarak ve en az bir
tane oluşturulmaktadır.Başkanlığı Sanayi ve Ticaret İl Müdürü
veya görevlendireceği bir memur tarafından yürütülen bu
heyette,Belediye Başkanı'nın personeli arasından görevlendireceği
bir üye,Ticaret ve Sanayi Odası ile Esnaf ve Sanatkarlar Odalarının
görevlendireceği bir üye ve tüketici örgütlerinin seçecekleri
bir üye olmak üzere beş kişi bulunmaktadır.Bu heyetin vereceği
kararlar Tüketici Mahkemelerinde delil olarak kabul edilmektedir.
(Gökçeer,1995,syf.44)
YY ve STK'ları biraraya getiren en önemli faaliyetlerden biri
de Demokratik Kent Kurultayı(Genişletilmiş Kent Meclisi)dir.Bu
kurultayın gerçek amacı;yönetime halkın katılımının sağlanması
olmakla birlikte,mevcut yerel yönetim sisteminin bilinen
yetersizliklerini aşabilmek,kuruluşları ve semt temsilcileri aracılığıyla
doğrudan halkın ihtiyaçlarını belirleyip, Çağdaş Belediyecilik
açısından çözümler bulabilmek,belediye imkansızlıklarını
halk katılımı ve yaratılacak kent imecesi ile aşabilmek;kısacası
daha yaşanılır,çağdaş ve dayanışma içinde bir kent oluşturabilmek
en belirgin amaçları arasındadır. Kurultaya muhtarlar,bölge
temsilcilikleri,STK'ların temsilcileri,resmi kurumların müdürleri,üniversite
ve okul temsilcileri katılabilirler.Kurultayın gündemi,katılımcıların
gelen öneriler doğrultusunda oluşturulur.Kurultay görüşmeleri ve
kararları daha sonraki çalışmalara ışık tutar ve halkın bilinçlenmesini
sağlar.Toplantıların düzenlenmesinde belediye önderlik
yapmakla birlikte çoğunlukla STK'larla geniş ölçüde işbirliği
yapılmaktadır. Bu ilişkiler bağlamında bu gruplar,kentin tümünü
ve genel kamu yararını ilgilendiren görüşleri ve talepleri
belediyeye yansıtmaları yanında,doğrudan temsil ettikleri
kesimlerin çıkarlarını belediye nezdinde savunma işlevi de üstlenmektedir.
(Yalçındağ,1999,syf 63)
|