ÇOKLU KARŞILIK GETİRME ANALİZİ VE ÖĞRETİM ELEMANLARI ÜZERİNDE BİR UYGULAMA

Mustafa AYTAÇ1, Nuran BAYRAM2

1. GİRİŞ

Türkiye’de yükseköğretimin çeşitli ve iç içe geçmiş çok farklı sorunları vardır. Yükseköğretim kurumları içinde büyük bir yer tutan üniversitelerin ise sorunları çok daha büyüktür. Bu sorunlar ve bunların çözümü sürekli olarak gündeme gelmektedir. Bütün dünyada eğitim üzerine geliştirilen yöntemler, Türkiye’de de tartışılmakta ve bazı üniversitelerde de uygulamaya konulmaktadır. Örneğin, artık ister devlet ister vakıf üniversiteleri olsun sanal eğitim şekli yaygınlaşmaya başlamıştır. Şüphesiz yeni teknolojilerle donatılarak geliştirilen 21. yüzyıl üniversite eğitimindeki en önemli dayanak üniversitelerde görev yapan öğretim elemanlarının yapısıdır.

Öğretim elemanları, üniversitelerde verilecek eğitimi doğrudan etkileyecek konumdadırlar. Bu nedenle, yapılan çalışmada öğretim üyelerinin, manevi olarak bu meslekten tatmin olup olmadıkları, kadro sıkıntısının bulunup bulunmadığı, mesleğe başlarken duymuş olduğu heyecanı halen hissedip hissetmediği ve çocuklarının öğretim üyesi olmasını isteyip istemediği gibi sorularla iş hayatındaki memnuniyetleri irdelenmeye çalışılmış ve kendi aralarındaki ilişkiler araştırılmıştır.

Ayrıca çalışmada, cinsiyet, unvan, evliliğin meslek yaşamına etkisi, kadının iş ve aile yükümlülükleri akademik kariyer ilerlemesini nasıl etkiler gibi sorular aracılığıyla üniversite akademik ortamında sıkça tartışılan ve yine üniversitede verilen eğitimi doğrudan etkileyebilecek etkenler üzerinde durulmaktadır.

Çalışmadaki araştırmanın verileri Uludağ Üniversitesi Araştırma Fonu tarafından desteklenen “Akademisyenlerin Çalışma Yaşamı ve Kariyer Sorunları”* adlı projeden alınmıştır. Uludağ Üniversitesi Araştırma Fonu tarafından desteklenen bu proje yalnızca elli (50) devlet üniversitesine uygulanmış, vakıf üniversiteleri bu araştırmanın dışında bırakılmıştır. Ele alınan elli (50) devlet üniversitesindeki 3512 öğretim elemanı, yüzyüze anket veya posta yoluyla anket yöntemi uygulanarak bu araştırmaya katılmış ve ankette sorulan toplam kırkdört (44) soruyu cevaplamışlardır. Bir başka ifade ile, örneklem hacmi çok arttırılarak araştırmanın güvenilirliğinin üst düzeye çıkması istenmiştir.

Üniversitelerdeki sorunlar yumağının tam ortasında yer alan öğretim elemanlarının yukarıda değindiğimiz konulardaki ilişkileri Çoklu Karşılık Getirme Analizi ile irdelenmeye çalışılmış, analizin yapılmasında ise SPSS paket programından yararlanılmıştır.

2. ÇOKLU KARŞILIK GETİRME ANALİZİ

Çoklu karşılık getirme analizi veya diğer adıyla homojenlik analizi, üç veya daha fazla kategorik değişken sayısına sahip olan çok yönlü kontenjans tablolarının analiz edilmesi için kullanılır [1]. Diğer bir tanıma göre, çapraz tablolar halinde düzenlenen kategorik değişkenlerin incelenmesini ve yorumlanmasını sağlayan grafiksel bir analiz olup, değişkenler arasındaki birlikteliği ve değişkenler arasındaki karşılıklı etkileri araştırır.

            Çoklu karşılık getirme analizinde, değişkenler arasındaki fark bir kayıp fonksiyonu ile verilmektedir. Burada amaç, kayıp fonksiyonunu minimum kılmak ve değişkenler arası homojenliği maksimum yapmaktır. İlgili kayıp fonksiyonu dalgalı en küçük kareler yöntemi kullanılarak minimum kılınır ve maksimum homojenliği sağlayan nesne skorları ile kategori nicelleştirmelerine ulaşılmış olunur.

Analizde kullanılan tüm değişkenlerin ölçüm düzeyi çoklu sınıflayıcı (multiple nominal) dır [3]. Bu durumda yapılan analizde çoklu nicelleştirmelere veya çoklu çözümlere ulaşılır. Diğer bir ifade ile, analizde her boyut için kategorilerin nicelleştirmeleri farklıdır [13]. Böylece optimal kategori nicelleştirmeleri, aynı kategoriyi paylaşan nesne skorlarının ağırlık merkezinde olacaktır [6].

            Nesnelerin sayısı n, değişkenlerin sayısı da m ile gösterildiğinde  boyutunda çok değişkenli veri matrisine sahip oluruz.  şeklinde tanımlandığında  j değişkeninin kategori sayısını ve  tüm değişkenlerin toplam kategori sayısını gösterir.

            Yukarıda tanımlanan orijinal veri matrisinin bir grafik üzerinde nasıl yerleştiğini görmek için  boyutlu öklit uzayından yararlanılır. Bu durumda nesne ve kategorileri ölçeklemek (onlara sayısal değerler atamak) gerekir. Böylece ’deki nesne tepelerinin koordinatlarında meydana gelen  matrisi  ve j değişkeninin  tepelerinin koordinatlarından meydana gelen  matrisi  olarak tanımlanır. Burada  nesne skorları matrisini ve  kategori nicelleştirmeleri matrisini göstermektedir. Bunun yanı sıra,  boyuta sahip olan j değişkeninin gösterge matrisi  şeklinde tanımlanır.  ve  olduğunda, eğer i. nesne j değişkeninin t kategorisinde ise  diğer durumlarda  değerini alır.

*,  ve  matrisleri kullanılarak tüm değişkenler üzerine kareleri alınmış sapmalar açısından tanımlanan kayıp fonksiyonu aşağıdaki gibidir.

2.1

Burada, SSQ(H)  matrisinin elemanlarının karelerinin toplamını gösterir. Gifi sisteminin kalbi olan bu kayıp fonksiyonunda  ve ’ler eşanlı olarak minimum kılınır. Bu fonksiyonda  ve  durumundan kaçınmak için  ve  normalizasyon kısıtlamaları yapılır. Burada   boyutunda bir birim matrisi ve ’da tüm değerleri bir olan bir sütun vektörü göstermektedir [9].

            Yukarıdaki normalizasyon kısıtlamaları dikkate alınarak 2.1 nolu fonksiyon dalgalı en küçük kareler (Alternating Least Squares–ALS) çözüm tekniği kullanılarak minimum kılınır. İlk adımda kayıp fonksiyonunda * sabit tutulur ve fonksiyon ’ye göre minimum kılınır.

2.2

Burada ’nin sütun vektörleri ortogonal olduğu için  matrisi j değişkeninin tek değişken marjinallerini kapsayan  köşegen matrisidir. Buradan hareketle aşağıdaki eşitlik elde edilir.

2.3

Böylece, bir kategorinin optimal nicelleştirmesi bu kategoriye ait olan nesne skorlarının merkezi olur [11].

            İkinci adımda, kayıp fonksiyonunda ’ler sabit tutulur ve fonksiyon *’e göre minimum kılınır.

2.4

2.5

 

 

 

Böylece, bir nesnenin optimal skoru, o nesneye ait olan kategori nicelleştirmelerinin merkezi olur.

            Çözüm tekniğinin son adımında, nesne skorları matrisi *, aşağıdaki eşitlikte yerine konularak sütunlarda bir araya getirilmiş (merkezileştirilmiş) ve yeniden düzenlenmiş Gram-Schmidt yöntemi ile orthonormalize edilmiştir

2.6

2.7

Burada  W’ye Gram-Schmidt orthogonalizasyonu uygulayarak bulunan ortogonal matristir [3]. ALS’ nin bu adımında yukarıda verilen normalizasyon kısıtlamaları tatmin edilmiş olur. ALS’ nin bu üç adımı kayıp fonksiyonda birbirine yakın değerlere ulaşıncaya kadar, diğer bir ifade ile, fonksiyon minimum kılınıncaya kadar tekrar edilir.

            Çoklu karşılık getirme analizinde yukarıda türetilen çözümün uyumunu değerlendirmek için ayrışım ölçümleri ve özdeğerlerden yararlanılır. Bu durumda, ALS çözüm tekniği aşağıdaki eşitlik kullanılarak yakınsanır.

2.8

Buradan hareketle 2.1 nolu kayıp fonksiyonu aşağıdaki gibi yazılabilir [10].

2.9

            Burada,  matrislerinin köşegen elemanlarının toplamı, çözümün uyumu olarak adlandırılır ve sonuçta s boyuttaki j değişkenlerinin ayrışım ölçümleri aşağıdaki gibi verilir [9].

2.10

Burada   matrisinin s. sütununu gösterir ve çözümün s. boyutundaki j değişkeni için nicelleştirmeyi sunar.

            Geometrik olarak ayrışım ölçümleri, p-boyutlu uzayın orijinine kategori nicelleştirmelerinin (marjinal frekanslarla ağırlıklandırılan) ortalama kareleri alınmış uzaklığını verir. Bununla birlikte, ayrışım ölçümlerinin, (kayıp veri olmadığını varsayarak) optimal olarak nicelleştirilen değişken  ve nesne skorları sütununa karşı gelen  arasındaki kareleri alınmış korelasyona eşit olduğu gösterilebilir [4;3]. Böylece, 2.1 nolu kayıp fonksiyonu aşağıdaki gibi tekrar tanımlanabilir [9].

2.11

Burada  özdeğerler olarak adlandırılır ve ayrışım ölçümlerinin ortalamasına karşı gelir ve analizde elde edilen özdeğerler, p-boyutsallığın her birinde türetilen çözümün uyumunun tam bir ölçümünü verir [14].

            Sonuç olarak, dalgalı en küçük karelerle çoklu karşılık getirme analiz çözümünün temel özellikleri aşağıdaki gibi verilebilir.

Ø      Kategori nicelleştirmeleri ve nesne skorları ortak bir uzayda noktalar olarak sunulur.

Ø      Bir kategori noktası bu kategoriye ait olan nesnelerin merkezidir [2.3 nolu fonksiyon].

Ø      Aynı cevap örüntüsü (özdeş profiller) ile nesneler, özdeş nesne skorlarını kabul eder [2.5 nolu fonksiyon)]. Genelde, iki nesne arasındaki uzaklık onların profilleri arasındaki “benzerlik (similarity)” ile ilişkilidir.

Ø      Düşük marjinal frekanslara sahip kategori noktaları ortak uzayın orijininden daha uzakta, yüksek marjinal frekanslara sahip kategori noktaları ise orijine daha yakın yer alır [2.3 nolu fonksiyon)] [10].

3. UYGULAMA

Bu çerçevede, parantez içinde kategori sayıları olmak üzere, anket formunda yer alan sorular arasında bulunan “Unvanınız” (5), “Halen yapmış olduğunuz öğretim üyeliği mesleği sizi manevi anlamda tatmin ediyor mu?” (3), “Bulunduğunuz fakültede geleceğinizle ilgili kadro sıkıntınız var mı?” (3), “Mesleğe başlarken duyduğunuz heyecanı (şevki) halen hissediyor musunuz?” (3) ve “Çocuklarınızın da herhangi bir üniversitede öğretim üyesi olmasını ister misiniz?” (3) sorularının, iki boyutlu bir grafikte, kategorileri ile nasıl bir kombinasyon içinde olacağını görmek amacıyla ilgili analiz uygulanmış ve akademisyenler tarafından verilen cevaplar doğrultusunda, 5x3x3x3x3 çok yönlü tablonun analizi sonucunda her bir değişkenin ve her bir boyutun ayrışım ölçüleri Tablo 1’de sunulmuştur. Bununla birlikte analiz sonucunda elde edilen özdeğerler ise;  ve  şeklindedir. Daha öncede belirtildiği gibi özdeğerler, gerçek grafik ile elde edilen iki boyutlu grafik arasındaki uyumunun tam bir ölçümünü vermekteydi. Bu doğrultuda, gerçek grafik ile elde edilen iki boyutlu grafik arasındaki uyumun (0,72) oldukça iyi olduğu söylenebilir.

Tablo 1 Her Bir Değişkenin ve Her Bir Boyutun Ayrışım Ölçüleri

Değişken

Boyut 1

Boyut 2

Unvan

,339

,182

Manevi Tatmin

,464

,316

Kadro Sıkıntısı

,285

,230

Heyecan

,534

,399

Çocuklar

,463

,393

Daha öncede belirtildiği gibi, ayrışım ölçüleri kareleri alınmış korelasyonlardır. Bu durumda, yukarıdaki tablo incelendiğinde, tüm değişkenlerin birinci boyutun açıklanmasında daha fazla katkıda bulunduğu görülmektedir. Bir diğer ifade ile, yaklaşık olarak tüm değişken kategorileri birinci boyutta yoğunlaşmaktadır. Ayrıca analiz sonucunda elde edilen grafik aşağıda sunulmuştur.

Grafik 1 Unvan, Manevi Tatmin, Kadro Sıkıntısı, Heyecan ve Çocuklar

Grafik 1 incelendiğinde, manevi anlamda tatmin olan, kadro sıkıntısı bulunmayan ve halen meslek heyecanını hisseden ve profesör unvanına sahip olanların çocuklarının da öğretim üyesi olmalarını istedikleri görülmektedir. Bunun yanı sıra, manevi tatmin ve meslek heyecanını kısmen hisseden, kadro sıkıntısına “bilmiyorum” cevabını veren, öğretim görevlisi, yardımcı doçent ve doçent unvanına sahip olan akademisyenlerin ise çocuklarının öğretim üyesi olmaları kararını çocuklarına bıraktığı görülmektedir. Ayrıca kadro sıkıntısına “evet” cevabını veren araştırma görevlileri de bu gruba dahildir.

Yine yukarıdaki grafik incelendiğinde, orijinden uzakta ve grafiğin sağ üst köşesinde, manevi tatmin, meslek heyecanı ve kadro sıkıntısı sorularının “hayır” kategorilerinin yer aldığı görülmektedir. Bu durum, ilgili sorulara hayır cevabını veren akademisyenlerin sayısının az olduğunu göstermektedir. Bir diğer ifade ile, bu kategorilerin marjinal frekansları diğerlerine göre daha azdır. Nitekim daha önce belirtildiği gibi, bu durum analizin temel özelliklerinden biridir.

Çoklu Karşılık Getirme analizi, ayrıca kimlik soruları arasında yer alan “Cinsiyet” (2) ve “Unvan” (5) değişkenleri ile “Evlilik hayatınızın iş hayatı üzerinde olumsuz etkisi var mı?” (3), “Evlilik akademik kariyerde ilerlemeye engeldir” (3) ve “Kadının iş ve aile yükümlülükleri, akademik kariyer ilerlemesini geciktirmektedir” (3) değişkenlerine uygulanmış, verilen cevaplar doğrultusunda 2x5x3x3x3 çok yönlü tablonun analizi sonucunda her bir değişkenin ve her bir boyutun ayrışım ölçüleri Tablo 2’de verilmiştir. Bununla birlikte analiz sonucunda elde edilen özdeğerler ise;  ve  şeklindedir. Bu doğrultuda, gerçek durum ile elde edilen iki boyutlu grafik arasındaki uyumun (0,65) oldukça iyi olduğu söylenebilir.

Tablo 2 Her Bir Değişkenin ve Her Bir Boyutun Ayrışım Ölçüleri

Değişken

Boyut 1

Boyut 2

Cinsiyet

,198

,055

Unvan

,046

,070

Olumsuz Etki

,403

,058

Engel

,602

,657

Geciktirme

,480

,665

Tablo 2 incelendiğinde, birinci boyutta cinsiyet ile olumsuz etki değişkenlerinin ölçeklendiği, unvan, engel ve geciktirme değişkenlerinin ise ikinci boyutta ölçeklendiği görülmektedir. Bir diğer ifade ile, cinsiyet ile olumsuz etki değişkenleri birinci boyutun açıklanmasında, unvan, engel ve geciktirme değişkenleri ise ikinci boyutun açıklanmasında daha fazla katkıda bulunmaktadır. Analiz sonucunda elde edilen grafik aşağıda sunulmuştur.

Grafik 2 Evliliğin İş Hayatı ve Kariyere Engel Olmasının Cinsiyete ve Unvana Göre Yerleşimi

 

            Grafik 2 incelendiğinde araştırma görevlisi, öğretim görevlisi ve yardımcı doçent unvanına sahip olan kadın akademisyenlerin “evlilik hayatının iş hayatı üzerinde olumsuz etkiye sahip olduğunu, evliliğin akademik kariyerde ilerlemeye engel teşkil ettiğini ve kadının iş ve aile yükümlülüklerinin akademik kariyer ilerlemesini geciktirdiği” görüşünü taşıdıkları görülmektedir. Bir diğer sonuç ise, doçent ve profesör unvanına sahip erkek akademisyenlerin “evlilik hayatının iş hayatı üzerinde olumsuz etkiye sahip olduğunu, evliliğin akademik kariyerde ilerlemeye engel teşkil ettiğini ve kadının iş ve aile yükümlülüklerinin akademik kariyer ilerlemesini geciktirdiği” görüşünü taşımadıkları görülmektedir. Ayrıca, evliliğin akademik kariyerde ilerlemeye engel teşkil ettiği ve kadının iş ve aile yükümlülüklerinin akademik kariyer ilerlemesini geciktirdiği görüşlerine “fikrim yok” cevabını veren akademisyenlerin sayısının az olduğunu göstermektedir.

Akademik kariyerin ilk aşamalarında yer alan araştırma görevlisi, öğretim görevlisi ve yardımcı doçent unvanına sahip kadın akademisyenlerin yukarıda belirtilen görüşleri taşımaları doğal karşılanabilir. Çünkü bu dönemde ailevi sorumluluklar (evlilik, çocuk büyütme, aile içi sorumluluklar gibi) ve akademik ilerleme için mesleki çalışma temposu daha yoğun yaşanmaktadır. Dolayısıyla, bu süreçte kadın akademisyenlerin erkek akademisyenlere göre daha fazla etkilendiklerini söylemek mümkündür.

4. SONUÇ

            Akademisyenlerin çalışma yaşamına ve kariyer sorunlarına ilişkin çeşitli bilgilerin elde edilmeye çalışıldığı bu çalışmada ulaşılan sonuçlar şunlardır: Akademik kariyerin son aşamasında olan profesörlerin;

ü      Manevi anlamda tatmin olduğu,

ü      Halen meslek heyecanını hissettiği ve

ü      Çocuklarının da öğretim üyesi olmasını istedikleri

bunun yanı sıra, araştırma görevlisi, öğretim görevlisi, yardımcı doçent ve doçent unvanına sahip akademisyenlerin ise;

ü      Manevi anlamda kısmen tatmin olduğu,

ü      Meslek heyecanını kısmen hissettiği ve

ü      Çocuklarının öğretim üyesi olma kararını kendilerine bıraktığıdır.

Bununla birlikte, araştırma görevlisi, öğretim görevlisi ve yardımcı doçent unvanına sahip kadın akademisyenlerin;

ü      Evlilik hayatının iş hayatı üzerinde olumsuz etkiye sahip olduğu,

ü      Evliliğin akademik kariyerde ilerlemeye engel teşkil ettiği ve

ü      Kadının iş ve aile yükümlülüklerinin, akademik kariyer ilerlemesini geciktirdiği

görüşlerini taşıdıkları elde edilmiş, doçent ve profesör unvanına sahip erkek akademisyenlerin ise;

ü      Evlilik hayatının iş hayatı üzerinde olumsuz etkiye sahip olduğu,

ü      Evliliğin akademik kariyerde ilerlemeye engel teşkil ettiği ve

ü      Kadının iş ve aile yükümlülüklerinin, akademik kariyer ilerlemesini geciktirdiği

görüşlerine katılmadıkları sonucuna varılmıştır.

KAYNAKLAR

[1] CARROLL J. D., GREEN E. P. (1988), “An INDSCAL-Based Approach to Multiple Correspondence Analysis”,Journal of Marketing Research, Vol.XXV, May1988, s.193-203.

[2] De LEEUW, RIJCKEVORSEL J.V. (1980), HOMALS&PRINCALS Some Generalizations Of Principal Components Analysis, in Diday et al. (eds.), Data Analysis And Informatics II, Amsterdam: North Holland, s. 231-242.

[3] GİFİ A (1990), Nonlinear Multivariate Analysis, New York, John Wiley&Sons.

[4] GREENACRE M. J. (1993), Correspondence Analysis in Practice, London, Academic Press.

[5] GREENACRE M. J., BLASIUS J.(eds) (1994), Correspondence Analysis in the Social Sciences, London, Academic Press.

[6] HEISER J. Willem, MEULMAN J. Jacqueline (1994), Homogeneity Analysis: Exploring the Distribution of Variables and Their Nonlinear Relationships, in Michael Greenacre, Jörg Blasius (eds), Correspondence Analysis in the Social Sciences, London, Academic Press, s.179-209.

[7] LE ROUX B., ROUANET H. (1998), Interpreting Axes in Multiple Correspondence Analysis: Method of the Contributions of Points and Deviations, in Michael Greenacre, Jörg Blasius (eds), Visualization of Categorical Data, London, Academic Press, s.197-220.

[8] MEULMAN J. J., HEİSER J.W., Visual Display of Interaction in Multiway Contingency Tables by Use of Homogeneity Analysis: 2X2X2X2 Case, in Michael Greenacre, Jörg Blasius (eds), Visualization of Categorical Data, London, Academic Press, s.277-298.

[9] MICHAILIDIS G., De LEEUW (1996), “The Gifi System Of Descriptive Multivariate Analysis” Technical Report, UCLA Statistics Program, Preprint 204.

[10] MICHAILIDIS G., De LEEUW (1997) “Constrained Homogeneity Analysis With Applications To Hierarchical Data”, Technical Report, UCLA Statistics Program, Preprint 207.

[11] MICHAILIDIS G., De LEEUW, “A Regresyon Model For Multilevel Homogeneity Analysis”, Technical Report, UCLA Statistics Program, Preprint 212.

[12] RIJCKEVORSEL J.V, De LEEUW (eds) (1988), Component and Correspondence Analysis, NewYork, John Wiley&Sons.

[13] SPSS Categories 7.5 Syntax Reference Guide

[14] www.spss.com/tech/stat/algorithims/homals.pdf



1 Prof. Dr. Uludağ Üniversitesi, İ.İ.B.F., Ekonometri Bölümü, İstatistik Anabilim Dalı

2 Dr. Uludağ Üniversitesi, İ.İ.B.F., Ekonometri Bölümü, İstatistik Anabilim Dalı

* Akademisyenlerin Çalışma Yaşamı ve Kariyer Sorunları, Proje No: 99/29