Özellikle kamu hizmetleri görülürken
bazı kamu çalışanlarının görevlerini kötüye kullanarak, belli kişi ve
kurumlardan çıkar ve rant sağladıkları öteden beri bilinmektedir. Bu çalışmada,
Türkiye’de 1980 sonrası gün ışığına çıkan yolsuzlukların kamu
yatırımlarının-özellikle ulaştırma ve enerji yatırımları-yolsuzluk, kamu
gelirleri ve kişi başına gelir ilişkisi ele alınmaktadır. Türkiye’de 1980-2000
yılları arasındaki verileri kullanarak farklı değişkenlerin yolsuzluk
endeksleri (ICGR ve CPI) ile ilişkisi EKK yöntemi ile tahmin edilmiştir.
Sonuçta, kamu yatırımlarının yolsuzluk endeksleri ile anlamlı bir ilişki
içerisinde olduğu görülmektedir.
JEL Classification : D31, E62,H50
Anahtar kelimeler: Yolsuzluk Endeksi, Demokratikleşme, Ekonomik Risk, Kamu Harcamaları, Sosyal Güvenlik Harcamaları.
1.Giriş
Her hangi bir organizasyonun fonksiyonlarını etkin olarak yerine getirebilmesinde temel prensip ekonomik kararların alınmasında kişisel veya aile ilişkilerinin rol oynamamasıdır. Kamu çalışanlarının rolüne ilişkin temel varsayım, bu kişilerin ne yaptıklarını bildikleri ve sosyal refahı gerçekleştirmede tarafsız davrandıkları ve kişisel çıkar peşinde koşmadıklarıdır. Bu bağlamda, kamu sektöründeki yolsuzluk politikacılar ve/veya kamu görevlileri uygunsuz ve yasal olmayan bir şekilde kendi kendilerini zenginleştirdiklerinde veya kendilerine emanet edilen kamusal iktidarı kötüye kullanarak bu amaca yaklaşmaya çalıştıklarında gözlemlenebilen bir olgudur (Rose-Ackerman,1997).
Çürüme veya diğer adı ile yolsuzluk(corruption) 1990 lardan sonra literatürde geniş yer almaya başladı.. Buna rağmen yolsuzluk, oldukça eski bir geçmişe sahiptir. Yaklaşık iki bin yıl önce Hindistan kralının veziri Arthasastra çürüme ile ilgili bir kitap yazdığı bilinmektedir. Büyük Fansız düşünürlerden Dante, büyük İngiliz yazarlardan Shakespeare çürüme ve rüşvetle ilgili şikayetlerini dile getirmişlerdir. Türkiye, mirasçısı olduğu Osmanlı Devletinde rüşvetin oldukça yaygın olduğu anlaşılmaktadır. Büyük Divan şairi Fuzuli'nin (ölümü 1556) 'selam verdim rüşvet değildir diye almadı' ifadesi bir vecize gibi dillerde dolaşıyor. Yine Osmanlı Devletini önemli tarihçilerinden Katip Çelebi rüşvetle ilgili önemli bilgiler vermektedir. Türkiye Cumhuriyetinin önemli yazarlarının bir çoğun rüşvetin devlet mekanizmasında nasıl yer ettiği vurgulanmaktadır. Peyami Safa, Kemal Tahir gibi romancılarımız rüşveti önemli ölçüde işlemişlerdir. Rüşvet almaktan dolayı birçok ülkenin başbakanı ve bakanı görevlerinden olmuş veya mahkum olmuşlar. Son Yıllarda Türkiye'de yolsuzluklarla ilgili önemli söylentiler ve bakanlara kadar uzanan soruşturmalar, yolsuzlukların ciddiyetini ortaya koymaktadır. Yolsuzluk iki kategoride tanımlanmaktadır (Tanzi, 1994):
-Küçük yolsuzluk; hak ettikleri ücretin altında çalışan kamu görevlilerinin yaşamsal gereksinimlerini karşılamak için kamudan gelecek küçük katkılara güvenmeleri veya sundukları pek çok fırsat ve karlı işlere karşılık olarak fakirlere ödenmesi gereken bir sadakaymış gibi bu sunumların belli bir yüzdesini algılamalarıdır.
-Büyük yolsuzluk; önemli ekonomik kararların alınması sürecinde etkin olan üst düzey kamu görevlileri rutin olarak hükümete müteahhitlik işleri yapan veya hükümete satış yapanlardan rüşvet, komisyon, yüzdelik veya diğer hediyeleri almalarıdır.
Bu tür uygulamalar sosyal ve ekonomik seviyeleri ne olursa olsun bütün ülkelerde farklı derecelerde ortaya çıkmaktadır (Kaufmann, 1998). Özellikle de vergiler veya özel düzenlemelerin uygulanması ya da bir kamu hizmetinin sağlanması için kamu görevlilerinin direkt sorumluluğunun olduğu, özel ve kamu sektörünün birbirini etkilediği durumlarda yolsuzluğun ortaya çıkması çok daha büyük olasılık taşımaktadır (Berkman,1994). Yolsuzluğun olması için, bir kamu görevlisi, keyfi bir iktidar, bu kamu görevlisi tarafından iktidarın kötüye kullanılması ve ayni veya nakdi bir faydanın elde edilmesi gereklidir. Bu durum iki genel nedenden dolayı ortaya çıkmaktadır (Shleifer, 1994). Birincisi, hizmetlerin sunumu sırasında kurallara uyma zorunluluğu nedeniyle sistemi hızlandırmak için “yağlama” yapma zorunluluğu, ikincisi, hukukun zorunlu kıldığı halleri aşabilmek için kamu görevlilerinin hizmet sunmak durumunda oldukları kişilerden rüşvet almalarıdır. Rüşvet tipleri tablo 1’de özetlenmiştir.
Tablo
1:Rüşvet Tipleri
|
Kategori |
Rüşvet aşağıdaki işler için ödeniyor olabilir |
|
A B C D |
*Kıt bir faydayı elde etmek için, *Bir maliyetten kaçınmak için, *Bir devlet memuru tarafından kullanılan yetkiden faydalanmak için alınan referans mektubu, *Bir fayda elde edebilmek veya bir maliyetten kaçınabilmek için sağlanan bilgi için, *Faydanın başkaları tarafından paylaşılmasını önlemek için, *Başkalarına maliyet yüklemek için, |
Kaynak: Transparency International, National Integrity Systems, The TI Source Book, 1996
Ülkemizde en çok yolsuzluğa maruz kalan hükümet faaliyet alanları şu şekilde özetlenebilir (Aktan 1994);Kamusal istihkak ve sözleşmeler,ihracat ve ithalat izni veren lisanslarda,arazilerin parsellenmesinde, devlet gelirinin toplanmasında (gümrük veya vergiler), hükümet atamalarında, belediyelerde.
Bu tür uygulamaların ülke genelinde bürokrasinin ortak kültürünün bir parçası olduğu kanaati yaygın olarak kabul görüyorsa bütün ülkeyi kaplaması kaçınılmazdır. Zannedildiğinden daha çok, vatandaşlar gerekli veya arzulanan hizmetlere ulaşabilmek için ödedikleri küçük miktarları uygulanabilir olarak düşünüyorlar. Eğer miktarlar yüksek olursa o zaman bunun yanlış bir şey olduğunun farkına varıyorlar.
Tablo
2: YolsuzlukUygulamalarına Örnekler
|
Önemsiz yozlaşma uygulamaları |
Önemli yozlaşma uygulamaları (bürokratik keyfi iktidara ilişkin) |
|
*Hastanelerde bıçak parası olarak adlandırılan uygulama (doktorlar bunu bir hak, hastada yüksek olmamak koşuluyla doktorun hakkı olarak görüyor) *Gümrüklerde daha düşük maliyetle mal transferi için yapılan ödemeler (iç piyasada rekabet arttırıcı bir faktör olarak kabul ediliyor.) *Trafik kontrolleri, Pazar yeri izni, pasaport kontrolü gibi konularda yapılan ödemeler |
*Bakanların kendi yetkilerini satması *Memurların çoğunlukla yabancı bankalara hükümet sözleşmesinin bir yüzdesi olarak yatırılmasını sağladıkları paralar *Memurların çocuklarını çeşitli burslar bularak (ayni yardım) yurt dışında okutmaları *Memurların kendilerine ait olduğu bilinen (veya yakınlarına) firmalara ihalelerde aracılık etmeleri *Politik partilerin belirli mallara günübirlik gümrük vergileri koymaları |
Her toplumun yolsuzluğa ilişkin farklı bir algılaması vardır. Neyin uygun veya sorgulanabilir olduğunun kabulü büyük oranda farklılıklar göstermektedir. Farklılıklar çoğunlukla da işlerin nasıl yürütüleceğine ilişkindir
World Bank’a göre Çürümenin en kısa tanımı “özel menfaatleri için kamu gücünün istismar edilmesi”dir. Burada özel kişi sadece bir kişi değil bir kabile, bir grup, bir parti, bir aile vb. olabilir. Çürüme birkaç şekilde olabilir (Tanzi,1998);
- Bürokratik,
-Maliyet azaltıcı veya fayda artırıcı şekilde olabilir,
-Rüşvet teklif etmek veya rüşvete muhatap olmak,
-Zorla yapılması veya anlaşmalı.,
-Merkezi veya ademi merkezi,
-Öngörülmüş veya keyfi olabilir,
-Nakit şeklinde veya nakit dışı olabilir.
Çürümeye sebep iki tür faktörden bahsedilebilir; direk faktörler ve dolaylı faktörler: Direk faktörler; ekonomi alanında Nobel alan G.Becker, “devletten vazgeçtiğimiz zaman çürümeden de kurtuluruz”* şeklindeki ifadesinin doğruluk payı yüksek de olsa, devletin etkin olduğu İskandinav ülkeleri ve Kanada da yolsuzluk en düşük seviyede seyretmektedir. Buna karşın gelişmekte olan ülkelerde yolsuzluk en üst düzeydedir. Direk faktörler arasında düzenlemeler ve yetkiler(işyeri ruhsatı almak, vergi vermek, araba alımı, emlak kaydı vb gibi), vergileme, harcama kararları (yatırım projelerinin kabulünde alınan komisyonlar), Piyasa fiyatlarının altında mal ve hizmet temin etmek, partilerin finansmanı gibi faktörler yolsuzluğu artıran birincil sebepler arasında zikredilebilir. Yolsuzluğa sebep dolaylı faktörler arsından,bürokrasinin kalitesi, kamu sektöründeki ücret seviyesi,ceza sistemi, kurumsal kontroller, şeffaflık, liderlerin örnek davranışları sayılabilirler.
Yolsuzluk tercihleri saptırdığı için zararlıdır. Kamusal alandaki kararların çoğu kamusal mallar için alınmaktadır. Kaynakların etkin kullanımı hükümetin güvenilirliği ve etkinliği için gereklidir. Kamu menfaati yerine küçük kişisel çıkarların peşinde koşmak, geniş toplum kesimleri üzerine önemli bir maliyet yüklemektedir (Tanzi, 1997). Bu noktada şu örnekler verilebilir:Kamusal edinim sürecinde eğer yolsuzluk varsa vergi verenlerin parası gereksiz projelerin finansmanında kullanılır. Mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki maliyetlerin artışıyla ekonomik hayat zarar görür. Ekonomik olarak sürdürülebilirliği ve uygunluğu olmayan verimsiz yatırım projelerinin desteklenmesiyle ülkenin hemen her alandaki standartları düşer. Ayrıca o ülkenin bağımlılığı ve yoksulluğu artar. Son ekonomik araştırmalar yüksek seviyedeki yolsuzlukla ekonomik büyüme arasında tersine bir ilişki olduğunu göstermiştir (Mauro, 1995). Ayrıca yasal olmayan ödemeler hem maliyetleri arttırmakta hem de kamusal mal ve hizmetlerin kalitesini %30 dan %50’ye varan oranlarda azaltmaktadır (Wade, 1982).
Yolsuzluktan elde edilen paralar yatırım olarak ülkede kalmaz, ya yabancı bankalara transfer edilir ya da kişisel tüketim tercihleri için kullanılır. Özetlemek gerekirse, yolsuzluk maliyetlerini iki temel alanda toplamak olasıdır.
Kaynak israfı olarak yolsuzluk; Eğer yolsuzluk rüşvet şeklinde ise, bu kamusal amaçlar için elde edilebilir toplam miktarın azalmasına yol açar.Yolsuzluk verimlilik çabalarında önemli kayıplara neden olur (rüşvet beklentisi memurlar arasında yapay bir savsaklamaya ve kırtasiyeciliğe yol açar).Yolsuzluk kamusal idarenin fiyatlarını yükseltir.
Tahsisat çarpıklığı açısından; Yolsuzluk kararların insan ihtiyacına göre değil de parasal ağırlıklarına göre alınmasına neden olur. Bir rüşvet anlaşması kamu sektörü amaçlarında başarısızlığı temsil eder. Örnek oluşturan olumsuz davranışlar başarısızlığa yol açar. Hükümetteki yolsuzlukların insanlar tarafından fark edilmesiyle kurumsal otoriteye karşı saygı azalır ve hükümet meşruluk temelini yitirir. Eğer üst düzey politikacılar ve bürokratların yaygın olarak yolsuzluk yaptığına inanılıyorsa kamuoyu bunun gerçeklik derecesini çoğu zaman düşünmeyecektir.
World Development Report 1997’ye yolsuzluğa yol açan faktörler şunlardır; Kamu çalışanlarının geniş takdir yetkilerinin bulunması buna karşılık dar bir sorumluluk alanlarının olması. Politik çevrenin uygun olmaması yani çarpıtılmış fiyatlar. Kontrollerin ve dengelerin olmaması, (yani, parlamento da dahil yolsuzlukla mücadele edecek kurum ve kuruluşların zayıf olması).Uygulama mekanizmalarının zayıflığı (yani, yargı bağımsızlığının olmaması, davacı kurumların zayıflığı).Yolsuzluktan sağlanan faydanın verilecek ceza sonuçlarından daha büyük olduğu yerlerde (yani kamu ücretlerinin düşük olması durumu) yolsuzluk daha yoğun olur.
Bu çalışmada verileri kullanılan ICRG 1982 yılından itibaren 117 ülke için politik risk, finansal risk, ekonomik risk ve bileşik risk oranlarını yayınlanmaktadır. Özel bir yatırım risk kurumudur. ICRG ölçümlerinde yolsuzluk değişkenlerden birisidir ve politik risk hesaplanırken %6, bileşik risk hesaplanırken %3’lük bir değere sahiptir. Çalışmada verileri kullanılan bir diğer kurum sloganı “Yolsuzluğa karşı küresel koalisyon”olan TI uluslararası sivil bir organizasyondur ve kendini bütün ülkeleri kapsayacak şekilde yolsuzlukla mücadeleye adamıştır.
3.Verilerin Tanımı
Bu çalışmada Türkiye’nin 1980-2000 döneminde uluslararası yolsuzluk endekslerinin yardımı ile ülkedeki yolsuzlukların boyutu ve işgal ettiği sektörler ortaya konulmak istenmektedir. Kapalı ekonomilerde ve kapalı rejimlerde yolsuzlukların boyutu pek bilinmezken demokratikleşen ve bu yönde çaba sarf eden ülkelerde yolsuzluklar medyanın da katkılarıyla kamuoyuna duyurulmaktadır. Türkiye’yi de bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Bu gözleme istinaden Türkiye’nin 1980-2000 yılları arasımdaki yolsuzluk seyri ele alınmaktadır. Bir ülkedeki yolsuzlukların oranı ve yaygınlığı hakkında bazı uluslararası kuruluşlarca hazırlanan endeksler esas alınmaktadır. Özellikle bu alanda çalışan iki önemli kuruluş Transparancy International(TI) ve Guttingen Üniversitesi tarafında hazırlana Corruption Perceptions Index(CPI) ile özel bir kuruluş (CMS) tarafından hazırlanan International Country Risk Guide (ICRG) Corruption Index kullanılmaktadır. Bu endekslerden ICRG verileri 1982 den beri düzenli olarak verilmektedir. Buna karşın CPI endeksi ise 1980 den sonra başlamakta ve verileri bazen birkaç yıllık ortalamalar şeklinde devam etmektedir. CPI endeksi 54 ülke ile başlamış daha sonra 90 ülkeye kadar çıkmıştır. CPI endeksi sıfır(en yüksek yolsuzluk) ile 10 ( en düşük yolsuzluk) rakamı arasında değişmektedir. ICRG endeksi ise sıfır(en yüksek yolsuzluk), ve 6( en düşük yolsuzluk) arasında değişmektedir. Bütünlüğün bozulmaması için ICRG değerleri 10/6 ile çarpılarak her iki endeks aynı oran şeklinde ifade edilmektedir. ICGR endeksinin 1980-1982 arasındaki değerleri CPI ile takviye edilerek dönem aynen muhafaza edilmiştir.
Transparaency
International(TI) nın CPI yolsuzluk
endeksine göre 1990 öncesi Türkiye’nin endeksi 54 ülke içerisinde
sıralamada 33. ve notu 4.05 dir. 2000 yılı endeksinde Türkiye 90 ülke
içerisinde ellinci sırada yer almakta ve notu 3.82’e düşmüştür. Türkiye’de aynı
kategoride yer alan ülkeler pek yabancı değiller. Brezilya, Arjantin,
Hırvatistan yer almaktadır. Oysa Türkiye’nin üyesi olmak istediği AT üyeleri
İskandinav ülkelerinden sonra en yüksek nota sahip, sıralamaların en tepesinde
yer almaktadırlar (www.transparency.org.). Genellikle sanayileşmiş ve demokrasi
sıralamasında üst sıralarda yer alan ülkelerin yolsuzluk notu yüksek (yolsuzluk
yok denecek kadar az), gelişmekte olan ve demokrasilerine işlerlik
kazandıramamış ülkelerin notu ise düşüktür (yolsuzluk bu ülkelerde daha fazla).*. Bu durumda demokratikleşmeyle
yolsuzlukların ters yönlü bir ilişki içerisinde olduğu kanısına varmak pek
yanlış olmaz. İki ülke gurubu arasındaki farklılıklarda, ekonomik gelişmişlik,
iktidarların kurumsallaşması ve siyasal ilişkilerde himayeciliğin (patronaj
ilişkileri) değil de sivil toplum örgütlerinin hakim olması olarak
özetlenebilir.
Aşağıda Şekil 1 Türkiye’de yolsuzlukla ilgili serilerin logaritma değerleri verilmektedir.

Yolsuzlukların en çok olduğu alanın kamu yatırımlarına ilişkin olduğu belirtilmiştir (Tanzi, Davoodi 1997). Türkiye’de de özellikle kamu yatırımlarının yolsuzluklara konu olduğu öteden beri bilinmektedir. Bu yatırımlar içerisinde ise enerji sektörü ile ulaştırma sektörünün pahalı ihalelerle yatırımlara başvurmasının özel bir önemi vardır. Bu alanda yetkili olan kamu bürokrasisinin yetkilerini rant aracı olarak kötüye kullandıkları zamana zaman gündeme gelmekte ve adli soruşturmalara konu olmaktadır (http//www.tesev.org/).
Bu araştırmada kullanılacak değişkenler yukarıdaki gerçeklerden hareketle belirlenmiştir. Modelde kullanılacak değişkenlerden KYT kamu yatırımlarının GSYİH’a oranını, ICRG, ve CPI farklı yolsuzluk endekslerini, KG kamu gelirlerinin GSYİH’ya oranını, ULS ulaştırma yatırımlarının toplam yatırımlar içindeki payını, ENJ enerji yatırımlarını toplam yatırımlar içindeki yüzde payını, KBG kişi başına reel geliri(1/1000) TL olarak göstermektedir. Bütün değişkenlerin logaritması alınarak önlerine doğal logaritma ifadesi (ln) getirilmiştir.
Yapılan analizde 20 yıllık süre içerisinde kamu yatırımlarının, ulaştırma ve enerji yatırımlarının ve kamu gelirlerinin değişik formlardaki modellerinin yolsuzluk endeksi ile ilişkileri ele alınmıştır. Bu konuda yapılan çalışmalarda da (Tanzi, Davoodi 1997)– benzer bir yöntem kullanılmaktadır.
4.Yöntem
Yapılan analizlerde 21 yıllık veriler kullanarak değişik yolsuzlukların ekonomideki etkileri ele alınmaktadır. Kullanılan Enküçük Kareler yöntemi aşağıdaki şekilde ifade edilebilir;
![]()
Aşağıdaki Tablo 1’de ilk modelde kamu yatırımları ile yolsuzluk endeksi arasında pozitif ilişki bulunmaktadır. Kamu yatırımlarının yolsuzluk elastikiyeti katsayısı birden küçüktür. Endeks lnKYT’ye göre daha hızlı değişmektedir. Modele değişkenler lnKBG ve ln KG ilave edildikçe yolsuzluk endeksinin hassasiyeti artmaktadır. Değişkenlerin artışı ile birlikte R2 de hızlı bir şekilde artmaktadır. Son iki denklemde ilgi çeken bir başka konu LnKBG ve lnKG ‘değişkenlerinin lnKYT ile ters işaretli olmalarıdır.
Bağımlı değişken LnKYT
Bağımsız Değişken (1) (2) (3)
Sabit 1.285 1.969 3.293
(9.98) (16.144) (11.33)
LnICRG 0.457 0.187 0.168
(5.38) (2.665) (2.648)
LnKBG -0.647 -0.425
(-9.11) (-5.42)
LnKG -0.50
(-4.92)
Düzeltilmiş R2 0.22 0.57 0.65
Gözlem Sayısı 126 126 126
Dönem :1980-2000
Tablo 2 de ise LnKG ile lnICRG arasında herhangi bir anlamlılık ilişkisi bulunmamaktadır. Modelde t istatistiğinin çok düşük olması yolsuzluk endeksi katsayısını anlamsız kılmaktadır. R2 değeri yine bu modelde düşük olarak ortaya çıkmaktadır.
Bağımlı değişken LnKG
Bağımsız Değişken (1) (2) (3)
Sabit 2.65
(24.67)
LnICRG -0.038
(-0.61)*
LnKBG 0.44
(7.10)
Düzeltilmiş R2 0.38
Gözlem Sayısı 126
Dönem :1980-2000
Tablo 3 Türkiye için çarpıcı sonuçları vermektedir. Enerji yatırımlarının yolsuzluk elastikiyeti yaklaşık bire eşittir. Yani birim elastikiyet vardır. Yolsuzluk endeksindeki birim artış enerji yatırımlarını azaltmaktadır. Veya endeksin düşüşü ile enerji yatırımlarının artışı söz konusudur. Yani endeksin düşmesi yolsuzlukların artışı anlamına gelmektedir. İkinci ve üçüncü modelde elastikiyet birden büyük ve yine negatif işaretlidir. Son modelde kamu gelirleri ile enerji yatırımları arsında herhangi bir anlamlılık ilişkisi çıkmamaktadır. Her üç modelde de R2 pek yüksek görünmemektedir.
Bağımlı değişken LnENJ
Bağımsız Değişken (1) (2) (3)
Sabit 3.6 4.46 3.99
(13.46) (14.22) (4.8)
LnICRG -0.97 -1.31 -1.31 (-5.52) (-7.29) (-7.22)
LnKBG -0.80 -0.88 (-4.40) (-3.93)
LnKG 0.17 (0.60)*
Düzeltilmiş R2 0.23 0.35 0.33
Gözlem Sayısı 126 126 126
Dönem :1980-2000
t değerleri parantez içindedir
Tablo 4 te bir önceki Tablo 3 gibi benzer sonuçları vermektedir. Ancak son iki modelde R2’ın oldukça yüksek çıkması dikkati çekmektedir. Ayrıca kamu gelirleri ile ulaştırma yatırımları arasında pozitif bir ilişki olduğu görülüyor. Ulaştırma yatırımları kamu gelirleri ulaştırma yatırımlarına pozitif etki yaparken enerji yatırımlarına böyle bir etki yaptığı görülmemektedir.
Bağımlı değişken LnULŞ
Bağımsız Değişken (1) (2) (3)
Sabit 3.86 3.08 1.95
(25.80) (21.34) (5.36)
LnICRG -0.51 -0.21 -0.20 (-5.26) (-2.57) (-2.48)
LnKBG 0.73 0.54
(8.66) (5.50)
0.43
LnKG (3.37)
Düzeltilmiş R2 0.21 0.54 0.59
Gözlem Sayısı 126 126 126
Dönem :1980-2000
t değerleri parantez içindedir
Tablo 5 ve Tablo 6 ulaştırma yatımları ile enerji yatırımlarının ICGR yerine diğer yolsuzluk endeksi olan CPI kullanılarak aynı yöntemle tahminler yapılmıştır. Tablo 5 de enerji yatırımlarının CPI endeksi, kişi başına gelir ve kamu gelirleri ile ters işaretli olduğu ilginç bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Tablodaki son iki denklemde R2 oldukça yüksek ve parametreler yeterli anlamlılık düzeyine sahiptirler.
Bağımlı değişken LnENJ
Bağımsız Değişken (1) (2) (3)
Sabit 7.31 12.25 15.52
(9.42) (15.21) (13.28)
LnCPI -3.78 -6.93 -7.73 (-6.66) (-12.45) (-13.51)
LnKBG -1.44 -1.20
(-9.19) (-7.39)
LnKG -0.82
(-3.70)
Düzeltilmiş R2 0.26 0.56 0.60
Gözlem Sayısı 126 126 126
t değerleri parantez içindedir
Tablo 6 da ulaştırma yatırımlarının her üç modelde de CPI
ile ters işaretli ve elastikiyet birden büyüktür. CPI deki yüzde birlik değişme
ulaştırma yatırımlarını ters yönde yüzde birin üstündeki bir katsayı ile
etkilemektedir.Ulaştırma yatırımlarının kamu gelirleriyle herhangi bir
anlamlılık ilişkisi bulunmamaktadır. ICRG endeksinin kullanıldığı modelde ise
enerji yatırımlarının kamu gelirleri ile bir anlamlı ilişkisi bulunmamaktaydı.
Bağımlı değişken LnULŞ
Bağımsız Değişken (1) (2) (3)
Sabit 7.71 6.42 6.08
(25.14) (15.70) (12.23)
LnCPI -3.39 -2.56 -2.48 (-16.90) (-11.39) (-10.20)
LnKBG 0.37 0.35
(5.9) (5.06)
LnKG 0.086*
(0.36)
Düzeltilmiş R2 0.70 0.76 0.77
Gözlem Sayısı 105 105 105
t değerleri parantez içindedir
Türkiye’de yolsuzluk endeksleri ile kamu yatırımları ve bu yatırımların alt sektörleri arasındaki ilişkinin varlığı panel data yöntemi ile tespit edilmeye çalışılmıştır. 1980-2000 döneminde yolsuzluk endeksinin (ICRG) kamu yatırımlarına karşı hassas olduğu, yani kamu yatırımlarındaki küçük bir değişme endeksi daha fazla hareketlendirdiği anlaşılmaktadır. Buna karşın ulaştırma yatırımları ve enerji yatırımlarının, kamu gelirleri ve kişi başına gelirin de dahil edildiği modellerde bu iki değişenin yolsuzluk endeksi ile (ICRG) ters işaretli olduğu görülmektedir. Yolsuzluk endeksinin düşmesi, bir anlamda yolsuzluğun artması enerji ve ulaştırma yatırımlarını arttırıcı yönde etki sağlamaktadır. Yine bu tür modellerde R2 değerini yüksek çıkması bu ilişkinin güçlülüğünü de ifade etmektedir.
Benzer bir uygulama CPI yolsuzluk endeksi kullanılarak aynı modeller denenmiştir. Katsayılar arsında farklılıklar bulunmakla birlikte, ulaştırma ve enerji yatırımlarının yolsuzluklarla ilişkisi aynen önceki modellerde olduğu gibi devam etmektedir. Bu iki yolsuzluk endeksi de gösteriyor ki kamunun alt yatırımları ile yolsuzluklar arasında ciddi bir ilişki bulunmaktadır. Yolsuzluklar bir taraftan kamu yatırımlarını artırıyor görünmesine rağmen,diğer taraftan kamu gelirleri ve kişi başına gelir üzerinde negatif etkisi söz konusu. Buna göre yolsuzlukların büyümeyi geciktirici ve kamu yatırımlarını verimsizleştirici bir yönü bulunmaktadır.
Büütn veriler DİE,DPT ve TCMB kaynaklarından temin edilmiştir.
Aktan, C. C. (1990), (çev: J.M.Buchanan), Politikanın Ekonomik Analizi: Kamu Tercihi Teoremi, Banka ve Ekonomik Yorumlar Dergisi, s.37-49.
Berkman, Ü. (1994) “Az Gelişmiş Ülkelerde Bürokrasi ve Yolsuzluk” Politik Yozlaşma Ve Şeffaf Yönetim Sempozyumu, Dokuz Eylül Üniversitesi, İİBF
Claude, B. Erb, Champell R. Harvey, and Tadas E. Viskanta. (1996) “Political Risk, Economic Risk, and Financal Risk” Financial Analysts Journal Novenber/December 29-45.
Davoodi, H., R. Alonse-Terme. (1998), ‘Does Corruption Affect Income Inequality and Poverty’ IMF Working Paper.
Isham, J., D. Kaufmann, L. H. Pritchett (1997), ‘Civil Liberties,Democracy an the Performance of the Goverment Projects’ World Bank Economic Review(May) 11:219-42.
Kauffmann, Daniel, G. W. Cheryl. (1998), ‘Corruption and Development’ Finance & Development March, 7-10.
Mauro, Paolo. (1995), ‘Corruption and Growth’ Quaterly Journal of Economics 109:681-712.
Mello, L., Sab, R. (2000), ‘Government Spending, Rights, and Civil Liberties’ IMF Working Paper.
Pritchett, L., D. Kaufmann (1998), ‘Civil Liberties, Democracy an the Performance of the Goverment Projects’ Finance and Development,Vol.35(March):26-29.
Ravillion, M. (1997), ‘Can High-Inequality Developing Countries Escape Absolute Poverty?’ Economic Letters,56:51-57.
Rose-Ackerman, S. (1997), ‘Corruption and Development’, Annual World Bank Conference on Development Economics,The World Bank, Washington,D.C. 35-61.
Rose-Ackerman. (1997) “Corruption and Development” Annual World Bank Conference on Development Economics,The World Bank, Washington,D.C. 35-61.
Sen,Amartya (1990) On Ethics and Economics,Basil Blackwell,Oxford,UK
Shleifer, Andrei and Robert W. Vishny, (1994), ‘Politicans and Firms’, Quaterly Journal of Economics, November.
Tanzi, V. (1994), ‘Corruption, Government Activities and Markets’, IMF Working Paper, August.
Tanzi, V. (1998), ‘Corruption Around the Word ; Cause,
Consequences, Scope, and Course’ IMF
Working Paper, August.
Tanzi, V. (1998), ‘Fundamental Determinants of Inequality and Role of Government’, IMF Working Paper.
Tanzi, V., Davoodi, H. (2000), ‘Corroption, Growth and, Public Finance’, IMF Working Paper.
Tanzi, Vito. (1994) “Corruption, Government Activities and Markets” IMF Working Paper, August.
Tanzi,V., Davoodi, H. (1997), ‘Corroption, Public Investment,and Growth’, IMF Working Paper.
Tanzi,V.,Davoodi,H.(1997)Corroption, Public Investment,and Growth, IMF Working Paper.
Wade, Robert. (1982), ‘The System of Administrative and Political Corruption: Canal Irrigation in South India’, Journal of Development Studies, 18; 287-327.
Wei, S. (1997), ‘How Taxing is Corruption on
International Investors’, Obstacle, NBER Working Paper.May.
Wei, S. (2000), ‘Corruption in e Economic Development; Benefical Grease, Minor
Annoyance or Major’, Obstacle, NBER Working Paper.
* Doç.Dr.Cumhuriyet Üniversitesi,İİBF, SİVAS.
** Yard.Doç.Dr. Cumhuriyet Üniversitesi,İİBF,SİVAS
* G.Becker’in bu ifadeyi Business Week dergisindeki yazısında söylediği ifade edilmektedir (Tanzi, 1998).
*Yolsuzluklarala ilgili çalışma yapan internet siteleri aşağıdaki gibi sıralanabilir; (http://www.gwdg.de/~uwvw/rank-97.htm.20.03.2001) http://www.worldaudit.org/corruption.htm 20.03. 2001)
(http://www.countrydata.com/ 20.03.2001)
(http://www.transparency.de/documents/cpi/ 20.03.2001)