Üç bölümden oluşan bu çalışmada, Türk vergi
sisteminin yürürlükteki tahsilat uygulamalarına yeni bir model boyutu
kazandırmak ve vergilendirmede optimum tahsilat modelini belirlemek
amaçlanmıştır. İlk bölümde vergilendirmenin teorik yapısı ve Türk vergi
sisteminde günümüzde yer alan vergiler üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise
Yöneylem Araştırmasında, Doğrusal Programlama ve Bulanık Mantık Modelleri ile
Çözümleri ele alınmıştır. Devlet İstatistik Enstitüsü ve Maliye Bakanlığı’na
ait süreli yayınlar ile internet arşivlerinden sağlanan verilerin
kullanılmasıyla önce Türk vergi sistemine ait doğrusal programlama modeli
kurulmuş; sonra da klasik Doğrusal Programlama tekniğiyle gelirleri maksimum
yapan model elde edilmiştir. Kurulan modelin Bulanık Doğrusal Programlama ile
yeniden çözümleri çalışmaya dahil edilerek alternatif modeller
geliştirilmiştir. Son bölümde bulunan sonuçlar irdelenerek içlerinden optimum
olan belirlenmiş ve önerilere yer verilmiştir.
GİRİŞ
Günümüzde devletler, yüklenmiş
bulundukları görev ve sorumlulukları yerine getirebilmek için daha çok kamu
gelirine ihtiyaç duymaktadır. Kamu gelirleri içinde en önemli kısmi ise tahsil
edilen vergiler oluşturmaktadır. Devletler artan kamu harcamaları karşısında
finansman kaynaklarını, dolayısıyla da vergi tahsilatını optimum kılmak
durumundadırlar.
Birçok uygulama alanında olduğu
gibi vergilemede de belirli bir oranda belirsizlik sözkonusu olduğundan,
kurulan doğrusal programlama modelinin Bulanık Doğrusal Programlama ile yeniden
çözümü uygun görülmüştür.
1. TÜRK VERGİ SİSTEMİ
Bir ülkenin
belirli bir zamanda yürürlükte olan kamu gelirlerine ait yasaların ve diğer
mevzuatın oluşturduğu sisteme, vergi sistemi adı verilir. vergi sistemleri, uygulandıkları
ülkelerin siyasi, hukuki, iktisadi ve sosyal gerçeklerinin etkisi altında
şekillenir. Dolayısı ile siyasi, hukuki, iktisadi ve sosyal bakımdan birbirine
benzeyen ülkelerin vergi sistemlerinin yapıları ve gelişimleri arasında da
yakın bezerlikler görülür. Cumhuriyet rejiminin kabul edildiği 1923 yılında,
Türkiye tam anlamıyla geri kalmış bir ülke özelliklerini taşıyordu. Gelişmiş
ülkelerin bünyelerinde mevcut olan pek çok mevzuatla birlikte, vergi hukuku da
Avrupa ülkelerinden esinlenerek devşirilmiştir. Çok genç ve geri kalmış bir
ülke olan Türkiye Cumhuriyeti bünyesine uymayan bu vergi hukuku düzenlemeleri,
sürekli değiştirilerek zamanın şartlarına uygun hale getirilmek istenmiştir.
Günümüz Türkiye’sinde zaman zaman vergi reformu veya tedbir paketleri adıyla
uygulamada köklü değişiklik ve yenilikler yapılmakta, böylece ülke koşullarına
en uygun vergi sistemi ihdas edilmeye çalışılmaktadır. Bugün yürürlükteki vergi
gelirlerini kısaca tanımak konunun perspektifini ortaya koymak açısından
yararlı olacaktır.
1.1. TÜRK VERGİ SİSTEMİNDE YER ALAN VERGİ GELİRLERİ
Vergi sistemi, tek bir vergi türü üzerine
kurulduğu takdirde ‘tek vergili sistem’, birden çok vergi uygulanmakta ise ‘çok
vergili sistem’ adını almaktadır. Çağdaş ekonomilerde vergi ödeme gücünü
kavrayabilmek ve devletlerin artan gelir gereksinimini karşılayabilmek için çok
vergili sistemin uygulandığını görmekteyiz1.
Son yıllardaki ekonomik kriz ve daralmayı saymazsak, yıldan yıla ekonomisi
gelişen ve büyüyen diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de çok vergili sistem
benimsenmiş bulunmaktadır.
Çok vergili sistemleri incelemek gerektiğinde,
sistemde yer alan vergileri belli gruplarda toplayıp türlerine göre
kategorilere ayırmak bilimsel gereklere de uygun düşmektedir. Vergi türleri
gözönünde tutulduğunda yürürlükteki vergilerin sonuç olarak şu dört ekonomik
unsurdan birisiyle ilgisi olduğu görülmektedir:
1.
Gelir üzerinden alınan vergiler,
2.
Servet üzerinden alınan vergiler,
3.
Mal ve hizmetlerden alınan vergiler,
4.
Dış ticaretten alınan vergiler.
Türk vergi sisteminde yer alan
vergileri yukarıdaki unsurlara göre, 14
grupta toplayarak tablolar halinde göstermek
(Bkz. Tablo-1) mümkündür.
Türk vergi sistemi başlığı altında dört grupta ele aldığımız genel bütçe vergi gelirleri içinde, en büyük pay gelirden alınan vergilere aittir. Gelirden alınan vergiler, Kurumlar Vergisi ve Gelir Vergisi toplamından meydana gelmektedir. Dolayisi ile vergi reformu veya vergi paketi gibi düzenlemeler söz konusu olduğunda bu iki vergi gelirinin dilimleri ve oranları üzerinde değişiklikler söz konusu olmaktadır.

1996 ve 1997 yılı Genel Bütçe Gelirleri içinde yer alan vergi gelirlerinin
yüzde dağılımları Tablo-2 ‘de görüldüğü gibidir :
2.2. YÖNEYLEM
ARAŞTIRMASI VE DOĞRUSAL PROGRAMLAMADA VERGİ GELİRLERİNİN ELE ALINMASI
“Yöneylem Araştırması, bir sistemde ortaya çıkan problemlere, sistemin denetlenebilir bileşenleri cinsinden bilimsel yöntem, teknik ve araçların uygulanmasıyla en iyi çözümün bulunmasıdır” [*]. Yöneylem Araştırmasının amacı temel olarak karar organının karar vermesine yardımcı olmaktır.
Yöneylem Araştırmasında kullanılan tekniklerden birisi de doğrusal programlamadır. “Doğrusal Programlama, sınırlı kaynakların en etkin biçimde nasıl kullanılması gerektiğini saptama tekniği ve bir karar verme aracıdır” [†]. Diğer bir tanımla “Doğrusal Programlama değişkenlere ve kısıtlayıcı şartlara bağlı kalarak amaca en iyi ulaşma tekniğidir” [‡]. Bu tekniğe göre kurulmuş bir modelde, matematik ifadelerin tümü doğrusal eşitlik veya eşitsizliklerden oluşmaktadır. Doğrusal programlama modellerinde ele alınan problemlerin, üç unsuru vardır [§]:
a)
Amaç Fonksiyonu,
b)
Kısıtlayıcı Fonksiyonlar,
c)
Negatif Olmama Koşulu.
Karar
verici, Doğrusal Programlama Modeli haline getirdiği matematiksel problemin
çözümüne göre kararını vermektedir. Birçok problemin çözümünde kullanılabildiği
için Doğrusal Programlama, Yöneylem Araştırması başlığı ile anılan planlama
araçlarının en önemlisi haline gelmiştir [**].
Yukarıdaki tablolarda ele alınan 14 vergi grubu, bu başlıkların altında 35 adet vergi kalemini içermektedir. Doğrusal Programlama Modeli olarak kurulan modelde Xi karar değişkenlerini oluşturmaktadır. Modeldeki karar değişkenlerini genel biçimleriyle matematiksel olarak,
X1, X2, X3,
… Xj, …, X35 j
= 1,2,3,…,35
şeklinde ifade etmek mümkündür.
Kar (Getiri) sabit katsayıları :
cj
= c1, c2, c3, …,c35 j = 1,2,3,…,35
şeklinde gösterilirse,
Amaç fonksiyonu :
Zmax = c1X1 + c2X2 + c3X3 + …+ cijXj
+…+ c35X35
olmaktadır.
a) Amaç Fonksiyonu :
Zmax/ min = c1X1 + c2X2 + c3X3 + …+ cijXj
+…+ c35X35
olmaktadır. Burada amaç getiri olduğundan Zmax
olacağı açıktır.
b) Kısıtlayıcı Fonksiyonlar:
Elde bulunan kaynaklar kısıtlı olduğundan yapılacak olan üretim veya aktivite de sonlu olacaktır. Modelde yer alması düşünülen kaynakların kısıtlayıcı durumları eşitlik veya eşitsizlik biçimindeki denklemlerle ayrı ayrı belirtilir.
Genel biçimiyle kısıtlayıcı denklemler,
a11X1 + a12X2 + a13X3 +………+ a1jXj+………+
a1nXn (≤,=,≥) b1
a21X1 + a22X2 + a23X3 +………+ a2jXj+………+
a2nXn (≤,=,≥) b2

ai1X1 + ai2X2 + a i3X3 +………+ aijXj+………+ ain
Xn (≤,=,≥) bi
am1X1 +am2X2 +am3X3
+………+ amjXj+………+ amnXn (≤,=,≥)
bm
(i = 1,2,…,m)
(j
= 1,2,…,n )
olarak
yazılmaktadırlar [††].
Bu notasyonda yer alan
bi
:Kaynak kapasitesi olup, kaynak kısıtlılığının ne şekilde olduğunu
gösterir.
aij :Teknoloji
katsayıları olup, mxn boyutundaki teknoloji matrisini oluştururlar. Bir birim j ürünü üretmek için bi kaynağından
gerekli olan miktarı ifade etmektedir.
c)
Negatif Olmama Koşulu:
Doğrusal programlama modelinde, karar değişkenlerinin değeri negatif olamaz.
Çünkü bir ürünün üretilmesiyle değeri pozitif olur, üretilmemesi durumunda
değeri sıfırdır ve negatif bir durumdan söz edilemez. Modelde bu durum
matematik olarak
(X1 , X2
, … , Xn) ≥ 0
veya Xj ≥ 0
şeklinde
gösretilmektedir.
1.2.2. YÖNEYLEM ARAŞTIRMASI VE BULANIK
DOĞRUSAL PROGRAMLAMA
Bulanık
Mantık, bilimsel terminolojide ve teknolojide “Fuzzy Logic” kelimelerinin
karşılığı olarak kullanılmaktadır. Bulanık Mantık Teorisi, düşünsel ve
kavramsal işlev ve göreli sınıflandırılmış üyelik derecesi temeline dayanması
nedeniyle, bilgisayarlarda ve bilgisayar destekli tasarımlarda rahatlıkla
uygulanabilmesi bakımından büyük değer taşımaktadır [‡‡].
Yöneylem Araştırması bünyesinde Bulanık Mantık, Doğrusal Programlama ile
birlikte olumlu sonuçlar verdiğinden çok yaygın bir uygulama alanı bulmuştur.
Bulanık mantığın teorik hesaplamalarında olasılıklı akıl yürütme kavramı söz
konusudur. Geleneksel küme kavramı mantığında, bir kümeyi oluşturan elemanlar
kesin elemanlardır. Elemanlar, ya o
kümeye aittirler ya da değildirler. Eğer o kümede o eleman varsa 1, yoksa 0
mantığı geçerli olmaktadır. Bu tür kümelere kesin kümeler denir. Konuyla ilgili
bir örnek vermek gerekirse, vergi mükellef sayısı kavramı uygun bir örnek
olacaktır. Şekil-1 ‘de görüldüğü gibi tahsil edilen bir vergiye ait mükellef
sayısı, 50-90 birim sınırları içinde ‘normal (yeterli)’ kabul edilirse, 0-50
birim sınırları içinde ‘az (yetersiz)’ ve 90 birim yukarısı ‘çok(fazla)’
kümelerine sokulabilir.

Bu durumda 49,5 birimlik mükellef sayısı
yetersiz olarak nitelenirken; 50,5 birimlik mükellef sayısı ‘normal (yeterli)’
olarak kabul edilecektir. Vergi tahsilatında bulanık mantığın kullanıldığı
durumlarda, vergi mükellef sayıları kesin çizgilerle ayrılmış olsalardı, çok
yakın değerler için az veya fazla olarak algılanacaktı. Bu durum toplam vergi
gelirleri içinde farklı algılamalara yol
açacağından, uygulamada olumsuzluklar
yaşanacaktır.
Yukarıdaki
açıklanan kesin mantığa karşıt biçimde
bulanık mantık: az/fazla, açık/kapalı, boş/dolu gibi ikili denetim
değişkenlerinden oluşan kesin dünyayı biraz az / biraz fazla, biraz açık /
biraz kapalı, biraz boş / biraz dolu gibi gevşek niteleyicilerle yumuşatarak
gerçek dünyamıza benzetir. Yukarıdaki örneği genişletecek olursak, mükellef
sayısı 60 birim olan vergiye az denemeyeceği gibi fazla da demek doğru
olmayacaktır. Şekil-2’de görüldüğü gibi, duruma göre belki az, belki de biraz
az tanımı daha uygun olacaktır.

“X Evrensel kümesinden seçilmiş bir x elemanı, A kümesinin elemanı mıdır ?” sorusuna evet veya hayır diyerek kesin bir cevap veriliyor ve bu durum:

biçiminde tanımlı mA :X
®
[0,1] üyelik fonksiyonu ile gösteriliyordu.
Bu
üyelik tanımını genişleterek, bulanık küme tanımını aşağıda görüldüğü gibi
sunulmaktadır :
{ X
= x, x Î X
}
evrensel kümesi verilmiş olsun.
" x
Î
X için mA
(x) Î
[0,1] olmak üzere,
mA :X
®
[0,1] fonksiyonu ile tanımlı,
A = {(x, mA
(x)) : x Î X
} kümesine
“X’in A bulanık kümesi” denir.
mA
(x) fonksiyonuna “A bulanık kümesinin üyelik fonksiyonu”, mA
(x) fonksiyonun değerine de “x ’in üyelik değeri” denir. 0 ile 1 sayıları [0,1]
aralığının elemanları olduğundan her klasik küme bir bulanık küme olarak kabul edilebilir.
Bulanık
denetim, insan düşünce ve davranış biçimine uygun özellikler taşımasından
dolayı önemli bazı avantajlara sahiptir. Fazla hassasiyet gerektirmemesi ve
bünyesindeki yazılımın küçük olmasından dolayı sonuçları çok kısa zamanda sunabilmektedir.
Ayrıca çok geniş bir alana yayılan veriler, az sayıda üyelik fonksiyonuyla
temsil edilebilmektedir. İşlemlerin en aza indirilmesi ve çözümlemede
bilgisayarın kullanılması, sonuç olarak zamandan ve maliyetten tasarruf
sağlamaktadır.

Bu özelliklerinden dolayı çalışmamız içinde üç
ayrı bulanık doğrusal model kurulup çözümleri elde edilecek ve bulunan sonuçlar
irdelenerek optimum modelin hangisi olduğuna kara verilecektir.
2.1. DOĞRUSAL PROGRAMLAMA MODELİ VE ÇÖZÜMÜ

Türk Vergi Sisteminde bulunan vergilerin, dört
ana grupta toplandığı ve başlıca 14 ayrı vergi gelirinin bulunduğu ifade
edilmişti. Bunlardan Emlak Vergisi tümüyle yerel idareler tarafından tahsil
edildiğinden diğer vergi gruplarından ayrılmış ve bu çalışmanın dışında
bırakılmıştır. Her vergi kendi içinde çok sayıda vergi dilimine ayrılmakta ve
herbiri vergi tarifesi (tahsilat) yönünden ayrı birer vergi gibi özellikler
taşımaktadır. Modeldeki vergilerin vergi dilimleri birbirinden çok farklılık
arz ettikleri için, ayrı birer değişken olarak değerlendirilmektedir.
Dolayısıyla modelde yer alan vergiler Tablo-2’den hareketle geliştirilmiş olan
aşağıdaki Tablo-3’de görüldüğü gibi 14 vergi grubuna ait başlıklar altında yer
almıştır:
Bu 14 vergi grubu başlığı altında 35 adet vergi kalemi kurulan modelde Xi karar değişkenlerini (Bkz. EK-1 ve EK-2) oluşturmaktadır. Modeldeki karar değişkenlerini genel biçimleriyle matematiksel olarak,
X1,
X2, X3, … Xj, …, X35 j = 1,2,3,…,35
şeklinde ifade etmek mümkündür.
Kar
(Getiri) sabit katsayıları :
cj = c1,
c2, c3, …,c35 j = 1,2,3,…,35
şeklinde
gösterilirse,
Amaç
fonksiyonu :
Zmax = c1X1 + c2X2 + c3X3 + …+ cijXj
+…+ c35X35
olmaktadır.
Yukarıdaki Tablo-7’den yararlanılarak 1998 yılına ait toplam vergi gelirleri içinde
vergi kalemlerinin tahmini yüzde değerleri, sabit (getiri) katsayıları olarak
amaç fonksiyonunundaki yerlerine konulursa
[§§]:
Zmax = 38,5302 X1 + 8,3747 X2 + 0,1653 X3 + 0,6519 X4 + 0,0360 X5 +
+
0,0186 X6 + 0,1613 X7 + 0,0021 X8 + 0,0001 X9 + 0,0632 X10 +
+15,6952
X11 +
0,7112 X12 + 0,2038 X13 + 0,8040 X14 + 0,0444 X15 +
+
0,0229 X16 + 0,1990 X17 + 0,0025 X18 + 0,0001 X19 +
0,4753 X20 +
+
2,3437 X21 + 4,4055 X22 + 4,2740 X23 + 3,6438 X24 +
2,4967 X25 +
+
2,1515 X26 + 2,8785 X27 + 8,3440 X28 + 1,3951 X29 +
0,0076 X30 +
+
0,1581 X31 + 0,0095 X32 + 1,1255 X33 + 0,5347 X34 +
0,0698 X35
şeklinde modelin amaç fonksiyonu kurulmuş olmaktadır.
Kurulan bu modelde görülen Xj karar değişkenleri ile vergi sistemimizde bulunan,
X1 : Gelir Vergisi,
X2 : Kurumlar Vergisi,
X3 : Motorlu Taşıtlar (Motorsiklet) Vergisi,
X4 : Motorlu Taşıtlar (Otomobil) Vergisi,
X5 : Motorlu Taşıtlar (Minibüs) Vergisi,
X6 : Motorlu Taşıtlar (Otobüs) Vergisi,
X7 : Motorlu Taşıtlar (Kamyon, Kamyonet) Vergisi,
X8 : Motorlu Taşıtlar (Yat, Kotra, Tekne) Vergisi,
X9 : Motorlu Taşıtlar (Uçak, Helikopter) Vergisi,
X10 :Veraset ve İntikal Vergisi,
X11 :Dahilde Alınan Katma Değer Vergisi,
X12 :Ek Vergi,
X13 :Taşıt Alım (Motorsiklet) Vergisi,
X14 : Taşıt Alım (Otomobil) Vergisi,
X15 : Taşıt Alım (Minibüs) Vergisi,
X16 : Taşıt Alım (Otobüs) Vergisi,
X17 : Taşıt Alım (Kamyon, Kamyonet) Vergisi,
X18 : Taşıt Alım (Yat, Kotra, Tekne) Vergisi,
X19 : Taşıt Alım (Uçak, Helikopter) Vergisi,
X20 : Akaryakıt (Lpg) Tüketim Vergisi,
X21 : Akaryakıt (Benzin) Tüketim Vergisi,
X22 : Akaryakıt (Motorin) Tüketim Vergisi,
X23 : Akaryakıt (Fuel Oil) Tüketim Vergisi,
X24 : Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi,
X25 : Damga Vergisi,
X26 : Harçlar,
X27 : İthalattan Alınan (Sermaye Malı) K.D.V.,
X28 : İthalattan Alınan (Ara Malı) K.D.V.,
X29 : İthalattan Alınan (Tüketim Malı) K.D.V.,
X30 : İthalattan Alınan (Diğer) K.D.V.,
X31 : Gümrük (Deniz) Vergisi,
X32 : Gümrük (Demir) Vergisi,
X33 : Gümrük (Hava) Vergisi,
X34 : Gümrük (Kara) Vergisi,
X35 : Diğer Vergi Kalemleri,
modelde yer alan Xi karar değişkenlerini temsil etmektedirler.
Kurulan
orjinal modeldeki karar değişkenleriyle ilgili kaynakların durumlarını gösteren
kısıtlayıcılara ait istatistiki bilgiler,
çalışmanın sonunda yer alan EK-1 ve EK-2‘den yararlanılarak elde edilmiş
ve aşağıda sunulmuştur.
X1 ≤
2 649 863 (Gelir Vergisi
Ücretli Mükellef Sayısı)
X2 ≤ 472 899 (Kurumlar Vergisi
Mükellef Sayısı)
X3 ≤ 905 121 (M.Taş.Vergisi
- Motorsiklet)
X4 ≤ 3 570 105 (M.Taş.Vergisi -
Otomobil)
X5 ≤ 197 057 (M.Taş.Vergisi
- Minibüs)
X6 ≤ 101 896 (M.Taş.Vergisi
- Otobüs)
X7 ≤ 883 424 (M.Taş.Vergisi
– Kamyon, Kamyonet)
X8 ≤ 11 293 (M.Taş.Vergisi
– Yat, Kotra, Tekne)
X9 ≤ 496 (M.Taş.Vergisi
– Uçak, Helikopter)
X10 ≤ 458 536 (Veraset ve
İntikal Vergisi)
X11 ≤ 1 425 654 (Dahilden Alınan
K.D.V.)
X12 ≤ 5 691 789 (Taşıt Alım Vergisi
– Ek Vergi)
X13 ≤ 905 121 (Taşıt Alım
Vergisi - Motorsiklet)
X14 ≤ 3 570 105 (Taşıt Alım Vergisi
isi - Otomobil)
X15 ≤ 197 057 (Taşıt Alım
Vergisi - Minibüs)
X16 ≤ 101 896 (Taşıt Alım
Vergisi - Otobüs)
X17 ≤ 883 424 (Taşıt Alım
Vergisi – Kamyon, Kamyonet)
X18 ≤ 11 293 (Taşıt Alım
Vergisi – Yat, Kotra, Tekne)
X19 ≤ 496 (Taşıt
Alım Vergisi – Uçak, Helikopter)
X20 ≤ 799 000 (Akaryakıt
Tüketim Vergisi – LPG)
X21 ≤ 3 940 000 (Akaryakıt Tüketim
Vergisi – Benzin)
X22 ≤ 7 406 000 (Akaryakıt Tüketim
Vergisi – Motorin)
X23 ≤ 7 185 000 (Akaryakıt Tüketim
Vergisi – Fuel Oil)
X24 ≤ 11 965 191 (Banka ve Sigorta
Muameleleri Vergisi)
X25 ≤ 4 789 258 (Damga Vergisi)
X26 ≤ 2 862 459 (Harçlar)
X27 ≤ 261 447 (İthalattan
Alınan K.D.V. – Sermaye Malı)
X28 ≤ 757 852 (İthalattan
Alınan K.D.V. – Ara Malı)
X29 ≤ 126 710 (İthalattan Alınan
K.D.V. – Tüketim Malı)
X30 ≤ 688 (İthalattan
Alınan K.D.V. – Diğer)
X31 ≤ 393 250 (Gümrük Vergisi
– Deniz)
X32 ≤ 23 735 (Gümrük
Vergisi – Demir)
X33 ≤ 2 800 000 (Gümrük Vergisi –
Hava)
X34 ≤ 1 330 087 (Gümrük Vergisi –
Kara)
X35 ≤ 550 (Diğer
Vergi Kalemleri)
şeklinde
sıralanmaktadır.
Yukarıda amaç fonksiyonu ve kısıtlayıcıları sunulmuş olan bu modelin, karar değişkenlerine ait negatif olmama koşulu,
X1 ≥ 0 X2 ≥ 0 X3 ≥ 0 X4 ≥ 0 X5 ≥ 0 X6 ≥ 0 X7 ≥ 0 X8 ≥ 0 X9 ≥ 0 X10 ≥ 0
X11 ≥ 0 X12 ≥ 0 X13 ≥ 0 X14 ≥ 0 X15 ≥ 0 X16 ≥ 0 X17 ≥ 0 X18 ≥ 0 X19 ≥ 0 X20 ≥ 0
X21 ≥ 0 X22 ≥ 0 X23 ≥ 0 X24 ≥ 0 X25 ≥ 0 X26 ≥ 0 X27 ≥ 0 X28 ≥ 0 X29 ≥ 0 X30 ≥ 0
X31 ≥ 0 X32 ≥ 0 X33 ≥ 0 X34 ≥ 0 X35 ≥ 0 i =
1,2,3,…,35
biçiminde yazılabilir. Ya da bu kısıtlayıcıların hepsini, genel gösterilişiyle
Xi ≥
0 i = 1,2,3,…,35
olarak kısaca ifade etmek mümkündür.
1998 yılı verilerine dayanılarak ortaya konulan bu doğrusal programlama modelinde, vergi gelirlerinin maksimize edilmesi diğer bir deyişle optimizasyonu amaçlanmaktadır. Bu amaçla yukarıda kurulan doğrusal programlama modelinin çözümünde QSB paket programı kullanılmıştır. QSB paket programının kullanımında kolaylık ve verilerin algılanmasında rahatlık sağlamak için kısıtların sağ tarafı 1000’e bölünmüş, sonuçlar bulunduktan sonra 1000’le çarpılmıştır. Orjinal (primal) modelin yanısıra dualitesi de alınıp çözülmüş ve duyarlılık analizleri gerçekleştirilmiştir.
Aşağıda kurulan modelin çözümü ve optimum sonucu sunulmuş; arkasından bi ve cj katsayılarının duyarlılık analiz sonuçlarına yer verilmiştir :
X1 = 2 649 863 X 13 = 905 121 X25 = 4 789 258
X
2 = 472 899 X 14 = 3 570 105 X
26 = 2 862 459
X
3 = 905 121 X 15 = 197 057 X
27 = 261 447
X
4 = 3 570 105 X 16 = 101 896 X
28 = 757 852
X
5 = 197 057 X 17 = 883 424 X 29 = 126 710
X
6 = 101 896 X 18 = 11 293 X
30 = 688
X
7 = 883 424 X 19 = 496 X
31 = 393 250
X
8 = 11 293 X 20 = 799 000 X
32 = 23 735
X
9 = 496 X 21 = 3 940 000 X
33 = 2 800 000
X10
= 458 536 X 22 = 7 406 000 X
34 = 1 330 087
X11
= 1 425 654 X 23 = 7 185 000 X
35 = 550
X12
= 5 691 789 X 24 = 11 965 190
Max. Z = 284 229 200 Vergi Mükellefliği Sayısı
2.2. BULANIK DOĞRUSAL PROGRAMLAMA MODELLERİ VE ÇÖZÜMLERİ
Burada yıl içindeki enflasyon oranı, mükelleflerin
işlerini feshetmeleri, mükelleflerin vergiden kaçınmaları, vergi konusunda
yeterli personelin bulunmaması ve vergi dairelerinin yeterli teknolojik alt
yapıya sahip olmamalarından kaynaklanan durumlar dikkate alınmamıştır. Bu
sebeplerden dolayı, toplam vergi gelirini oluşturan vergi kalemlerinde
belirsizlikler bulunmaktadır. Dolayısıyla vergi gelirlerinin optimizasyonu
konusunda, Bulanık Doğrusal Programlama Problemi Çözüm Tekniğinin gerekliliği
ortaya çıkmaktadır. Bu noktada doğrusal programlama çözümü a=0,8 gibi bir esnetme oranı ile (geniş, daha geniş ve en geniş limtleri
içine alan) üç ayrı alternatif bulanık doğrusal programlama modeli elde
edilmiştir.
Bu uygulamada problem, 1998 yılı Türkiye’de elde
edilen vergi mükellef sayısının maksimizasyonu şeklinde ele alınmış ve çözümler
QSB paket programından elde edilmiştir. Kısıt denklemlerinde yer alan
katsayılar bulanık modelin yapısına göre Tablo-4’de ayrı ayrı hesaplanmıştır.
Ayrıca kısıt sayısı değişken sayısından fazla olduğu için primal modelin
dualitesi alınarak çözülmüş ve duyarlılık analizleri gerçekleştirilmiştir.
Aşağıda geliştirilen üç bulanık modelin çözümleri ve bi ve cj
katsayılarının duyarlılık analizleriyle birlikte sunulmuştur.

2.2.1. BİRİNCİ BULANIK DOĞRUSAL PROGRAMLAMA MODELİ VE
ÇÖZÜMÜ
Amaç Fonksiyonu :
Zmax = 38,5302 X1 + 8,3747 X2 + 0,1653 X3 + 0,6519 X4 + 0,0360 X5 +