POLİTİKA ETKİSİZLİĞİ HİPOTEZİNİN SEKTÖREL ANALİZİ :

TÜRKİYE ÖRNEĞİ

 

Rahmi YAMAK[1]

Servet CEYLAN[2]

 

1. Giriş

 

Rasyonel Beklentiler teorisinin ortaya çıkmasıyla birlikte makro iktisat teorisinde büyük bir değişim meydana gelmiştir. Özellikle Yeni Klasik makro ekonomik görüşün oluşmasında önemli bir yeri olan Rasyonel Beklentiler teorisi, bu görüşle birlikte geçerliliğini ve önemini günümüze kadar sürdürmüştür. Bu yaklaşımın ortaya koyduğu hipotezlerden en önemlisi Lucas(1972), Sargent ve Wallece (1975) tarafından geliştirilen politika etkisizliği hipotezidir. Bu hipoteze göre sistematik toplam talep politikalarının ekonomideki reel değişkenler üzerinde kısa dönemde dahi etkisi yoktur. Reel etki yalnızca şok politikalarla sağlanabilir. Bu  hipotez ilk kez Barro tarafından ABD ekonomisi için 1977 yılında test edilmiş ve  hipotezi destekler sonuçlar elde edilmiştir.

 

Barro’nun önder çalışması daha sonraları hem teorik hem de ampirik yönden bir çok eleştiriye maruz kalmıştır. Teorik yönden yapılan eleştiriler daha çok Yeni Keynesyen ekonomistlerden gelmiştir. Yeni Keynesyen ekonomistler ekonomideki fiyat ve ücret katılığının dikkate alınması durumunda beklenen politikaların reel etkisinin olduğunu savunmaktadır. Ampirik yönden yapılan eleştiriler ise daha çok Barro’nun kullanmış olduğu iki aşamalı yöntemle ilgilidir. Örneğin Pegan (1984) iki aşamalı EKK tahmincisinin standart hatasının doğru standart hata ile uyumlu olmadığını ve bu nedenle iki aşamalı yöntemin değişkenler arasında gerçekte olmayan anlamlı ilişkiler doğmasına yol açacak şekilde sapmalı olduğunu iddia etmiştir. Miskin(1982) ise Barro yönteminin sadece rasyonellik varsayımını test ettiğini, etkisizlik varsayımını test etmediğini ifade ederek, iki hipotezi birlikte test edebilen doğrusal olmayan EKK yöntemiyle (Barro ile aynı dönemde) politika etkisizliği hipotezini test etmiştir. Elde ettiği sonuçlar Borro’nun elde ettiği sonuçlarla tutarlı olmamış, diğer bir ifade ile hipotez reddedilmiştir.

 

Barro’nun önder çalışmasında sonra farklı yöntem ve farklı veri setleriyle bir çok ülkede test edilen teori Türkiye ekonomisinde ilk defa Abaan (1987a) tarafından 1978:I-1984:III döneminde test edilmiş ve teoriyi destekler sonuçlar elde edilmiştir. Abaan’ın çalışmasını Ekinci (1987) ve Özatay (1990) hem ekonometrik hem de teorik yönden eleştirmişlerdir. Yazarlar Abaan’ın verilerin üç aylık olması yüzünden mevsimsel dalgalanmaların etkisinin de analize katıldığını ifade etmişlerdir. Türkiye ekonomisi için yapılan bir diğer çalışmada Yamak (1997)’ın 1980- 1995 dönemini kapsayan çalışmasıdır. Yamak Barro, Miskin ve McGee-Stasiak yöntemlerini ayrı ayrı kullandığı çalışmasında her üç yönteme göre de etkisizlik hipotezini kesin bir şekilde reddetmiştir. Yamak ve Küçükkale (1998) McGee-Stasiak yöntemi kullandığı diğer bir çalışmada da daha önceki çalışmalarda olduğu gibi etkisizlik hipotezini reddeden sonuçlara ulaşmışlardır.

 

                Son dönemlerde politika etkisizliği hipotezini sektörel bazda test eden çalışmalar yoğunlaşmıştır. Analizlerin sektörel bazda yapılmasının yazarlara göre çeşitli nedenleri vardır. Shelley ve Wallace (1998) sektörel bazda yapılan çalışmalarda, gelirden para üzerine olabilecek muhtemel ters nedensellik ilişkisinin daha az olduğunu ifade etmektedir. Gauger (1988) ekonomi düzeyinde yapılan çalışmaların etkisizlik hipotezini test etmede zorunlu ancak yeterli olmayacağını savunmaktadır. Gauger’e göre Lucas modeli birden fazla piyasadan oluşmaktadır ve bu modelde beklenen parasal büyümenin alt sektörlerin çıktı ve faktör kullanımı üzerinde etkili olmayacağı ifade edilmektedir. Dolayısıyla  beklenen parasal büyümenin ekonomi genelinde etkisinin olmaması beklenir. Bu nedenden dolayı Gauger, ülke bazında yapılan çalışmaların yanında sektörel bazda yapılan çalışmaların da etkisizlik hipotezini test etmek için gerekli olduğunu ifade etmiştir. Chrystal ve Dowd (1989) ise sektörel bazda yapılan testlerde hangi politikaların etkin olduğunu bulmanın ve politikanın etkileme mekanizmasını anlamanın daha kolay olduğunu, sektörel analizin özel ve kamu üretimi arasında ayırıma olanak verdiğini ve dışsallığı düşünülen, ancak GSMH seviyesinde tartışma yaratan değişkenlerin sektörel analizde dışsal değişken olarak varsayılmasının daha kolay olduğunu ifade etmiştir.

 

Rasyonel beklentiler hipotezinin politika etkisizliği hipotezi Barro (1977)’dan günümüze bir çok kereler test edilmiştir. Ancak hipotezin geçerliliği konusunda kesin bir fikir birliği yoktur. Elde edilen sonuçlar döneme, kullanılan talep politikası aracına, verilerin frekansına, kullanılan ekonometrik yönteme ve uygulandığı ülkelere göre farklı olmaktadır.

 

Bu çalışmanın amacı, Türkiye ekonomisi için politika etkisizliği hipotezinin sektörel seviyede geçerli olup olmadığını bulmak ve elde edilen bulgular sayesinde ne tür toplam talep politikasının Türkiye ekonomisinde uygulanabilir olduğunu incelemektir. Bu amaçla, hipotezin geçerliliği, 1950 1996 dönemi imalat sanayi ve dokuz alt sektöründe Barro’nun iki aşamalı test tekniği vasıtasıyla test edilmiştir.

 

 

 

2. Barro’nun İki Aşamalı Tahmin Yöntemi

 

 

Politika etkisizliği hipotezi ilk olarak Barro’nun geliştirdiği test tekniği ile analiz edilmiştir. Doğrusal EKK yönteminin kullanıldığı bu test tekniği iki aşamadan oluşmakta olup; ilk aşamada, toplam talep politikası aracı olarak kullanılan gerçekleşen para arzı, beklenen ve beklenmeyen kısımlarına ayrılmakta, ikinci aşamada ise ilk aşamada elde edilen beklenen ve beklenmeyen paranın istihdam, gelir gibi reel değişkenler üzerindeki etkileri incelenmektedir.

 

Barro yönteminin ilk aşamasında, politika aracı olarak kullanılan para arzını beklenen ve beklenmeyen kısımlarına ayırmak için aşağıdaki denklem kullanılmaktadır.

 

                                                                                                            (3.1)       

 

Yukarıdaki denklemde; Mt ; gerçekleşen para arzını, Zt-1 ; para arzını tahmin etmede kullanılan ve t-1 döneminde hazır bulunan açıklayıcı değişkenler vektörünü, g ; açıklayıcı değişkenlerin parametre vektörünü, a ; sabit terimi ve UMt ise regresyon denkleminin hata terimini temsil etmektedir.

 

Çalışmada para arzı ölçütü olarak iki ölçüt kullanılmıştır. Bunlar dar tanımlı para arzı (M1) ile geniş tanımlı para arzlarıdır (M2). Yukarıdaki denklemde para arzını açıklayan değişkenleri oluşturan Z matrisine hangi değişkenlerin girmesi gerektiği konusunda teorik bir kriter bulunmamaktadır. Bu nedenle Z matrisine girebileceği düşünülen değişkenler aşağıda sıralanmıştır.

 

  • Reel Gayri Safi Milli Hasıla
  • Kamu Harcamaları
  • Toptan Eşya Fiyat Endeksi
  • Bağımlı değişkenin gecikmeleri

 

Yukarıda sayılan açıklayıcı değişkenlerin para denkleminde yer alıp almayacağı eğer yer alıyorsa hangi gecikme uzunlukları ile yer alacağı gecikme uzunluğu tespit yöntemlerinden biri olan adımsal regresyon seçim kriterine göre belirlenmiştir. Adımsal regresyon seçim kriterinde; bağımlı değişken ve yukarıda sıralanan bağımsız değişkenlerin en çok dört dönemlik gecikmeleri regresyon denkleminin sağ tarafına konulmuştur. Bu kriter sağ tarafa konulan değişkenlerin bağımlı değişken üzerinde etkili olup olmadığını eğer etkili ise hangi gecikme uzunluklarında etkili olduğunu % 20 anlamlılık seviyesine göre belirlemektedir.

 

(3.1) numaralı denklemde, t dönemindeki para arzının tahmin değeri beklenen parasal değişmeyi () oluşturur ve aşağıdaki şekilde formüle edilir.

 

                                                                                                        (3.2)                       

 

Yine (3.1) numaralı denklemin hata terimlerini gösteren UMt beklenmeyen parasal değişmeyi ifade eder ki, bu t döneminde gerçekleşen para arzı ile tahmini (beklenen) para arzı ( denklem (3.1) ile denklem (3.2) ) arasındaki farka eşittir.

 

                                                                                                     (3.3)                       

 

Para denklemlerinde yer alacak değişkenler ve gecikme uzunlukları belirlendikten sonra denklemler en küçük kareler yöntemine göre tahmin edilmiştir. Tahmin sonucunda elde edilen tahmini değerler (beklenen para) ve hata terimleri (beklenmeyen para) belirlendikten sonra ikinci aşamayı oluşturan reel sektör denklemlerinin tahminine geçilmiştir.

 

Bu safhada beklenen ve beklenmeyen parasal değişimlerin istihdam üretim gibi reel değişkenler üzerinde etkili olup olmadığı incelenmektedir. Bu amaçla (3.4) numaralı denklemde, bu değişkenler açıklayıcı değişkenler olarak denklemin sağ tarafında yer almaktadır;

 

                                                         (3.4)

 

Denklem (3.4)’de Yt ; reel sektör değişkeni, a ; doğal üretim oranını,  ise hata terimini ifade etmektedir.

 

Çalışma toplam imalat sanayi ve alt sektörlerinde yapılmıştır. Reel değişken olarak aşağıda belirtilen sektörlerin her birine ait istihdam miktarı, çıktı seviyesi ve oluşturulan katma değer miktarları kullanılmıştır. Bu sektörler;

 

1- Toplam İmalat Sanayi,

2- Gıda, İçki ve Tütün Sanayi ,

3- Dokuma, Giyim Eşyası ve Deri Sanayi

4- Orman Ürünleri ve Mobilya Sanayi

5- Kağıt, Kağıt Ürünleri ve Basım Sanayi

6- Kimya Sanayi, Petrol, Kömür, Kauçuk ve Plastik Mamulleri Sanayi

7- Taş ve Toprağa Dayalı Sanayi

8- Metal Ana Sanayi

9- Metal Eşya, Makine ve Teçhizat, Ulaşım Aracı, İlmi ve Mesleki Ölçme Aletleri Sanayi

10- Diğer İmalat Sanayi

 

(3.4) numaralı denklemde yer alan parasal değişkenlerin denkleme girip girmeyeceği, eğer giriyorsa hangi gecikme uzunluğuyla girecekleri yine adımsal regresyon seçim kriterine göre belirlenmiştir. Bu denklemin EKK yöntemine göre tahmini sonucunda politika etkisizliği hipotezinin geçerliliğini belirleyen aşağıdaki şartların sağlanması gerekmektedir;

 

  • Tahmin edilen denklemde beklenmeyen para değişkeni parametrelerinin (d) istatistiksel olarak grup halinde anlamlı (sıfırdan farklı) ve pozitif işaretli olması gerekmektedir.

 

  • Yine bu denklemdeki beklenen parasal büyüme parametrelerinin (b ) grup halinde istatistiksel olarak anlamsız (sıfırdan farksız) olması gerekmektedir.

 

                Politika etkisizliği hipotezinin geçerli olmadığı durumlar ise aşağıdaki şekilde özetlenebilir;

 

  • Reel sektör denkleminde her iki değişken parametrelerinin de grup halinde istatistiksel olarak sıfırdan farksız olması durumu: Bu durumda politika etkisizliği hipotezinin, beklenen politikalar etkisizdir kısmı geçerli olmakta, beklenmeyen politikalar etkilidir şeklindeki kısmı ise geçerli olmamaktadır.

 

  • Tahmin edilen bu denklemdeki beklenen para politikası değişkeni parametrelerinin grup halinde istatistiksel olarak anlamlı, beklenmeyen para politikası değişkeni parametrelerinin ise grup halinde istatistiksel olarak anlamsız olması durumunda hipotez reddedilecektir.

 

  • Son olarak ise her iki grup değişken parametrelerinin istatistiksel olarak anlamlı olması durumunda politika etkisizliği hipotezi geçerli olmayacaktır.       

 

 

3. Veri Seti

 

 

                Çalışmada 1950-1996 dönemi yıllık zaman serileri verileri kullanılmış olup veriler DİE'den elde edilmiştir. Tüm değişkenlerin doğal logaritmaları ve birinci farkları alınmış, diğer bir ifade ile değişkenlerin büyüme oranları kullanılmıştır. Parasal değişkenler M1 ve M2, reel değişkenler ise her bir sektörün istihdam düzeyi, çıktı seviyesi ve katma değer değerleridir. Çalışmada kullanılan değişkenlerle ilgili kısaltmalar  şöyledir;

 

 

                M1: dar tanımlı para arzı

                M2: geniş tanımlı para arzı

                KH: kamu harcamaları

                TEFE: toptan eşya fiyatları endeksi

                GSMH: gayri safi milli hasıla

 

 

                Ayrıca reel sektör denklemlerinde; 1: istihdam denklemini, 2: çıktı denklemini, 3: katma değer denklemini, Yt-i ise bağımlı değişkenler olan istihdam, çıktı miktarı ve katma değerin gecikmelerini ifade etmektedir.

 

 

                Çalışmada değişkenleri ifade eden sembollerin önündeki “L” harfi ilgili değişkenin doğal logaritmasının alındığını, D sembolü ise değişkenin birinci derece devresel farkının alındığını göstermektedir.

 

 

4. Bulgular

 

4.0. Parasal Büyüme Denkleminin Tahmin Sonuçları

 

 

İki para göstergesi için adımsal regresyon seçim kriterine göre belirlenen parasal büyüme denklemlerinin EKK yöntemine göre tahmini sonucunda elde edilen istatistikler Tablo 1’de sunulmuştur. Tabloda görüldüğü üzere adımsal regresyon seçim kriterinin M1 parasal büyüme denklemine dahil ettiği açıklayıcı değişken sadece enflasyon oranı olmuş ve 0.01 anlamlılık seviyesinde denklemde yer edinmiştir. M2 parasal büyüme denkleminde ise, enflasyon oranı ve kamu harcamalarının büyüme oranı istatistiksel olarak anlamlı[3] bulunan değişkenler olmuştur.

 

Tablo 1’deki parasal büyüme denklemlerinin açıklayıcılık güçlerine bakıldığında M2 parasal büyüme denkleminin açıklayıcılık gücünün daha yüksek olduğu görülmektedir. Şöyle ki M2 parasal büyüme denkleminin açıklayıcılık gücü 0.884 olurken M1 parasal büyüme denkleminin 0.739 olmuştur.

 

 

Tablo : 1

 

Parasal Büyüme Denklemleri Tahmin Sonuçları

 

 

M1

M2

Sabit terim

0.1122a

(0.0229)

0.0144

(0.0257)

DLMt-2

 

0.5167a

(0.1388)

DLTEFEt-1

0.3686a

(0.1235)

0.3671a

(0.1239)

DLTEFEt-2

0.3791a

(0.1226)

 

DLTEFEt-3

 

0.2863b

(0.1320)

DLKHt-1

 

0.2521a

(0.0903)

DLKHt-2

 

0.1485

(0.0906)

R2

0.739

0.884

Q(1)

1.1414

 

0.4915

Not: Tabloda parantez içi değerler ilgili katsayının standart hatasını, katsayıların üzerindeki a, b, c harfleri ise ilgili değişkenin sırasıyla 0.01, 0.05 ve 0.10 seviyesinde anlamlı olduğunu göstermektedir.

 

 

4.1. Reel Sektör Denklemlerinin Tahmin Sonuçları

 

 

Adımsal regresyon seçim kriterine göre belirlenen beklenen ve beklenmeyen parasal büyümeleri içeren reel sektör denklemleri Tablo 2 ve 3’de sunulmuştur.

 

Dar tanımlı para arzının politika değişkeni olarak kullanıldığı Tablo 2’den elde edilen sonuçlar politika etkisizliği hipotezini doğrulayacak biçimde çıkmamıştır. Reel değişken olarak istihdam miktarının kullanıldığı denklemlerde beklenmeyen para politikası değişkeni adımsal regresyon seçim kriterine göre denklemde ya hiç yer almamış ya da yer alıyor ise beklenen para politikası ille birlikte yer almıştır. Beklenmeyen para değişkeni sadece orman ürünleri ve mobilya sanayi, kimya sanayi, petrol, kömür, kauçuk ve plastik mamulleri sanayi ve metal eşya, makine ve teçhizat, ulaşım aracı, ilmi ve mesleki ölçme aletleri sanayiinde beklenen para değişkeni ile birlikte ya da negatif işaretli olarak anlamlı yer almış, diğer yedi sektörde ise denklemde yer almamıştır. Yine istihdam değişkenin kullanıldığı denklemlerde denklemlerin açılayıcılık güçleri, (metal ana sanayi, metal eşya, makine ve teçhizat, ulaşım aracı, ilmi ve mesleki ölçme aletleri sanayi ve diğer imalat sanayi sektörleri hariç) oldukça düşük olmuştur.

 

M1’in parasal ölçüt olarak kullanıldığı denklemlerde kullanılan reel değişkenlerden biri de çıktı miktarı olmuştur. Çıktı miktarının kullanıldığı denklemlerde sonuçlar genel anlamda istihdam denklemleriyle elde edilenden pek farklı değildir. Etkisizlik hipotez bu denklemlerde de kesin bir şekilde reddedilmektedir. Ancak çıktı denklemlerini istihdam denklemlerinden ayıran temel fark bu denklemlerin tamamında, beklenmeyen parasal büyüme ile beklenen parasal büyümenin birlikte anlamlı etkisine rastlanması ve yine bu denklemlerinin açıklayıcılık güçlerinin istihdam denklemlerine göre oldukça yüksek olmasıdır.

 

M1’e göre elde edilen beklenen ve belenmeyen parasal büyümelerin etkilerinin incelendiği son reel değişken, sektörlerde oluşturulan katma değer miktarlarıdır. Bu grupta elde edilen sonuçlar bir önceki denklem grubu olan çıktı denklemleriyle aynı doğrultuda olmuş, sadece bu denklemlerin açıklayıcılık güçleri çıktı denklemlerine göre biraz düşük çıkmıştır.

 

Geniş tanımlı para arzının politika değişkeni olarak kullanıldığı Tablo 3’den elde edilen sonuçlar da politika etkisizliği hipotezini reddeder nitelikte olmuştur. Ancak tablo 3’deki Dokuma, giyim eşyası ve deri sanayiinin istihdam denklemi, çalışmada politika etkisizliği hipotezinin geçerli olduğu tek denklem olarak karşımıza çıkmaktadır. Kanımızca bu sonuç bu sektörün dışa açık olmasından (ihracat yapan bir sektör olmasından) kaynaklanmaktadır. M2’nin kullanıldığı istihdam denklemlerinde de açıklayıcılık güçleri diğer reel değişkenlere göre (çıktı, katma değer) iki denklem hariç küçük olmuştur. Bu denklemlerin yer aldığı sektörler, metal ana sanayi ve diğer imalat sanayidir. Ancak bu oranların M1 ile elde edilenlerle karşılaştırıldığında daha yüksek olduğu görülmektedir.

 

Geniş tanımlı para arzının kullanıldığı diğer reel değişken olan çıktı miktarında ise yine genel kanıyı bozmayacak biçimde hipotez reddedilmektedir. Bu denklemleri içeren dört sektörde sadece beklenen politika değişkeni denklemde yer almış diğer sektörlerde ise her iki politika değişkeni birlikte denklemde yer almıştır. Son reel değişken olan katma değer denklemlerinde de sonuçlar çıktı denklemlerinde elde edilenlere benzemektedir. Burada da dört sektörde sadece beklenen politika değişkenin reel etkisi yakalanmış diğer sektörlerde ise her iki politika değişkeni denklemde yer almıştır.

 

 

 

 

 

 

 


Tablo 2: Reel Sektör Denklemleri Sonuçları (M1)

 

Sektör

D

S.Terim

Yt-1

Yt-2

Yt-3

Yt-4

UMt-1

UMt-2

UMt-3

UMt-4

EMt-1

EMt-2

EMt-3

EMt-4

R2

Q(1)

Fum

Fem

Toplam imalat sanayi

1

0,0786a

(0,0159)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

-0,1554a

(0,0511)

 

 

0,195

0,0131

 

 

2

-0,0071

(0,0315)

 

-0,6039b

(0,2454)

-0,3824c

(0,2018)

 

0,7696a

(0,1442)

0,5654a

(0,1586)

0,3299c

(0,1817)

 

1,5219a

(0,4106)

 

0,8814a

(0,2023)

 

0,865

0,4827

18,993a

18,331a

3

0,0254

(0,0354)

 

 

 

 

0,6853a

(0,1663)

0,6805a

(0,1699)

0,5554a

(0,1728)

 

 

0,3970b

(0,1761)

 

0,8565a

(0,1866)

0,816

0,2899

19,184a

66,928a

Gıda, içki ve tütün sanayi

1

0,0978a

(0,0275)

-0,2589

(0,1612)

-0,2848c

(0,1603)

 

 

 

 

 

 

 

-0,2574c

(0,0826)

 

 

0,219

0,3716

 

 

2

-0,0524

(0,0361)

 

 

-0,4119b

(0,1966)

 

0,6479a

(0,1615)

0,9175a

(0,1611)

 

 

 

1,4384a

(0,3165)

 

0,4019b

(0,1778)

0,841

0,0041

29,790a

25,688a