İstanbul Teknik
Üniversitesi, İşletme Fakültesi ve
Teknolojik ve Ekonomik
Gelişme Araştırma Merkezi (TEGAM)
80680 Maçka, İstanbul
Bu çalışmanın amacı finans dışı kesimin finans girdisi kullanım derecesinin ölçülmesi ve bu tip girdi kullanımında 1980 öncesi durum ile sonrası durumun karşılaştırılmasıdır. Bu karşılaştırmanın yapılmasının nedeni, Türkiye ekonomisinde 1982 yılından başlayarak finansal alanda bir serbestleşme politikasının benimsenmiş olmasıdır (Akyüz,1990 ve Atiyas ve Ersel,1995). Aşamalı olarak gerçekleştirilen finansal serbestleşme 1982 yılında faiz oranlarının serbest bırakılması ile başlayıp, 1989 yılında Türk mali piyasalarının dünya piyasalarıyla bütünleşmesi anlamına gelen konvertibilite ile doruğa ulaşmıştır. Bu politikaların yardımıyla artan finansal derinlikle beraber, mali kesimin reel kesim üzerine olumlu veya olumsuz etkilerinin yaşanması kaçınılmazdır (Fry,1988). Bunun en canlı örneğini 2000 yılı sonunda yaşanan mali kriz ve bunun sonunda reel kesimde yaşanmaya başlanan durgunluktur. Mali kesim ile reel kesim arasındaki bu bağımlılık derecesinin yüksek olması, mali krizlerin reel kesim üzerinde daha derin etkiler bırakması anlamına gelecektir (Esen,2000 ve Ekinci,1998).
Çalışma, yöntem olarak girdi-çıktı tekniklerinden yararlanmaktadır. Bu özelliği itibariyle finansal liberalleşme ve finansal derinleşmenin reel kesim üzerine etkilerini araştırmaya yönelik literatürdeki araştırmalardan çok farklı bir yöntem sunmaktadır. Çalışmada kullanılan bu yöntem, genişletilmiş girdi-çıktı çarpan analizi olarak bilinmektedir (Bulmer-Thomas,1982). Bu yöntemin odak noktası, nihai talepteki (ya da katma değerdeki) dışsal bir değişmenin yarattığı toplam etkiyi çarpanlarına ayırmaktır. Bu çarpanların her biri kesimler arası alışverişin bir yönünü yansıtmaktadır. Genişletilmiş girdi-çıktı çarpan analizinin bu özelliğinden yararlanarak, finans dışı kesimler ile finans kesimi arasındaki blok bağımlılık ilişkisi araştırılmaktadır. Bu çalışmada, finansal serbestleşme konusunda başarılı bir örnek olarak gösterilen Türkiye ekonomisinde, finansal gelişmenin reel sektör, dolayısıyla ekonomik büyüme üzerine etkileri literatürde, bugüne değin hiç kullanılmamış bir iktisadi analiz yöntemi yardımıyla incelenecektir.
II EKONOMİNİN
MALİ KESİM ÜRETİMİNE BAĞIMLILIK DERECESİNİN
ÖLÇÜLMESİ
Teorik modelimiz Leontief girdi-çıktı modellerini esas almaktadır. Modelin temel varsayımları, sektörlerin sabit girdi katsayılarına (Leontief teknolojiye) sahip olmaları ve üretimin ölçeğe göre sabit getiri özelliği gösteriyor olmasıdır. Sektör sayısının n olduğu bir ekonomide herhangi bir i. sektörün üretimi diğer sektörler tarafından girdi amacıyla kullanılabileceği gibi nihai talep amacıyla da kullanılabilmektedir. Bu itibarla n sektörlü bir ekonomide endüstrilerarası mal hareketi aşağıdaki şekilde ifade edilebilir.
(1)
Burada A her bir elemanı aij olan,
boyutlu girdi
katsayılar matrisini, x
boyutlu üretim sütun
vektörünü göstermektedir. (1)’de f, ele alınan sektördeki nihai mal
talebini, Ax ise ara mal talebini
göstermektedir. (1) denklemi x için çözüldüğünde,
(2)
elde
edilir. (2)’de
Leontief ters matrisi
olarak adlandırılmaktadır. j. sektörün nihai talebinde bir artışın,
her bir sektörde ortaya çıkartacağı dolaylı ve dolaysız üretim artışlarını
ifade eden bu model talep-yönlü model
olarak bilinmektedir.
Finans ve finans dışı kesimler arasındaki yapısal ilişkinin araştırılması amacıyla, literatürde sıkça rastlanılan bir yöntem kullanılarak, tüm ekonomik yapıyı gösteren A matrisi iki gruba ayrılabilir. Birinci grupta yer alan finans kesimi, Türkiye ekonomisi için hazırlanan girdi çıktı tablolarındaki bankacılık ve sigortacılık sektörünü içermektedir. Bu sektör dışındaki tüm sektörler ikinci grupta yer almaktadır. Bu durumda (1) nolu eşitliği aşağıdaki gibi yazabiliriz (Sayan ve Demir, 1998 ve Günlük-Şenesen ve Şenesen, 1990):
(3)
(3)
denkleminde x1 ve f1 sırasıyla finans
kesiminin üretim ve nihai talep miktarlarını gösteren vektörlere karşılık
gelmektedir. Benzer şekilde, x2 ve f2 finans-dışı kesimin üretim ve nihai talep
miktarlarını gösteren vektörleri ifade etmektedir. Öte yandan A11 finansal kesimin, A22 ise finans-dışı kesimin kendi içlerindeki girdi
kullanım yapısını gösteren katsayılar matrislerine karşılık gelmektedir. A12 finans-dışı kesimin
finans kesiminden, A21
ise finans kesiminin finans-dışı kesiminden girdi kullanımını gösteren katsayılar
matrislerini ifade etmektedir.1
(2) nolu denklemde olduğu gibi,
(3) nolu denklemin x’ler için
çözülmesiyle aşağıdaki ifade elde edilir:
(4)
Burada
. (4) nolu eşitliğin
sağında yer alan ilk ifade, (2)’deki
matrisine karşılık
gelmektedir. M11 ve M22
matrisleri, köşegen elemanları
, köşegen-dışı elemanları ise
olan matrisleri, M12 ve M21 ise tüm
elemanları
olan matrisleri göstermektedir. Diğer bir deyişle,
dır.
(4) nolu eşitlik yardımıyla, finans ve finans-dışı sektörlerin kendi içlerinden doğrudan ve diğer gruptan dolaylı yoldan gerçekleşen girdi bağımlılıkları elde edilebilmektedir. Her bir grup sektörün birbirleri ile mal akım ilişkisine girmeleri sonucunda, talepte dışsal olarak gerçekleşecek bir enjeksiyon sonucunda oluşacak üretim miktarı (4) yardımı ile bulunabilmektedir. Bir an için finans kesiminin diğer sektörlere herhangi bir finansal girdi sağlamadığı bir durumu ele alalım. Bu durumda M12 matrisi sıfır elemanlı bir matris haline gelecektir; diğer bir deyişle M12=0 olacaktır. Buradan yola çıkarak (4) denklemi
(5)
şeklinde yazılabilecektir. (5) denklemi ile, finans sektörünün hiç bir sektöre finansal girdi sağlamadığı bir durumda, hem her bir finans-dışı sektör, hem de ekonomi genelinde ortaya çıkacak olan yeni üretim seviyeleri hesaplanabilir. Diğer yandan (4) ile (5)’in farkı alınarak, diğer sektörlere finansal girdi sağlanmadığında sektörel ve toplam üretim düzeylerinin nasıl etkileneceği görülecektir. Amacımız bu hesaplamalara dayanarak, finans-dışı kesim için mali girdi kullanımının önemini, daha da önemlisi mali girdi kullanılmaması durumunun toplam ve sektörel düzeydeki üretim seviyeleri üzerinde önemli bir etki yaratıp yaratmadığının görülmesidir. Bunların ışığında finans ve finans-dışı kesimin toplam üretim düzeyinde meydana gelecek olan değişme miktarı aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.
(6a)
(6b)
ve
mali kesimin diğer
sektörlere finansal girdi vermemesi durumunda, sırasıyla finans ve finans-dışı kesimlerin
üretim düzeylerinde meydana gelen azalmaları göstermektedir. (6) nolu denklemler mutlak değişmeleri
vermektedir. Sektörler ve dönemler arası
karşılaştırmaların bir anlam ifade etmesi için, bu üretim farklarının
sektörlerin toplam üretimlerine oranlanmasıyla elde edilen nispi farkların
aşağıdaki gibi hesaplanması gerekmektedir.
(7a)
(7b)
Burada
ve
sırasıyla finans
kesiminin diğer sektörlere girdi vermemesi nedeniyle finans ve finans-dışı
kesimlerin üretimlerinde meydana gelen nisbi değişmeleri gösteren vektörlerdir.
T herhangi bir vektörün devriğini
ifade etmektedir.
ve
sırasıyla her iki kesimdeki
üretim düzeylerinden oluşan köşegen kare matrisleri ifade etmektedir. (7) nolu denklemler yardımıyla, finansal
kesimin diğer kesimlere girdi vermemesi durumunda bu kesimlerin üretim
düzeylerinde ortaya çıkacak olan nispi üretim kayıpları görülebilmektedir. Hesaplanan bu ifade ile, mali kesimin ara
girdi sunumu ve talep açısından hem sektörel düzeyde, hem de ekonomi çapında
toplam üretim için ne kadar önemli
olduğu ortaya konabilir.
Diğer yandan mali kesim üretiminin önemli bir bölümünün katma değerden oluşması nedeniyle, bu bölümdeki hesaplamaların bir de arz yönlü bir model yardımı ile yapılması gerekmektedir (bkz. Ghosh, 1958). Arz-yönlü model olarak adlandırdığımız bu yönteme göre, belli bir katma değer seviyesi için toplam üretim düzeyi aşağıdaki gibi elde edilir:
(8)
Burada
sektörel üretim düzeylerinden oluşan 1Xn boyutlu
bir vektörün devriğini göstermektedir. B
boyutlu, elemanları
olan katsayılar
matrisine ve v sektörel katma
değerlerden oluşan 1Xn boyutlu satır vektörüne karşılık
gelir. (8)’de, bij’ler i.
sektörün j. sektöre sunduğu girdinin i. sektörün toplam üretime
oranıdır. Diğer bir deyişle i. sektörün katma değerindeki bir artış,
bu sektörün girdisini kullanan diğer sektörlerin karşı karşıya kaldıkları girdi
kısıtında bir gevşemeye ve böylece bu sektörün üretim miktarının da artmasına
neden olacaktır.
Ekonomide mali kesim dışındaki kesimlerin finansal girdi kısıtında meydana gelecek bir gevşeme sonucunda, üretim miktarlarının nasıl etkilendiğini inceleyebilmek için, talep-yönlü modeli kullanarak yaptığımız (5)-(7) nolu denklemlerdeki duyarlılık analizinin bir benzerini arz-yönlü model için de tekrar edebiliriz. Bununla mali kesim dışındaki kesimlerin mali kesim ile bağımlılık ilişkisinin derecesi bulunmaya çalışılacaktır. Bunun için mali kesimin diğer kesimlere finansal girdi vermediği durum ile verdiği durum, sektörlerin üretim düzeylerinde meydana gelecek değişmeler esas alınarak karşılaştırılacaktır.
Hesaplamalardan Elde Edilen Sonuçlar
Çalışmamızın temel veri kümesini 1973, 1985 ve 1990
yıllarına ait endüstrilerarası mal akım tabloları oluşturmaktadır. Devlet İstatistik Enstitüsü’nce hazırlanan bu
tabloların 64 sektörü içermesine rağmen, dönemsel karşılaştırmada tablolardaki
değerlerin deflate edilmesinde kullanılacak zaman serisinin 24 sektör düzeyinde
bulunması nedeniyle tüm tablolar
düzeyinde
toplulaştırılmıştır.2
Hem talep hem de arz-yönlü model ile yapılan hesaplamalar kullanılarak elde edilen sonuçlar Tablo 1’de sunulmaktadır. Tablodaki rakamlar 1973 yılı temel alınarak hesaplanmıştır. Tablodaki ilk üç grupta yer alan değerler, talep-yönlü model kullanılarak ve (7) nolu denklem yardımı ile hesaplanmıştır. İkinci üçlü grup ise, arz-yönlü modeli esas alan hesaplamaların sonucudur.
(Tablo 1 yaklaşık buraya)
Talep-yönlü model, herhangi bir
sektörün nihai talebinde bir birimlik bir artış olması durumunda her bir
sektörün üretiminde görülecek artış miktarlarını bulmada kullanılır. Tablodaki rakamlar, mali kesimin diğer
sektörlere finansal girdi temin etmemesinin sonucunda, bu kesimlerin üretim
düzeylerinde meydana gelen değişme miktarlarının sektörün toplam üretimine
oranını (7 nolu denklemdeki
’ları) göstermektedir.
Örneğin 1973 yılında tarım kesimi için bu rakam %0.03’dür. Diğer bir deyişle, mali kesim tarıma finansal
girdi temin etmemiş olsaydı, tarım kesiminin üretim düzeyi %0.03 oranında daha
düşük kalacaktı.
Mali kesimin diğer kesimlere finansal girdi sunmaması halinde toplam üretim düzeyindeki azalma 1973 yılında %2.5 iken, bu oran 1985 yılında küçük bir oranda azalma ile yaklaşık %2.2’ye, 1990 yılında ise %1.7 seviyesine gerilemiştir. Buradan, mali kesim girdisi kullanılmamasının ekonomi genelinde üretim düzeyinde yarattığı azalma etkisinin, reform sonrası dönemde düştüğü anlaşılmaktadır. Bu daha çok diğer kesimlerin mali kesim girdisi kullanımına olan ihtiyaçlarında bir azalmanın sonucunda gerçekleşmiş olabilir. Sektörel açıdan bakıldığında, üretim miktarları en çok etkilenen sektörlerin finansal girdi kullanımına bağımlılık düzeyi en yüksek sektörler olduğu ifade edilebilir. Tablo 1 bu yönde bir incelemeye tabi tutulduğunda, finansal girdi kullanımının (doğrudan ve dolaylı) en yoğun olduğu sektörler sırasıyla kişisel hizmetler, kağıt-basım, elektrik-gaz-su, madencilik ve ulaştırma-haberleşme olarak karşımıza çıkmaktadır.
Finansal reform öncesi ve sonrası dönemlerin karşılaştırıldığında, mali kesimin diğer kesimlere girdi vermemesinin ekonomideki toplam üretim faaliyetlerini düşürdüğü görülmektedir. Bu, bir ölçüde reform sonrası dönemde, üretici kesimlerin mali kesimden finansal girdi taleplerinde bir düşüşün gerçekleştiği anlamına gelmektedir. Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise, bu düşüşün özellikle 1985’ten 1990’a daha hızlı bir şekilde gerçekleşmiş olmasıdır. Birçok sektörde de benzer bir eğilim görülürken, madencilik sektöründe finansal girdi kullanamamanın sektörel üretim düzeyinde ortaya çıkaracağı azalma 1973 yılında %0.96 iken, bu oran diğer birçok sektörden farklı olarak 1985 yılında %2.4 artmış, 1990 yılında ise %1.8 düzeyine gerilemiştir. Madencilik sektörü 1990 yılına gelindiğinde mali kesimin girdi sunmaması durumundan daha az etkilenir bir hale gelmiştir.
Tablo 1’in 4, 5 ve 6. sütunlarında, sektörlerin finansal girdi kullanımına bağımlılıkları arz-yönlü model esas alınarak analiz edilmektedir. Bu yöntem kullanılarak, sektörlerin finansal girdi temin etmede karşılaştıkları güçlüklerin üretim düzeylerini olumsuz yönde etkileyeceği ve bu kısıtlarda bir gevşeme olduğunda ise, üretim düzeylerinin artacağı beklenmektedir. Ancak toplam olarak elde edilen sonuçlar incelendiğinde, mali kesimin diğer kesimlere girdi vermemesi, 1973 itibariyle toplam üretim seviyesinde %3.7’lik bir azalışa neden olmaktadır. Bu durumda, aynı talep-yönlü modelde olduğu gibi, arz-yönlü modeline göre yapılan incelememiz de, sektörel üretim düzeylerinin finansal girdi kullanmama durumundan zaman içinde daha az etkilenir bir hale geldiğini göstermektedir.
Finansal reform öncesi ve sonrası bir karşılaştırmada, sektörel üretimlerin finansal girdi kısıtlarına duyarlılık derecesinin, reform sonrası dönemde azaldığı sonucu çıkmaktadır. Reform öncesinde finansal kısıtlama olduğunda toplam üretim düzeyinde azalış % 3.7 olurken, bu oran 1985 yılında %3.4, 1990 yılında ise %2 olarak gerçekleşmiştir. Özellikle 1985’ten 1990 dönemine bu duyarlılık derecesindeki azalma çok daha hızlı bir şekilde gerçekleşmiştir.
Bu çalışmanın amacı, mali kesimin Türkiye ekonomisindeki yerini incelerken, 1982 yılından itibaren uygulamaya konulan finansal liberalleşme sürecinin başarımını değerlendirmektir. Bu amaç geçekleştirilirken finansal liberaleşme literatüründe bugüne kadar kullanılmamış olan girdi-çıktı modelinden yararlanılmıştır.
Finansal piyasaların ekonomide icra ettikleri asli rol, ellerinde atıl mali kaynakları bulunan tasarrufçu ile bu kaynakları üretimde kullanmak isteyen üretici kesimler arasında aracılık etmektir. Mali kesimin bu rolü ne kadar iyi gerçekleştirdiği tasarrufçulardan alınan fonların üretim faaliyetlerine yaptığı katkı ile değerlendirilebilir. Mali kesimin elindeki fonları üretim dışı alanlarda değerlendirmesi, bu şekilde zamanla yukarıda tanımlanan asli işlevinden uzaklaşması, bu kesimin ekonomide yaratılan gelirin yalnızca birtakım kesimler arasında transferini gerçekleştiren bir konuma geçmesine neden olur. Türkiye’de uygulamaya konulan finansal liberalleşmenin temel amacı, reel kesimlerin karşı karşıya kaldıkları mali kısıtların ortadan kaldırılması ve ekonomideki atıl finansal kaynakların daha etkin ve rasyonel işleyen bir mali piyasa yardımı ile ihtiyaç alanlarına yönlendirilebilmesi ve bu yolla üretimin arttırılmasıdır. Amaç bu olunca, finansal liberalleşme konusunda Türkiye ekonomisinin başarımını değerlendirirken, liberelleşme sonrası mobilize edilen ve yaratılan mali kaynakların üretime yaptıkları etkisinin araştırılması önem kazanmaktadır.
Bu çalışmada elde edilen en çarpıcı sonuç, reform sonrası dönemde reel kesimlerin finansal hizmet girdisi kullanmadıklarında üretim düzeylerinde meydana gelen kayıplarda, reform öncesi döneme göre önemli azalmalar gerçekleşmesidir. Diğer bir deyişle, sektörlerin finansal girdi kullanmamaları toplam üretim düzeylerinde reform sonrası dönemde daha az azalmaya neden olmaktadır. Bu bulgu mali kesimin sağladığı finansal girdilerin reel kesimin üretimi ile olan ilişkisinin, reform sonrası dönemde zayıflamış olduğunu göstermektedir. Bu durum finansal liberalleşmenin başlangıçtaki amaçları ile çelişki teşkil etmektedir.
Akyüz, Y. (1990),”Financial System and Policies in Turkey in the 1980s”, Political Economy of Turkey: Debt,
Adjustment and Sustainability içinde T. Arıcanlı ve D. Rodrik (der.), pp.
98-131, (
Atiyas, İ. ve H. Ersel (1995), “The Impacts of Financial Reform: The
Turkish Experience”, Financial Reform:
Theory and Evidence içinde G. Caprio, I. Atiyas ve J. A Hansson (der.),
(New York: Cambridge University Press).
Bulmer-Thomas, V. (1982), Input-Output
Analysis in Developing Countries, (New York: Wiley).
Ekinci, N. (1998), “Türkiye Ekonomisinde Büyüme ve Kriz Dinamikleri”, Toplum ve Bilim 77, Yaz, s. 7-28.
Esen, O. (2000), “Financial Openness in Turkey”, International Review of Applied Economics 14 (1), pp. 5-23.
Fry, M. (1988), Money, Interest and
Banking in Economic Development, (Baltimore: John Hopkins University
Press).
Ghosh, A. (1958), “Input-Output Approach to an Allocative System”, Economica 25: 58-64.
Günlük-Şenesen, G. ve S. Küçükçifçi (1994), “Decomposition of Structural
Change into Technology and Price Components: Turkey, 1973/1985”, Economic Systems Reseach 6 (2): 199-215.
Günlük-Şenesen, G. ve Ü. Şenesen (1990), “An Analysis of the Structure of
the Turkish Transportation Sector in the Context of a Two-Group Industry
Model”, Transportation Research-B 24B (4): 299-313.
Sayan, S. ve N. Demir (1998), “Measuring the Degree of Block Interdependence between Agricultural and Non-Agricultural Sectors in Turkey”, Applied Economics Letters 5: 329-332.
Ek:
Dönemler arası bir karşılaştırma yapılabilmesi için
girdi-çıktı tablosundaki değerlerin sabit değerlere dönüştürülmesi
gerekmektedir. Günlük-Şenesen ve Küçükçifçi
(1994)’de yer alan hesaplama yöntemine göre, 1985 ve 1990 yılı tabloları 1973
fiyatları ile ifade edilmiştir. s döneminindeki katsayılar matrisini
ifade eden As matrisinin,
t yılı fiyatlarıyla ifade edilmesi
sonucunda elde edilen katsayılar matrisini
ile gösterelim. Sabit fiyatlara dönüştürülen bu matris
aşağıdaki gibi elde edilir.
![]()
Burada Ps
sektörel fiyatların t yılından s yılına değişimlerini gösteren diagonal
matrisi göstermektedir. Bu hesaplamada
matrisinin her bir
elamanı ise
şeklinde hesaplanır.
Mali Sektörün Finansal Girdi Sunumunda Bulunmadığı Bir Durumda Sektörel
ve
Toplam Üretim Düzeylerindeki Değişmeler (%)
|
|
|
Talep-Yönlü Model |
|
Arz-Yönlü Model |
||||
|
|
Sektör İsimleri |
1973 |
1985 |
1990 |
|
1973 |
1985 |
1990 |
|
1 |
Tarım |
0.03 |
0.04 |
0.04 |
|
2.96 |
2.60 |
1.88 |
|
2 |
Madencilik |
0.96 |
2.42 |
1.80 |
|
7.57 |
4.37 |
2.17 |
|
3 |
Gıda, İçki, Tütün |
0.03 |
0.03 |
0.05 |
|
4.09 |
3.07 |
1.78 |
|
4 |
Dokuma, Giyim |
0.04 |
0.04 |
0.02 |
|
4.88 |
3.83 |
2.47 |
|
5 |
Ağaç, Mobilya |
0.04 |
0.14 |
0.05 |
|
3.62 |
2.79 |
1.73 |
|
6 |
Kağıt, Basım |
2.10 |
2.09 |
2.92 |
|
6.34 |
8.74 |
3.26 |
|
7 |
Kimya |
0.92 |
0.71 |
0.78 |
|
5.84 |
4.85 |
2.20 |
|
8 |
Petrol, Kömür |
0.57 |
0.83 |
1.06 |
|
4.89 |
7.07 |
2.44 |
|
9 |
Kauçuk ve Plastik |
0.44 |
0.70 |
0.54 |
|
4.96 |
4.15 |
1.71 |
|
10 |
Taş-Toprak |
0.04 |
0.31 |
0.16 |
|
6.28 |
7.60 |
2.69 |
|
11 |
Metal Sanayi |
0.20 |
0.30 |
0.39 |
|
5.36 |
5.10 |
2.03 |
|
12 |
Metal Eşya |
0.19 |
0.21 |
0.31 |
|
5.15 |
4.12 |
1.93 |
|
13 |
Makina |
0.02 |
0.08 |
0.12 |
|
3.81 |
4.18 |
1.53 |
|
14 |
Elektrikli Makina |
0.60 |
0.23 |
0.55 |
|
4.79 |
4.05 |
1.83 |
|
15 |
Ulaştırma Araçları |
0.23 |
0.54 |
0.44 |
|
4.06 |
5.77 |
2.27 |
|
16 |
Diğer İmalat |
2.20 |
0.92 |
0.42 |
|
13.50 |
4.84 |
2.82 |
|
17 |
Elektrik, Gaz, Su |
1.38 |
1.22 |
1.52 |
|
6.88 |
5.52 |
1.59 |
|
18 |
İnşaat |
0.00 |
0.00 |
0.00 |
|
4.79 |
2.51 |
2.53 |
|
19 |
Ticaret |
0.21 |
0.48 |
0.32 |
|
5.29 |
6.56 |
4.38 |
|
20 |
Ulaştırma, Haberleşme |
0.78 |
0.99 |
1.13 |
|
2.50 |
2.01 |
1.11 |
|
21 |
Kişisel Hizmetler |
3.63 |
3.24 |
2.50 |
|
1.58 |
2.45 |
1.15 |
|
23 |
Kamu Hizmetleri |
0.00 |
0.00 |
0.00 |
|
0.00 |
0.00 |
0.00 |
|
24 |
Konut Sahipliği |
0.00 |
0.00 |
0.00 |
|
2.31 |
0.47 |
0.45 |
|
|
TOPLAM |
2.51 |
2.17 |
1.68 |
|
3.74 |
3.37 |
2.02 |
Kaynak: Yazarların hesaplamaları.
1
Türkiye’ye ait girdi-çıktı tablolarında
2 Tabloların sabit fiyatlara dönüştürülmesi ile ilgili detaylı açıklamalar ekte bulunmaktadır.