SEÇİLMİŞ
HİSSE SENETLERİNDEN MİNİMUM RİSK
DÜZEYİNDE
MAKSİMUM GETİRİLİ PORTFÖYÜN
OYUN KURAMIYLA OLUŞTURULMASI
Yrd. Doç. Dr. Tuncer ÖZDİL
Prof. Dr. Cengiz YILMAZ
Celal Bayar Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler
Fakültesi İşletme Bölümü
45030 / MANİSA
e-mail: tozdil12@hotmail.com
Bireysel tasarrufların
yatırımlara kanalize edilmesi finansal piyasalar aracılığıyla
gerçekleşmektedir. Bilindiği gibi
piyasalar bir çok sosyo-ekonomik değişkenin etkisi altında kaldığı için
belirsizlik ve riski de beraberinde getirmektedirler. Ayrıca bu piyasalarda
karar verici konumdaki firma ya da bireylerin aldıkları ekonomik kararlar,
birbirinin sonucunu etkileyen etkileşimli kararlar olmaktadır. Etkileşimli
karar almaya yönelik, riski minimize eden temel matematiksel yaklaşımlardan
birisi oyun kuramıdır.
Oyun kuramının başarısı
gerekli veriler sağlanarak oluşturulan ödemeler matrisinin problemin gerçek
doğasını temsil yeteneğine bağlıdır. İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında (
İMKB ) seçilmiş hisse senetlerinden minimum risk düzeyinde maksimum getirili
portföy oluşturma problemi doğaya karşı oynanan iki kişilik sıfır toplamlı bir
oyun olarak düşünülebilir. Oyunda taraflardan biri gelirini maksimize etmek
isteyen yatırımcı, diğeri ise İMKB yani doğadır. Modelde yatırım dönemi bir ay
olarak düşünülmüştür. Piyasa bu dönemde elinde sonsuz sayıdaki stratejiden
herhangi birini oynayarak hisse senetlerinin o anki piyasa değerini
belirlemektedir. Bu durumda yatırımcının stratejileri elindeki fonun ne
kadarını hangi hisse senedine yatırmak olarak sınırlandırılabilir. Ödemeler
matrisi 1993 – 2000 dönemindeki sekiz yılın her ayı için seçilmiş hisse
senetlerinin net getirileriyle oluşturulmuştur. Oniki ayrı ödemeler matrisi
doğrusal programlama modeline dönüştürülerek, sekiz yıllık verilerden hareketle
her ay için yatırımcının minimum risk düzeyinde elde edebileceği maksimum
geliri veren portföyü elde edilmektedir.
Bunun yanısıra yatırımcı
hedeflediği getiri düzeyindeki katlanacağı riski de bilmek ister. Risk ile
getiri arasında ödünlemede bulunur. Bu yaklaşım genişletilerek belli
getirilerde gerçekleşecek risk düzeylerinin hesaplanmasında da kullanılabilir .
n
Bildirinin ilgili olabileceği en uygun konu başlıkları
1-) Yöneylem araştırması uygulamaları
2-) Matematiksel Programlama (Oyun kuramı)
3-) Yatırım ve Finansal Planlama
1-) Giriş
Finansal piyasalar
aracılığıyla tasarruflar gelir getiren yatırımlara dönüştürülmekte böylece
ekonomide tasarruf eğilimi artmaktadır. Tasarrufların verimli yatırımlara kanalize
olması ise hızlı ve sağlıklı ekonomik büyümenin temel kaynağını
oluşturmaktadır. Tasarruf sahipleri tasarruflarını yönlendirdikleri piyasa
türüne göre farklı finansal varlık geliri elde ederler. Örneğin tasarruflarını
sermaye piyasasına yönlendirerek hisse senedi satın aldıklarında temettü geliri
elde ederler. Eğer tahvil satın almışlarsa tahvilin sabit faiz oranı üzerinden
tahvil getirisi elde ederler. Hangisi olursa olsun, bu gelirlerin yanı sıra
yatırımcılar bu finansal varlıkların ikincil piyasada; piyasa koşullarına göre
değişen fiyat hareketlerinden de yararlanarak kazanç elde etmeye çalışırlar.
Finansal piyasaların temel
özelliği belirsizlik ve riskin varlığıdır. Yatırımcılar gelir elde etme
amacıyla özellikle hisse senedine yatırım yaptıklarında ciddi bir riske
katlanmaktadırlar. Bütün finansal varlıklarda olduğu gibi hisse senedi
fiyatlarını da önceden tahmin etmek oldukça güç hatta olanaksızdır. Bu fiyatlar
çok sayıda ölçülebilen ve ölçülemeyen sosyo-ekonomik değişkenin etkisi altında
kalmaktadır. Tahminlemeye yönelik olarak geliştirilmiş hareketli ortalamalar,
regresyon, zaman serisi analizleri gibi istatistiksel yöntemler bulunmakla
birlikte söz konusu değişkenlerin sayıca fazlalığı, kendi aralarındaki
etkileşimler ve bunların modellere yansıtılmalarındaki güçlükler gibi
nedenlerle çoğu kez bu yöntemlerden sağlıklı sonuçlar alınamamaktadır. Sonuçta
bu piyasalarda belirsizliğin beraberinde getirdiği risk unsuru ön plana
çıkmaktadır.
2-) Finansal Piyasaların
Genel Bir Değerlendirmesi
Finansal piyasalar, ekonomik
büyüme hedefini gerçekleştirme amacına yönelik olarak kapasite arttırıcı
yatırımlara kaynaklık ederken, diğer yandan sermayenin tabana yayılması yoluyla
gelir dağılımı dengesizliklerini giderme amacına da hizmet etmektedirler. Ayrıca
yatırımcısına piyasa koşullarına göre oldukça iyimser kazançlar sağlaması
yönüyle tasarrufları özendirici bir unsur olurken sermaye birikimine de katkıda
bulunmaktadırlar. Ekonomik büyümenin sürdürülebilmesi için gerekli olan üretim
artışı ancak yatırım artışları suretiyle üretim kapasitesinin genişletilmesiyle
olanaklıdır. Ekonomik anlamda yatırımların kaynağı ise bireysel tasarruflardır.
Bireysel tasarruflar ekonomik birimlerin (hane halkları) elde ettikleri
gelirlerden daha az harcama yapmalarıyla oluşurlar. Tasarruf sahipleri
tasarruflarının atıl kalmasını önlemek ve ek bir gelir elde edebilmek için
tasarruflarını harcama açığı bulunan birimlere aktarmak isterler. Fon arz ve
talep edenlerin her zaman ekonomik birimler olarak bir araya gelmelerinin
zorluğu karşısında tasarruf fazlası olanlarla fon açığı bulunanların
karşılaşmalarını sağlamak ve bunlar arasında fon akışını gerçekleştirmek
amacıyla bir piyasa mekanizmasının oluşması gerekmektedir. Fon arz ve talep
eden ekonomik birimlerin karşılaşmalarını ve arada fon akışını sağlayan
mekanizmaya finansal piyasalar denmektedir (Bolak, 1194, s.25).
İster gelişmiş ister gelişmekte olan ülke ekonomilerinde, finansal piyasaların bu temel işlevlerini yerine getirmeleri ancak etkin bir piyasa olmalarıyla olanaklıdır. Kısaca, etkin piyasa, fiyatların tamamen piyasa koşullarınca belirlenen arz - talep dengesiyle oluştuğu, en küçük bir bilgi ya da farklılaşmaya makul, mantıklı sınırlarda duyarlı olduğu, her türlü bilgi akışının sağlandığı şeffaf bir ortamı tanımlamaktadır. Aslında etkin piyasa varsayımı gelişmiş ülke ekonomileri için bile oldukça iddialı bir varsayımdır. Gelişmiş ülke ekonomilerindeki finansal piyasalarda da zaman zaman kendi içsel ya da dışsal koşullarından kaynaklanan istikrarsızlıklar ani iniş ve çıkışlar olabilmektedir. Özellikle gelişmekte olan ülke ekonomileri finansal piyasalarında bu tür istikrarsızlık ve spekülatif faaliyetler daha sık olmaktadır. Bu da beraberinde belirsizlik ve riski getirmektedir. Belirsizlik ve risk; finansal piyasalarda yatırımcıların aldıkları finansal kararların başarısını doğrudan etkilemektedirler. Genel bir kanı olarak, düşük gelirin düşük riski, yüksek gelirin yüksek riski beraberinde getirdiği kabul edilmektedir.
Belirsizlik ve
risk küçük yatırımcının piyasalardan uzaklaşmasına neden olurken sermaye
birikimini azaltmakta dengeli gelir dağılımı hedefini de zorlaştırmaktadır.
Ancak finansal
piyasalar ekonominin vazgeçilmez unsurudur. Belirsizlik ve risk altında
finansal kararlar alınmaktadır. Bilinen finansal karar verme teknikleri geçmiş
dönem verilerinden hareketle geleceği tahmin ilkesine dayanmaktadır. Geçmiş
dönem verileri hareketli ortalamalar, üssel düzeltim vb. istatistik tekniklerle
yumuşatılarak istatistiksel ve ekonometrik modeller oluşturulmaktadır. Fakat
finansal varlıkların geçmiş dönem verilerinin istikrarsız olmalarının yanısıra
bunların çok sayıda sosyo-ekonomik değişkenin etkisi altında olmaları ve
bunların modellere yansıtılamayışları ciddi bir problem olarak karşımıza
çıkmaktadır. Bu nedenle, zaman serileri, trend analizi, regresyon analizi gibi
kantitatif tekniklerin finansal varlıkların fiyat tahminlemelerinde
kullanılamayacağı veya elde edilecek sonuçların güvenilirliğinin az olacağı
belirtilmektedir.
Finansal
karar vermede temel yaklaşım portföy oluşturmaktır. Yatırımcı risk - getiri ekseni üzerinde katlanabileceği
risk düzeyinin belirlediği kendi bireysel kayıtsızlık eğrisinin eksene teğet
olduğu noktada dengeye ulaşmakta, burada oluşan portföy yatırımcı için optimal
portföy olmaktadır. Bu nedenle olası portföylerin risk ve getirilerinin
yatırımcı tarafından biliniyor olması oldukça önemlidir. Bu yaklaşım portföy
analizini gerektirmektedir. Portföy analizinde geleneksel yaklaşım ve modern
yaklaşım olarak iki farklı değerlendirme söz konusudur. Geleneksel yaklaşım
riski dağıtma ilkesine bağlı olarak çok sayıda finansal varlığın oluşturduğu
çeşitlendirmeyi önerirken, modern yaklaşım az sayıda finansal varlıkla riski
minimize etmeyi önermektedir(Sarıkamış, 1995, s.15). Ancak portföy analizi tek dönemlik
analiz olup geleceği tahminlemeye dayanmaktadır ve hangi portföyün ne kadar
süreyle oluşturulması gerektiğini belirlememektedir. Gerçi portföy yönetimiyle ilgili, maliyeti ortalama
stratejisi, sabit değer planı, sabit oran planı gibi yöntemler geliştirilmiştir.
Ancak bunlar deneyimlerden yola çıkılarak oluşturulan varsayımlara
dayanmaktadır.
Türkiye’de,
Sharpe tarafından geliştirilen finansal varlıkları fiyatlama modeli 1989
yılında ülkemiz sermaye piyasasına uyarlanmış, sözkonusu çalışmada etkin piyasa
özelliklerinin oluşmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Ünvan, 1989, s.28). Geçen
süreç içerisinde etkin piyasa olma yolunda ciddi gelişmeler olmakla birlikte,
bu konuda henüz daha istenen düzeye ulaşılamadığı görülmektedir (Özçam, 1997,
s.147).
Aslında gelişmiş
ülke ekonomilerindeki finansal piyasalar için de benzer olumsuzluklar
geçerlidir. ABD’de New-York borsasında yapılan bir araştırma, riskin
ölçülmesinde yatırımcıların spesifik pay senedi yaklaşımını benimsediğini
ortaya koymuştur. Tipik bir yatırımcının portföyünün ortalama finansal varlık
sayısı 4’ten az çıkmıştır (Akgüç, 1989, s.688). Ancak kurumların portföy
yaklaşımını seçtikleri düşünülebilir. Fakat, burada da başarısızlık durumunda
portföy yöneticilerinin kendilerini aklama çabaları, daha doğrusu sorumluluktan
kaçmaları vb. bir dizi sosyo-ekonomik faktörler portföy yaklaşımının teoride
belirtildiği şekilde uygulanmasını zorlaştırmaktadır.
3-)
Finansal Piyasalar ve Oyun Kuramı
Belirsizlik
ve riskin bulunduğu finansal piyasalarda finansal karar vermenin oyun kuramı
mantığıyla incelenmesi ilginç bir yaklaşım olabilir. Oyun, belirsizlik ve risk
altında oynanır. Çatışmanın yer aldığı kararlarda oyun kuramı sağlıklı sonuçlar
verebilmektedir. Rakibin de davranış kalıplarını dikkate alarak, etkileşimli karar
olanağı sağlayan oyun kuramı her şeyden önce bir düşünce şekli olarak karar
vericiye ilginç ipuçları ve yaklaşımlar kazandırabilmektedir. Finansal karar
vermenin oyun kuramı mantığı ile incelenmesi çalışmamızın temel konusunu
oluşturmaktadır. Çok sayıda ölçülebilen ve ölçülemeyen sosyoekonomik değişkenin
etkisinde kalan finansal kararlarda, bunların etkilerinin karar modellerine
yansıtılma zorlukları en azından farklı bir yaklaşım olarak oyun kuramını daha
da ilginç hale getirmektedir.
Rakibin
hangi stratejiyi ne kadar sıklıkla oynayacağı önceden bilinmediği, bu anlamda
tam bir belirsizliğin bulunduğu ortamlarda riski minimize edecek şekilde elde
edilebilecek en iyi geliri veren oyun kuramı; belirsizlik ve riskin bulunduğu
finansal piyasalar için de ilginç ipuçları ve sonuçlar sağlayabilir.
Burada
oyun yatırımcının piyasaya karşı oynadığı oyun olarak düşünülebilir. Yani,
piyasa sahip olduğu bütün özellikleriyle doğayı temsil etmektedir(Friedmann,
1997,s.6). Oyun doğaya (ya da piyasaya) karşı oynanan tek kişilik sıfır
toplamlı oyundur(Shubik,1989,s.433). Piyasa herhangi bir dönemde sahip olduğu
sonsuz sayıdaki stratejiden herhangi bir j ‘inci stratejisini oynayarak
finansal varlıklara belli getiriler sağlamaktadır. Bu getirilerin pozitif
olması, elinde finansal varlık bulunduran yatırımcı için kazancı, negatif
olması zararı, sıfır olması ilgili dönemde finansal varlığın kazanç ya da kayıp
sağlamadığını ifade etmektedir. Doğaya karşı oynanan oyunlarda olduğu gibi
satırlarda yatırımcının alternatif stratejileri, kolonlarda yıllar (doğanın
stratejileri) olacak şekilde ödemeler matrisi oluşturulabilir. Oyun matrisi
çözüme alındığında; “doğa hangi stratejiyi oynarsa oynasın yatırımcı minimum
riskle elde edebileceği en kötü gelirler arasından, en iyisini kazanabilmek
için hangi finansal varlığı satın almalıdır?” sorusunun yanıtı elde
edilecektir. Kuşkusuz, piyasa, yatırımcısına karşı bir oyuncu mantığıyla
davranmamaktadır. Ancak, burada piyasanın sanki kendi kasasından çıkacakmış
gibi düşünerek yatırımcısını yıkmak, yok etmek istercesine davrandığı
düşünülecektir. Bu yaklaşımla maksimin stratejilere göre çözüm
yapılacaktır(İntrilogator, 1971, s.133). Böylelikle piyasanın kendince rasyonel
davranmayıp yatırımcı için en kötü stratejileri oynamaması halinde yatırımcının
elde edeceği gelir oyun değerinden az değil fazla olacaktır. Bir başka deyişle
oyunun değeri yatırımcının sağlayacağı en düşük getiriyi belirlemekte, sonuç
olarak yatırımcı oyunun değerinden daha büyük bir getiri sağlama olanağına
sahip bulunmaktadır (Özdil, 1998, s.90).
3.1-) Oyunun Varsayımları
Ödemeler
matrisi oluşturularak oyunun çözümünde gerek hesaplama yetersizlikleri, gerekse
sağlıklı veri elde etmedeki zorluklar nedeniyle bazı basitleştirici
varsayımlara gerek duyulmuştur. Bu varsayımlar aşağıdaki gibi
özetlenebilir(Özdil, 1998, s.91).
a) Yatırımcının en kısa yatırım
döneminin 1 ay olduğu varsayılmaktadır. Yani yatırımcı satın aldığı herhangi
bir finansal varlığı en az 1 ay elinde tutacaktır. Bu süre içerisinde elinde
tuttuğu finansal varlığın getiri değişimlerinden yararlanma olanağı
bulunmamaktadır. İlgili finansal varlığın en kısa süre 1 aydan daha fazla elde
tutulup tutulmayacağı sorusunun yanıtı modelin çözümüyle elde edilecektir.
Burada en az elde tutma süresinin 1 ay olması optimallikten uzak uzun bir süre
gibi düşünülebilir, ya da bu sürenin neden 2 ay, 3 ay veya 1 hafta, 2 hafta
olmadığı sorusu gündeme gelebilir. Bu sorunun yanıtı modelin işleyiş mantığında
yatmaktadır. Model, uygun veriler elde edilebiliyorsa sürenin olabildiğince kısa
tutulması ilkesine dayanmaktadır. Örneğin 1 günlük verilerle çözüm yapıldığında
finansal varlığın en az elde tutulma süresi 1 gün olacaktır. Modelin
çözülmesiyle 1 günden daha uzun sürelerle elde tutulup tutulmayacağına karar
verilmiş olacaktır. 1 aylık sürelerle dahi, finansal varlığın değiştirilmeyip,
2 ya da 3 ay üst üste korunması gerektiği sonucu elde edilebilir.
b) Oyunda gelir elde etmek
isteyen yatırımcının elindeki fonları İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda
(İMKB) seçilmiş Arçelik, Migros, Bağfaş, İş-C ve Çimentaş hisse senetlerine
yatırarak değerlendireceği düşünülmüştür. Elbette bu beş hisse senedi yerine
daha çok sayıda ve farklı hisse senetleri de alınabilirdi. Bu durumda kuşkusuz
sadece oyun matrisi büyüyecek ve çözüm süresi daha da uzayacaktır.
c) Piyasanın stratejilerinin
tanımlandığı dönem olarak 1993-2000 yılları alınmıştır. Bu yıllara ilişkin her
ay için seçilmiş beş hisse senedinin bir önceki aya göre net getirileri
hesaplanarak strateji sonuçlarını yansıtan ödeme değerleri hesaplanmıştır. Burada
son sekiz yılın güvenilir sonuçlar elde edilebilmesi bakımından yeterli olacağı
düşünülmektedir.
d) Oyunda piyasanın (doğanın)
stratejilerinin tanımlandığı 1993-2000 dönemindeki yapının gelecek dönemlerde
de aynen tekrarlanacağı varsayılmaktadır.
Bu varsayımlar ışığında
piyasa ve yatırımcı için olası stratejiler belirlenerek her ay için ödemeler
matrisi oluşturulmakta, bunların doğrusal programlama modeline dönüştürülerek
çözümüyle her ay için ayrı ayrı 1 TL.nin ne kadarının hangi hisse senedine
yatırılması gerektiğine karar verilmektedir.
3.2-) Oyunun Stratejileri
Burada oyun, yatırımcının
piyasaya karşı oynadığı bir oyun olarak düşünüldüğünden doğaya karşı iki
kişilik sıfır toplamlı oyun olarak formüle edilmektedir. Dolayısıyla, bir yanda
yatırımcının olası stratejileri, diğer yanda piyasanın (doğanın) olası
stratejileri vardır.
Her
türlü etkiyi ve değişkeni içinde barındıran piyasanın sonsuz sayıda stratejisi
vardır. Örneğin, döviz kurlarının belli dönemde aşırı yükselmesi, faiz
oranlarının düşmesi ya da istikrarsızlığı, borsa endeksindeki ani değişimlerin
hepsi birer strateji olarak düşünülebilir. Hatta bunların birbirini
etkilemeleri de söz konusu olabilir. Örneğin, döviz kurları ve faizlerdeki
azalışlar fonların borsaya yönelmesi
nedeniyle endeksin artmasına yol açarak endeks getirisini arttırabilir.
Bu anlamda bir çok
değişkenin bileşiminden oluşan ara stratejiler ya da strateji kombinasyonları
da tanımlanabilir. Kuşkusuz bunların somut, net olarak ortaya konması ve
açıklanması oldukça zor, hatta olanaksızdır. Ancak bütün bu etkileşimin bir
sonucu vardır. Bu etkileşim belirli bir dönemde gerçekleşir ve ilgili finansal
varlığın değerine yansır. İlgili stratejilerin uygulanmasıyla elde edilen
sonuç, ödeme değeri olarak ortaya çıkmaktadır. Böylelikle ilgili yıllarda ve
dönemlerde seçilmiş hisse senetlerinin fiyatlarındaki net artış değerleri
piyasa stratejilerinin sonuçlarını tanımlayarak, aynı zamanda ödeme değerlerini
vermektedir. Örneğin, 1994 yılı Aralık ayı Arçelik hisse senedinin getirisinin
-0.07 olması piyasanın o dönemde Arçelik hisse senedine yatırım yapan
yatırımcısını zarara uğratma ya da kendisi için kazanç elde etme stratejisini
benimsemesi olarak düşünülebilir.
Yapılan
varsayımlar doğrultusunda yatırımcının stratejileri aşağıdaki gibi
belirtilebilir.
1
no.lu strateji; ARÇELİK; İlgili dönemde ,
elindeki fonları Arçelik hisse senedine yatırmak.
2
no.lu strateji; MİGROS; İlgili dönemde elindeki fonları Migros hisse senedine
yatırmak.
3
no.lu strateji; İŞ-C; İlgili dönemde elindeki fonları İş-C hisse senedine
yatırmak.
4
no.lu strateji; BAĞFAŞ; İlgili dönemde elindeki fonları Bağfaş hisse senedine
yatırmak.
5
no.lu strateji; ÇİMENTAŞ; İlgili dönemde elindeki fonları Çimentaş hisse
senedine yatırmak.
Yatırımcı bu stratejilerle her
bir hisse senedinin getirisi oranında gelir elde edecektir. Yatırımcının
bunlardan kaynaklanan gelir fonksiyonu aşağıdaki gibi olacaktır.
Y
= f (ARÇELİK, MİGROS, İŞ-C, BAĞFAŞ, ÇİMENTAŞ)
Yatırımcı, piyasanın
kendisine en acımasız şekilde davranacağını varsayarak, olası en düşük gelirler
içerisinden en yükseğini sağlayacak strateji setini belirlemeye çalışmaktadır.
3.3-) Ödemeler Matrislerinin Oluşturulması
Hisse senetlerinin en az
elde tutulma süreleri 1 ay olarak kabul edildiğinden, her ay için ayrı bir
ödeme matrisi düzenlenmektedir. Piyasa halleri kolon olarak, yatırımcının
stratejileri satır olarak matriste yer almaktadır. Böylelikle Ocak, Şubat,
Mart, . . . , Aralık ayına kadar her ay için kolonlarda 1993, 1994, 1995, . . .
, 2000’e kadar yıllar, satırlarda ise Arçelik, Migros,İş-C, Bağfaş ve Çimentaş olarak yatırımcının stratejileri
yer almaktadır.
Matristeki ödeme
değerlerinin hesaplanması ise, her bir finansal varlığın bir önceki döneme göre
değişim oranları hesaplanarak bu orana anapara anlamında +1 eklenmek suretiyle
yapılmıştır. Böylelikle 1’den büyük katsayılarda yatırımcı için kazanç, 1’den küçük katsayılarda ise kayıp vardır.
Örneğin piyasanın 2000 yılı
Nisan ayı Bağfaş hisse senediyle ilgili stratejisi sonucunda ortaya çıkan ödeme
değeri 1.26 aşağıdaki gibi hesaplanmaktadır.
2000 yılı Mart ayı sonunda
Bağfaş hisse senedinin kapanış fiyatı 28.003 TL. iken, Nisan ayı sonunda
piyasada oluşan kapanış fiyatı 35.372 TL.dir. Bu değerlere göre Bağfaş’ın Nisan
ayı getirisi, (35.372 – 28.003) / 28003 = 0,2632 olmaktadır. Bu değere
anaparayı ifade etmek üzere 1 eklediğimizde 1 + 0.2632 = 1,2632 olarak ödeme
değeri hesaplanmaktadır. Böylelikle doğa yatırımcıya 1,2632 TL. ödemede
bulunmakta ve yatırımcının ay başındaki 1 TL.’si 1,2632 TL.’ye ulaşmaktadır. Seçilmiş hisse
senetlerinin ödeme değerleri İMKB verilerinden yararlanılarak ay sonu
değerleriyle yukarıda açıklandığı gibi hesaplanmıştır. Ay sonu değerlerinin
kullanılma nedeni, portföyün ancak ay sonunda boşaltılabiliyor olmasıdır.
Açıklandığı
gibi hesaplanan ödeme değerleri ile Ocak ayı için oluşturulmuş ödemeler matrisi
aşağıda tablo halinde sunulmaktadır. Bu matrislerin ayrı ayrı çözüme
alınmalarıyla her ay için riski minimize eden, olası en kötü gelirlerden en
yükseğini belirleyen optimal portföy bileşimi elde edilmiş olacaktır.
|
Tablo 1:
OCAK AYI ÖDEMELER MATRİSİ |
|||||||||
|
YATIRMCI |
PİYASA
HALLERİ |
||||||||
|
STRATEJİLERİ |
|
1993 |
1994 |
1995 |
1996 |
1997 |
1998 |
1999 |
2000 |
|
ARÇELİK |
Y1 |
1,02 |
1,10 |
0,87 |
1,30 |
2,09 |
0,97 |
0,73 |
0,97 |
|
MİGROS |
Y2 |
1,25 |
1,00 |
0,99 |
1,35 |
1,15 |
1,05 |
1,05 |
1,24 |
|
İŞC |
Y3 |
1,07 |
0,83 |
0,97 |
1,13 |
1,76 |
0,99 |
0,96 |
1,00 |
|
BAGFAŞ |
Y4 |
1,13 |
0,76 |
0,95 |
1,20 |
1,45 |
1,19 |
0,88 |
1,32 |
|
ÇİMENTAŞ |
Y5 |
1,35 |
0,84 |
0,94 |
1,06 |
1,40 |
1,29 |
1,02 |
1,20 |
3.4-) Oyunun Doğrusal Programlama Modeline Dönüştürülmesi : Simpleks Yöntemle Çözüm
Oluşturulmuş ödeme
matrislerinin çözümü doğrusal programlama yöntemiyle yapılabilir. Bunun için
oyun matrislerinin doğrusal programlama modeli haline dönüştürülmesi gerekmektedir.
Ocak ayı için ödeme matrisi değerlerinden yola çıkılarak model aşağıdaki gibi oluşturulabilir.
Burada
doğanın hangi stratejiyi oynayacağını bilmeyen yatırımcı, Y1 olasılığıyla
Arçelik hisse senedine, Y2 olasılığıyla Migros hisse senedine, Y3
olasılığıyla İş-C hisse senedine, Y4 olasılığıyla Bağfaş hisse
senedine ve Y5 olasılığıyla da Çimentaş hisse senedine yatırım yapma
stratejilerini oynayacaktır. Piyasanın 1993 yılı stratejisini oynaması halinde
yatırımcının beklenen kazancı;
1,02Y1+1,25Y2+1,07Y3+1,13Y4+1,35Y5
toplamı kadar olacaktır. Yatırımcı bu beklenen
kazancını oyun değeri V’ye eşit ya da ondan büyük yapmaya çalışacaktır. Bu
durumda beklenen gelir eşitsizlik olarak,
1,02Y1+1,25Y2+1,07Y3+1,13Y4+1,35Y5 ³ V
şeklinde olacaktır. Diğer yıllar için de beklenen
kazançlar eşitsizlik olarak yazılabilir;
1994 yılı için 1,10Y1+1,00Y2+0,83Y3+0,76Y4
+0,84Y5 ³ V
1995 yılı için 0,87Y1+0,99Y2+0,97Y3+0,95Y4
+0,94Y5 ³ V
1996 yılı için 1,30Y1+1,35Y2+1,13Y3+1,20Y4
+1,06Y5 ³ V
1997 yılı için 2,09Y1+1,15Y2+1,76Y3+1,45Y4
+1,40Y5 ³ V
1998 yılı için 0,97Y1+1,05Y2+0,99Y3+1,19Y4
+1,29Y5 ³ V
1999 yılı için 0,73Y1+1,05Y2+0,96Y3+0,88Y4
+1,02Y5 ³ V
2000 yılı için 0,97Y1+1.24Y2+1.00Y3+1.32Y4
+1,20Y5 ³ V
Ayrıca olasılıklar toplamı
Y1+Y2+Y3+Y4
+Y5 =1
olmaktadır. Bütün eşitsizliklerin her iki yanı V’ ye
bölünüp, Yi’ = Yi / V dönüşümü yapıldığında,
1,02Y’1+1,25Y’2+1,07Y’3+1,13Y’4+1,35Y’5 ³1
1,10Y’1+1,00Y’2+0,83Y’3+0,76Y’4
+0,84Y’5 ³ 1
0,87Y’1+0,99Y’2+0,97Y’3+0,95Y’4
+0,94Y’5 ³ 1
1,30Y’1+1,35Y’2+1,13Y’3+1,20’Y4
+1,06’Y5 ³ 1
2,09Y’1+1,15Y’2+1,76Y’3+1,45Y’4
+1,40Y’5 ³ 1
0,97Y’1+1,05Y’2+0,99Y’3+1,19Y’4
+1,29Y’5 ³ 1
0,73Y’1+1,05Y’2+0,96Y’3+0,88Y’4
+1,02Y’5 ³ 1
0,97Y’1+1.24Y’2+1.00Y’3+1.32Y’4
+1,20Y’5 ³ 1
ve
Y1’+Y2’+Y3’+Y4’+Y’5 =1/V
elde edilecektir. Yatırımcının oyun değerini (V’yi)
maksimize etmek istemesi 1/V’yi minimize etmek istemesiyle eş anlamlıdır. Bu
durumda, amaç denklemi,
Min Z = (1/V) = Y1’+Y2’+Y3’+Y4’+Y’5
olmakta, olasılıklar negatif olamayacağından,
pozitiflik koşulu olarak,
Y1’³0 , Y2’³0 , Y3’³0 , Y4’³0 , Y5’ ³ 0
yazılmalıdır. Bu şekilde oluşturulan doğrusal
programlama modeli simpleks yöntemle çözüme alındığında, optimal çözüm
aşağıdaki gibi elde edilmektedir.
|
HİSSE |
Y'i |
Yi |
|
SENETLERİ |
|
|
|
ARÇELİK |
0 |
0 |
|
MİGROS |
1,013707 |
1 |
|
İŞC |
0 |
0 |
|
BAGFAŞ |
0 |
0 |
|
ÇİMENTAŞ |
0 |
0 |
|
Z = 1 / V |
1,013707 |
|
|
OYUN DEĞERİ (V) |
0,986479 |
|
1/V =
1,013707 Þ V = 0,986479
Y1’
= Y1 / 1,013707 = 0 Þ Y1 = 0
Y2’
= Y2 / 1,013707 = 1 Þ Y2 = 1
Y3’
= Y3 / 1,013707 = 0 Þ Y3 = 0
Y4’
= Y4 / 1,013707 = 0 Þ Y4 = 0
Y5’ = Y5 / 1,013707 = 0 Þ Y5 = 0
olmaktadır.
Burada elde edilen çözüm
vektörü
Yi
= [0 , 1 , 0 , 0]
, V = 0,986479
şeklinde elde edilmektedir. Optimal çözüm tam
strateji vermiştir.Yani çözümde, yılın Ocak ayında eldeki fonun tamamının
migros hisse senedine yatırılması önerilmektedir. Burada çözüm sonuçlarının
aslında bir olasılık olduğu unutulmamalıdır. Eğer çözüm karma strateji verseydi
o zaman, eldeki fonların olasılık kadarlık kısmının ilgili stratejiye ayrılması
şeklinde düşünmek daha uygun olacaktı.Nitekim diğer aylara ilişkin yapılan
çözümlerdeki optimal portföylerde karma stratejili sonuçlar da elde edilmiştir.
Benzer şekilde Şubat, Mart, Nisan, . . . , Aralık ayları için de ödeme
değerlerinden yararlanılarak doğrusal programlama ile çözüm değerleri
hesaplanmış, böylelikle her ay için riski minimize eden optimal portföy
kompozisyonu elde edilmiştir.
|
Tablo 2. AYLIK PORTFÖYLER |
|||||
|
YATIRIM
SEÇENEKLERİ |
|||||
|
AYLAR |
ARÇELİK |
MİGROS |
İŞC |
BAĞFAŞ |
ÇİMENTAŞ |
|
OCAK |
0,00 |
1,00 |
0,00 |
0,00 |
0,00 |
|
ŞUBAT |
0,78 |
0,00 |
0,00 |
0,00 |
0,22 |
|
MART |
0,00 |
0,00 |
0,06 |
0,32 |
0,62 |
|
NİSAN |
0,00 |
0,92 |
0,08 |
0,00 |
0,00 |
|
MAYIS |
0,00 |
0,00 |
0,09 |
0,00 |
0,91 |
|
HAZİRAN |
0,82 |
||||