HUKUKSAL FAKTÖRLER
Kamu hizmetlerinin görülebilmesi için
devletin örgütlenmesinde, birbirinin karşıtı olan iki eğilim vardır. Bunlardan
birincisi "merkezi yönetim", ikincisi ise "yerinden yönetimdir"
(Öncal,1992:12). Yerinden yönetim ya da yerel yönetim, yönetim biliminde "ademi
merkeziyet" (decentralization) olarak bilinen kavramdır. Yerinden yönetim yerel
nitelik taşıyan kamusal mal ve hizmetlerin devlet tüzel kişiliği dışındaki kamu
tüzel kişilerince gerçekleştirilmesi için, bir kısım kamu güçlerinin daha az
yetkili bir otoriteye transfer edilmesidir. Daha az yetkili otorite karşımıza yerinden
yönetim kavramını çıkarır (Nadaroğlu,1994:20). Bazı görev ve yetkilerin
transferinin gerekliliği merkezi ve yerel yönetim birimlerinin aslında karşılıklı
bir etkileşim içerisinde olduğunu göstermektedir. Diger bir deyişle "merkezden
yönetim" ve "yerinden yönetim" birbirinin karşıtı olan ve birbirinin
güçsüz yanlarını tamamlamaya çalışan yönetim biçimleridir. Her ikisinin de
üstün yanları ve güçsüz yanları vardır. Birinin güçsüz yanları diğerinin
güçlü yanlarını oluşturur" (Keleş,1992:15). Birbirlerinin güçsüz
yanlarını tamamlamaları nedeniyle her iki yönetim biçiminin kendi başına homojen
bir şekilde uygulanmasından çok eklektik olarak bu iki yönetim biçiminin her
ikisinden de faydalanılır. Çağdaş hukuk devletlerinde hukuk devleti olmanın temel
ilkeleri; kanunların genel olmalarının sağlanması, temel hak ve özgürlüklerin
güven altına alınması, yasaların anayasaya uygunluğunun denetlenmesi ve idarenin
hukuka bağlılığının sağlanmasıdır (Tanilli,1993:151-152). İdarenin hukuka
bağlı olma ve yasaların anayasaya uygunluğu prensibinden hareketle bir ülkede
yerinden yönetimin olabilmesi için o ülkenin yasalarının bu tip bir örgütlenmeye
izin veriyor olması gerekmektedir. Bu yönetimin durağan olması anlamını içermez.
Yönetim örgütü; sosyal koşullara, siyasal görüşlere, coğrafi zorunluluklara, kamu
hizmetinin gereklerine ve teknik niteliklere göre zaman içerisinde değişebilir. Olası
tüm bu değişikliklerinin yönetim kademelerine yansıtılması ise yasaların
değiştirilmesi ve günün koşullarına uygunluğunun sağlanması ile olabilir. Bu
durum ise bir dizi hukuksal ilişkinin sonucunu ifade etmektedir. Yönetim bilimi bu
çerçeve içerisinde yerel yönetimi iki şekilde ele almaktadır. Bunlar, yetki
genişliği ve yerinden yönetim ilkeleridir.
1.YETKİ GENİŞLİĞİ:
(Deconcentration, Delegation). Merkezdeki kuruluşlar, merkezden uzakta bulunan bir
örgüte, belli işlevleri yerine getirmelerine yetecek bir ya da daha çok yetkiyi, kendi
adlarına kullanmak üzere devrederler. Merkezi kuruluşların kimi etkinliklerini,
taşrada kurdukları örgütler eliyle yürütmeleri, yetki genişliğine dayanan bir
uygulamadır (Keleş,1992:11). Yetki genişliğinin temelinde, merkezden yönetim
sonucunda doğan bazı sakıncaları gidermek amacıyla, merkezi idarenin denetimi
altındaki bazı birimlere bazı yetkilerin devredilmesi yer alır.
2.YERİNDEN YÖNETİM: (Devolution)
Yerinden yönetim, yasalar gereğince oluşturulmuş yönetim organlarının, merkezi
yönetimin üstlendiği görevlerden başka işlevleri yerine getirebilmeleri için,
tüzel, siyasal ve akçal bir takım yetkilerle donatılmasıdır
(Keleş,1992:11).Yerinden yönetim (decentralization) kavramı merkezden yönetimin
karşıtı bir anlam içerir. Bu uygulamada yürütmeye ilişkin bazı görevler ve
yetkiler artık seçimle göreve gelen yerel organlara aittir (Nadaroğlu,1994:22). Bir
ülkenin merkezi devletinin olması bu ülkenin yerel yönetiminin olduğu anlamına
gelmeyebilir . Osmanlı imparatorluğu ve komünist ülkeler buna örnek olarak
gösterilebilir. Bu ülkelerde "Principle of the Unity of the State" olarak
bilinen "devletin birliği" ilkesi bütün bölgesel yönetim birimlerine
işaret eden ortak bir sistemin ifadesidir (Proud Homme,çev:Özbudun,1991:3). Yerinden
yönetimin, yönetim bilimi yazınında iki türünden bahsedilmektedir. Bunlar, siyasal
yerinden yönetim ile yönetsel yerinden yönetimdir.
1.2. Siyasal Yerinden Yönetim : Siyasal
yerinden yönetim kavramınının daha iyi anlaşılması için devletlerin ve siyasal
yapılardaki farklılıkların belirtilmesi gerekmektedir. Bu farklı siyasal yapılar; i.
Üniter Devlet (Türkiye, Fransa, ingiltere, Yunanistan vd.), ii. Federasyon (Amerika,
İsviçre, F.Almanya vd.) ve iii. Konfederasyon'dur. Bu üç kavram siyasal egemenliğin
yerleşme biçimine göre farklı şekillerde açıklanır. Üniter bir rejimde egemenlik
bütünüyle ulusal meclisin elindedir ve egemenliği siyasi iktidar temsil eder
(Öztürk, 1992:65). Yerel yönetimler üniter yapıdaki devletlerde birer kamu tüzel
kişiliğidir. Yerel yönetimlere değişik ölçülerde özerklik verilebilir. Bu
özerklik yetki devri veya yetki genişliği (delegation) şeklinde olabilir.Üniter
yapıdaki devletlere örnek olarak Türkiye, Fransa, İngiltere, Yunanistan, Bulgaristan
ve Romanya gösterilebilir. Federasyon ise uluslararası kişiliği olmayan federe
devletlerin oluşturdukları bir devlet şeklidir (Nadaroğlu,1994:24). Federalizm, dar
anlamda politik sistemlerin sürekliliğini sağlayan siyasal entegrasyonu ifade ederken,
geniş anlamda siyasal bir hareket tarzıdır. Bu hareket tarzı, herhangi bir politik
sistemi canlandıran belli şekillerdeki ortaklaşa ilişkileri gerektirir
(Elezar,1984:2). Diğer bir deyişle federalizm; otoritenin anayasa tarafından yönetsel
yetkilerle merkezi ve alt yönetsel birimlere ayrıldığı ve her ikisinin de asli
yetkilerle donatıldığı bir bütündür (Peltason,1985:17). Federal devletlerde, federe
devletler içinde yer alan yerel yönetimler, geniş ölçüde federe devletlere ya da
eyaletlere bağımlıdır. Federal devletlerde, eyaletlerin yasama ve yargı konularında
bağımsızlıkları olmasına karşın yerel yönetimler hiçbir zaman bu haktan
faydalanamazlar. Çünkü, bu erkler gerek federal, gerekse üniter devlet düzenlerinde,
egemenlik hakkına sahip bulunan üst organlarca kullanılır. Bunlar ise federal devlet
ya da eyaletlerdir. Yerel yönetimler, yalnızca egemen bir devletin, ya da yarı egemen
eyaletin, belli bir alanda yaşayanlara kamu hizmeti sağlayan ve egemenlik hakkı
bulunmayan alt coğrafi birimleridir (Keleş,1992:57). Bağımsız karar alma ve yetkiler
sadece belli konular için sağlanmıştır ve mutlak bir karar alma sürecini ifade etmez
(Nice,1987:2). Bu paylaşım yönetimler arasında bazı düzenlemeleri gerekli
kıldığı gibi yapılacak işlerde koordinasyonu gerektirir (Elezar,1984:1). Üniter
devletlerde yasama ve yargı güçleri sadece merkezi yönetim tarafından
kullanılırken, federal devletlerdeki üye devletler, yasama ve yargı konusunda haklara
sahiptir. Federasyonlara ABD,isviçre, Almanya, Hindistan örnek olarak gösterilebilir.
Devletler birliği olan konfederasyon, uygulamada hemen hemen kalmamıştır. Çoğu kez
ortak savunma amacıyla bir araya gelen bağımsız devletler toplulugu vardır. Buna
örnek olarak Sovyetler Birliğinin dağılması sonucu oluşan Bağımsız Devletler
Topluluğu gösterilebilir.
1.3. Yönetsel Yerinden Yönetim:
Bu yönetim biçiminde, yasama ve yargı erkleri merkezde toplanmıştır. Yerel
yönetimlerin sadece yürütmeye ilişkin yetkileri vardır (Karataş,1992:210). Yönetsel
yerinden yönetim, merkeziyetçi sistemin, yerel nitelikteki ortak yararları gereği gibi
koruyamaması sonucunda ortaya çıkmış bir sistemdir (Nadaroglu,1989:32). Kavram olarak
yerel yönetimler, yönetsel yerinden yönetim modelinden kaynaklanmaktadır. Derecelerine
göre yönetsel merkeziyet eğiliminden uzaklaştıkça yerel yönetimlerin uygulama
sahası giderek genişleyecektir. Bu durumda ise yerel yönetimleri açıklayan hukuki
yaklaşım bir neden değil, ancak bir sonuç olmaktadır (Öncal,1992:14). Yönetsel
yerinden yönetim, yetkileri kullanan birimler açısından hizmet ve yer yönünden yerel
yönetim olarak ikiye ayrılabilir. i) Hizmet yönünden yerinden yönetimi: Belli bir
kamu hizmetinin merkezi idarenin dışındaki bağımsız bir örgüt tarafından yerine
getirilmesi esasına dayanır. Ticaret ve sanayi odalarının yaptıkları işler bu
kapsamdadır. İşlevsel yerinden yönetim, fonksiyonel yerinden yönetim, hizmet adem-i
merkeziyeti gibi değişik şekillerde adlandırılmaktadır. ii) Yer yönünden yerinden
yönetim: Bir yöredeki ortak ve yerel nitelikteki gereksinimlerin yeterli şekilde
karşılanabilmesi için, hizmeti yerine getirmekle görevli kamu tüzel kişiliklerine
özerklik tanınmasıdır. Bu yönetim şekli, merkezi yönetimin malvarlığından ayrı
malvarlığı, bağımsız gelir kaynakları ve bütçesi olması esasına dayanır.
Belediyeler ve köy yönetimleri buna örnek gösterilebilir. Gerçek yerinden yönetim,
yerel yerinden yönetim, mahalli adem-i merkeziyet gibi değişik şekillerde
adlandırılmaktadır. Yer yönünden yerel yönetimin sonucu olarak yerel yönetimin
bağımsız gelir kaynaklarının ve ayrı bütçesinin bulunması mali bakımdan
özerkliğin bir işareti olarak kabul edilmekle birlikte tek ölçüsü değildir.
Yetkilerin kullanılmasında ülkenin hukuk kuralları, sosyal ve ekonomik koşulları
etkili olabilir. Ülkenin ortak yararlarının korunması amacıyla da merkezi
yönetim yerel yönetim üzerinde denetim hakkına sahiptir. İdari denetim, yerel
yönetimlerin almış oldukları kararların onaylanması veya bozulması, önceden izne
tabi tutulması, ertelenmesi ve yerel yönetimlerin yürütme- karar organları ile ilgili
olabilmektedir (Arslan,1978:56). |