YÖNETİMLER ARASI HİZMET BÖLÜŞÜMÜ
Yönetim, insanların
belirlenen amaç ve hedefler doğrultusunda, birlikte çalışmalarına ve üretmelerine
olanak veren çevrenin biçimlendirilmesi şeklinde tanımlanabilir. Topluluk bireylerinin
sayısı ve gereksinimleri arttıkça, yönetimden beklenen hizmetler ve yönetim alanı
da ölçek olarak değişim göstermektedir. Her düzeydeki yönetim birimi giriştiği
faaliyetler nedeniyle diğer yönetim birimlerini etkilemektedir. Değişik yönetim
birimleri arasındaki ilişkilerin kurulması ve kurumsallaşması gerekir. Aksi taktirde
ekonomik ve sosyal sorunlar ile karşı karşıya kalınması kaçınılmazdır
(Ünlü,1993:1).
Yönetimler arası
ilişkilerin önemli bir alanını, merkezi yönetimle yerel yönetimler arasındaki
ilişkiler oluşturmaktadır. Değişik kademedeki yönetimlerin sunacakları hizmetlerin
de belirlenmesi gerekmektedir. Yönetimler arası hizmet bölüşümü deyiminden
anlaşılması gereken kamusal ve yarı kamusal nitelikteki hizmetlerin merkezi yönetim
ve yerel yönetim birimleri arasındaki dağılımıdır. Yönetimler arasında
hizmetlerin görülebilmesi için neden ayırıma gidilmesi gerekir sorusunun yanıtı
ise; etkinlik, dışsallık, tarihi ve siyasal nedenler ile açıklanmaktadır.
Bir hizmetin yerel
nitelik taşıması için genelde iki ölçüt öne sürülmektedir. Bunlardan birincisi,
hizmette ölçek ekonomileridir. Yönetim birimi, ölçek ekonomilerini gerçekleştirmeye
olanak tanıyacak ölçüde büyük tutulmalıdır. Burada ölçek ekonomisi kavramı,
hizmette üretilen miktar arttıkça, birim hizmet maliyetinin düşmesi anlamında
kullanılmaktadır. Ölçek ekonomileri ile üretilen hizmetlerde birim maliyeti, merkezi
üretim sürecinde daha düşük olabilecektir. Ancak merkezi yönetimce yapılacak
üretimin, yerel yönetimden maliyet açısından daha etkin olup olmadığı konusunda
yeterli amprik gözlemlere sahip değiliz.
İkinci kriter ise
hizmette dışsallığın olmamasıdır. Belli bir hizmeti sunan yönetim biriminin
yönetsel alanı, o hizmetin yararının yerel alan içerisinde kalmasını
sağlamalıdır. Hizmetin sunulmasından doğan yararlar ya da yeterli ölçüde
sunulamamasının ortaya çıkaracağı sosyal maliyetler, çevredeki diğer yerel
yönetim birimlerine en az ölçüde taşmalıdır (Güven,1982:36).
Bir yerel yönetimin
ürettiği hizmetin dışsal faydasının ne kadarının dışarı taştığını
hesaplamak çoğu kez olası değildir. Ayrıca gözden kaçırılmaması gereken bir
nokta dışsallık sadece o hizmetin sunumu sonucu oluşmamaktadır. Bir hizmetin sunumu
beraberinde pek çok işlemi ve yan hizmetlerin de yerine getirilmesini gerektirebilir.
Dolayısıyla tamamlayıcı nitelik taşıyan bu hizmetlerin de faydası komşu yerel
topluluklara taşabilir. Bunun da hesaplanması her zaman olası değildir. Negatif
dışsallık sonucu ortaya çıkabilecek maliyetler için de bu durum geçerlidir.
Yönetimlerarası hizmet
bölüşümünde sadece ekonomik faktörlerin rol oynadığını düşünmek de
yanıltıcı olabilir. Siyasal ve toplumsal nedenlerle zaman zaman görev bölüşümünde
ekonomik faktörler ikinci plana düşebilir (Öncal 1992:48). Bunun yanı sıra, hangi
hizmetlerin yerinden yönetim birimlerine aktarılacağı sorusuna verilecek her yerde ve
koşulda geçerli yanıt bulmak zordur. Ancak teoride genel olarak kabul gören yerinden
yönetim birimlerince yerine getirebilecek hizmetler için yapılan sınıflamaya göre
savunma, sosyal güvenlik, dış işleri gibi hizmetler ulusal düzeyde, yükseköğretim,
sağlık, çevre korunması gibi hizmetler ara düzeyde, yangından korunma, cadde
aydınlatılması,çöp toplama, şehir planlaması, arsa üretimi, kanalizasyon ve
temizlik, kent ulaşımı, konut, spor ve eğlence tesisleri yapımı vb. hizmetler yerel
düzeyde görülebilir. Ara düzey yönetimler federe devletler için geçerli olan bir
kavramdır. Üniter devletlerde görev bölüşümü merkezi ve yerel yönetim arasında
yapılır. Bu nedenle ara düzeydeki yönetim yapıları bulunmaz. Üniter yapıya sahip
olan Türkiye'de yerel yönetimlerin yerine getirdiği hizmetler 5 ana grupta
toplanabilir. Bunlar;
1. İmarla ilgili
görevler (İmar planı,inşaat ruhsatı, kaçak inşaatlarla mücadele, kamulaştırma
vb.)
2. Kent hizmeti ile
ilgili görevler (Çöp toplama ve yok etme, toplu taşıma, itfaiye vb.)
3. Ekonomik nitelikli
görevler (Hal ve pazar, toplu konut, ekmek fabrikası, süpermarket vb.)
4. Sosyal ve
Kültürel hizmetler (Sinema-konser salonu, spor tesisi, kütüphane, kurslar,kreş)
5. Kontrol ve denetim
(Fiyat kontrolü, inşaatların denetimi, gıda ve çevre sağlığı kontrolü, ceza
uygulama vb.) dır.
Hizmetlerin sunumunda
yönetimler arasında kesin ayırımlara gitmek gerçekçi bir yaklaşım tarzı
olmayabilir. Aynı hizmet türü ile yerel ve merkezi yönetim farklı gerekçelerle
ilgilenebilir. Örneğin ilköğretim hizmetinden sağlanan faydanın bir kısmı yerel
olarak kabul edilebilir. Fakat bu, hizmetin yerel yönetimlerce sunulması için yeterli
koşul değildir. Ölçek ekonomileri ve yerel yönetimler arasındaki dışşallıklar,
eğitimin tüm ülkede eşit koşullarda sağlanması gibi nedenler ile merkezi yönetimce
sunulması istenebilir. Buradan çıkan sonuç, yönetimler farklı açılardan
ilgileniyorlar olsa da sunulan benzer hizmetlerin finansmanına katılabilirler. Üniter
yapıdaki devletlerde ara düzeydeki yönetim birimleri olmadığından merkezi yönetim
koyacağı kurallar ile standartları tesbit edebilir, buna uyulmasını isteyebilir.
Çevre kirliliği konusunda yerel yönetimlerin sağlamak zorunda olduğu bir kalite
düzeyinin olmasının istenmesi buna örnek olarak gösterilebilir (Prud Homme,
1991:25-26).
Hizmet bölüşümünde
görülen değişimlerin en önemli nedenlerinden birisi de yaşanan kentleşme olgusudur.
Kentleşme, yüzyılımızın en önemli toplumsal değişim hareketi olarak
nitelenebilir. Kentleşme; teknolojik gelişmenin, ekonomik ve sosyal yapılardaki
değişimlerin bir sonucu ortaya çıkmakta ve belli bir ivme kazandıktan sonra,
ekonomik, sosyal, siyasal yapıların değişimi sürecinde etkili olmaktadır (Kartal,
1978:6).
Kentleşme sonucunda
ortaya çıkan dönüşümler yerel toplulukların yaşam tarzını da önemli ölçüde
etkilemektedir. Ulaştırma, iletişim teknolojisi, sanayileşme sürecinde görülen
gelişimler yerel yönetimin hizmet alanını genişletmiştir (Leemans,1970:36).
Bireylerin çalıştıkları, yaşadıkları, alışveriş yaptıkları, kültürel ve
dinlence gereksinimlerini karşıladıkları yerler farklılaşırken, etkileşimde
bulundukları topluluklar da artmıştır. Bireylerin etkileşimleri tek bir yerel
topluluğun ve bu topluluktaki yerel otoritenin elverdiği ölçülerin ötesine taşmaya
başlamıştır. Bireyler üniversite eğitimi, sağlık hizmetleri vb. gereksinimleri
için büyük kentlerin olanaklarından yararlanma yoluna girmişlerdir. Geçmişteki
küçük yerleşimlerde yaşayan toplulukların yerini büyük topluluklar almıştır
(Güven,1982:4).
Hızlı kentleşme ile
beraber aileler küçülmüş, ayrı hane açma eğilimi artmıştır. Bu süreçle
ilişkili olarak kreş, konut, genel sağlık, eğlence , spor ve kültür vb. beklentiler
sonucu yerel hizmetler yeni nitelikler kazanmıştır. Öte yandan giderek tekelleşen
ekonomik yapı içerisinde tüketicilerin tekelci ve spekülatif kesime karşı korunması
görevi, yerel yönetimlere ucuz halk pazarları, tanzim satış mağazaları vb. ekonomik
içerikli görevleri de yüklemiştir. Sanayileşmenin çevre üzerinde yarattığı
dışsallıkların sağlık ve toplu yaşam koşullarını tehdit etmesi, yerel
yönetimleri konu ile ilgili bir dizi önlemler almaya zorlamıştır. Özel girişimin
ürettiği bazı mal ve hizmetlerdeki artış, bunlarla ilgili kamusal mal ve hizmet
üretimini de gerekli kılmıştır. Örneğin; otomobil sayısındaki artış daha çok
yol, otopark, köprü, üstgeçit, trafik ve hava kirliliği denetimi hizmetlerinin de
üretilmesini zorunlu kılmıştır. Toplumsal yaşantının ve ekonomik eylemlerin
ölçeklerinde ve niteliklerinde ortaya çıkan bu dönüşümler yerel yönetim
hizmetlerinin sadece sayı ve ölçek olarak artmasına yol açmamış, bunun yanı sıra
anılan hizmetlerin giderek daha teknik bir nitelik kazanmasına neden olmuştur.
Sonuç olarak, yaşanan
teknolojik gelişimler ve hızlı kentleşme süreci yerel yönetimlerin hizmet alanının
genişlemesine ve yerel yönetimlerden beklenen hizmet sunumunun artmasına neden
olmuştur. |