DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE İŞSİZLİK

Şahin AKKAYA*

 

 

ABSTRACT

UNEMPLOYMENT IN TURKEY AND WORLD

 

After the World War II, it has been lived a gold age that processed twenty-one years is higly employment and growth in economically developed countries. In 1970s, unemployment increased in Europe as the result of oil crisis and technological advances. While Turkey had the highest unemployment rate in 1970s (%12), in 1995, this rate was reduced in 15th rank (%7). Today, Spain is the first rank with the 15th percent unemployment rate. Compared to Turkey’s and European’s unemployment rates, Turkey’s unemployment rate is less than EU but more than USA. In addition, female unemployment rates in Europe are larger than Turkey’s. However, 72 percent of our female working force is working in agricultural sector which has much more hidden unemployment an under employed. To avoid unemployment, it is necessary to train qualified work force and increase investment expenditures. Besides, it should not be forgotten that the reasons of main economic problems such as, unemployment, inflation are political instability, unjust gain, bribe and wastage.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1. GİRİŞ

İkinci Dünya Savaşından sonra gelişmiş piyasa ekonomilerinde istihdamın yüksek tutulduğu ve büyümenin istikrarla sürdüğü yirmi yıl kadar süren altın çağ yaşandı. Ancak 1970’lerden itibaren petrol bunalımı ile birçok gelişmiş ülkede, özellikle Avrupada işsizlik yükselen bir eğilime girdi. Batıda işsizliğin artmasında teknolojik ilerleme de önem arz etmektedir. Nitekim 1970’lerde bir gemi dolusu keresteyi 108 işçi 5 günde boşaltırken, şimdi mavna denilen bir aletle bir günde 8 işçi aynı gemiyi boşaltabilmektedir. Yani o zamanki işçilerin yüzde 90’ı işsiz kalmış oluyor. Gerçekten de son yıllarda teknolojik ilerleme nedeniyle Batı’da vasıfsız işgücüne talep azalmıştır. Çözüm; “vasıfsız işgücünün eğitilmesidir” denilmektedir. Ayrıca Batıda uzun dönemde işsizliğin bir nedeni, birçok Avrupa ülkesinde işsizlere yapılan ödemeler ve bunu finanse edecek yüksek oranlı vergiler olarak görüldüğünden, işsizliği azaltabilmek için işsizlik sigortasının faydasının azaltılması, işçi çıkaran firmalara vergi konulması, işçi istihdam eden firmalara sübvansiyon yapılması gibi tedbirler önerilmektedir (HIGGINS, 1994, s. xxı-xxxıv)

Türkiye’de ise durum daha farklıdır: Toplam istihdamda tarımın payı 1998’de %43 olup, ülkemiz çalışanların yarısına yakınının tarımla meşgul olduğu az gelişmiş ülkeler arasına koyulmaktadır. Ayrıca yüksek enflasyon, yatırımları caydırmakta, reel ücretleri azaltmaktadır. Kadın erkek çalışanların oranı bakımından da ülkemiz Batıdan farklılık arz etmektedir. Ülkemiz OECD ülkeleri arasında işsizlik oranı bakımından 1970’de 1’inci sırada iken, 1995’de 15’inci sıraya düşmesinin nedeninin yani gerçek işsizlik oranının araştırılması gerektiği düşüncesinden hareketle bu çalışmaya girişilmiştir. Bu amaçla önce Dünyada ve Türkiye’de işsizlik ayrı ayrı ele alındıktan sonra, Dünya- Türkiye karşılaştırması yapılacaktır.

2. DÜNYADA İŞSİZLİK

Bir ülkenin işgücü ile istihdamı arasındaki farkı ifade eden işsizlik, bugün dünya ülkelerinin önemli bir sorunudur. Dünyanın en ileri ülkelerinden Japonya’da 1998’de ekonomik durgunluk nedeniyle işsizlik oranı (İşsiz sayısı/Toplam işgücü)  %4.4.’e, işsiz sayısı ise 2.8 milyon kişiye yükselmiştir. Avrupa Birliği  ülkelerinde aynı yılda işsizlik oranı 9.6 olmuş, işsiz sayısı 15 milyon kişiye yaklaşmıştır.

İşsizliğin modern sanayi çağının bir ürünü olduğu ve işsizliğin sebebinin sanayinin bünyesinde saklı olduğu ifade edilmektedir: Gelişmiş bir işbölümü, süratli makineleşme, otomasyon, mekan ve zaman itibariyle bilinmeyen piyasalar için mal üretilmesi, teferruatlı bir para- kredi sisteminin mevcudiyeti modern makine çağında sanayinin bünyesinde işsizliğe sebep olmaktadır. (ZAİM, 1992, s. 31). Uluslararası Çalışma Teşkilatı ILO’nun 1988-89 Dünya İstihdam Raporu’na (ILO Public Information 24 Eylül 1998) göre Asya’daki finansal krize bağlı olarak, işsizlerin ve işten çıkarılanların sayısı hızla artarak 10 milyon insan işsiz kalmıştır. İlgili Rapor’daki ana başlıkları şöyle sıralayabiliriz:

-Dünya işgücünün üçte birini oluşturan yaklaşık 1 milyar işçi, işsiz veya yarım kapasite ile (eksik istihdam) çalışmaktadır. Bu 1 milyar insanın yaklaşık 150 milyonu işsiz veya iş aramaktadır. Kalan yaklaşık 750-900 milyon kişi tam zamanlı çalışmamaktadır ve geçimini sürdürecek ücreti elde edememektedir.

-Özellikle kalifiye olmayan, özürlü ve etnik azınlık kesimlerinde işsizliğin artması sosyal patlamalara neden olmasından korkulmaktadır.

_ Hızlı globalleşme ve rekabet baskısıyla karşılaşan ülkeler, beceri ve kabiliyetini artırıcı yatırımlar yanında, işgücünü eğitici ve geliştirici programlar başlatmalıdırlar. Örneğin, yetenek ve eğitim, Uzak Doğu Ekonomik kalkınmasının kalbini oluşturmuş, bu ülkeler az gelişmişlik kıskacından kurtulmayı başarmışlardır. Ancak son ekonomik kriz, bu ülkelerin işsizlik sorununu artırmıştır.

Avrupa Birliği’nin bir araştırmasına göre (EUROPEN UNION, 1999), Avrupa’daki işsizlik  ve işsizlikle mücadele konusundaki ana başlıkları ise şöyle sıralamak mümkündür.:

Avrupa Birliği’nde 1960’larda işsizlik oranı %2 iken, 1970’lerden itibaren artmaya başlamış; 1990’da %8, 1994’de %12’ye yükselmiştir. Son yıllardaki ekonomik iyileşmeye rağmen, Euro Bölgesi’nde işsizlik oranı son on yıldır yaklaşık %10 seviyesinde seyretmektedir. Bu oran ülkeden ülkeye %3 ( Lüksemburg ve Hollanda)  ile %19 (İspanya) arasında değişmektedir.

-Avrupa’daki bu yüksek ve sürekli işsizlik, genel olarak işgücü piyasalarının performansının zayıflığı, negatif makroekonomik şoklar ve ürün piyasası düzenlemelerinden kaynaklanmaktadır: Yüksek işsizlik, sürekli toplam talep yetersizliğinden kaynaklandığında, fiyatlar ve kapasite kullanım oranları düşmektedir. Özel sektörün iş sağlama imkanları varlığını kaybetmeye başlamıştır. Oysa ABD’de artan işgücü, işe yerleştirilerek işsizlik önlenebilmektedir.

-Avrupadaki işsizlik yapısal ve devrevi işsizlik olarak ikiye ayrılmaktadır. Devrevi (cyclical) işsizlik, kısa dönem talep şoklarının etkisi ile açıklanırken; devrevi olmayan işsizlik, işgücü piyasalarının arz ve talep yönünü etkileyen mikroekonomik yapısal unsurlar tarafından belirlenmektedir.

-Avrupa Birliği işsizliğinin yapısı konusunda yapılan istatistik ve ekonometrik araştırmalar, işsizliğin 1/5’inin devrevi unsurlardan kaynaklandığını göstermektedir.

-Demografik yönden işsizlik özellikle gençler ve kadınlar arasında yüksektir. 1998’de kadınlarla erkekler arasındaki işsizlik oranı arasında %3 kadınlar aleyhine fark vardır. (1998’de işsizlik oranı erkeklerde %8, kadınlarda %11).

-İşgücü talebi kalifiye elemanlara doğru kaymaktadır.

Kısmi ve geçici süre ile çalışma, Avrupa Birliği Ülkelerinde toplam istihdamın %30’unu oluşturmaktadır. Almanya, Fransa ve İtalya gibi ülkelerde tam gün çalışma yerine kısmi statüde çalışmanın yaygınlaşması neticesi, genç ve yaşlı nüfusun istihdam oranları azalmıştır.

Batı’da daha çok, tam istihdam düzeyinde varolan yapısal işsizlik söz konusu olmaktadır. Tam istihdam veya doğal oran ya da yapısal işsizlik oranı kavramları makroekonomik politikalarda önemlidir.

Avrupa ülkelerinde “işsizlik sigortası”nın işsizliğe etki ettiği söylenmektedir (DORNBUSCH, 1998, s. 519). Batı’da işsizliği azaltma tedbirleri olarak toplam talebin artırılması, işsizlik sigortasının düşürülmesi, işgücü eğitimine ağırlık verilmesi ve mesailerin azaltılması önerilmektedir. Avrupadaki işsizlik ciddi bir sosyal sorun olup, 1980’lerde dikkatleri çekmiş, 1990’larda daha da kötüleşmiştir.

3. TÜRKİYE’DE İŞSİZLİK

Türkiye genelinde 1999 Nisan ayı itibariyle işsizlik oranı DİE verilerine göre %7.3 iken kadınlar için %6.4’dür. Kentlerde kırsala nazaran kadınlarda işsizlik oranı daha fazladır. Erkeklerin hane halkı reisi ve ailenin geçindiricisi olması, erkekler arasında uzun vadeli işsizliği artırmaktadır. Kadınlar ise evine kolayca çekilip iş piyasasından kaybolan gruplardır (DİE, 1994, s. 13).

Aşağıda sırasıyla Türkiye’de; nüfus ve işsizlik, iktisadi faaliyet kolu ve istihdam, eğitim ve işsizlik, enflasyon ve işsizlik konularına kısaca değineceğiz.

 

 

3.1. Nüfus ve İşsizlik

Ülkemizde nüfus artışına paralel olarak emek arzının ve dolayısıyla işsizliğin arttığı söylenmektedir. Bunu tespit için aşağıdaki Tablo 1 düzenlenmiştir.

 

Tablo 1. Türkiye’de Nüfus, İşsizlik ve Enflasyon Oranları

 

İŞSİZLİK ORANLARI (%)

Yıl

12 yaş Üstü Nüfus (% Değişim)

Enflasyon

Oranı*

Genel

(Y)

Erkek

Kadın

Kent

Kır

1989

3.2

-

8.7

-

-

-

-

1990

3.1

52.3

8.2

7.5

7.2

12.3

5.1

1991

2.8

55.3

7.8

8.8

7.1

12.1

4.6

1992

2.7

62.1

8.0

8.1

7.2

11.9

4.7

1993

2.8

58.4

7.7

8.2

7.2

11.6

4.3

1994

2.2

120.7

8.1

7.7

8.2

12.0

5.0

1995

2.6

88.5

6.9

6.6

6.8

10.3

4.2

1996

2.4

75.9

6.0

5.9

5.5

9.3

3.4

1997

2.2

81.8

6.4

6.1

9.2

9.4

3.7

1998

2.3

71.8

6.2

6.3

6.1

10.0

3.0

1999

-

53.1

7.3

7.7

6.4

11.7

3.4

Kaynaklar: 1. DİE, Türkiye Ekonomisi İstatistik ve Yorumlar Mart ve Nisan 1996, Ekim 1994, Şubat 2000, s. 137,139 ve s. 129-131.

2. Somel , C. (1997), DİE, Çalışma İstatistikleri, 1996, s. 68.

* Enflasyon Oranları on iki aylık ortalamaya göre % değişimlerdir.

 

Tablo 1’den nüfus artış hızının yıldan yıla azalmasına karşılık, genel işsizlik oranının son yıllarda %6 civarında sabit kaldığı, hatta 1999’da işsizliğin daha da arttığı görülmektedir. Ayrıca Tablo’da Türkiye’de erkeklerde işsizliğin kadınlara göre daha fazla; yine kentlerde kırsala nazaran işsizliğin daha fazla olduğu görülmektedir. Bunun bir nedeni kırdan kente göç olup, ayrıca ülkemizde işgücünün yıllık artış oranı, çalışma yaşındaki nüfusun artışından ziyade, istihdamdaki değişmelerle ilişkili olabilir (Somel, 1997, s. 68).

3.2. İktisadi Faaliyet Kolu ve İstihdam

Ülkemizde 1998 yılı itibariyle 12 yaş ve daha üstü nüfusun istihdam edilenlerin %43’ünün tarım sektöründe, %22.6’sının sanayi, kalan %34.4’ünün hizmetler sektöründe çalıştığı görülmektedir.

1999 Nisan Ayı Hanehalkı İşgücü Anketi sonuçlarına göre ise; tarım sektöründe çalışanların oranı %45.8, sanayi %20.5, hizmetler %33.7’dir Aynı ayda cinsiyete göre sektörel dağılımlar şöyledir: İstihdamdaki erkeklerin %33.8’i tarımda, %25.4’ü sanayi, %40.8’i hizmetler sektöründe çalışmaktadır. İstihdamdaki kadınların %72.2’si tarım, %9.7’si, sanayi ve kalan 18.1’i de hizmetler sektöründe çalışmaktadır. (DİE, Nisan 2000 s. 141, 142). Buradan ülkemizde kadın çalışanlar içinde tarım sektöründe çalışanların oranının %72’yi aşması dikkat çekmektedir.

 

3.3.Eğitim ve İşsizlik

Ülkemizde 1998 yılında toplam 1 milyon 454 bin işsizin 44 bini okuryazar değil, 39 bini bir okulu bitiremeyenler, 597 bini ilkokul mezunu, 187 bini ortaokul mezunu, 5 bini orta dengi meslek okul mezunu, 341 bini lise mezunu, 119 bini lise dengi meslek okulu ve 122 bini yüksekokul ve fakülte mezunudur. Oran olarak sırasıyla 3.0 okuryazar değil, 2.7 bir okulu bitiremeyen, 41.0 ilkokul mezunu, 12.9 ortaokul mezunu, 0.3 orta dengi okul mezunu, 23.5 lise mezunu, 8.2 lise dengi meslek okulu mezunu, ve 8.4 yüksek okul ve fakülte mezunudur.

3.4. Enflasyon ve işsizlik

Tablo 1’deki enflasyon (X) ile genel işsizlik oranları(Y) arasında tahmin edilen 1990-99 dönemi modeli anlamsız (R2’ler çok düşük) çıkmıştır. Ancak aşırı kıymeti ihtiva eden 1994 kriz yılını çıkararak aynı dönem için şu model tahmin edilmiştir.

Model 1: İşsizlik - Enflasyon İlişkisi

Y=        10.211   -   0.0457X

S(bi)        (1.058)      (0.045) ,       R2=0.550 ,  R2 (adj)=0.486

t(hes)         (9.646)      (-2.927)  ,                DW= 1.69

Buradan, ilgili dönemde ortalama olarak enflasyondaki %1 artışın işsizliği %0.04 azalttığı sonucuna varıyoruz ki; kısa vadede enflasyonu arttırarak işsizliğin azaltılabileceği teorisinin geçerliliği görülmektedir. Gerçekten de Batılı iktisatçılar şöyle demektedir: “En azından bir süre için işsizliği artırmaksızın enflasyon ortadan kaldırılamaz ve enflasyonu yükseltme riski olmaksızın aşırı olmayan işsizlik birdenbire düşürülemez”. Bu durum, istikrar politikalarının karşı karşıya kaldığı temel değiş-tokuş sorunudur. Enflasyonu istikrara kavuşturma politikaları işsizliğe neden olmaktadır (Dornbusch vd., 1998, s. 475). İstikrar politikası, enflasyon ve işsizlik için optimum bir yol seçimini gerektirir. Seçim, enflasyonu hızlı düşürmek için işsizlik yüksek olmalı ve/veya ekonomik kalkınma yavaş olmalıdır. Gerçekten de daha yüksek oranlı enflasyonun daha düşük büyüme oranlarına eşlik ettiği ispatlanmıştır.

Son olarak işsizlik konusunda İngiliz İktisatçı Philips’in 1958 yılında iktisadi literatüre kazandırdığı ücret artış haddi ile işsizlik arasındaki ters ilişkiyi gösteren “Philips Eğrisi” önemlidir. ( BRANSON, 1995, Bölüm 18 )

Bugün küreselleşme ile ticaretin serbestleştirilmesi ve sermayenin seyyaliyetinin ( mobilitesinin) artması ile az gelişmiş ülkelerin istihdam sorunu dışa açılıma bağlı bir sorun olarak görülmektedir. Gerçekten de istihdam sağlamak isteyen ülkeler, ülkeler arası ticarette rekabet edebilir güçte olmalı, yabancı sermaye yatırımlarını cezbetmek, fason siparişlerini başka ülkelere kaptırmamak zorundadır (SOMEL, 1997, s. 72).

ABD’li Yönetim Danışmanı T. PETERS’in şu görüşleri dikkat çekicidir: Bugün iş dünyasında hayatta kalabilmek için, özellikle üniversite mezunu beyaz yakalıların hayatta kalabilmeleri için kendini markalaştırması, herkesi şaşırtacak projeler üzerinde çalışması, iş üretmeleri gerekmektedir. ( ZAMAN; 4 Haziran 2000, 7 )

4. DÜNYA-TÜRKİYE İŞSİZLİK KARŞILAŞTIRMASI

1970 ve 1995 yılları için Türkiye OECD ülkeleri işsizlik oranları karşılaştırmasında, 23 ülke arasında Türkiye, 1970’de %12 işsizlik oranı ile başı çekerken, 1995’de %7 işsizlik oranı ile 15. sırada yer almış, birinci sıraya %23 işsizlik oranı ile İspanya oturmuştur (DİE: http://www.die.gov.tr/ieyd/troecd/page10.htm).

Avrupa Birliği İstatistik Bürosu verilerine göre 15 AB ülkeleri işsizlik oranları toplam (erkek+kadın), erkek ve kadın ayrı ayrı Türkiye karşılaştırmalı olarak 1997-1999 dönemi için aşağıdaki tablolarda yer almaktadır.

Tablo 2; Bazı AB ülkeleri, ABD, Japonya ve Türkiye İşsizlik Oranları (Mevsim Dalgalanmalarından Arındırılmış Olarak) (%)  (Toplam =Erkek +Kadın)     

 

YILLAR

ÜLKELER

 

AB Ortal.

Türkiye

Almanya

İspanya

İngiltere

Fransa

ABD

Japonya

1997

10.4

6.4

10.1

20.1

6.5

12.1

4.7

3.5

1998

9.6

6.3

9.3

17.3

6.4

11.5

4.3

4.4

1999

8.8

7.3

9.0

15.0

5.9

10.4

4.0

4.5

 

Tablo 3: Bazı AB ülkeleri, ABD, Japonya ve Türkiye İşsizlik Oranları (Mevsim Dalgalanmalarından Arındırılmış Olarak) (%)(Erkek)

 

YILLAR

ÜLKELER

 

AB Ortal.

Türkiye

Almanya

İspanya

İngiltere

Fransa

ABD

Japonya

1997

9.0

6.1

9.4

15.2

7.2

10.3

4.6

3.5

1998

8.3

6.3

8.8

12.4

7.1

9.7

4.3

4.6

1999

7.6

7.7

8.4

10.2

6.5

8.6

4.0

4.7

 

 

 

 

 

Tablo 4: Bazı AB ülkeleri, ABD, Japonya ve Türkiye İşsizlik Oranları (Mevsim Dalgalanmalarından Arındırılmış Olarak) (%)(Kadın)

 

YILLAR

ÜLKELER

 

AB Ortal.

Türkiye

Almanya

İspanya

İngiltere

Fransa

ABD

Japonya

1997

12.2

9.2

10.9

27.7

5.6

14.2

4.7

3.5

1998

11.3

6.1

9.9

24.8

5.4

13.7

4.3

4.2

1999

10.5

6.4

9.8

22.2

5.3

12.4

4.0

4.2

Kaynaklar (Tablo 2, 3, ve 4 için): Eurostat (Şubat 2000), İşsizlik verileri, Lüksemburg ve DİE, Türkiye Ekonomisi İstatistik ve Yorumlar, Şubat- Mart 2000, s. 129)

 

Tablolarda işsizlik oranları Avrupa için ILO kriterlerine göre 15 yaş ve üstü için, Türkiye’de 12 yaş ve üstü için (İşsizler/İşgücü) formülünden bulunmaktadır. Avrupa ülkeleri için işsizlik oranları 12. aya, Türkiye verileri ise ilgili yılın Ekim ayına aittir.

Tablo 2’den AB’de genel işsizlik oranlarının son yıllarda azaldığını, ülkemizde ise arttığını görüyoruz. Bununla beraber ülkemizde genel işsizlik oranları AB’ye göre daha az, ABD ve Japonya’ya göre daha fazladır.

Tablo 3’den erkek işsizlerin erkek işgücüne oranını gösteren erkek işsizlik oranlarının AB ile ülkemizde 1999’da aynı olduğu görülmektedir.

Tablo 4’de kadın işsizlik oranlarının AB’de ülkemize nazaran çok daha fazla olduğunu görüyoruz. Bunun asıl sebebinin Avrupada aile yapısı itibariyle kadının çalışmak zorunda bırakılmasıdır. Ülkemizde ise erkeklerin ailenin esas geçindiricisi kabul edilmesi, kadınların ev içine daha kolay çekilmeleri ve geniş aile sisteminin sağladığı güvenlik imkanları ve kadın çalışanların %72’sinin kırsal kesimde çalışması, kadın işsizlik oranlarını düşürdüğü kanaatindeyiz.

Avrupa Birliği İstatistik Bürosu’na göre mevcut 15 AB ülkesinde 15 milyon erkek ve kadının işsiz olduğu tahmin edilmektedir.

Son olarak ülkeleri işgücü içinde kadın oranı ile, tarımda işgücü içinde kadın oranları bakımından ele aldığımızda aşağıdaki Tablo 5 ortaya çıkmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

Tablo 5: Kadının İşgücü İçindeki Yeri (15+Yaş)

ÜLKELER

İşgücü İçinde Kadının Oranı*

Tarım İşgücü İçinde Kadın Oranı**

Dünya

54

52

Sanayileşmiş Ülkeler

53

8

Orta Gelişmiş Ülkeler

55

63

Az gelişmiş Ülkeler

48