Sosyal (kamusal) Mal ve Hizmetler :
Bazı mallar aynı anda birden fazla
kişiye yarar sağlayabilir. Teknik ifade ile bazı malllar ortaklaşa tüketilen
mallardır. Sosyal mal ve hizmetleri karekterize eden en önemli özellik bunların
bölünememesi, sağladığı faydanın kişilere ayrı ayrı dağıtılamamasıdır, Bu
durumun sonucu olarak sosyal malların tüketiminde rekabet yoktur (nonrival consumption).
Sosyal mal ve hizmetlerin faydası "bölünememekte" dir. Diğer bir özellik
ise; istenilse dahi toplum içinde bazı kişilerin bunların tüketiminden
dışlanamamasıdır (exclusion principle). Gereksinimleri karşılamaya yönelik bu tip
mal ve hizmetlerin taşıdıkları bu özelliklerden dolayı piyasa mekanizmasına göre
üretilemezler. Kişilerin bu tür mal ve hizmetlerden sağladıkları faydanın kollektif
faydadan ayırt edilip ölçülmesi ve dolayısıyla fiyat mekanizması yoluyla bedelini
ödeyene satılması ve sadece onun kullanımına sunulması olası değildir
(Nadaroğlu,1985:57). Kamusal malların bazı bireyler tarafından tüketilmesine engel
olunamaması, o malı tüketenlere belli bir fiyat ödetilmesine de olanak vermediği bu
durum " bedavacılık" (free-rider) olarak ele alınmaktadır.Ulusal savunma,
iç güvenlik gibi tam sosyal malların tüketiminde asıl olan; bir bireyin tüketiminin
değer bireyler ile rakip olmaması ve fiyat mekanizması yolu ile rakiplerin dışarıda
tutulamaması nedeniyle bireylerin " ödeme arzusu" söz konusu olmadan, kendi
tercihlerine göre salt sosyal mallardan faydalanmalarıdır (Akalın,1986,70). Bu durumda
;
Gc: Toplam sosyal mal üretimi
Ga: A bireyinin tüketimi
Gb: B bireyinin tüketimi olmak
üzere,
Gc = Ga = Gb olacaktır
(Jones-Cullis,1992:60).
Sosyal mallar, ulusal ve bölgesel
düzeyde ele alınabilir. Ulusal düzeydeki mal ve hizmetler, özelliklerinden dolayı
ağırlıklı olarak merkezi yönetimce sağlanmaktadır. Bölgesel düzeydeki kamusal
malların yönetimler arasında paylaştırılabilmesi ve bu tip mal ve hizmetlerin yerel
çevre ile olan yakın ilişkileri nedeniyle, yerel yönetim literatüründe bölgesel
düzeydeki sosyal mal ve hizmetler üzerinde yoğun bir şekilde durulmuştur. Bu nedenle,
sosyal malların incelenmesinde bölgesel sosyal mal ve hizmetler üzerinde ağırlıklı
olarak durulacaktır.
Ulusal Düzeydeki Sosyal Mal ve Hizmetler
Faydaları genellikle ülke sathının
tümüne yayılan ve ulusal düzeyde bölünmez olan ulusal güvenlik, adalet gibi
hizmetlerin merkezi yönetim dışındaki kurumlarca üretilmesi mümkün olmamaktadır.
Bu ekonomik faktörlerin yanısıra, gelenekler ve devletin egemenliğine ilişkin diğer
yasal faktörler de bu hizmetlerin merkezi yönetimin dışında, kalan birimlerce
üretilmesine olanak vermez (DPT,1991:27).
Bölgesel sosyal Mallar
Bir kısım sosyal malların faydaları
ise, bölgesel düzeyde bölünmezdir. Bir bölgedeki çevre kirliliği , yol yapımı,
bir sokağın aydınlatılması vb. hizmetlerin faydalarından, ulusal sınırlar
içindeki toplumun tümü faydalanamaz. Öte yandan o bölgede yaşayan insanların tümü
bu hizmetlerden yarar sağlar, bu hizmetlerin faydasını bölmek mümkün değildir
(DPT,1991:27).
Büyük kentlerde hava kirliliğine
karşı alınacak önlemler bu kentlerde oturanlara yarar sağlar, bazı bölgelerdeki su
baskınlarından korunma önlemleri, çevrenin tarihsel ve doğal güzelliklerin
korunması amacıyla alınacak önlemler de bölgesel düzeydeki bölünmez hizmetler
arasında yer alır (Nadaroğlu,1994:39).
Yarı-Sosyal (Karma) Mal ve Hizmetler :
Piyasada üretilip pazarlanması ve
dolayısıyla fiyat karşılığı tüketiciye sunulması olası olduğu halde,
üretilmeleri ve tüketimlerinde yarattığı dışsallıklar nedeni ile aynı zamanda
kamu üretim birimlerince de üretilen mal ve hizmetlerdir. Bu tür mal ve hizmetler
piyasada üretilebilir. Ancak uygulamada bunlar bazen tümüyle veya kısmen kamu
tarafından üretilmekte veya türüne, miktarına, kalitesine ve fiyatına devlet
müdahalesi olmaktadır. Bunun nedeni, dışsallıktır. Yani bu mal ve hizmetlerin
faydası, onu tüketen kişilerin dışına da yayılır. Üçüncü kişiler veya
toplumun tümü de bundan yarar sağlayabilir. Toplumun sağladığı yarar için de
bölünmezlik özelliği geçerli olduğundan bu malı üretebilecek özel teşebbüs, kar
maksimizasyonu nedeni ile faydayı yansıtan kişisel talep oranında, üretim
faaliyetlerini buna göre ayarlayacaktır. Bu durumda da toplumsal yarar dikkate
alınmadığından, üretim yetersizliği olabilecektir. Yarı kamusal mal ve hizmetleri
de ulusal ve bölgesel düzeyde ele almak mümkündür.
i. Ulusal Düzeydeki Yarı Sosyal Mal
ve Hizmetler: Bazı mal ve hizmetlerin üretimi veya tüketiminde ortaya çıkan
dışsallıklar ülkenin tümüne yayılabilir (koruyucu sağlık hizmetleri gibi). Bu
nedenle bunların merkezi yönetim tarafından yönetilmesi gerekir.
ii . Bölgesel Düzeydeki Yarı Sosyal
Mal ve Hizmetler: Yarı sosyal mal ve hizmetlerin bazılarının üretim veya
tüketiminin neden oldukları dışsallıklar, bölgesel sınırlar içinde kalır. Su,
kanalizasyon, itfaiye, park vb. hizmetler bölünebilir ve fiyatlanabilir özelliği
nedeniyle özel firmalarca üretilebilmekle birlikte, yarattığı dışsallıkların,
toplumsal yaşantıyı önemli ölçüde etkilemesi nedeniyle genellikle kamu sektörü
tarafından üretilir. Faydası bölge düzeyine yayıldığından da yerel yönetimler bu
hizmetleri daha etkin yapabilir. Ancak bu durum mal ve hizmetlerin bedava sunulması
anlamına gelmez, hizmetten yararlananlar bunun karşılığında bir bedel ödeyebilir.
Ancak bu bedelin maliyet ve kar esasına dayalı bir piyasa fiyatı olması gerekmez
(Nadaroğlu,1989:62-63).
Yukarıda verilmeye çalışılan sosyal mal ve hizmetler ile ilgili
çerçeve içerisinde, yerel yönetimlerin hangi mal ve hizmetleri
üretebileceği konusu
ekonomik nedenlerin de temelini oluşturmaktadır.
R.Musgrave'in yaklaşımı
neo-klasik açıdan önemli bir hareket noktası oluşturmaktadır. R. Musgrave'e göre
devletin; kaynak tahsisatı, gelirin yeniden dağılımı ve istikrarı sağlama
fonksiyonu olmak üzere üç temel fonksiyonu vardır (Musgrave and Musgrave,1989:7-9).
Musgrave'in belirttiği bu fonksiyonlar yerel yönetimler açısından incelendiğinde, istikrar ve gelirin yeniden dağılımı
fonksiyonlarının büyük ölçüde merkezi yönetimlere ait olduğu, kaynak tahsisatının ise yönetim birimleri
arasında paylaşılabildiği sonucuna varılır (Oates (ed) Prud'Homme, 1991:4). Kaynak
tahsisatı ile kaynakların etkin kullanımının özel sektör ve kamu sektörü
tarafından gerçekleştirilmesi
ve kontrolü ele alınmaktadır (Biehl,(ed) Prud'Homme, 1991:138). |